Soma’da DİSK Başkanlar Kurulu öncesi maden işçilerinin de katılımıyla basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda DİSK Genel Başkanı Kani Beko, “Ekilen ürünlere kota getirdiler, zeytin ağaçlarını kestiler, termik santrallerle ürünleri zehirliyorlar. İşçileri öldürdüler. 3 bine yakın işçiyi işten attılar. Bir ülke işgal edilse bu kadar kötülük yapılmaz. Soma, Manisa, Kırkağaç halkı ayağa kalkmalı” dedi.
Toplantıda DİSK Başkanı Beko, maden işçilerine verilen sözlerin belgelerini de gösterdi ve bu sözlerin tutulmasını istedi.
DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Genel Sekreteri Selçuk Göktaş söz alarak, bu sözler üzerinden davalar açılabileceği görüşünü hem DİSK Yöneticileri hem de basın mensuplarıyla paylaştı.
DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı ise DİSK’in direniş örgütlemesi gerektiğini söyledi. Sarı, “Soma’da büyük enerji yatırımı planları var. 3 bine yakın kişinin işten çıkarılması işçilerin örgütlenmesinin önüne geçilmesi için aba altında sopa göstermektir. Bunun için büyük bir direniş örgütlenmelidir” diye konuştu.
İşten çıkarılan maden işçilerinden Ali Söğüt de, “Çalışırken DİSK’e üye olursak işten atılacağız diye korkutulduk. Atılmamızın DİSK’le ilgisi yoktu. Şimdi de DİSK’lilerle birlikte görülürsek işe alınmamakla korkutuluyoruz” şeklinde konuştu.
DİSK Başkanlar Kurulu öncesi okunan basın açıklamasını da DİSK Başkanı Beko okudu. Açıklamada, iş güvenliği önlemlerini almadan 301 işçinin iş cinayetine sürüklenmesinin ardından Yırca’da zeytin ağaçlarının yok edilmesinin ve 3 bine yakın işçinin işten atılmasının tüm Soma’ya karşı işlenen sosyal cinayet olduğu vurgulandı.
Beko’nun okuduğu açıklamada, “Biz buraya DİSK Başkanlar Kurulu olarak bu oyuna karşı direneceğiz demeye geldik. Biz buraya ‘açlık da ölüm de fıtrat değil çözüm var’ demeye geldik. Nedir o çözüm arkadaşlar? Sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim: Çözüm madenleri TKİ’nin işletmesidir. Çözüm taşeron hizmet alımı ve rödovansın kaldırılmasıdır. Çözüm işten atılan arkadaşlarımız da dahil tüm maden işçilerin TKİ işçisi olmasıdır” denildi.
Soma’daki katliamın ardından Torunlar ve Ermenek’te katliamlar yaşandığı hatırlatılan açıklamada iş cinayetlerinin devam ettiği kaydedilerek, “2014 yılının ilk 10 ayında en az 1723 işçi aramızdan ayrıldı Yani Türkiye 11 ayda sadece 1 Soma katliamı değil neredeyse 6 Soma katliamı yaşadı” denildi.
Hükümetin açıkladığı iş güvenliğine dair paketin iş cinayetleri sorununu kalıcı hale getirildiğine dikkat çekilen açıklamada, paketin işçinin canını değil, koltukları korumayı amaçladığı belirtildi.
DİSK’in madenlerde iş cinayetlerine karşı yapılmasını gerekenleri sıraladığı ve daha önce bakanlara ve TBMM’deki partilere iletilen 8 maddenin de okunduğu açıklamaya “DİSK Somalı işçilerle ve Soma halkı ile beraber bedeli ne olursa olsun mücadelemizi sürdüreceğiz” şeklinde DİSK adına söz verilerek son nokta konuldu.
DİSK’İN İŞ GÜVENLİĞİ TALEPLERİ
Madenler kamu eliyle işletilmelidir. Rödovans Anayasa’ya aykırıdır. Hukuksuz olarak yapılan bu sözleşmeler feshedilmelidir ve rödovans uygulaması tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Taşeron/alt işverenlik gibi uygulamalar yasaklanmalıdır.
Madenlerin Denetim Mekanizması bağımsız olmalıdır ve harcamaları kurulacak bir fondan karşılanmalıdır. Ayrıca devletin denetimi güçlü bir hale getirilmelidir.
Mevzuatımız ILO’nun madencilikle ve diğer çalışma alanlarıyla ilgili sözleşmeleri ve diğer uluslararası mevzuata en uygun bir şekilde düzenlenmelidir. Madenlerde yaşam odalarının kurulması hızla gerçekleştirilmelidir.
Madencilikte havza üretimine geçilmeli ve havza bazlı üretim haritası çıkarılarak bütünlüklü bir madencilik üretimi kamu eliyle sürdürülmelidir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatları oluşturulmalı ve merkezden yönetilmesi anlayışından vazgeçilmelidir. Yapılan denetimlerin raporlarının birer örneği sendikalara gönderilmesi önemlidir ve bu konuda düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
Eğitim ve uygulama ile ilgili maden ocağı sistemi geliştirilmeli ve bu ocaklarda eğitim ve uygulamayı tamamladıktan sonra madenci sıfatı kazanılmalıdır ve üretimde çalıştırılmasının düzenlemesi yapılmalıdır.
İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi etkin hale getirilmeli; temsiliyetinde eşitlik ilkesi gözetilmelidir. Bu Konseyin çatısı altında, sendikaların, meslek oda ve birliklerinin ve üniversitelerin yer aldığı mali yapısı bağımsız, özerk-demokratik bir İSG kurumu oluşturulmalıdır.