İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ç. Ali Kopuz, iş cinayetlerine gösterilen tepkinin “dış mihrakların oyunu” olduğunu öne sürdü. İşçi katliamlarının ardından sokağa çıkan kitleleri de “dış mihrakların taşeronu” ilan etti.
İşçilerin kanıyla sermayelerini büyüten patronlar, tüm yaşananlara rağmen pervasızlıkta sınır tanımıyorlar. Sorumlusu oldukları iş cinayetlerinin nedenini sorgulamak ve çözüm bulmak yerine, cinayetlere tepki gösterenleri suçluyorlar. Böylesi onlar için daha kolay. Zira iş cinayetlerinin önlenmesi için işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, kuralsız sömürü düzeninde ek masraf olarak karşılarına çıkacak.
İşçileri katlet, tepki gösterenleri suçla!
Bu pervasızlığın bir örneği de İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ç. Ali Kopuz tarafından sergilendi. Kopuz, Mecidiyeköy'deki Torun Center’da yaşanan işçi katliamında ölen işçiler için gösterilen tepkinin trafik kazaları için gösterilmemesini eleştirdi!
İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ç. Ali Kopuz, bugün yaptığı basın toplantısında "Türkiye’nin her alanda olağanüstü saldırılarla karşı karşıya olduğunu" öne sürdü. ‘Dış mihraklar’ demagojisine sarılan Kopuz "Türkiye’yi hedef tahtasına çeviren odakların facialardan bile nemalanmaya çalıştıklarını" savundu ve şunları söyledi: “Bu odaklar, facialardan bile nemalanmaya çalışıyorlar. Dün Soma faciası üzerinden Türkiye’yi zayıf düşürmeye çalışanla, bugün asansör faciasını istismar ediyorlar. Her can kaybını bahane ederek meydanlara dökülenler, 7 ayda 1943 insanımız trafikte can verirken kılları bile kıpırdamıyor.”
İşçi katillerinden hesap sormak için alanlara çıkan kitleleri eleştiren Kopuz, AKP şefinin ‘dış mihraklar’ demagojisini sürdürerek 'taşeronlar'ın kamuoyunu galeyana getirmeye çalıştıklarını ileri sürdü. Kopuz, işçi katliamlarının ardından oluşan tepkinin basıncıyla ardından iş güvenliğine yönelik olarak yapılmak zorunda kalınan yeni yasal düzenlemeleri de eleştirdi: "Ben, hangi alanda olursa olsun yapılması gereken düzenlemelerin bütün taraflarıyla ve ülke gerçeklerine göre yapılması taraftarıyım. Önce iş güvenliği, sonra ekonomi ve en sonunda da kâr olmalı. Ama biz bu düzenlemeleri facialardan sonra ve dayatmalarla değil, kendi kendimize ve bilimsel olarak yapmalıyız.”
Pervasızlık, demagoji, bayağılık...
"İnsan hayatı", "insan onuru" ve "işçi hakları" gibi insanların hassas olduğu kavramları kullanan 'zihniyetin' asıl hedefinin sürekli Türkiye'yi kötüleyerek, "her şeyi olduğundan kötü göstererek kargaşa çıkartmak olduğunu" öne süren Kopuz, şunları söyledi: "Emniyet Müdürlüğü'nün verilerine göre, 2014 yılının ilk 7 ayında 1943 insanımızı trafiğe kurban verdik, ama bu insan hakları savunucularından tık yok. Bunca insanın ölmesi sanki sıradan bir olay. Bu insan hakları savunucuları trafikte can veren insanlar için neden yollara dökülmüyorlar? Niye onlarla ilgilenmiyorlar? Bunların amacı insan haklarını savunmak değil mi? Millet olarak bu oyunlara dikkat etmeliyiz."