İşçi katliamının sorumluları topu birbirine atıyor. Sömürü kulelerine giderek işçileri ziyaret eden HDP Eşbaşkanı Demirtaş ve Yüksekdağ, ‘Bu mezar taşını dikenler bilsinler ki dünyayı size dar edeceğiz’ dedi
VİCDAN AYAKLANMALI
İstanbul Mecidiyeköy’de 10 işçinin katledilmesinden sorumlu Torunlar şirketi ve AKP, denetim şirketini suçlarken asansör firması da cinayeti üstlenmiyor. Şirket ve devlet nerdeyse ölen işçileri suçlarken, katledilen işçiler acı, öfke ve gözyaşları içinde toprağa verildi.
ONURUNUZ VAR MI?
İşçileri ziyaret eden HDP Eşbaşkanları Demirtaş ve Yüksekdağ, hükümete sert tepki gösterdi. Demirtaş, “Bir defa da çıkın onurluca istifa edin, özür dileyin. AKP’nin sponsoru bu beyefendiler. Bu mezar taşını dikenler bilsinler ki bu dünyayı size dar edeceğiz” dedi.
Bir AKP zengini
Torun ailesinin önlenemez yükselişi, AKP döneminde başladı. Erdoğan ile arkadaşlığı imam hatip yıllarına uzanan Aziz Torun’un şirketi özelleştirmede, kentsel yağmalarda yıldız durumda.
BOŞUNA ÇIRPINMAYIN BU KANI ELLERİNİZDEN TEMİZLEYEMEZSİNİZ
Ekmek uğruna insanlık dışı koşullarda köle gibi çalıştırılan 10 inşaat işçisinin ölümünün ardından, devlet kurumları da dahil olmak üzere cinayetin bütün suç ortakları kendilerinin tertemiz olduğunu iddia ederek diğerlerini suçluyor, hatta hızını alamayanlar ölen işçilere de dil uzatıyor. Olaydan sonra Başbakan Ahmet Davutoğlu klasik “şehit” edebiyatına sığınırken, firmanın sahibi Aziz Torun, işçileri suçlayarak “Sorumsuzluğu ya da kazayı meydana getiren nedeni şirketimize mal etmelerine ya da şirketimizin bu anlamda bir leke almasına asla müsaade etmeyeceğiz.” dedikten sonra “biz eğitimleri versek de çalışanların aynı hassasiyeti göstermediğini de biliyoruz” sözleriyle işçileri suçladı.
Herkes suçsuzmuş!
Buna karşın inşaatın işgüvenliğinden sorumlu “Nitelikli Cevaplar Akademisi” (NCA) isimli şirket ise, “Şirketimiz kurulmuş olduğu günden itibaren tüm iş ve faaliyetlerinde üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz ve yasaların öngördüğü çerçevede yürütmüştür. Şirketimizin yürüttüğü faaliyetlerdeki titiz iş yapma kültürü ve becerisi ile insan sağlığına ve onuruna verdiği önem de sektör nezdinde yakından bilinmektedir” diye kendini övdü ve sorumluluğu üzerine almadı.
Geda-Majör: Bize ne!
Öte yandan asansör faciasıyla ilgili asansör firması Geda-Majör şirketi de dün bir açıklama yaparak sözleşme uyarınca asansörlerin montajı, periyodik bakımı, onarımları ve demontajından sorumlu olduklarını belirterek sistemin işletmesinin sözleşme kapsamında olmadığını öne sürdü ve “Sözleşme kapsamındaki bu periyodik bakım hizmeti için iki uzman personelimiz mesai saatleri içinde sürekli inşaat alanında bulundurulmaktaydı. Cumartesi günü ve mesai saati dışında meydana gelen bu kazanın oluş şekli hakkında şu aşamada bir bilgimiz bulunmamaktadır” dedi.
Uydurma gözaltılar
Bu arada, 10 işçinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında şüpheliler T.D ile A.A, gözaltına alındı. Gözaltına alınan kişilerin ifadeleri alınmak üzere Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği’ne götürüldüğü belirtildi.
Hani tamir etmiştiniz?
Mecidiyeköy’de Torunlar’a ait inşaatta düşen asansörde can veren işçilerden Cengiz Tatoğlu’nun cenazesinde baba Tatoğlu, asansörün kazadan önce zaten bozuk olduğunu, kazadan iki saat önce işçilere tamir edildiğinin söylendiğini belirtti. Tatoğlu’nun babası Selim Tatoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada, oğlunun yaklaşık 15 yıldır İstanbul’da inşaatlarda çalıştığını belirterek Zonguldak’ta çalışmak istediğini ancak iş bulamadığını söyledi.
Korkunç bir ayrıntı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, Mecidiyeköy’de 10 işçinin hayatını kaybettiği asansör faciasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, olay sırasında 1.250 kiloluk kiloluk kartonpiyerin de taşındığı belirtildi. Asansör çakılınca tavandaki motor ve kopan ağır metal parçaların da işçilerin üzerine düştüğü kaydedildi. Açıklamada, “6 Eylül 2014 saat 19.30 sıralarda Eski Ali Sami Yen Stadı arazisinde yapılan bina inşaatında kullanılan malzeme ile işçileri taşıyan asansörde 10 işçinin ve yaklaşık 1.250 kg ağırlığında kartonpiyerin taşındığı sırada, asansörün binanın 32. katında zemin kata düşüp yere çakılması sonucu ve bilahare tavanda bulunan asansörün çalışmasını sağlayan motorun ve birtakım kopan ağır metal parçaların işçilerin üzerine düşmesi ile 10 personel hayatını kaybetmiştir” denildi.
El sallayıp gülümsemişti...
Katliamda yaşamını yitiren 10 işçiden 21 yaşındaki Hıdır Ali Genç’in cenazesi, memleketi Dersim’in Pêrtag (Pertek) ilçesinde toprağa verildi. Hıdır Ali Genç’in cenazesi, helallik alınmasının ardından köy mezarlığına defnedildi. Genç’in birlikte çalıştığı babası Mustafa Genç, yaptığı açıklamada, “10 insanın orada ölmesi bir cinayetti” dedi.
“Çocuğum işe başlayalı daha 5 gün oldu. Ovacık’ta üniversite öğrencisiydi. Asansöre binerken yanına gittim, ‘Oğlum bir sıkıntı var mı?’ dedim, ‘Baba ben çocuk muyum?’ dedi. Kapıyı kapattı, bana el salladı, gülümsedi. Ben de yukarı çıktım. Bir ses geldi. Koştum geldim, asansör 32. kattan yere çakılmış. İtfaiye 5-6 saat uğraştı.”
Cenazeler kaldırılıyor
Öte yandan, katliamda yaşamını yitiren işçilerden Murat Usta Giresun’un Dereli ilçesinde; İsmail Sarıtaş’ın cenazesi İstanbul Sancaktepe’de; Tahir ve Ferdi Kara kardeşler Gümüşhane’de; Bilal Bal Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde; Cengiz Bilgi Bursa’da; Menderes Meşe’nin cenazesi Sivas’ta; Vahdet Biçer Manisa’nın Akhisar ilçesinde ve Cengiz Tatoğlu’nun cenazesi Zonguldak’ta defnedildi.
Bir AKP klasiği: Bakkaldan kulelere!
Torunlar Gıda, 1983 yılında Aziz ve Mehmet Torun tarafından kurulmuş. Babaları Osman Torun’un Tahtakale’deki bakkalını işleten Torun kardeşler, daha sonra toptan ticarete geçmiş. 1976-1982 yılları arasında SSK’de iş müfettişi olan Aziz Torun, bu işi bırakıp esnaflığa dönmüş. Rami’deki toptancı dükkanından ‘bakliyat krallığı’na geçiş ise epey hızlı. Yolu kısaltan faktörler arasında şüphesiz Aziz Torun’un Tayyip Erdoğan’la imam hatip yıllarına uzanan arkadaşlığı da var. Daha önce verdiği bir röportajda, Erdoğan’la ilişkisi hakkında “Tayyip Bey ile hukukumuz, dostluğumuz var. Aynı vapurla okula giderdik” ifadelerini kullanan Torun, AKP iktidarı döneminde zenginliğine zenginlik katan isimler arasında yer aldı.
2004 sonrasında yavaş yavaş inşaat işine ısınan şirket, 2012 sonu itibariyle Türkiye’nin en büyük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı şirketlerinden biri naline geldi. Bursa ve İstanbul ağırlıklı olmak üzere pek çok AVM-konut-ofis içeren projeyi bitiren, satan/işleten grubun, Ali Sami Yen ve Paşabahçe’dekiler en büyükleri olmak üzere yeni projeleri de yapım aşamasında.
Zengin beyaz Türk
Aziz Torun, basına yaptığı açıklamalarda gayrimenkul faaliyetlerinden elde ettikleri toplam gelirin 2012 yılında 425 milyon lira olduğunu söylüyor. İMKB’de işlem gören GYO’lar arasında 890 milyon lira civarında piyasa değeriyle Emlak GYO ve Saf GYO’nun arkasından üçüncü sırada yer alan Torunlar GYO’nun, 2012 sonu itibariyle 3,8 milyar liraya yaklaşan portföy büyüklüğüyle en büyük ikinci GYO olduğu tahmin ediliyor. Torun Center’ı inşa eden Torunlar Şirketler Grubu’nun sahiplerinden Mehmet Torun, Forbes’in 2013’te yayınladığı en zengin Türkler listesinde 580 milyon dolarlık servetiyle 78’inci sırada yer aldı.
Özelleştirme yıldızı
2004 sonrasında Torunlar grubu özelleştirme furyasından Netsel Marina’yı 20 milyon dolara, Kütahya’da bulunan Baha Esat Tekand Şeker Fabrikası’nı 23.8 milyon dolara, Uzanlar’a ait Esentepe’deki bir araziyi de 45.9 milyon dolara aldı.
Pek yazık! Hisseleri düşmüş!
10 işçinin hayatını kaybettiği inşaatın sahibi olan Torunlar GYO’nun hisseleri de darbe aldı. Borsa İstanbul endeksinde işlem gören Torunlar GYO hisseleri ilk işlemlerde güne yüzde 5.4 düşüşle 3.35 TL’den başladı. Yüzde 14,26 hissesi halka açık olan Torunlar GYO’da Aziz Torun ve Mehmet Torun yüzde 39’ar, Torunlar Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş.’nin ise yüzde 7,04 hissesi bulunuyor.
Demirtaş: Şirketiniz batsın sizin
Mecidiyeköy’deki rezidans şantiyesinde meydana gelen faciada yaşamını yitiren işçilerin arkadaşlarını ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hükümete seslenerek, “Bir defa da çıkın onurluca istifa edin, işçilerden özür dileyin. Bu mezar taşını dikenler bilsinler ki bu dünyayı size dar edeceğiz” dedi.
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve beraberindeki heyet, asansör faciasında yaşamını yitiren 10 işçinin yaşamını yitirdiği Torunlar GYO’a ait rezidans şantiyesine gelerek yaşamını yitiren işçilerin ailelerini ziyaret etti. HDP İstanbul Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, HDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy ve HDP ile DBP’li yöneticilerinin eşlik ettiği Demirtaş’ı işçiler, “Taşeron çalışmak ölüm demektir”, “Taşeron sistemi yasaklansın”, “İnşaat işçisi köle değildir” sloganlarıyla karşıladı.
Fıtrat değil bu
Torunlar GYO sahibin ve hükümetin katliamla ilgili yaptığı açıklamaları “insanlığın vicdanını sızlatan rezil” açıklamalar olarak niteleyen Demirtaş, “Bu işçiler, burada katledilirken siz utanmadan çıkıp ‘şirketin ismi kirlenmesin’ diyorsunuz. 50 bin defa sizin şirketiniz batsın. Şirketiniz, her bir işçi arkadaşımıza bin defa kurban olsun” diyerek tepki gösterdi.
İşçilere de örgütlenmeleri gerektiği konusunda seslenen Demirtaş, “Biz HDP olarak sonuna kadar işçilerin, ezilenlerin yanında olacağız. Buradakiler bilsinler ki Ege’deki Hakkari’deki işçiler sizinledir. Asla yalnız olduğunuzu hissetmeyin. Var gücümüzle ele ele vereceğiz. Bu mezar taşını dikenler bilsinler ki bu dünyayı size dar edeceğiz” dedi.
Beş bin ölüm sana yetmiyor mu?
Görev süresi boyunca 5 bin emekçi iş cinayetlerinde katledildiği için işçiler tarafından “cenaze levazımatçısı” olarak tanınan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, tepkilerden korktuğu için Torun Center’a gece vakti gizlice geldi. İnşaata gizlice giren Çelik, özel olarak seçilen basın kuruluşlarından gazetecilere açıklama yaptı. Polisler bu sırada diğer gazetecilerin ve işçilerin açıklamanın yapıldığı yere yaklaşmasını engellemek için seferber olmuştu. Torun İnşaat’ın ismini bir kez bile anmadan “Mecidiyeköy’de bahse konu inşaat” diyen Çelik, “Bu yoğunluğun içerisinde baktığınız zaman bir anlamda da kazanın olmaması büyük bir şans diyesim geliyor” sözleriyle olayı meşrulaştırmaya çalıştı.
İşçi cehennemi
Soma’dan sonra yeni kabineye alınarak “ödüllendirilen” Çelik’in bakanlığı döneminde iş cinayetleri sonucu ölen işçisi sayısı ise 5 bine yaklaşıyor. 2002 sonrası dönemde ise en az 14 bin 700 işçi iş cinayetlerinde öldü. 2011 yılı itibariyle iş kazası oranı AB ülkelerinde (yüz binde) 1.8 iken Türkiye’de 15.4. İşçi ölümleri AB ortalamasının 8.5 katı.
Binlerce işçi TEM’i kapattı!
Eski Halkalı çöplüğü üzerinde yükselen Halkalı Temapark Mesa Blokları şantiyesinde 3 bin işçi yemek boykotu yaptı. Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’nin bulunduğu noktada bir araya gelen işçiler yolu da trafiğe kapattı. Taşeronluk sistemine, baskıcı yönetime ve yemeklerin kötü çıkmasına tepki gösteren işçiler, TEM yolunu inşaat malzemeleriyle kapattı. İşçiler, iş cinayetlerine tepki göstererek, Torunlar inşaattaki işçi katliamını da protesto etti. Öte yandan işçilere destek sunmak amacıyla HDP Milletvekili Halil Aksoy, HDP İstanbul İl Başkanı Şamil Altan ve HDP PM üyesi Hüda Kaya’da şantiyeyi ziyaret etti. Burada işçilere seslenen Aksoy, “Birlik olma zamanıdır. Size bir kaşık sağlıklı yemeği fazla gören işverenler ne emeğinizin hakkını verebilir. Ne de iş güvenliğiniz için önlem alabilir. Bu sebepten dolayı örgütlü olmalı hep birlikte mücadele etmeliyiz” dedi.
Hepiniz istifa edin!
İnşaat Mühendisleri Odası, 10 rezidans katliamına ilişkin yaptığı açıklamada, “Türkiye’yi iş cinayetlerine dönüştüren” tüm sorumlular istifaya çağırdı. İş cinayetlerinin failinin AKP ve ilgili Bakanı Faruk Çelik olduğu belirtilen açıklamada, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik kamuoyunda ‘ölüm devrinin bakanı’ olarak anılmaya başlanmıştır” denildi.
‘İş Güvenliği’ni kim özelleştirdi?
Torun Center faciasıyla ilgili olarak tartışmalar denetleme şirketi üzerine yoğunlaşırken, iş sağlığı ve güvenliğinin özel şirketlere devredilmesiyle ilgili yasayı AKP’nin çıkarmış olduğu unutuluyor. 2012’de AKP’nin yoğun ısrarıyla çıkarılan yasa, özel şirketlerin önünü açan bir niteliğe sahipti. İş güvenliği ve SGK uzmanı Ali Tezel aynı konuya değinerek, “Şirketler diledikleri Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) firmasıyla diledikleri para karşılığı anlaşabiliyorlar. OSGB de daha fazla şirketle anlaşabilmek adına işini tam yapamıyor. Zira işini tam yapsa iş sağlığı güvenliğine aykırı bulduğu hususları bakanlığa şikâyet edecek. Peki şikâyet edilen şirket, artık kendisini şikâyet eden iş güvenliği firmasıyla çalışır mı?” diye sordu.