HDK İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Çalıştayı

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Emek Meclisi tarafından düzenlenen iki günlük İşçi Sağlığı İş Güvenliği Çalıştayı Petrol-İş Genel Merkezi'nde başladı.

Çalıştaya HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve HDK Eş Sözcüsü Ertuğrul Kürkçü, HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı, Deriteks Genel Başkanı Musa Servi, TTB yöneticisi Hüseyin Demirdizen ile çok sayıda işçi katıldı.

'İŞ GÜVENLİĞİ DENETİMİ PİYASAYA DEVREDİLDİ'
Çalıştay, iş cinayetinde yaşamını yitiren işçiler anısına saygı duruşu ile başladı. HDK Eş Sözcüsü Ertuğrul Kürkçü yaptığı konuşmada, Meclis'te işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili çıkarılan yasaların yeterli olmadığını kaydetti. Meclis'in Soma, Ermenek ve Torun Center gibi büyük iş cinayetleri sonrasında yaşanan tepkiler üzerine iş cinayetlerini gündeme aldığını ifade eden Kürkçü, daha sonra unuttuğunu belirtti.

Sendikaların işçi sağlığı ve iş güvenliği için işyerlerinde gerekli denetimlerini yapmasını ve çalışma yürütmesi gerektiğini belirten Kürkçü, İş Sağlığı ve Güvenliği yasasında çalışma şartlarının denetlenmesinin Çalışma Bakanlığı'ndan alınarak piyasaya devrediğini kaydetti. Bu durumun sıkıntı olduğunu ifade eden Kürkçü, "Herkes kesesine göre piyasada iş güvenliği uzmanı alacak" dedi.

'KADIN VE İŞ CİNAYETLERİ POLİTİKTİR'
Çalıştayda bir konuşma yapan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, "Kadın ve işçi cinayetleri politiktir" dedi. Karşı karşıya kalınan sorunun ağır bir sorun olduğunu ifade eden Yüksekdağ, "Bugün işçi sağlığı ve iş güvenliği meselesinde karşımıza vahşi kapitalizm çıkıyor" diye konuştu. 21. yüzyılda neoliberal kapitalizm işçi ölümleri ve sömürüsünü resmettiğini belirten Yüksekdağ, işçilerin ölümünü durduracak, işçilerin yaşam hakkı için verilecek tek mücadelenin birleşik mücadele olduğunu söyledi.

Yüksekdağ şöyle konuştu: "Bugün neoliberal politikaların, çalışma hayatındaki sömürünün, çalışma hayatındaki sömürünün, işçilerin parçalanmışlık durumu ortadan kaldırılmalı. Bugün sendikalar işçi sınıfını örgütsüzleştirme saldırılarına karşı işçi sınıfının yanında olmalıdır. HDK ve HDP'nin esas rolü de burada ortaya çıkıyor. Birleşik emek gücü ve politikası ile buna dur demeliyiz."

'AKP HOLDİNG DURUMUNDA'
Patronların aşırı kar hırsının yaşanan ölümlerin kaynağı olduğunu belirten Yüksekdağ, "AKP Hükümeti aşırı kar hırsı ile sermayenin temel yürütücüsüdür. Sermaye iktidardır" diye belirtti. Yüksekdağ, AKP'nin holding durumunda olduğunu kaydetti.

Emek alanında mücadele gündeminin çok önemli hale geldiğini ifade eden Yüksekdağ, "HDP olarak emek, özgürlükler ve barışın partisidir" dedi. Yüksekdağ, 2015 seçimlerinde emeğin ve özgürlüğün kazanımı için mücadele edeceklerini söyledi.

'AKP KENDİSİYLE BİRLİKTE TOPLUMU DA ÇÜRÜTÜYOR'
İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin doğrudan güncel politikanın sorunu olduğunu belirten Yüksekdağ, somut net bir hareket tarzına ihtiyaç olduğunu ifade etti. Yüksekdağ şöyle dedi: "Bugün AKP iktidarı kendisiyle birlikte toplumu çürütüyor. Türkiye toplumu çürütme saldırı dalgasıyla karşı karşıya. Kadın cinayetleri bunun bir örneği, işçi cinayetleri bunun bir örneğidir."

Yüksekdağ, kadın ve iş cinayetlerinin engellenmesi için radikal devrimci bir dinamik ortaya çıkarmanın gerekliliğine dikkat çekti.

Çalıştay "İktisadi ve Toplumsal Açıdan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği" başlıklı oturumla devam ediyor.

 
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Emek Meclisi tarafından düzenlenen iki günlük İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Çalıştayı Petrol-İş Genel Merkezi'nde devam ediyor.

Moderatörlüğünü Yard. Doç Dr. Özgür Müftüoğlu'nun yaptığı "İktisadi ve Toplumsal Açıdan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği" başlıklı oturumda Mimar Sinan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Aslı Odman, kavramlar konusunda bir sunum yaptı.

İş cinayetleri ve iş güvenliği konusunda buz dağının arkasında görünmeyenlere dikkat çeken Odman, Türkiye’de taşeronluk, çağrı usulü yada kiralık olarak çalıştırmanın güvencesizliğin önünü açan uygulamalar olduğunu kaydetti.

Günde 40 kadar insanın çalışırken veya işe giderken kazalara, kimyasallara vb. maruz kaldığını belirten Odman, "İnsan, insan eliyle can veriyor" dedi. Odman, mücadele alanlarında mutlaka işçi ölümleri sayılarını vermek gerektiğini vurguladı.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği tartışmalarında çalışma acısı veya şiddetini kullanmak gerektiğini ifade eden Odman, bunun kendilerini güçlendireceğini kaydetti. En iyi işçi sağlığı ve iş güvenliğinin öz örgütlenme olduğunu belirten Odman, yerelde çıkacak sorunların yerelde çözülmesi gerektiğini söyledi.

İş cinayetlerinin tek başına sorun olmadığını, içinde birçok başlıkları içeren büyük bir mesele olduğunu kaydeden Odman, "Şiddetle zorla rıza etmek. Öleceğini bile bile girdiği madende bir şiddet var. Ve işçileri bağlayan krediler var. Toplumsal alanda mücadele olmazsa bu sorunların çözülmeyecek. Birlikte mücadeleyi perspektif olarak koymalıyız" diye konuştu.

 
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Emek Meclisi tarafından düzenlenen İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Çalıştayı’nın ilk günkü çalışması sona erdi.

Moderatörlüğünü Serpil Kemalbay’ın yaptığı "Buz dağının görünmeyen yüzü: Meslek hastalıkları neden teşhis edilemiyor? Niçin saklanıyor?" başlıklı oturumda, İşyeri Hekimi Dr. Ahmet Tellioğlu, sunum yaptı. Tellioğlu, meslek hastalıklarını şöyle tanımladı: "Yağmur insanı ıslatır mı? Evet ıslatır. Çalışma insanı hasta eder mi? Evet eder. Bu hastalıkların tamamı da önlenebilir değil. Meslek hastalığı nedir? Kişi yapmasa tutulmadığı, yaptığı zaman tutulduğu hastalığa meslek hastalığı denir."

Türkiye’de yüzlerce insanın meslek hastalığına yakalandığını kaydeden Tellioğlu, "Ama bunlar devlet tarafından yokmuş gibi davranılıyor. Bunlar buz dağının görünmeyen yüzüdür" dedi."Meslek hastalıkları neden teşhis edilemiyor?" sorusunu soran Tellioğlu, şöyle devam etti: "İş güvenliği uzmanı görevini yapamıyor. İşçi hakkını arayamıyor. Sağlık ticarileşmiştir. Doktorlar meslek hastalığını tanımıyor. Hekim ile işveren arasında taşeron ilişkisi oluştu. Meslek hastalığı olduğunda işveren tazminat verecek. Dolayısıyla tazminat vermek zorunda kalıyor. Bunun için tutulan hastalığın meslek hastalığı olduğu raporlara geçmiyor."

Türkiye’de en önemli sorunun meslek hastalıklarının tanınması olduğunu kaydeden Tellioğlu, "Hastanelerimizde göz, kulak vb klinikler var ama meslek hastalığı ile ilgili sadece bir hastanede klinik var" diye kaydetti.

HDK Emek Meclisi'nin düzenlediği İşçi Sağlığı İş Güvenliği Çalıştayı’nın ilk gününün son oturumu ise "Genel olarak iş cinayetleri" başlıklı oturum oldu. Bu oturumun moderatörlüğünü Limter-İş Sendikası Genel Başkanı Kanber Saygılı yaptı. Sunumu ise Adalet Arayan İşçi Aileleri’nin gönüllü avukatlığını yapan Av. Erbay Yücak yaptı. Yücak, adalet arayan işçi ailelerinin mücadelesine ilişkin bilgi verdi.

Yapılan eylem, etkinlik ve anmaları anlatan Yücak, ayrıca çalışmaları kapsamında iş cinayetleri almanağı çıkardıklarını kaydetti. Yücak, kapitalist sisteme karşı oldukları için eşitlik ve özgürlük için mücadele ettiklerini söyledi.

 
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Emek Meclisi tarafından düzenlenen İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Çalıştayı ikinci gününde yapılan oturumların ardından sona erdi.

İkinci günün ilk oturumunda moderatörlüğünü iş güvenliği uzmanı Şeref Özcan’ın yaptığı "İşçi sağlığı iş güvenliği alanında haklar, sorunlar, görevler, sorumluluklar" başlıklı oturumda İş Hukuku Uzmanı Av. Murat Özveri sunum yaptı. Bir işyerinde bir işçinin bel fıtığına yakalanması sonucu dava açtıklarını söyleyen Özveri, açılan davada, aynı işyerinde çalışan ve meslek hastalığına yakalanmış işçilerin raporlarını sunmalarına rağmen mahkemenin "Başka kimsede görülmediği" gerekçesiyle, meslek hastalığı olmadığı yönünde karar verdiğini söyledi.

Meslek hastalıkları ve iş cinayetleri sonrası hazırlanan bilirkişi raporlarının eksikliğini örneklerle anlatan Özveri, bilirkişilerin işveren tarafında rapor hazırladığını belirtti. Özveri, "İşçinin ciğerinde cıva tespit ediliyor, bilirkişi işyeri ortamında olmamıştır diyor" diye örnek verdi.

İşçilerin işe başladıkları sırada imzaladıkları evraklarda işçi aleyhine maddelerin olduğuna dikkat çeken Özveri, imzalanan evrağın içeriğini işçinin sonradan öğrendiğini söyledi.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında meslek hastalıkları ile ilgili kısımda akılın devreden çıktığını ifade eden Özveri, işçilerin hepsinin haklarının olduğunu söyledi. "İşyerlerinde iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi var. Peki niye bu kadar insan ölüyor. Meslek hastalığına mahkum ediliyor" diye soran Özveri, sermayenin karını sürdürmek için ucuz işçilik uyguladığını belirtti.

İşyerlerinde esneklik adı altında güvencesizlik dayatıldığını kaydeden Özveri, "Bu sisteme itiraz etmez isek bu koşullarda çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Özveri, işveren izin vermezse işçilerin örgütlenemeyeceği bir ortam olmaması nedeniyle işyerlerinde bağımsız sendikaların örgütlenmesinin zorluğundan bahsetti.

'İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİNDE KADIN YÜZÜ'
Çalıştay'ın ikinci gününün ikinci oturumunun moderatörlüğünü Petrol-İş Sendikası Kadın dergisi editörü Necla Akgökçe'nin yaptığı "İşçi sağlığı iş güvenliğinde kadın yüzü" başlıklı sunumu Toros Üniversitesi Öğr. Gör. Dr. Nevra Akdemir yaptı. Necla Akgökçe, İSİG Kadın Meclisi'ni kadın işçi sağlığı ve güvenliği konusunda ilk raporlamayı yaptığını belirtti.

Kadın ve erkeklerin çalışma hayatındaki birliğinden bahseden Dr. Nevra Akdemir, Türkiye'de her üç kişiden biri kayıt dışı çalıştığını bu rakamın kadınlarda her iki kadından birinin kayıt dışı çalıştığını söyledi. Kadınlar hizmet sektöründe, ev işi, temizlik işlerinde daha fazla çalıştığını kaydeden Akdemir, işyerlerinde temizlik işlerini erkekler yerine kadınların yaptığını söyledi.

Kadınların iş kesintilerine değinen Akdemir, kadınların iş kesintilerinin temel nedeninin çocuklarının olması ve bakımı için iş kesintisi yaşadığı, erkeklerde ise bu işten çıkarma olduğunda yaşandığını söyledi.

Kadınların örgütlenmesinde erkeklere göre daha düşük olduğunu kaydeden Akdemir, kadınlar örgütlenmek için erkeklerden ve ailelerinden izin almak zorunda kaldığını belirtti. Akdemir, erkeklerin çalışmasına izin verdiği kadınların, ev içinde kusursuz çalışmasını istediğini söyledi.

Kadınların meslek hastalıkları arasında yer alan fıtık, varis vb. Hastalıkların sadece çalıştığı işyerinde olmadığını vurgulayan Akdemir, bu meslek hastalıkların evde de yaşandığını belirtti.

Yaşanan iş kazaları ve iş cinayetleri sonrası klişe yaklaşımların ideolojik olduğunu kaydeden Akdemir, "Kaza, kader, fıtrat denilebiliyor. İşçiler beceriksizliğinden dolayımkazageçirdi. Patron önlem almadığı için iş kazası yaşandı" gibi klişe söylemlerin ideolojik olduğunu kaydetti.

Akdemir, "İşyerlerinde makinalar ortalama bir kişi için yapılmıştır. Ortalama bir işçi de erkek oluyor. Dolayısıyla makinalarda erkektir. Makinalar erkekler için yapıldığı için kadınlar bu maknaları kullanmakta zorlanıyor. Parmaklarını makinaya kaptırabiliyor" dedi.

Genel olarak yapılması gerekenlere değinen Necla Akgökçe, "Bütün meseleleri toplumsal cinsiyet açısından gözden geçirip hükümete baskı yapmak. İşçi sağlığı iş güvenliği meselesinin kavramlarını gözden geçirmemiz gerekiyor. Kadın emeği açısından tanımlamak lazım" dedi. Bu konuda sendikaların ne yapması gerektiğine de değinen Akgökçe, "Sendikalar bu konuda komisyonlar oluşturmalı. Bu komisyonlarda kadın olmalı" diye belirtti.