2009 SGK İstatistikleri’ne bir göz attığımızda; örneğin, yıl boyunca kömür ve linyit çıkarma işinde sadece 3 işçi hayatını kaybetmiştir. Oysa aynı yılın Aralık ayında Bükköy Madencilik’te meydana gelen grizu patlamasında 19 maden işçisi yaşamını yitirmiştir. Yine İstatistiklere göre inşaatlarda dış cephe çalışmasında gerçekleşen kazalarda hiç ölüm olmamıştır. Ancak Sendika.Org internet sitesinin o yıl için tuttuğu iş kazaları istatistiklerine baktığımızda dış cepheden düşerek hayatını kaybeden birçok inşaat işçisi bulunmaktadır.

Bakan Faruk Çelik’in açıklamalarının diğer kısmını ise işçi sağlığı ve iş güvenliği ‘açılımı’ oluşturuyor: “19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi, iş sağlığı ve güvenliği açısından kritik önemi olan ürünlerin Türkiye’de tanıtılması; Türk üreticilerin kendini uluslararası arenada göstermesi ve iş sağlığı ve güvenliği alanında kamunun bilinçlenmesi için düzenlenen büyük çaplı bir etkinliktir. Bakanlığımızın vatandaşlarımıza olan sorumluluğu çerçevesinde düzenlenecek etkinlikte, salt bir pazarlama faaliyeti olarak organizasyonun önüne geçilecek; iş sağlığı ve güvenliği konusunda toplumun bilinçlenmesini sağlayarak çalışanların refah ve güvenliğini artıran iş ortamlarının oluşturulmasıyla ilgili son yenilikleri tartışmak için sektörün kanaat önderleri de biraraya gelecektir. MÜSİAD, TUSKON ve TİSK gibi ulusal anlamda önde gelen sivil toplum kuruluşlarının desteklediği bu fuar, 2010 Dünya Kültür Başkenti İstanbul’un, uluslararası camiada ne kadar önemli bir merkez olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.”

Bu açıklamalar son bir yıldır yapılan düzenlemelerle işçi sağlığı ve güvenliğinde devletin görevini zayıflatan uygulamaların bir sonucu olduğu gibi alanın da kar getiren bir sektör haline getirilmesinin ve adımları atacak aktörlerin ilan edilmesinden başka bir şey değildir. Reform ya da yenilenme adıyla çıkarılan ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği’, takiben ‘Torba Yasa’ uygulaması ve şimdilerde hemen her gün dile getirilen ‘Ulusal İstihdam Stratejisi’; esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması, kıdem tazminatının kaldırılması, bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmesini hedefliyor. İşçi sınıfı güvencesizleştiriliyor. Diğer yandan ‘ulusal anlamda önde gelen sivil toplum kuruluşları’ olarak adı geçen MÜSİAD, TUSKON ve TİSK ise bu sürecin uygulayıcısı olarak öne çıkıyor. Özellikle ‘İslami sermaye’ olarak tanınan MÜSİAD ve TUSKON’un isimlerinin öne çıkması uluslararası sermaye ile entegrasyon sürecinde gösterdikleri performans sonucu oluşuyor.

Güvenli Çalışma

" /> AKP iktidarının iş sağlığı ve güvenliği ‘açılım’ı sürüyor… - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

AKP iktidarının iş sağlığı ve güvenliği ‘açılım’ı sürüyor…

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 11-15 Eylül’de Sütlüce Kongre Merkezi’nde yapılacak olan 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi öncesi Vilayetler Evi’nde Ankara’da bulunan yabancı ülkelerin büyükelçileriyle biraraya geldi. Çelik konuşmasında 2009 Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İstatistikleri’ne atıfta bulunarak Türkiye’de iş kazası oranının yüzde 33, ölüm oranının yüzde 17 azaldığını ve meslek hastalığı sayısının sadece 429 olduğunu söylerken iş kazaları sonucu 1171 işçinin hayatını kaybettiğini ifade etti.

Veri alınan resmi istatistiklere bakılırsa Türkiye’de çocuk işçiliği, tarım işçiliği, kadın işçiliği, angarya vb. alanlarda iyileşmeler var. Oysa çok derin olmayan bir basın taraması bile resmi istatistiklerin ve resmi söylemin gerçeklerle uyuşmadığını ortaya koyuyor. SGK düzelmeden bahsetse de, çocuk işçi ölümleri kötüye gidiyor, tarım işçileri yollarda ölüyor, inşaat işçileri yüksekten düşüyor, Eti Gümüş işçileri ağır metal kirlenmesine maruz kalıyor… (Gerek internet sitemiz www.guvenlicalisma.org gerekse e-bültenimiz “Yangın Kulesi” incelendiğinde bu gerçekler görülebilir.)