Türk-İş bürokratları, 9.’su düzenlenen Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Semineri’ne, AKP’nin eli kanlı Çalışma Bakanı Faruk Çelik’i davet etti.
Çatısı altındaki yüz binlerce işçinin aidatları üzerinden saltanat süren Türk-İş ağaları, hemen her gün yeni bir işçi katliamının yaşandığı bir süreçte İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Semineri gerçekleştirdi.
Seminerin başlığını görenler ilk etapta Türk-İş yönetiminin işçiler için iyi bir şey yaptığı yanılsamasına kapılsalar da böyle olmadı.
Oturdukları koltuklarda sermayeye hizmette, AKP’ye yandaşlıkta sınır tanımayan Türk-İş bürokratları, 9.’su düzenlenen Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Semineri’ne, AKP’nin eli kanlı Çalışma Bakanı Faruk Çelik’i davet etti.
Bakanlığı döneminde 5 bin işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği orta yerde duran Çelik, Bursa’daki Kervansaray Otel’de düzenlenen seminerde yaptığı konuşmada, kendisini ve hükümeti eleştirenlere meydan okudu.
Çelik’in vicdanı rahatmış
Konuşması sırasında, patronlara da göstermelik olarak çatan Çelik’in en dikkat çekici vurgularından biri ise işçi ölümleri karşısında kendisine sorulan “Vicdanın rahat mı?” sorusuna verdiği yanıt oldu.
"Bana diyorlar 'vicdanen rahat mısın?' Evet rahatım” diyen Çelik, Soma ve Torun Center’ın yanısıra binlerce işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetleri konusunda vicdanının rahat olduğunu söyledi.
Konuşmasında patronlara da çatan Çelik, "Sen mührü sökeceksin. Durdurma cezasını dikkate almayacaksın. Bunun karşılığı artık hapis cezası olacak. Hem de paraya çevrilmeyen hapis cezası olacak. Bunu açıkça söylüyorum" ifadelerini kullandı.
Soma’nın nedeni 1 Mayıs’mış
Soma ve Torun Center’daki iş cinayetleri üzerinden denetimsizlik gerçeği günyüzüne çıktığı halde gerekli denetimlerin yapıldığını iddia eden Çelik, Soma’daki sorumluluğunu üzerinden atmak için ise Taksim 1 Mayısı’nı kullanmaya kalktı.
Soma'da 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciadan bir hafta önce İstanbul'da 4 bin kişinin katıldığı iş sağlığı güvenliği uluslararası konferansı yapıldığını hatırlatan Çelik, "Oradan bir hafta önce haykırdım. 'Beyler kendinize gelin. Taksim evet 1 Mayıs evet tatil oldu. Ama işçinin güvenliği sağlığı örgütlenme ile ilgili sorunları var. Bunları daha çok dile getiren bir 1 Mayıs anlayışı ortaya getirin' dedim. Ne zaman? Soma'dan 1 hafta önce ve 1 hafta sonra Soma olayları ile karşılaştık" dedi. Çelik, madenlerdeki kölece çalışma koşulları için 'Diriyken mezara girmek gibi' itirafında bulundu.
Konuşmasında işçileri de suçlamaktan geri durmayan Çelik şunları söyledi: "Benim bir huyum var. İşçi ile konuşurken, işçileri tenkit etmek. Patronlarla dün akşam beraberdik onlara da söylemem gerekenleri söyledim. Sen baretini takmayacaksın. Eldivenini giymeyeceksin. Var olan ekipman kullanmayacaksın. 'Böyle alışmadım, böyle daha rahat çalışıyorum' diye bir lüksün yok. Kurallara uymak işçinin görevidir. Öyle işveren var ki her türlü ekipmanı çıkarıyor, hazırlıyor. İşçi ise bunları kullanmakta imtina ediyorsa kendimizi de sorgulamamız gerekiyor."
Konuşmasında sendikalara da çatmayı ihmal etmeyen Çelik, sendikacılık dersi verdi. Sendika yetkililerinin 'Ücret sendikacılığı dönemini geride bıraktık' dediklerini hatırlatan Çelik, "Çok doğru. Toplu sözleşme masalarında mesele sadece ücret meseleleri olmamalı. Onun dışında sorunlar olmalı. Her işin başı vicdanlı hareket etmekten geçiyor. Eğer vicdanlar pas tutmuşsa onu silmek çok zor. Vicdanların paslarını gidermeye dönük herkes kendini check etmelidir. Bütün işverenlere sesleniyorum" diye konuştu.
Suya sabuna dokunmadı
Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ise, hükümetin iş cinayetlerindeki sorumluluğunu es geçtiği konuşmasında, “yaşanan kazalarda işverenin eksikliği varsa hapis cezası ile bunların ıslah edilmesi gerektiğini” söyledi. Atalay, inşaatlarda dairelerin 2 trilyon liradan satılırken, işçilerin yaşam koşullarının kötülüğüne de işaret etti.