Yeni iş güvenliği yasa tasarısı işçi ölümlerini geometrik olarak arttıracak bir içerik taşıyor

Soma katliamından sonra ortaya çıkan toplumsal tepkiler Meclis'e getirilen bir Torba Yasa'yla hafifletilmek istenmişti. Maden işçileri için sayısız lehte düzenleme yapılacağı vaat edilerek Meclis Komisyonlarına indirilen o tasarı, haftalarca tartışıla tartışıla kuşa çevrilmiş, bu da yetmezmiş gibi maden patronları için sayısız kıyak düzenleme yapılmıştı. Bu arada zamana yayılarak beklenti yaratılmış, gerek işçilerin öfkesi gerekse toplumsal tepki bu beklenti hali içinde adeta sönümlendirilmek istenmişti. Şimdi de Ermenek katliamından hemen sonra aynı içerikle hazırlanan yeni bir Torbayla karşı karşıyayız. Haftalardır Meclis komisyonunda tartışılan bu Torba, şimdi Genel Kurul'a getirildi.
 
Bu Torba'nın bir öncekinden daha belirgin bir işçi düşmanlığıyla hazırlandığını komisyon tartışmalarından biliyoruz: Patronlar için sayısız kıyak vardı. İşçiyi ölümünden sorumlu tutan bir felsefe, tasarıların ruhunu oluşturuyordu. Bununla da yetinmeyip iş güvenliği için belirlenen kurallara uymayan işçilerin tazminatsız işten çıkarılması gibi bir maddeyle, kıdem tazminatının ve keyfi işten atmaların önünü açıyordu. Sanayi dışındaki sektörlerde 7.5 saatlik gece çalışma sınırı kaldırılıyordu...
 
Komisyon tartışmalarından sonra şimdi aynı ruhunu koruyacak şekilde Meclis Genel Kurulu'na taşınan tasarıda sadece işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin olmadığını söylemek abartılı olmaz:
 
Güvenlik önlemlerinin esas sorumluluğu, patrondan ücret alan işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarına veriliyor!
İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili alınması gereken önlemleri işverene bildirmekle yükümlü. Patron, “Hayati tehlike arzeden” hususlarla ilgili önlemleri yerine getirmezse, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı, bu durumu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bildirmek zorunda. Tasarının 1’inci maddesi ile bu bildirim zorunluluğu genişletildi. Bu maddeye göre, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı, “Hayati tehlike arzeden” konuların yanı sıra işverene bildirdiği ancak işverenin gereğini yapmadığı “acil durdurmayı gerektiren eksiklik ve aksaklıkları” da Bakanlığa bildirecek. Öte yandan, Bakanlığa yapılan bu bildirim, artık, işyerinde çalışanların görebileceği bir yerde de ilan edilecek!
 
Yoruma bile gerek olmayan bu madde, aslında aynı keyfiyetin ve kıyımcılığın devam etmesine olur vermek anlamına geldiği açık.
 
İşyeri hekimleri ve güvenlik uzmanlarına sözümona güvenceler ve yaptırımlar!
Tasarı ile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarına, bu bildirimlerle ilgili yaptırımlar ve güvenceler getiriliyor. Tasarının 1’inci maddesine göre, bildirim yapmadığı tespit edilen işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının belgeleri 3 ay, tekrarında ise 6 ay askıya alınacak. Kötü niyetle gerçekdışı bildirimde bulunduğu mahkeme kararıyla tespit edilenlerin ise belgeleri 6 ay süreyle askıya alınacak. Öte yandan, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının, bu bildirimden dolayı iş sözleşmesine son verilemeyecek ve hiçbir şekilde hak kaybına uğratılamayacak. Aksi takdirde işveren hakkında, işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının bir yıllık ücreti tutarından az olmamak üzere tazminata hükmedilecek.
 
İşçinin tazminatsız kıyımı aynen korunuyor!
Tasarının 2’nci maddesine göre, kişisel koruyucu donanım kullanmayan, makine ve teçhizatın koruyuculuğunu etkisiz hale getiren, iş ile ilgili güvenlik kurallarına uymayan işçiler, patron tarafından ayrı ayrı üç defa yazılı olarak uyarılacak. Üçüncü uyarıda, patron işçiyi haklı nedenle derhal fesih yoluyla tazminatsız işten çıkarabilecek. Bu düzenleme, bir yönüyle işverenin tazminatsız işten çıkarma hakkını genişletirken diğer yönüyle de daraltıyor. Bu maddeye göre normalde tazminatsız işten çıkarmaya neden olabilecek ağır kusurları işleyen işçiler ancak üçüncü uyarıda tazminatsız işten çıkarılabilecek. Bununla birlikte, işçiler, tazminatsız işten çıkarmayı gerektirmeyecek en küçük üçüncü hatada tazminatsız işten atılabilecek.
 
Kıdem tazminatının gaspedilmesi ve bununla birlikte güvencesizliğin genel bir kapsayıcılık kazanmasının yeniden gündeme getirildiği bu günlerde tasarıya konulan bu maddenin bu kapsamlı saldırının ön adımı olarak kullanılacağı açık.
 
Yaptırımlarda artış ama...
Tüm sorumluluğu işyeri hekimine ve güvenlik uzmanına yükleyen tasarıda hemen arkasından (3’üncü maddesinde) patronlara ciddi yaptırımlar getiriyormuş gibi yapılıyor! Buna göre, bir işyerinde “işin durdurulması” kararı verildiğinde, mülki idare amirleri, bu kararı, “Kolluk kuvvetlerinin marifetiyle” yerine getirecek. Çok tehlikeli sınıfta yer alan ve kamudan ihale ile alınan işlerde üretim zorlaması nedeniyle hayati tehlike oluşturacak şekilde çalışma biçimleri işin durdurulması sebebi sayılacak. İşyerinde durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekillerine üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilecek. Tasarının 4’üncü maddesine göre ölümlü iş kazası meydana gelen işyerlerinde kusuru yargı kararıyla tespit edilen patron, kusuru oranında iki yıla kadar kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanacak. Tasarının 5’inci maddesi ile işverenlerin İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda yer alan kurallara uymaması durumunda verilen idari para cezaları artırılacak.
 
Açık bir ikiyüzlülüğün ifadesi olan bu maddenin somut ifadesi Soma'da yaşananlardır. Güvenlik uzmanlarının aylar önce geliyorum diyen katliam için tuttukları her şey yolunda kayıtları...
 
Patronlar için iş güvenliği uzmanı çalıştırma zorunluluğuna erteleme!
30 Haziran 2016 tarihine kadar çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı yerine (B) sınıfı iş güvenliği uzmanı çalıştırılmasına olanak sağlayan geçici düzenleme 1 Ocak 2018 tarihine, tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise (B) sınıfı iş güvenliği uzmanı yerine (C) sınıfı iş güvenliği uzmanı çalıştırılmasına ilişkin geçici düzenleme 1 Ocak 2017 tarihine kadar uzatılıyor.
 
İşyeri hekimi çalıştırmayanlara af geliyor!
Tasarının 8’inci maddesinin yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirme yükümlülüğünü yerine getiren işverenlere, geriye dönük idari para cezası uygulanmayacak. Böylece aylardır, hatta yıllardır işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırmayarak işçilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan patronlar, 6 ay içinde yükümlülüklerini yerine getirdiklerinde affedilmiş olacak.
 
 "Kaza" yaşanmamasına lütuf muamelesi ve kıyaklar!
Tasarının 28’inci maddesi ile çok tehlikeli sınıfta yer alan ve ondan fazla çalışanı bulunan işyerlerinde üç yıl içerisinde ölümlü veya sürekli iş göremezlikle sonuçlanan iş kazası meydana gelmediğinde teşvik, geldiğinde ise ceza niteliğinde bir düzenleme yer alıyordu. Böyle bir kaza meydana gelmediği takdirde, işsizlik sigortası işveren payı 3 yıl süreyle yüzde 2’den 1’e düşürülecek, böyle bir kaza olduğu takdirde ise yüzde 2’den 3’e çıkarılacaktı. Öte yandan bu teşvikten yararlanıp iş kazasını bildirmeyen işverenlere, bildirmemekten kaynaklı idari para cezası 10 katı tutarında uygulanacaktı. Ancak komisyonda AKP’li vekillerin oylarıyla bu maddede değişikliğe gidildi, teşvik korunurken, cezalar kaldırıldı.
 
İşçi ölümünden sorumlu tutulurken patronlara af üstüne af!
2011 yılında uygulamaya konulan İstihdamı Teşvik Paketi ile işyerinde mevcut çalışan sayısına ilaveten yeni işçi istihdam edildiğinde, yeni işçinin sigorta priminin işveren hissesi 6 ila 48 ay arasında değişen sürelerle İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödenmeye başlanmıştı. Torba Yasanın 30’uncu maddesi ile bu teşvikten yersiz yararlanan, istihdama katkı yapmadığı halde yeni aldığı işçilerin sigorta primleri fondan ödenen patronlar da affedilecek.
 
Üç çocuk teşviki torbaya da girdi!
Tasarının 10’uncu maddesi ile evli, eşi çalışmayan 3 çocuklu bir işçinin alacağı asgari geçim indirimi, 144.18 TL’den 153.19 TL’ye çıkarılıyor. Böylece, eşi çalışmayan, üç çocuklu bir asgari ücretlinin alacağı asgari geçim indirimi, ödeyeceği gelir vergisi ile eşitleniyor. Ancak eşi çalışmayan bir işçi, çocuğu yoksa 108.14 TL, bir çocuğu varsa 121.65 TL, iki çocuğu varsa 135.17 TL asgari geçim indirimi alabiliyor.
 
İşçiye tek "kıyak"!
Bir önceki torba yasada yeraltı maden işlerinde, yer altındaki çalışma süresi günde 6, haftada 36 saat olarak düzenlenmiş, ancak yerüstü çalışmaları ile çalışma süresinin 45 saate tamamlanmasına kapı aralanmıştı. Tasarının 38 ve 40’ıncı maddeleri ile yeraltı maden işlerinde çalışma süreleri yeniden düzenlendi. Yeraltı maden işlerinde günlük çalışma süresi günde 7.5; haftada 37.5 saat olacak. Böylece maden işçileri iki gün hafta tatili yapabilecek. İşçilerin 37.5 saati aşan her çalışması fazla mesai sayılacak ve en az yüzde 100 zamlı ödenecek.
 
Ölen madencilerin ailelerine maaş bağlanması aslanın ağzında!
Yaşamını yitiren işçilerin yakınlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için işçinin en az 5 yıldan beri sigortalı olması ve en az 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinin bildirilmiş olması gerekiyor. Bir önceki torba yasa ile Soma’da hayatını kaybeden işçilerin yakınlarına bu koşul aranmadan, ölüm aylığı bağlanması sağlanmıştı. Tasarının 53’üncü maddesi ile Soma ve Ermenek kazaları arasında yeraltı maden işlerinde meydana gelen iş kazalarında yaşamını yitiren işçilerin yakınlarına, bu koşullar aranmaksızın ölüm aylığı bağlanacak. Ancak, diğer işkollarında çalışan işçiler ile Soma’dan önce ya da Ermenek’ten sonra hayatını kaybeden maden işçilerinin yakınları bu haktan yararlanamayacak.
 
Esnek çalışma biçimlerine kapı sonuna kadar açılıyor!
İş Yasası’nda işçilerin, patronlarca verilen işi kendi evlerinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yapabilmesine ilişkin bir düzenleme yer almasa da, Borçlar Kanunu’nda bunlara olanak tanıyan düzenlemeler yer alıyor. Tasarının 37’nci maddesi ile evden çalışma ve uzaktan çalışma İş Yasası kapsamına alınıyor. Ancak düzenlemede, hangi işlerin evde yapılabileceğine ilişkin bir sınırlama yer almadığı gibi; evde işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin nasıl alınacağı ve evlerin nasıl denetleneceğine ilişkin bir kural da getirilmiyor.
 
Sanayi dışındaki sektörlerde gece mesaisi keyfekeder!
İş Yasası’nın 69’uncu maddesine göre, işçilerin gece çalışmaları (20.00-06.00 arası) 7.5 saati geçemiyor ve işçilere gece fazla mesai yaptırılamıyor. Ancak Yargıtay kararlarına göre, patron bu kurala uymaz, işçiyi gece 7.5 saatten fazla çalıştırırsa, işçinin haftalık çalışma süresi 45 saati geçmese bile işçiye fazla mesai ödemek zorunda. Tasarının 41’inci maddesi ile bu sınırlama sanayiden sayılmayan işlerde kaldırılıyor. Bu maddeye göre sanayiden sayılmayan işlerde işçinin yazılı onayının alınması şartıyla işçiye 7.5 saatin üzerinde gece çalıştırması yaptırılabilecek. Böylece hizmetler ve tarım sektöründe işçiler geceleri 11 saate kadar çalıştırılabilecek ve haftalık 45 saat geçilmediği sürece de işçilere fazla mesai ödenmeyecek.
 
Çocuk emeği sömürüsüne yasal dayanak hazır!
İş Yasası’nın 71’inci maddesine göre 14 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması tümüyle yasak. Ancak sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde, 14 yaşını doldurmamış çocuklar çalıştırılıyor ve bu çalışma iş sözleşmesi ile yapılmadığı için İş Yasası’ndaki yasak uygulanamıyor. Tasarının 42’nci maddesi ile İş Yasası’nda değişikliğe gidilerek, 14 yaşını doldurmamış çocukların sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde günde 5, haftada 30 saate kadar çalıştırılabilmesi olanaklı hale getiriliyor. Böylece özellikle televizyon dizilerinde çocuk emeği sömürüsüne yol açan yasal boşluk, bu şekilde dolduruluyor.
 
Sendikaların tepesindeki baraj denetimine devam!
Tasarının 80’nci maddesi ile 2009 Temmuz istatistiklerine göre iş kolu barajının üzerinde olan ancak şu an iş kolu barajının altında olan sendikalar ile 2009 Temmuz istatistiği ile 15 Eylül 2012 tarihleri arasında kurulan baraj altındaki işçi sendikalarına geçici bir muafiyet getiriliyor. Bu sendikalar, mevcut toplu iş sözleşmelerini, işyerinde ya da işletmede çoğunluğu sağlayabiliyorlarsa, iş kolu barajı şartı aranmaksızın bir dönem daha yenileyebilecekler. Ayrıca, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 ay içinde, yeni örgütlendikleri ve yasal çoğunluğu sağladıkları işyerlerinde de, baraj şartı aranmaksızın toplu iş sözleşmesi yetkisi alabilecekler.
 
Orman işçileri için vahşi kuralsızlık!
Tasarının 81’inci maddesine göre orman yangınlarını önleme ve söndürme işlerinde görevlendirilen işçilerin orman yangın ekip bina ve kulelerinde bulunan sosyal tesisler ve lojmanlarda çalışma saatleri dışında geçirdiği süreler, çalışma süresinden sayılmayacak. Mevcut durumda, sosyal tesis ve lojmanlarda çalışan işçiler, kendi çalışma saatleri ve vardiyaları dışında da, her an işe çağrılabiliyor ve çalıştırılabiliyor. Dolayısıyla, işçiler, vardiyaları dışında da iş görmeye hazır bekledikleri veya çalıştırıldıkları süreler için fazla mesaiye hak kazanıyor. Ancak tasarıdaki bu düzenleme ile işçiler, çalışma saatleri dışında iş görmeye hazır bekledikleri veya fiilen çalıştırıldıkları süreler için ne mesai ne fazla mesai ücreti alabilecek.
 
Erkek işçiye doğum izni!
Tasarının 39’uncu maddesine göre evlat edinen işçiye 3 gün, eşi doğum yapan işçiye 5 gün ücretli izin verilecek. Ayrıca en az yüzde 70 oranında engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğu olan işçiye, çocuğunun tedavisinde kullanması için bir yılda 10 güne kadar ücretli izin verilecek.
 
Bu maddeler dışında patronların ve devletin ödemesi gereken çeşitli maliyetlerin İşsizlik Fonu'nun karşılanmasını gibi düzenlemeler de sözkonusu. İş güvenliği uzmanlarının eğitim ve sertifika giderleri bunlardan biri! Diğeri de hayatını kaybeden maden işçilerinin ailelerine ödenecek 6 aylık ücretler.
 
Meclis Genel Kurulu'na taşınan tasarının bu haliyle çıkması demek iş cinayetlerinin geometrik oranlarda artması dışında bir anlam taşımayacak.