Engelli Hakları Atölyesi’nin çağrısıyla düzenlenen “Engelli Hakları Mücadelesi ve Örgütlenmesi” Forumu, 14 Eylül’de Mimarlar Odası İstanbul Anakent Şubesi’nde gerçekleşti. Forumda buluşanlar, tüm engellenenler yönünden eşit, özgür ve insanca bir yaşamı elde etmenin koşul ve olanaklarına dair yol haritasını tartıştılar. İki oturumdan oluşan forumun ilk oturumunda, bugüne ve yarına ışık tutması bakımından dünya ve ülkede yaşanan deneyimler aktarıldı. İki oturum ve forumlar süresince, işitme engelli katılımcılar için konuşmalar Kaan Göncü tarafından işaret diline çevrildi.
Engelli Hakları Atölyesi’nden Alican Çağrı Gökçek sonuçları bakımından sağladığı kazanımlarla dünyaya yol gösterici niteliği taşıyan ve Amerika’nın California eyaletinde 1970’li yıllarda gerçekleşen ve yaklaşık 300 kadar engellinin Sağlık Bakanlığı’nı 30 gün işgal ettiği ve sonuç veren deneyimini anlattığı konuşmayla ilk oturum başladı. Gökçek aynı yıllarda Japonya’da açılan merkezlere engellilerin zorla kapatılması politikasına karşı girişilen, aynı zamanda işçi ve öğrenci örgütlerinin de desteklediği, sonunda da engellilerin özgürleştiği açlık grevlerini aktardı.
‘Direnen engelliler kazandı’
Engelli Hakları Atölyesi’nden Mahmut Keçeci Türkiye’deki engelli hakları mücadelesinden örnekler vererek yaptığı sunumunda, Türkiye’de engelli mücadelesinin, 1950’lerden itibaren engellileri eğitim ve istihdam yoluyla topluma kazandırma iddiasıyla kurulan dernekler yoluyla mücadelenin başladığını hatırlattı. Yasalarda düzenlenen vergi bağışıklığı ve çalışma kotalarının da bu sayede elde edilmiş olduğunu anlatan Mahmut Keçeci, 5378 sayılı Engelliler Yasası’nın da hükümetin bir lütfu olmadığını, bunun için engelli örgütlerinin 90’lı yıllardan itibaren yoğun bir çaba gösterdiğini paylaştı. Yakın dönem mücadelelerinin, daha çok kazanılmış hakların korunması temelinde şekillendiğini vurgulayan Mahmut Keçeci, “Okuluma Dokunma”, “Derneğime Dokunma” ve “Hastanemi Geri Ver” gibi direnişlerin, iktidar saldırganlığına karşı oluşturulan birleşik savunma hatları olduğunu ve başarıyla sonuçlandığını aktardı.
“Engelli Hakları Mücadelesinin Dünü” başlıklı ilk oturumdan sonra yapılan forumda katılımcılar bu forumun çok önemli bir ihtiyacı karşıladığını ifade ederek yapılan sunumlara paralel aktarımlarda bulundular ve kendi deneyimlerini paylaştılar. Çıkarılan engelliler yasasının sadece 24 maddesinin engellileri ilgilendirdiğini söyleyen Umut Işığı ve Zihinsel Engelliler ve Otistiklileri Destekleme Derneği’nden Bilal Kızartıcı geri kalan hükümlerin bürokrasiyi ilgilendirdiğini anlattı. Fatih Mehmet Moray da medyanın engelli sorunlarına yaklaşımın oldukça çarpık ve gerçeklikten uzak olduğunu dile getirdi. Mahmut Kement 1986’dan itibaren yürüttükleri mücadeleden örnekler verdi. Özgür Uğur engellilerin eğitimle ilgili yaşadığı sorunların gelecekte baş ağrıtmaya devam edeceğini belirtti. Engelsiz Pedal hareketi katılımcıları ise bisikletle sorunlara dikkat çekme amaçlı çalışmalarını ve deneyimlerini paylaştı. İlk oturumda herkesin ortak hissi engellilerin, elde ettikleri haklarını yaptıkları mücadeleye borçlu olduklarıydı.
‘Engelliler sağlık ve eğitimden yoksun bırakılıyor’
“Engelli Hakları Mücadelesinin Bugünü ve Geleceği” başlıklı oturumda ise ilk sunumu Engelli Hakları Atölyesi’nden mimar Ayşen Yılmaz Öğüt yaptı. Neo-liberal politikaların hayatı metalaştırdığını anlatan Öğüt parası olmayanın yeterli sağlık hizmeti alamadığını, eğitim göremediğini, sistemin insana, doğaya ve tarihe rant odaklı baktığını kentlere bakışın da bu temelde şekillendiğini anlattı. Öğüt, üretime dayanmayan inşaat ve dış kaynaklı enerji yoluyla ayakta tutulan sistemin piyasacı yaklaşımın da engelleri kaldırmak gibi bir niyetin olmadığını, engellerin aşılmasının birlikte mücadele ile mümkün olacağını, çözüme ortak olamayanın ise sorunun bir parçası haline geleceğini belirtti.
‘3 Aralık mücadele günü olsun’
Forumun ikinci oturumunda konuşan Engelli Hakları Atölyesi’nden şehir plancısı Başar Alipaça ise toplumsal engellenmenin boyutlarını günlük yaşam örnekleriyle somutlayarak engellenenlerin birlikte mücadelesinin önemine dikkat çekti. Alipaça, ülkenin bir taşeron cumhuriyetine dönüştürüldüğünü ve motorlu araçların dolaşımını rahatlatmak için yayaların yer altı ve yer üstü geçitlerine mecbur bırakılarak ulaşım haklarının gasp edildiğini, güvenliksiz ve güvencesiz çalışmanın kural haline getirildiğini, engellenenlerin sayısının giderek arttığından bahsetti. Alipaça, bu nedenle meşruiyet temelinde engelli hakları mücadelesinin özgür yaşam ve eşit yurttaşlık talebiyle cephesel bir mücadele olarak kurumsallaşması gerektiğini ifade etti.
Oturumdan sonra yapılan panelde, görme engelli masör Fatmagül Müftüoğlu devletin masörler için kadro açmadığını belirterek destek istedi. Forumda, bu kapsamda görme engelli masörlerle bir toplantı yapılmasına karar verildi. Türkiye Sakatlar Derneği yönetim kurulu üyesi, Engelli Hakları Atölyesi’nden Ali Güler mücadelenin somut sorunlara özgü kampanyalarla örgütlenmesi halinde sonuç alınabileceğini belirtti.
Forumun sonunda, benzer temalı forumlara devam edilmesi, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün engellilerin mücadele gününe dönüştürülmesi için çalışmalar yapılması ve bir sonraki forumun da bu temelde örgütlenmesi kararlaştırıldı.