Saygılı: İş cinayetleri politik bir sorundur

Soma'da resmi rakamlara göre 301 işçinin hayatını kaybettiği katliamın ardından madenlerdeki çalışma koşulları gözler önüne serildi. Çalışma koşullarını iyileştirmeyen AKP Hükümeti'nni işçi ölümlerine karşı önlem almaması nedeniyle bu kez Ermenek yaşandı.

Soma katliamının ardından madenlerde çalışma koşullarını düzeltileceği yönündeki sözlerin hiçbiri tutulmadı. Soma'dan sonra kapatılan madenler, iş cinayetinin unutulmaya yüz tutmasının ardından bir bir yeniden açıldı. Hükümet Soma'da denetim yapıldığını belirtirken, diğer madenler denetlenmedi. Peşinden Ermenek'teki facia meydana geldi.

İş cinayetlerinin 2008 yılında yoğun olarak yaşandığı Tuzla tersanelerinde, yaşam hakkı grevleri ile işçi ölümlerinin önüne geçilmesinde önemli bir yerde duran DİSK'e bağlı Limter-İş Sendikası'nın Genel Başkanı Kanber Saygılı ETHA'nın sorularını yanıtladı.

'AKP İŞ CİNAYETLERİNE ÇÖZÜM BULAMAZ'
İş cinayetlerinde dört kesim olduğunu söyleyen Saygılı, bunları "Birincisi patron, ikincisi hükümet, üçüncüsü işçi ve dördüncüsü de sendikalar cephesi" dedi. AKP hükümetinin 12 yıllık döneminde 14 bin 455 işçinin hayatını kaybettiğine vurgu yapan Saygılı, her gün ortalama 4 işçinin yaşamını yitirdiğini kaydetti. Her üç ayda yeni bir Soma yaşadıklarını söyleyen Saygılı, AKP'nin iş cinayetlerine çözüm bulmasının mümkün olmadığını söyledi.

Hükümetin işçi ölümlerini teknik bir sorun olarak gördüğünü belirten Saygılı, iş cinayetlerinin politik bir sorun haline geldiğini ifade etti. Sorunun örgütsel, yaşamsal ve insani bir sorun olduğunu kaydeden Saygılı, işçiler, sendikalar, emek ve meslek örgütlerinin sorunun doğal muhatapları olarak çözüme odaklanması gerektiğini belirtti. AKP'nin doğal muhataplarla değil patronlarla birlikte yürüdüğünü vurgulayan Saygılı, "Patronlar, sorunları tespit eden uzmanların ücretlerini ödüyor. Bu durumda sağlıklı bir sonuç alınmasının mümkün değil" dedi.

Emek örgütlerinin hükümetten mütemadiyen çeşitli taleplerde bulunduğunu söyleyen Saygılı, çözüm için Limter-İş'in Tuzla tersanelerinde yaptığı gibi hükümet üzerinde baskı oluşturulması gerekliliğinden bahsetti. Sorunun bir basın açıklaması yaparak çözülmeyeceğinin altını çizen Saygılı şunları kaydetti: "Bu iş cinayetleri dünden bugüne, bugünden yarına devam eden bir sorun. Dolayısıyla bugünden başlayarak adım adım aydınlatma faaliyetleri olmak üzere sadece fabrikalarda değil, işçilerin yaşam alanlarında faaliyet yürütmek gerekiyor. Bu sorunların çözümü için taşeronluğun kaldırılması, iş cinayetlerine sebebiyet veren patronların işçi öldürmekten yargılanması, madenlerin kamulaştırılması, aynı zamanda örgütlenme önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor."

AKP'İN TEDBİRİ 'ŞİKAYET HATTI'
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun iş cinayetlerini önlemek adına önerdiği şikayet hattını eleştiren Saygılı, "AKP, kendisini bu işten soyutluyor. Bu işte bir sorumlu arıyorlar. 'Niye bize haber vermediniz. Niye şikayet hattını aramadınız' gibi absürt, ipe sapa gelmez, asla ve asla derdimize derman olmayacak yöntemlerle uğraşıyor. Bu tamamen sorumluluğu kendi üzerinden atmaktır. Yani birinci derecede sorumlu olan hükümet, birinci derecede sorumlu olan patronlar kendi üzerilerinden atarak sorumluluktan kurtulmaya çalışıyorlar" dedi.

2008 yılında tersanelerde yaşanan iş cinayetleri sonrasında "Bu şekilde devam ederse Tuzla Türkiyelileşir" dediklerini hatırlatan Saygılı, "Her taraf Tuzla haline dönüştü. Madenler, inşaatlar, enerji ve tarım işkolları. Böyle bir durum ile karşı karşıyayız" diye konuştu. Limter-İş'in yürüttüğü mücadelenin genelleştirebileceğini dile getiren Saygılı, "Limter-İş açısından da sendikalar açısından da işçilerin yaşam hakkı, vücut bütünlüğü, sağlık hakkı her şeyin üzerinde gelir" diye belirtti.

'YAŞAM HAKKI MÜCADELESİ YÜRÜTÜYORUZ'
Sendika olarak 16 yıl boyunca tersanelerde yaşam hakkı mücadelesi yürüttüklerini kaydeden Saygılı, "Bunun için üç kişiyle, on kişiyle, yüz kişiyle yürüyüşler yaptık. Aydınlatma faaliyetleri yürüttük, grevler örgütledik. 2008 yılına kadar her iş kazası sonrasında eylem yaptık. Ve sorunu kamuoyunun vicdanı haline dönüştürebildik" şeklinde konuştu.

Tersanelerdeki çalışma koşullarında önemli değişiklikler yaşandığını kaydeden Saygılı, "Tersanelerde işçilerin sigortaları yatırılmıyordu şimdi yatırıyor ama asgari ücret üzerinden yatırılıyor. Ücretleri vermiyorlardı. Tersane önünde basın açıklamaları yaptık. Ücretler ödenmeye başlandı. Çalışma saatleri çok uzundu, mücadele ile çalışma saatleri 7,5-8 saate indirildi" dedi.

Tersanelerde ölümlerin 4 farklı nedeni olduğunu söyleyen Saygılı, "Elektrik çarpması, yüksekten düşme, cisim çarpması veya patlama. Elektrik çarpmasına karşı kauçuk kaplı kablo kullanılmaya başlandı. 2008 öncesi kalas üzerinde çalışma yaptırılıyordu şimdi tamamen etrafı kontrol altına alınmış daha geniş iskeleler üzerinde çalışma yaptırılıyor. Patlama sonucu yaşamını yitiren işçi sayısı o kadar çok fazla ki, şimdi sıcak çalışmanın olduğu yerde önce gaz varsa boşaltılıyor. Fanlar kullanılıyor, gazın boşaltılması için. Ondan sonra iş yapılıyor. Bunları 2008 yılından önce yapmadıklarından dolayı işçiler yaşamını yitiriyordu. Yapılan bu işler hangi işkolunda olursa olsun risk ortadan kaldırıldığı koşullarda iş cinayetleri yaşanmaz" diye konuştu.

'CİNAYETLERİ ÖNLEYECEK BİR YAPI OLMALI'
İş cinayeti riskine karşı bir çözümün bulunması gerektiğinin altını çizen Saygılı, kurumlaşmış bir yapının oluşturulmasını önerdi. Saygılı şöyle konuştu: "Yani risk analizi yapabilecek, kısa, orta ve uzun dönemli risk analizleri yapabilecek kurumlara ihtiyaç var. Bunu patronların, hükümetin, taşeronun vicdanına bırakırsak bu sorunun asla çözülme şansı yoktur. Bu teknik sorun, siyasal sorunun dışında toplumsal bir sorundur. Yaşamsal bir sorundur. İnsani bir sorundur. Bunun bir bütün olarak düşünülüp bu sorunların üzerine gidilmeli."