İşsizlik belasından korkan bir işçinin “çalışmama hakkını” patrona karşı savunabileceğini söyleme arsızlığında bulunan bir Çalışma Bakanı’na sahip bu ülkede, son 11 ayda en az 1723 işçinin öldüğü gerçeği ne yazık ki şaşırtıcı değildir.
9 Aralık günü TBMM’ye “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” gönderildi.
Tasarının 2. maddesinde işçileri işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uymaya zorlamak gerektiği belirtiliyor. Bunu da işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uymayan işçinin tazminatsız işten çıkartılması hakkını patrona vererek yapıyorlar.
Bir kez daha sermaye hükümeti AKP’nin adeta işçiyle dalga geçen bir uygulamasıyla karşılaşıyoruz. Görünürde işçi sağlığı düşünülüyormuş gibi yapılıyor ama gerçekte patronlara işçiyi tazminatsız işten çıkarma kolaylığı getiriliyor. Bunun yanı sıra AKP bir kez daha sermaye sınıfını aklama işine soyunmuştur. Onlara kalırsa iş cinayetleri işçiler işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerine uymadığı için yaşanıyor.
İşçiye yaptırım olarak ‘tazminatsız çıkış’ sopasının gösterilmesi ise manidardır. Zira patronlar her defasında işçinin bir anlamda iş güvencesi demek olan, kıdem tazminatı hakkının kaldırılmasını gündeme getiriyorlar. AKP de bunun için fırsat kolluyor. Ancak olası tepkilerden çekindiği için şimdiye kadar doğrudan kıdem tazminatını kaldırmayı göze almadı. Fiiliyatta zaten patronlar çeşitli oyunlarla işçinin tazminat hakkını gasp ediyorlar. Şimdi ise, sözde işçi sağlığı ile ilgili bu “önlem” sayesinde, işçiyi tazminatsız atma seçenekleri çoğalmış, patronların işi daha da kolaylaşmıştır.
Belirtmek gerekir ki, işçinin korunma adına alacağı önlemler sadece işçiyi hafif nitelikli kazalardan korur ya da sakatlanmasına engel olur. Ama ölümlü iş kazalarının çoğu işyeri koşullarının yetersizliğinden, bakımlarının yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Burada işçinin faktörü olabilecek yorgunluk, dikkatsizlik vb. ise yine çalışma koşullarının sonucudur. İş kazalarına davetiye çıkaran etkenler fazla mesailerdir, ağır iş yüküdür vb. İşçinin dinlenme haklarını gasp ederek yorgunluğa ya da dikkatsizliğe neden olan ortamı patronların kâr hırsı sağlamaktadır. Ayrıca işçiye işçi sağlığı eğitimi vermek zorunda olan ama bunu ya göstermelik olarak yapan ya da hiç yapmayan yine patronlardır.
Soma’da, Ermenek’te, Torun Center’da işçi katliamlarıyla mevcut düzende açığa çıkan gerçekler karşısında tepkileri bir nebze olsun gidermek için ‘İş Güvenliği Paketi’ gündeme gelmişti. Bununla ilgili olarak Ahmet Davutoğlu şunları söylemişti: “Değişim üç evreden geçiyor. Zihniyet, insan unsuru ve yaptırım dengesi. Maliyet ve etki analizlerini çok doğru yapmanız gerekiyor.” Yaptırımdan kastedilenin ise,“ödül-ceza dengesiyle iş kazası olmayan iş yerlerinin ödüllendirileceği.” Onların yaptırımı patrona gelince ödül, işçiye gelince ise tazminatsız çıkıştır!
Hatırlanırsa ‘İş Güvenliği Paketi’ toplum nezdinde patronları koruyan, suçu işçiye yıkan bilinçli çarpıtmalar eşliğinde gündeme getirilmişti. İş cinayetleri işçi eğitimsiz olduğu için yaşanıyormuş gibi vurgular yapılmıştı. İş kazalarının suçunu işçiye yıkan bu saptırma geçtiğimiz günlerde tekrar vurgulandı. Hakkında verilen gensoru vesilesiyle konuşan Çalışma Bakanı Faruk Çelik, patronların savunusuna devam ederek şunu söyledi: “Biz yasada işçiye çalışmama hakkını verdik; ama işçi çalışmaması gereken ocakta çalışıyorsa düşünmemiz gerekiyor.”
İşsizlik belasından korkan bir işçinin “çalışmama hakkını” patrona karşı savunabileceğini söyleme arsızlığında bulunan bir Çalışma Bakanı’na sahip bu ülkede, son 11 ayda en az 1723 işçinin öldüğü gerçeği ne yazık ki şaşırtıcı değildir.
Gündeme gelen son yasa tasarısına dönersek, aynı arsızlık ve mantıksızlığın devam ettiğini görüyoruz. Patronlar için işçi çıkarımı kolaylığı demek olan bu durum işçiyi her açıdan mağdur edecektir. İşçi baret takmadı, kulaklık, gözlük kullanmadı vb. gerekçelerle tazminatsız kapı önüne koyulabilecektir. Türkiye’nin patronlar için bir sömürü cenneti, işçiler içinse bir cehennem olduğu gerçeği bir kez daha görülmüştür.
Sermaye hükümeti AKP patronların işine gelen önlemleri almaktadır. İşçi hakları büyük ölçüde gasp edilmiştir. Artık “zincirlerimizden başka kaybedecek bir şey kalmamıştır.” İşçi sınıfı ve emekçilerin hakları, gelecekleri ve onurları için mücadeleyi yükseltmek dışında tutacak yolu yoktur. Her geçen gün kötüleşen bu durum karşısında örgütlenmek ve fiili-meşru bir yoldan mücadeleyi büyütmek gerekmektedir.