İşçiler taşeron köleliğini tartıştı

Ümraniye İşçilerin Birliği Derneği; taşeronlaştırmaya, düşük ücretlere ve iş cinayetlerine karşı başlattığı kampanya kapsamında bugün saat 14.00’te Sarissa Kitap&Cafe’de bir panel gerçekleştirdi. Sarıgazi’de gıda, metal, tekstil ve cam sektörlerinde çalışan işçilerin de katıldığı panel-forum canlı bir atmosferde gerçekleştirildi.

Gerçekleştirilecek panel-forum öncesi etkinlik salonuna kampanya gündemine uygun olarak hazırlanan ozalitler asıldı. Panelistlerin arkasına ana ozalit olarak “Greif işçilerinin yolundan işgal, grev, direniş! / İşçilerin Birliği Derneği” ozaliti asıldı. Ayrıca “Taşeronlaştırmaya, düşük ücretlere, iş cinayetlerine karşı mücadeleye, örgütlenmeye!” ve “Açlık sınırı: 1224 TL, yoksulluk sınırı: 3989 TL, asgari ücret: 891 TL İnsanca yaşamaya yeten vergiden muaf asgari ücret istiyoruz!” ozalitleri asıldı.

İşçi katliamları meşrulaştırılıyor
Panelde ilk önce İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nden Murat Çakır söz aldı. Çakır son 12 yılda 12 bin 465 işçinin iş cinayeti sonucu yaşamını yitirdiğini belirterek konuşmasına başladı. Ardından devletin işçi ölümlerinin sayısının bilinmesini istemediğini, bunun için de devletin istatistik kurumunun işçi ölümüne dosya kapama olarak baktığını bu yüzden işçi ölümleri sayılarını düşük gösterdiğini belirtti.

Çakır daha sonra, iş cinayetleri ve işçi güvenliği konusunda son zamanlarda Soma, Torunlar, Ermenek ve Isparta’da yaşanan iş cinayetleri sonrası bir ilginin arttığını belirtti. Patronlar için işçi güvenliği önlemlerini almanın işçinin ölümünden daha pahalı görüldüğü için bu önlemlerin alınmadığını ifade etti. Hükümetin de “kan parası” diyerek katliamları meşrulaştırdığını söyledi.

Çakır 15 yaş altındaki çocuk işçilerin çalıştırılmaması gerektiği işlerde çalıştırıldığını ve çocuk işçi sayısının arttığını belirtti. Göçmen işçilerin de 10-20 TL yevmiyelerle sömürüldüğünü ve iş cinayetlerinde yaşamlarını yitirdiğini belirtti. Çakır göçmen işçileri dışlamak yerine onlarla birlikte örgütlü mücadelenin büyütülmesi gerektiğini ifade etti.

Kapitalistler hiçbir zaman işçinin gerçek hakkını vermez
Çakır’ın ardından sözü Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi Av. Bülent Şimşek aldı. Şimşek konuşmasında dört temel başlık üzerinden ücret sorununu işledi. Şimşek, kapitalist sistemde sermaye döngüsünün dönebilmesi için işçinin artı değerinden bir ücret belirlendiğini ancak bunun hiçbir zaman işçinin gerçek emeğinin karşılığı olmadığını belirterek sözüne başladı. Ardından bugün için asgari ücret belirlemesinde yapılan görüşmelere değindi. 5 devlet temsilcisi, 5 patron temsilcisi ve 5 Türk-İş temsilcisinin katıldığı görüşmelerde hiçbir zaman işçi lehine sonuç çıkmasının imkanı olmadığını, bunun nedeninin sermayeyi temsilen 2 tarafın, göstermelik de olsa işçileri temsilen 1 tarafın olduğunu belirtti.  Şimşek asgari ücretin yanlış bilindiğini ve giydirilmemiş halinin 810 TL olduğunu belirtti. Devletin asgari ücretten yüzde 30 kesinti yaptığını ekledi.

Daha sonra taşeronluk sisteminde ücret konusuna değinen Şimşek taşeronluk sisteminin özünün daha az ücrete işçi çalıştırmak olduğunu vurguladı. Şimşek sermaye sınıfı sözcüleri taşeronluk sistemi için hep “vardı, var olacaktı” diye söylüyorken bizler ise buna karşılık “taşeronluk sistemi vardı, yok olacaktır” diyerek karşılık vermeliyiz dedi.

Şimşek, bir işyerinde 10’dan fazla işçi çalıştırılıyorsa ücretin yasal olarak bankadan ödeme yapılması gerektiğini vurguladı. Bu konuda ücret ödemesinde asgari ücret bölümünü bankadan geri kalanını elden verilmesi gibi durumlara karşı çıkmamız gerektiğini çünkü, sigortamızın bu haliyle asgari ücret üzerinden gösterildiğini söyledi. Şimşek iş yasasıyla ilgili hukuki bilgiler vererek konuşmasını sürdürdü.

Şimşek’in konuşmasından sonra soru cevap bölümüne geçildi. Bu bölümde işçiler yaşadıkları sıkıntılar hakkında soru sordular. Bu bölümde bir kadın işçi ücret konusunda fabrika deneyimini anlattı.

Daha sonra İşçilerin Birliği Derneği temsilcisinin yaptığı kısa bir konuşmadan sonra ara verildi. Aradan sonra sözü Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası (DEV-TEKSTİL) Temsilcisi Engin Yılgın söz aldı. Yılgın Greif’te fabrika komitesini temel alan bir çalışma örgütlediklerini belirterek 1 yıl süren ısrarlı ve kararlı örgütlenme süreci sonrası başardıklarını anlattı. Bu süreçte işçilere temel bakış olarak sendika biziz bakışı vermeye çalıştıklarını ve Greif’i yaratanında bu olduğunu belirterek direniş sürecini temel noktaları üzerinden özetledi.

Yılgın’ın ardından İşçilerin Birliği Derneği temsilci söz aldı. Temsilci yaptığı konuşmada Greif sürecinin işçiler arasındaki tüm suni ayrımları ortadan kaldırabileceğini gösterdiğini belirterek sözüne başladı. Greif deneyimi üzerinden patrona, sendikal bürokrasiye karşı ve fiili-meşru mücadele yönteminin izlenmesi gerektiğini ifade etti. Komitelere, taban örgütlülüğünün önemine dikkat çekti.

Temsilci ayrıca Dudullu OSB’de bulunan Greif fabrikasında yaşanan taşeronluğun kaldırılması ve işçilerin sendikaya üye yapılması sürecine de değinerek kazanılan tüm hakların Greif işgalini gerçekleştiren işçilerin mücadelesi sonucunda olduğunu belirtti.

Ardından soru ve cevap bölümüne geçildi. Soru cevap bölümünde de bir çok işçi söz alarak düşüncelerini dile getirdi. Soru cevap bölümünün ardından İşçilerin Birliği Derneği dernekte örgütlenme çağrısıyla etkinlik son buldu.

Panele HDP Sancaktepe STK Komisyonu da mesaj gönderdi.


“Kavel’den Greif’e İşgal, Grev, Direniş!” etkinliği tartışıldı
Gerçekleştirilen etkinlik sonrası İşçilerin Birliği Derneği’nde 8 Şubat’ta gerçekleştirilmesi planlanan “Kavel’den Greif’e İşgal, Grev, Direniş!” şiarlı gece için toplantı gerçekleştirildi.

Toplantıda İşçilerin Birliği Derneği olarak bir kampanya başlatıldığı ve bu kampanya çalışmasının bugün gerçekleştirilen panel-forum ile bitmediği tam aksine bundan önce gerçekleştirilen çalışmadan alınan güçle daha da büyütülerek devam edeceği üzerine bir konuşma gerçekleştirildi. Daha sonra DEV-TEKSTİL kurucularından Engin Yılgın söz alarak etkinlik içeriğine dair bir konuşma gerçekleştirdi.

Daha sonra 8 Şubat’ın örgütlenmesinin önemine değinilen bir konuşma yapılarak etkinliğin geniş işçi kitlelerine ulaştırılması için azami çaba sarf etmenin önemi üzerine duruldu. 8 Şubat çalışmasının startının verildiğinin duyurusu yapılarak, tüm herkesin etkinlik çalışmasına etkin bir şekilde katılması çağrısıyla toplantı sona erdi.