Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in işçi ölümü verileri AKP’nin yolsuzluklarına benziyor
Çalışma Bakanı Faruk Çelik kıdem tazminatı tasarısına toplumsal muhalefeti ikna edememiş olmanın üzgünlüğü ile bir açıklama yapıyor ve o açıklamada işçi ölümlerinde denetimi güçlendirdiklerini, ölümlerde azalma sağladıklarını söylüyor. “Daha önce 100 işçiden 17 işçi hayatını kaybederken, şimdi 100 işçiden 7'si hayatını kaybediyormuş”. “İş kazalarındaki ölümler azaldı ama bunu yeterli bulmuyoruz.” diyor.
İşçi Ölümlerine Son Platformu olarak Çalışma Bakanı’na soruyoruz:
Platformumuz hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na, hem Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK)’na, başvuruda bulunmuş, işçi ölümleri ile ilgili elerinde bir veri var mı sormuş, yok ise tutulması gerektiğini belirtmiş, tüm eylem ve açıklamalarında da kamuoyuna duyurmuştur. Ancak ne bakanlık ne de bu devletin istatistik kurumu işçi ölümleri ile ilgi ellerinde bir veri olmadığını, bu oranların bilinemediğini bizlere bildirmiş bulunmaktadır. Şimdi bakanımız çıkmış, işçi ölümleri önceden %17 idi, şimdi %7’ye indi diyor.
Bakanlık verilere nereden ulaştığını açıklasın!
Her geçen gün inşaattan düşen, elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden, kapatılmış maden ocaklarında bile hayatını kaybeden işçi ölümü haberlerini artarak almaya devam ediyoruz. Her işçi ölümü haberi tüm kamuoyunda “yine 1 işçi öldü” diye verilirken, Faruk Çelik hangi verilere bağlı olarak bize azaldığını açıklıyor? O veriler nerede tutuluyor? O verileri neden bizler göremiyoruz?
Bizim verilerimiz Bakanlığın verileri gibi değil!
Geçtiğimiz ay sonuçlanan Teksan Davası’nda ölen 4 genç işçinin katillerine 4- 6 yıl ceza verdiniz.
“Gereken neyse yapılacak” diye bizzat açıklama yaptınız, ancak 1 yıldır devam eden Esenyurt’ta ölen 11 işçinin davasında bir tutuklu bile yok!
Zonguldak’ta patronuna 1 yıl ceza verdiğiniz, kapatılma kararı olan ancak buna rağmen işletilmeye devam ettiği için 3 işçinin daha ölmesine sebep olan maden ocakları için hiçbir açıklama yapmadınız! O maden ocaklarından işçi ölümü haberi gelmeyen bir tek günümüz bile yok!
İnşaat sektöründe dakikada ölen işçileri biz bile takip edemiyoruz. Çünkü büyük oranda gizleniyor. Siz de gizlenmesine göz yumuyorsunuz.
Siz hala işçi ölümlerini önlemek için çalıştığınızı mı iddia ediyorsunuz?
İşçi ölümleri önlenebilir! Peki, siz önlemek için ne yaptınız?
İşçi ölümlerinin neredeyse tamamında güvenlik önlemleriyle önlemek mümkünken, bu patronlar neden bu önlemleri uygulamıyor sizce? Çünkü sizin mahkemeleriniz önlem almayan patronları değil, ölen işçileri suçluyor. Bir tek dava da bile patronlara hak ettiği cezaları vermediniz, bu mahkemeleri takip etmediniz, şimdi çok çalıştığınızı iddia ediyorsunuz!
Taşeronla mücadele ettiğinizi iddia ediyorsunuz ancak, her gün taşerona devredilen binlerce kurumda ölen işçilerin haberlerini dahi alamıyoruz. Her gün işçilerin ölmesinin önünü açıyorsunuz. Taşeronla ölümleri meşrulaştırıyorsunuz, “kaza” diyorsunuz. Açıkladığınız “bildirim zorunluluğu getirdik” dediğiniz zorunluluk nerede, nasıl uygulanıyor? Bu zorunluluk kimleri kapsıyor? Kimler bu zorunluluğa uyuyor?
Bu bildirimi yapmayan, önlem almayan patronlara ceza verilmiyor, bu nasıl bir zorunluluktır? Açıklayın!
Yolsuzluklarınız gibi gerçek verileri de saklayamayacaksınız!
Yalandan verilerinizi kabul etmiyoruz! Gerçek verileri açıklamak zorundasınız. Bu bakanlık ‘Çalışmadan ve Sosyal Güvenlik’ten sorumluysa, çıkıp işçi ölümlerinin oranlarını ve ölen işçiler için ne yaptığını açıklamalıdır. Bu verileri nereden aldığını açıklamalıdır. Bakanlık bu verileri takip etmeli ve kamuoyu ile paylaşmalıdır.
Daha bu verilere bile sahip olmayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının açıklamasını kabul etmiyoruz. Bizim ulaşamadığımız verileri de veri olarak kabul etmiyoruz.
Küçük Ahmet’in elleri yakanızda!
2012’nin Mart ayında Esenyurt’ta göz göre ölen 11 işçiyi hatırlıyor musunuz? Hani bu işçiler neden o konteynırlarda kalıyordu, elektrik kaçağı defalarca görülmüşken yangın çıkana kadar bu bakanlık, bu şirket neredeydi sorusunu cevaplamadığınız Esenyurt faciasını hatırlıyor musunuz? O yangın çıktığında daha dünyaya bile gelmemiş olan, annesinin karnında babası Ahmet Yağal’ı kaybeden bir küçük Ahmet vardı hatırlıyor musunuz? Küçük Ahmet hiç göremeden ölen babasının mahkemelerinin her birini takip ediyor şimdi, hiçbir tutuklusu olmayan o mahkemeden hesap soracak unutmayın.
Küçük Ahmet’in elleri yakanızda unutmayın!
Ölen işçilerin hesabını soranların elleri yakanızda unutmayın!