DİH iş cinayetleri raporunu açıkladı ve işçi hakları konulu söyleşi yaptı

Türkiye’de iş kazaları denilen cinayetlerde her yıl binlerce insan katlediliyor, sakat kalıyor. Bunun adına da iş kazası deniyor. İş kazası diye bir şey yoktur. Patronların iş güvenliği önlemlerini almaması nedeniyle işçilerin katledilmesinden başka bir şey yoktur. İş güvenliği önlemleri eksiksiz alınsa iş cinayetlerinin % 95’ini önlemek mümkündür. Ancak iktidar iş kazalarında (!) işçilerin katledilmesini kader, alın yazısı olarak göstermeye çalışıyor.
 
Devrimci İşçi Hareketi 2013 yılına ait iş cinayetleri ( kazaları ) raporunu açıkladı.
 
Kıraç – Kuruçeşme’de yapılan açıklamaya 50 kadar işçi katıldı. Kuruçeşme Marmaris Büfe önünde toplanan kitle pankartlar ve sloganlarla mahalle içine yürüdü. “İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız, Direne direne kazanacağız, Taşeron sistemini cehenneme gömeceğiz” sloganlarının atıldığı yürüyüşe direnişte olan Goldaş işçileri de destek verdi. Goldaş işçileriyle dayanışma amaçlı “ Goldaş işçisi yalnız değildir, Yaşasın Goldaş direnişimiz“ sloganları da hep bir ağızdan atıldı.
 
Mahalle içinde yapılan yürüyüşten sonra panelin yapılacağı kafeterya önüne gelindi ve 2013 yılı iş kazalarına (!) – cinayetlerine ait rapor okundu. Raporun okunmasından sonra panelin yapılacağı kafeteryaya geçildi ve panel başladı. Panelin konusu işçi olarak haklarımızdı. Yaklaşık 100 kadar izleyicinin izlediği panelde konuşmacı olarak Türkan Albayrak, Av. Behiç AŞCI, Av. Süleyman Gökten vardı.
 
İlk olarak Türkan Albayrak konuştu. Türkan Albayrak kendi direnişini anlattı. Direnmek ve kazanmak için sayının önemli olmadığını, kendisinin tek başına direnerek kazandığını vurgulayan Türkan Albayrak önemli olanın ısrar ve kararlılık olduğunu söyledi.
 
Ardından avukatlar işçilere kısaca haklarını anlattılar. İşçi hakları konusunun çok geniş bir konu olduğunu belirten avukatlar pratikte en çok karşılaşılan hak ihlalleri üzerinden işçilerin yasalarda yazılı haklarının neler olduğunu anlattılar. Sendikaların ve örgütlenmelerin işçilere haklarını anlatma, işçileri bilinçlendirme faaliyetlerinin olmadığını belirten avukatlar bundan dolayı patronların işçilerin haklarını gasp ettikleri halde bunu yasalmış gibi kabul ettirdiklerini vurguladılar. Örneğin haftalık çalışma süresinin yasada 45 saat olarak tespit edildiği, bu sürenin aşılması halinde fazla mesaiye gireceğini belirten avukatlar patronların pratikte bunu haftalık 60 saat olarak işçilere kabul ettirdiklerini, bunun da yasalara aykırı olduğunu belirttiler.
 
Panelin bundan sonrası işçilerle soru – cevap şeklinde geçti. İşçilerden gelen sorular şunlardı;
 
-Asgari geçim indirimi işçilere verilmeden patronlar tarafından nasıl gasp ediliyor?
-Patron işçiye ödemesi gereken ücretini kaç gün geciktirebilir?
-İşten çıkarılan bir işçi neler yapabilir?
-İş kazası geçiren bir işçi ne yapmalıdır?
-2 günlük rapor alan işçinin ücretini patron ödemezse ne yapmak gerekir?
-Pazar günleri çalıştırılmak yasal mıdır? Pazar günleri de çalıştırılan işçinin yapabileceği bir şey var mıdır?
 
Soru - cevap kısmının bitmesinden sonra Kazova işçilerinin direnişini anlatan belgesel izlendi. Saat 16.00’da başlayan program saat 20.00’da bitti.
 
Devrimci İşçi Hareketi tarafından okunan ve 2013 yılı iş kazalarına ait basın açıklaması ektedir…
 
Türkiye de her 6 dakikada bir iş kazası meydana gelmekte, her iki buçuk saatte bir 1 çalışan sakat kalmakta, her altı saatte 1 çalışan da hayatını kaybetmektedir. Dünyada ise her yıl 1,2 milyon insan iş cinayetlerinde ve meslek hastalıkları sonucu hayatını kaybetmektedir.
 
Bu tablo iş kazalarını değil cinayetleri anlatmaktadır. Tekeller, patronlar istedi diye iktidarlar ve günümüzde de AKP iktidarı iş güvenliği önlemlerini ortadan kaldırıyor. Patronlar için iş güvenliği maliyeti arttıran gereksiz bir harcama kalemi oldu. Tersanelerle işçilerin hayatı kum torbalarından daha ucuz. Bu nedenle işçiler sandalların denemelerinde kum torbası olarak kullanılıp katlediliyor.
 
Bu katliamlar kaderimiz değildir. İktidar bize şükretmemizi, sabretmemizi tavsiye ediyor. İş kazalarının kader olduğunu, alın yazısı olduğunu söylüyor. Yalan söylüyorlar. İş cinayetlerinde işçilerin binlerle ölmesinin nedeni patronların kar hırsıdır. Patronlar daha fazla kar edebilmek için iş güvenliği önlemlerine para harcamıyor. Türkiye’de iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin ölümlerinin % 95’i önlenebilir ölümlerdir. Alınması gereken iş güvenliği önlemleri alınmış olsa idi yukarıda belirttiğimiz istatistikteki rakamlar % 95 oranında azalacaktı. İşte biz bunun için iş kazası değil, cinayet diyoruz. İş cinayetlerinin Türkiye’de ve dünyadaki sayılarını göz önüne alarak cinayet değil katliam diyoruz.
 
Bu katliamların sorumlusu iş güvenliği önlemlerini almayan patronlar, onları koruyan, patronların karı artsın diye iş güvenliği önlemlerine ilişkin düzenlemeleri iptal eden AKP iktidarıdır. Kader diye kabul etmeyelim. Alın yazısı demeyelim.
 
Hayatımız için, sakat kalmamak için haklarımıza sahip çıkalım. Onlar bizim hayatımıza önem vermiyorlar. Biz onlar için sadece birer istatistik sayısıyız. Ama öyle değil.
 
Biz örgütlenip hakkımızı aramaya başladığımızda günlerini görecekler. Bugünümüz ve geleceğimiz ellerimizdedir. Birleşelim, örgütlenelim, mücadele edelim ve kazanalım.
 
DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ
 
İŞ KAZASI DEĞİL KATLİAM!
 
2013 yılında en az 1235 işçi yaşamını yitirdi. Katliam düzeyinde iş cinayetleri yaşandı.
 
7 Ocak’ta saat 11.20 sıralarında Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı Zonguldak Kozlu Müessese Müdürlüğü faaliyet sahası içinde bulunan ve - 630 kotunda açılmakta olan ana kat hazırlık galerisinde meydana gelen iş cinayetinde 8 maden işçisi can verdi...
 
30 Ocak’ta saat 10.45’te, Gaziantep 4 üncü Organize Sanayi Bölgesi’nde “Çeliğin hayat bulduğu yer!” sloganı ile faaliyet gösteren Güneydoğu Galvaniz fabrikasında buhar kazanında meydana gelen patlama sonucu 7 işçi can verdi…
 
11 Mayıs’ta yaşanan Hatay Reyhanlı katliamında 3 doktor ve 1 acil tıp teknisyeni can verdi...
 
22 Mayıs’ta Rize Fındıklı’da çay yüklü kamyonetin devrilmesi sonucu 4 İranlı kaçak işçi can verdi...
 
29 Mayıs’ta Adıyaman’da evlerine dönen tarım işçilerini taşıyan minibüs, lastiğinin patlaması nedeniyle kontrolden çıkarak taklalar atarak şarampole devrildi. 9 kadın tarım işçisi ve minibüs şoförü can verdi...
 
18 Haziran’da Muğla Milas Güllük Beldesi’nde Tepe-Akfen Su ve Kanalizasyon İşletmesi’nde çalışan 7 belediye işçisi zehirlenerek can verdi...
 
21 Haziran’da Afyon Volvadin Dişli Beldesi’nde 4 mevsimlik kiraz işçisi trafik kazası sonucu can verdi...
 
30 Eylül’de Sakarya Pamukova Hayrettin Köyü’nde bahçelerde ayva toplayacak işçileri taşıyan kamyonetin yoldan çıkarak takla atması ve ağaca çarptıktan sonra alev alması sonucu 8 kadın tarım işçisi can verdi...
 
5 Kasım’da Şanlıurfa Bozova’da tekstil işçilerini taşıyan minibüsün tekerleğinin patlaması sonucu 4’ü Suriyeli 7 işçi can verdi...
 
13 Aralık’ta Malatya Doğanşehir Gövdeli Beldesi Kapıdere Köyü’nde öğretmenleri taşıyan servis buzlanma nedeniyle tırla çarpıştı. 5 öğretmen can verdi...
 
23 Aralık’ta İzmir Tersanesi’nde havuzda bakımda olan TCG Değirmendere Römorkörü “Dalış” esnasında henüz bilinmeyen bir nedenle sağ tarafa yan yatmak suretiyle “alabora” oldu. 2’si işçi 8’i ise “asker elbiseli işçi” olmak üzere 10 emekçi can verdi...
 
28 Aralık’ta Antalya Alanya Karapınar Köyü’nde Kolin İnşaat’a ait HES işçilerini taşıyan servis buzlanma nedeniyle gölete uçtu. 8 işçi can verdi...
 
28 Aralık’ta Antalya’da akü işçilerini taşıyan servis sulama kanalına uçtu. 6 işçi can verdi...
 
AYLARA GÖRE İŞ CİNAYETLERİNİN DAĞILIMI
 
1235 iş cinayetinin aylara göre dağılımı şöyle...
 
Ocak ayında 81 işçi,
Şubat ayında 60 işçi,
Mart ayında 74 işçi,
Nisan ayında 74 işçi,
Mayıs ayında 114 işçi,
Haziran ayında 104 işçi,
Temmuz ayında 120 işçi,
Ağustos ayında 130 işçi,
Eylül ayında 124 işçi,
Ekim ayında 113 işçi,
Kasım ayında 129 işçi
Aralık ayında 112 işçi can verdi...
 
İŞKOLLARINA GÖRE İŞ CİNAYETLERİNİN DAĞILIMI
 
1235 iş cinayetinin işkollarına göre dağılımı şöyle...
 
İnşaat, Yol işkolunda 294 işçi;
Tarım, Orman işkolunda 198 emekçi;
Taşımacılık işkolunda 131 emekçi;
Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 95 emekçi;
Madencilik işkolunda 93 işçi;
Metal işkolunda 79 işçi;
Belediye, Genel İşler işkolunda 62 işçi;
Enerji işkolunda 44 işçi;
Tekstil, Deri işkolunda 36 işçi;
Savunma, Güvenlik işkolunda 36 emekçi;
Konaklama, Eğlence işkolunda 24 işçi;
Gıda, Şeker işkolunda 23 işçi;
Çimento, Toprak, Cam işkolunda 22 işçi;
Petro-Kimya, Lastik işkolunda 19 işçi;
Ağaç, Kâğıt işkolunda 19 işçi;
Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 18 işçi;
Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 15 emekçi;
Basın, Gazetecilik işkolunda 7 işçi;
İletişim işkolunda 4 işçi ve çalıştığı işkolunu belirlenemeyen 16 işçi can verdi...
 
YAŞ GRUPLARINA GÖRE İŞ CİNAYETLERİNİN DAĞILIMI
 
1235 iş cinayetinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle...
 
14 yaş ve altında 18 çocuk işçi;
15-17 yaş arasında 41 çocuk/genç işçi;
18-27 yaş arasında 249 işçi;
28-50 yaş arasında 594 işçi;
51 yaş ve üstünde 189 işçi ve yaşını öğrenemediğimiz 144 işçi can verdi.
 
ŞEHİRLERE GÖRE İŞ CİNAYETLERİNİN DAĞILIMI
 
Ülkemizde en çok iş cinayeti sanayinin merkezi olan İstanbul’da ve hemen her sektörde meydana gelmiştir.
 
Zonguldak ve Manisa’da maden;
Antalya’da konaklama;
Adana, Muğla, Aydın, Şanlıurfa ve Mersin’de tarım;
Gaziantep, Tekirdağ, Samsun, Malatya, Kayseri, Malatya’da organize sanayi; Bursa’da metal;
Kocaeli’nde kimya;
Konya’da gıda ve
İzmir’de tersane kazaları öne çıkmaktadır.
Mevsimlik tarım, inşaat, enerji, taşımacılık, belediye, ticaret ve eğitim işkollarındaki kazalar ise ülkemizin her şehrinde yaşanmaktadır.
 
1235 iş cinayetinin en çok yaşandığı şehirlerin dağılımı şöyle...
 
İstanbul’da 96 işçi,
İzmir’de 53 işçi,
Antalya’da 46 işçi,
Bursa’da 45 işçi,
Urfa’da 44 işçi,
Muğla’da 41 işçi,
Manisa’da 40 işçi,
Zonguldak’ta 38 işçi,
Kocaeli’nde 37 işçi,
Adana’da 36 işçi ve
Samsun’da 31 işçi can verdi...
 
BİR MEZAR TAŞI BİLE OLMAYAN İŞÇİLERİMİZ
 
Cuma Yıldırım, Turhan Gökhan, Halil Tatlı, Nail Yılmaz, Muhsin Koşan, Kemal Elmas, Adnan Demir, Aydoğan Polat, Mehmet İpek... 10 Şubat 2011’de Afşin-Elbistan’da meydana gelen göçükte 9 maden işçisi arkadaşımız hayatını kaybetmişti. Devlet ve Ciner Grubu cenazelerini 2 yıldır çıkarmadı…
 
Yine 24 Şubat 2012’de Kozan Gökdere Köprü Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin tünel kapağının patlaması sonucu 10 işçi arkadaşımız sulara kapılmıştı. Eyüp Altuntaş, Cumali Değirmenci, Erkan Yeğen, Erdal Demirelli ve Hasan Bolat’ın cenazelerine ulaşılmıştı. Ancak aradan 1 yıl geçmesine rağmen Devlet, EnerjiSA ve Cengiz-Özaltın Konsorsiyumu Latif Değirmenci, Mehmet Yılmaz, Veli Damaksız, Selahattin Aral ve Necmettin Karayiğit’in cenazelerini bulmadı ve aramalara son verildi…
 
2013 yılında yaşamını yitiren işçileri saygıyla anıyoruz!