İşçi sağlığı ve güvenliğinin sermayenin güvenliğinden sıra bulamadığı ülkemizde birçok işçi cinayetinin önlenebilir olmasının yakıcı gerçekçiliğiyle 02 Ağustos günü Galatasaray Futbol Takımı’nın antrenmanından gelen spor muhabiri gazeteci işçi kardeşimiz Erkan Koyuncu’nun ölümüyle sarsıldık. Erkan Koyuncu, Galatasaray muhabirliğine yeni başlamış olup kapının tehlikesinden haberi yoktu. Futbolcuların ve yöneticilerin kullanmaktan çekindiği, imtina ettiği bu kapıdan yaşamları 30-40cmlik aralığa sıkışabilecek olan başlarıyla gazete muhabirleri antrenman saatini, sahasını öğrenmeye çalışmaktaydı. Erkan Koyuncu’nun ölümü birçok soruyu beraberinde getirmesiyle birlikte, çalışmaktan başka yaşama şansı olmayan işçi ve emekçilerinde yaşamına ışık tutmaktadır. Medya işçilerinin yaşamı, 3.5 ton aralığında ki cezaevi kapısı olarak tabir edilen “anti-terör” kapısına sıkıştırılmaktadır. Hiç şaşırmıyoruz!!!
Kapıyı silah olarak kullanabilen endüstriyel yöneticilik!!
Katil sıfatıyla anılan bu kapıdan endüstriyel futbolun kar kafasıyla çalışan yöneticilerinin verdiği muazzam karar ile sadece gazete muhabirleri ve mal (meta) geçmekteydi. Endüstriyel futbolun burjuva yöneticilerinin verdiği karar doğrultusunda gazete muhabirliği yapmakta olan işçinin yaşamı yok olmaktadır. Sınıf farkını çok uzakta aramaya gerek yoktur. Bir başka kapıdan girip çıkan burjuva yöneticiyle diğer kapıda kafası sıkışıp ölen gazeteci işçinin farkı ortadadır. Sınıf farkıdır.
Galatasaray Yöneticileri paçalarını kurtaramamalıdırlar!!
Galatasaray’lı yöneticilerin böyle birşeyden haberi var mıdır? Diye sormuyoruz bile. Güvenlikten sorumlu işçilere bu talimatı verenler onlardır. Biz bunu Hürriyet gazetesi muhabiri Adem Kabayel’in de aralarında bulunduğu gazeteciler ile Medya İletişim Direktörü olarak göreve başlayan Ali Kırca’nın basınla tanışmak amacıyla yaptığı toplantıda kapı ve güvenlik gündemiyle ilgili “Kapının çok az açıldığı, güvenlikçilerin tutumu tek tek anlatıldı. Eğer aldığı notlar Kırca’nın elinde duruyorsa bunu net olarak görecektir. Ama hiçbir şey değişmedi…” şeklinde yaptığı açıklamalardan anlıyoruz. 3.5 tonluk cezaevi kapısını ihtiyaç görerek gazete muhabirlerine antrenman sahalarını tutsak eden Galatasaray yöneticileri hesap vermelidir!!!
Taraftarların protestolarını önleyebilmek için kendilerine güvenlikli alanlar yaratabilmek adına hiçbir maliyetten kaçınmadan tonlarca ağırlıklı anti-terör kapıları kuran yöneticiler bizlerden bir sınıf kardeşimizi daha almıştır. Tıpkı İsrail’in Filistin’e ördüğü duvarlar gibi. Bu hesabı görmeden kapatamayız…
İşçi cinayetlerinin sorumluluğunu İş güvenliği uzmanlığı sıfatıyla patrona bağlı çalışan işçiye yükleyen kapitalist barbarlık sisteminde fiilen bir kamuoyu basıncı yaratılamazsa kapının kapanma düğmesine basan işçi tetikçi durumuna düşürülüp yargılanmasına bile gerek duyulmadan infaz edilecektir. Böyle bir yargılama sadece ve sadece başka işçi ve emekçinin tekrar tekrar ölümüne neden olacaktır. Başta spor basın işçileri olmak üzere tüm spor işçi ve emekçilerine çağrımızdır ve diyoruz ki: sizleri cezaevi kapılarında ölüme terk eden Galatasaray Spor Kulübü tam güvenlikli denetimli çalışma şartları sunana kadar; Galatasaray Kulübüyle ilgili haberlerin yapılmaması yani Galatasarayın halkla ilişkilerinin kesilmesi yani Galatasaray’ın borsada değer kaybetmesi yani üretimden gelen güç yani O KAPIDAN İÇERİ GİRME… O KAPIDAN İÇERİ BAKMA…