‘İşçi ya da mülteci’ - Veysi Ülgen

Uzaklardan geldiler. Korkusuzca, nice engelleri aştılar. Umarsızca, nice sınırları silahlı devriyelere rağmen dağıttılar.

 Yarı aç yaşam onları yorsa da hayatta oldukları için şanslıydılar. Onca yoldan sonra hâlâ konuşuyor ve de gülebiliyor olmaları onların bu umut yolculuğunu kazandıklarını gösteriyordu. Artık daha az aç kalacaklar ve daha az yorulacaklardı.

Öyle umuyorlardı. Başka ırak ülkelerden gelenlerle buluştular. Yedi kişiydiler. Hayatlarını yeniden kazanma ihtimali için birer silahşor adayıydılar. Epey yol alınmıştı. Artık bir yerlerde konaklamalı, terler soğumadan çalışma yaşamına girebilmeliydiler.

 Ama kendilerini kabul edecek resmi kağıtları yoktu. Sınırları aşsalar bile artık onlardan kağıtlar isteniyordu. Yeniden endişeye kapılmışlardı. En başa dönmemek için artık üzerinde mühürlerin, kaşelerin, imzaların olduğu bir kağıt için savaşmalıydılar. Pes etmek asla olmayacaktı.

Önce soluğu yine kağıtsız bir evde, bu kentin dilinde gecekondu denilen bir mekanda aldılar. Umutları yeniden yeşeriyordu. Ancak kendi zor hayatlarını sürdürmeye aday yedi savaşçı. Yaşam ateşlerini kendileri için yaktılar. Yürekleri yangın sıcaklığı ile kavruluyordu.

 Ancak bu yangın sahiciydi. Yan yana yedi kişiydiler. Onca engeli yenebilecek güçteydiler. Sabırlıydılar. Sadece yangını hesap edememişlerdi. Ateş bir sonbahar gününde onları kalleşçe yakalamıştı.

Küçük oda ve dar salonda ne su vardı, ne de battaniye. Ateş ve duman yedi silahsız silahşorun bedenlerinin karşısında yerini almakta tereddüt etmemişti.

 Ateş kentin gece ıssızlığında ilerliyor, duman kentin loş ışıklarına karışıyor ve kayboluyordu. Ateş yorgun bedene; duman uzun engebeli yollara, açlığa, hastalığa, yorgunluğa meydan okuyan ciğerlere saldırıyordu.

 Duvarları nem kokan kentin içinde kaybolmuş bu küçücük mekana yabancıydılar. Evin kapısı ne taraftaydı? Ya pencereler? Onlara ne olmuştu? Hep bir yerlerden kaçmışlardı. Oysa en iyi bildikleri işi, kaçmayı beceremiyorlardı. İşin içinde artık ateş ve duman vardı. Kentin loş ışıkları dumanlar içinde gittikçe uzaklaşıyor, bu kağıtsız evi görünmez kılıyordu.

 Elbette yalnız değillerdi. Dumanların yükseldiği bu kentte milyonlarca güvencesiz, kaçak, mevsimlik işçi ve işsizler onlarca yılın gözlerine bağladığı bantların gerisinden bu yangını izliyordu. Dışarıda yüreği onlar için atanlar vardı. Onlar da bu görünmez evden bihaber kentin ıssız uykusuna karışmıştı. Kentin bu mütevazi gecekondu mahallesinin sakinleri ateş ve dumanı kendi mekanlarında çaresizce izliyordu. Dostlar bu kalleş yangını eli kolu bağlı seyrediyordu.

 Bu kentte onlar adına para kazananlar da kentin yüksek yerlerinde derin uykuyu çekiyordu. Onlar adına konuşan ve onlara kağıt bulmaya çalışan dernek, vakıf, temsilcilik ve proje sahipleri de bu kentin ıssızlığına karışmıştı. Artık hiç kimsecikler yoktu. Şimdi ateş ve duman altında duman altında tek başlarınaydılar.

 Yolun sonu yaklaşıyordu. Yedi silahsız silahşor bire birer devriliyordu.

 Dumanlar gecekondu evlerinin üzerine yayılıyordu. Yarın kimileri dram, kimileri trajedi, kimileri kader diyecekti. Tarih kimliksiz mülteci cinayetine daha tanıklık ediyordu. Birbirinden farklı yedi yaşam öyküsü sona eriyordu. Ertesi gün gazetelere, televizyonlara gecekonduda yangın faciası “ Zübeyde Hanım Mahallesi 1458 Sokak Numara 8’deki bekarların kaldığı gecekondudan saat 03.00 sıralarında dumanların çıktığını gören vatandaşlar, durumu itfaiye ve polise haber verdi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yanan gecekonduyu yaklaşık 1 saat süren çalışma sonucu söndürdü. Demir kapıyı kırarak giren itfaiye ekipleri, içeride yanan 7 kişinin cesediyle karşılaştı. Yapılan incelemenin ardından 7 erkek cesedi, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Morgu’na kaldırıldı İtfaiye ekipleri yangının elektrik kontağından çıkmış olabileceğini belirtti. Yanan evin karşısında oturanlar, gecekondunun 2 ay önce bekarlar tarafından tutulduğunu söyledi. Gecekondu içinde yanan arapça kitaplar ile bilgisayar çıktı. Polis, yanarak ölen 7 kişinin kimliklerinin belirlemeye çalışıyor. Bu 7 kişinin 10 gün önce bu eve geldikleri, işçi ya da mülteci olabilecekleri üzerinde duruluyor.” adlı bir haber düştü.