'Kapitalizm Soma, sosyalizm yaşam hakkıdır' - Uğurcan Bayer

Maden Mühendisi Uğurcan Bayer: "Kar hırsı ile üretimden iş cinayetine, toplum ihtiyacı ile üretimden sağlıklı çalışma koşullarına varılır. Başka bir deyişle kapitalizm ile Soma faciasına, sosyalizm ile yaşam hakkına ulaşırsınız. Seçim sizin: YAMYAMLIK MI? İNSANLIK MI?"
 
Sovyetler'de devrimden hemen sonra tüm ücretli emekçiler için zorunlu sigorta getirildi. Sağlık ve güvenlik işlerinde olay sonrası tedaviye değil, olayı önlemeye öncelik verildi. Önleyici ve iyileştirici bütün işlemler ücretsiz hale getirildi. SSCB'de 1920'li yıllarda önleyici hizmetlere yüzde 60'lık sağlık bütçesi ayrılırken bu oran ABD'de yüzde 3,5 civarındaydı. 11 Kasım 1917'de çalışma süresi 8 saate, devrimin 10. yılında 7 saate indirildi. Ağır ve tehlikeli işkollarında çalışma süresi 4 saatti. Bugünün Türkiye'sinde birçok işkolunda kapitalizmin ilk zamanlarında uygulanan 13-14 saatlik iş saatleri mevcut. 1935 yılında SSCB'de 25 Meslek Hastalığı Enstitüsü bulunuyordu. Bu rakam 2014'te Türkiye'de sadece 3. SSCB Çalışma Bakanlığı lağvedildi, yetkileri sendikalara aktarıldı. 1975'de sendikaların İSG müfettişi sayısı 5 bin 500 iken, devletin 20 bin İSG müfettişi bulunuyordu. Türkiye'deki İSG müfettişi sayısı, 2014 itibariyle 800.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi Mühendis Komisyonu üyesi, Maden Mühendisi Uğurcan Bayer, Soma'nın ardından kapitalizmde ve sosyalizmde işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunu ele aldı. Bayer'in "Kapitalizm-Soma-Sosyalizm ve İnsanlık" başlıklı yazıyı şöyle:

"İnsanoğlu yüz bin yıllardır (yaklaşık 230 bin) devam eden yürüyüşünde kendine birçok kavram ve erdem çerçevesinde bir kültür oluşturmuştur. Oluşturulan bu kavramlardan biri de yaşam hakkıdır. Yaşam hakkı; evrensel bir ilke olarak canlı (karbon ve hidrojen içeren) her varlığın, sadece var olması sebebiyle ölüme mahkûm edilemeyeceğidir. Daha çıplak bir örnek verirsek, 13 Mayıs'ta Soma'da yüzlerce işçinin sırf yoksul olduğu ve çalışmak zorunda olduğu için katledilmesi, yaşam hakkının ihlalidir. Peki, doğal düşmanı (avlayıcısı) olmayan biz insanoğlu için bu yamyamlık normal midir? Tarihte de hep böyle mi olmuştur?

Başat olarak yaşam hakkını inceleyeceğimizden dolayı, "İş güvenliği" kavramı üzerinden ilerleyeceğiz (Biz bunu "İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği" olarak ifadelendiriyoruz). İş Güvenliği, kanunlarda ve literatürde iş "kaza"larını ve meslek hastalıklarını engellemek için yapılan sistematik çaba olarak geçer.¹ Bu tanımda içinde bulunduğumuz iktisadi sisteme bir atıf yoktur. Ancak niyetiniz ne olursa olsun yaşadığınız koşullardan bağımsız değilsinizdir. Bu nedenle verdiğimiz tanımın doğruluğunu değerlendirmek üzere kapitalizmin "iş güvenliği" ile imtihanına bir göz atmak gerekir.

16. yy'da gelişmeye başlayan kapitalizm, kar için üretim mantığıyla insanoğluna artı değer sömürüsü gibi bir kavram getirmiş ve işçileri 20 saatlere varan çalışma koşullarına tabi tutmuştur. Ancak aynı zamanda bu aşırı yorucu ve güvensiz koşullar işçilerin hastalıklardan, açlıktan, iş cinayetlerinden dolayı hayatlarını kaybetmesine yol açmıştır. İlk olarak 1880'li yıllarda Almanya'da işçilerin mücadelesi zorunlu sağlık sigortasını getirmiştir.² Burjuvazi ise bedelini ödememek istese bile, işçilerin 1 gün daha işe sağlıklı gelmesini ve 1 gün daha işçileri sömürmeyi istediği için buna ses çıkartmamıştır.

SİSTEMATİK BİLGİYİ ÜRETEN KAFA EMEKÇİLERİNİN DURUMU
Feodal çağlarda saraya hizmet veren hekim, mimar ve mühendisler toplum için bilimi "hayır işleri" sıfatı ile yapmışlardır. Kapitalist toplum yapısında ise bu disiplinler ücretli emek statüsüne kaymıştır. K.Marx ve F.Engels bunu Komünist Manifesto'da (1848) şu sözcüklerle ifade etmişlerdir: "Egemen burjuvazi, devleti kendi hizmetine sokmuş ve bütün yaşamı (toplumsal, ekonomik ve kültürel vb.) sermayenin çıkarlarına göre tekrar inşa etmeye başlamış, hekimi, avukatı rahibi, şairi, bilim insanını kendi ücretli işçileri haline getirmiştir." Şartların değişimi bu disiplinlere ait bilimin topluma ulaşmasını kolaylaştırdığı gibi, meslek erbaplarına da ağır çalışma yükü getirmiştir. Bu yüzdendir ki; bugün de bazı bilim insanları kendi günlük çıkarları için burjuvazinin yanında saf tutarken, çalışma koşullarına itiraz eden toplumcu bir taraf da işçi sınıfının yanında saf tutmaktadır.

ALTERNATİF?
Batı Avrupa'da işçi cinayetlerine kilisenin etkisiyle "kader" denirken, Kasım 1917 sonrasında Sovyetler Birliği'nde farklı bir durum yaşanmaktaydı. Bu farkı yaratan sistem anlayışının ve doğasının ta kendisiydi: Sosyalist bir ülkede "çalışmak" insanlar için hem bir hak hem de bir görevdir. İnsanın insan tarafından sömürülmemesi ilkesine dayanarak örgütlenmiş sosyalist toplumda insanların emeklerine el koymak yasaklandığı gibi; kira ve faiz gelirleri elde etme olanakları da ortadan kaldırılmıştır. Yani her insan çalışmak zorundadır. Bu durumda Sovyet hükümetine iki önemli yükümlülük düşmektedir: herkese iş sağlamak ve insanların çalışabilmeleri için sağlıklı olmalarını sağlamak.

İLKELERİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN NELER YAPMIŞTIR SOSYALİZM?
Devrimden hemen sonra 13 Kasım 1917 tarihinde tüm ücretli emekçiler için zorunlu sigorta getirilmiştir.³

Sağlık ve güvenlik işlerinde olay sonrası tedaviye değil, olayı önlemeye öncelik verilmiştir. Önleyici ve iyileştirici bütün işlemler ücretsizdir. SSCB'de 1920'li yıllarda önleyici hizmetlere yüzde 60'lık sağlık bütçesi ayrılırken bu oran ABD'de yüzde 3,5 civarındadır.⁴

11 Kasım 1917'de çalışma süresi 8 saate, devrimin onuncu yılında ise ücreti aynı kalmakla beraber 7 saate indirilmiştir. Gece vardiyası 6 saattir. Ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlar için de 6 saate, bazı işkolları (örn. Cıva sanayi) 4 saate indirilmiştir.⁵ Bugünün Türkiye'sinde ise neoliberal politikalarla beraber, birçok işkolunda esnek çalışma saatleri adı altında kapitalizmin ilk zamanlarında uygulanan 13-14 saatlik uzun ve yorucu iş saatleri vardır.
1935 yılında SSCB'de 25 Meslek Hastalığı Enstitüsü bulunmaktadır. Bu rakam 2014'te Türkiye Cumhuriyeti'nde sadece 3 tür.

Sendikalar işçi sağlığı iş güvenliği ve çalışma hayatında önemli bir rol oynamaktadır. SSCB Çalışma Bakanlığı lağvedilmiş yetkileri sendikalara aktarılmıştır. Sendikaların İSG Müfettişi sayısı 5 bin 500'dür, ayrıca devletin de 20 bin İSG Müfettişi vardır (1975).⁶ T.C.'deki İSG Müfettişi sayısı 800'dür (2014).