Dr. Ersin Arslan Öldürülüşünün 3. Yılında Anıldı. Sağlıkta Şiddetse Artarak Sürüyor

 Dr. Ersin Arslan'ın Gaziantep'te görevi başında bir hasta yakınının bıçaklı saldırısı sonucu katledilmesinin 3. yılında ülke genelinde olduğu gibi İstanbul'da da hastanelerde anma törenleri ve basın açıklamaları gerçekleştirildi.

İstanbul'daki etkinliklerin merkezi Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi oldu. 17 Nisan 2015, Cuma günü 12.00'da Başhekimlik binası önünde biraraya gelen hekimler, sağlık çalışanları, taşeron sağlık işçileri, "Bu Şiddet Sona Ersin! Dr. Ersin Arslan'ı Unutturmayacağız" pankartı arkasında toplandılar. Basın açıklaması öncesinde TTB Merkez Konseyi 2. Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel yaptığı konuşmada; "Bugün 17 Nisan 2012 yılında kaybettiğimiz Ersun Arslan'ı anmak için toplandık. Ersin Aslan'ın ölümü aslında 2002 yılından beri sürdürülen, Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altındaki sağlık politikalarının sonuçlarından biriydi. Ersin Arslan'la acı bir noktaya taşınan sağlıkta şiddet maalesef şu anda da artarak sürüyor ve günümüzde sağlık alanındaki en önemli sorulardan biri olarak gündemde. Günde yaklaşık 30 sağlıkta şiddet olayıyla karşı karşıyayız. Bu neredeyse her saat başı sağlıkta şiddete maruz kalma anlamına geliyor. Bunu irdelediğimiz zaman uygulanan sağlık politikalarının bir sonucu olduğunu görüyoruz. Bunu irdelediğimiz zaman hastalarla hekimleri karşı karşıya getiren politikaların sonucu olduğunu görüyoruz. Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın yarattığı sorunlar doğrudan hekimle hasta arasındaki bir sorun biçimine dönüştürülüyor. Aynı zamanda hekimler ve sağlık çalışanları halkın gözünde giderek değersizleştiriliyor. Bunun sonucunda bir çatışma ortamı oluşuyor. Bu yaşadıklarımızın birer sonuç olduğunu düşünüyoruz. Sağlıkta Dönüşüm başta olmak üzere şiddet olaylarını doğuran her türlü sağlık politikasına karşı bundan sonra da mücadeleyi sürdüreceğiz" diye konuştu.

Ardından söz alan SES Şişli Şube Başkanı Fadime Kavak ise yaptığı konuşmada "Bugün Ersin Arslan'ın 3. ölüm yıldönümü, bu acıyı aynı tazeliğiyle yüreğimizde yaşıyoruz. Çünkü 3 yıldır sağlıkta şiddetle ilgili hiçbir düzenleme yapılmadı. Buradan Melike Erdem arkadaşımızı da anmak istiyorum. O da sağlıkta şiddetin öldürdüğü bir sağlık çalışanıdır. Bizler Sağlıkta Dönüşüm politikalarının sağlık çalışanlarına şiddet olarak döndüğünü yaşayarak görüyoruz ne yazık ki. Ne hastalarımız sunulan sağlık hizmetinden memnun ne de biz sağlık çalışanları bu hizmeti bu şekilde sunmaktan memnunuz. Yıllardır çözüm önerilerimizi dile getiriyoruz. Ama ne yazık ki AKP hükümeti, Bakanlık bize kulaklarını tıkayarak, yukarıdan, uzaktan kumandayla sağlık alanını yönetmeye çalışıyor. Görülüyor ki sağlık sistemi çökmüştür. Dün GOP Taksim EAH'de bir hekim arkadaşımıza bıçak çekilmiştir ve mesleği bırakmak zorunda kalmıştır. Buradan sesleniyoruz: Bakanlık ne yapıyor? Sayın Müezzinoğlu'na sesleniyoruz; gelin acillerde 10 dakika çalışmayı başarın, biz de bu şekilde çalışmayı sürdürelim. 14 Mayıs 2012'den 2015 Mart ayına kadar sağlıkta şiddete uğrayan sağlık çalışanı sayısı 31767. Yani bizler her gün şiddete uğruyoruz. Ve biz bu koşulların düzeltilmesi için mücadele eden örgütler olarak çözüm önerilerimizi dile getiriyoruz. Bakanlığın da önerilerimizi dikkate almasını talep ediyoruz" dedi.

Devrimci Sağlık-İş Genel Sekreteri Gürsel Kaya ise "Bize sağlıkta devrim yaptıklarını söyleyenler insanların anayasal hakkı olan eşit ve nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını önlemişlerdir. Gün geçmiyor ki bir şiddet haberi almayalım. Bu tablonun tek sorumlusu bize devrim olarak anlatılan Sağlıkta Dönüşüm politikalarıdır, sağlığın paralı hale getirilmesidir. Sağlık hizmetine ulaşılamayan insanlar karşılarında muhatap gördükleri sağlık çalışanlarına şiddet uygulamaktadırlar. Diğer yandan bu ülkede yerleştirilmeye çalışılan; param varsa her şeyi yaparım, şiddet de uygularım zihniyetini benimseyen insanlar bütün sorunun faturasını sağlık emekçilerine keserek şiddet uygulamaktadır. Asıl sorun bu sistemdir, sağlığın paralı hale getirilmesidir. Çözüm sağlık alanında yeni bir reform yapılmasıdır" diye konuştu.

Yapılan konuşmaların ardından ortak basın metnini Odamız Genel Sekreteri Dr. Samet Mengüç okudu. Yapılan açıklamada; "Bugün Dr. Ersin Arslan'ı yitireli üç yıl oldu. Her ölüm erkendir ama Ersin'inki çok erken oldu! Yaşamının baharında 30 yaşında, umutları, gelecek hayalleri olan bir hekim iken, bir hasta yakını tarafından, hastane içinde bıçaklanarak katledildi. Sağlık örgütlerinin yıllardır haykırdığı şiddeti Sağlık Bakanlığı da nihayet gördü ve 113 şiddet bildirim sistemini kurdu. Sağlık Bakanlığı 113 Beyaz Kod kayıtlarına göre; 14 Mayıs 2012'den 2015 Mart ayına kadar 31767 sağlık çalışanı şiddete uğramıştır. Bunların 18.000'i hekim 13.000'i ise diğer sağlık çalışanlarıdır. Saldırıların üçte biri fiziki saldırıdır.

"Yani Bakanlığa her ay 1000'e yakın, her gün 30'dan fazla sağlıkta şiddet olgusu bildirilmiştir. Bu rakamlar hastanelerde, polikliniklerde aile sağlığı merkezlerinde yaşanan kavgaların, itiş kakışın sadece bildirilen bölümüne aittir. Sağlık Bakanlığı Ersin'in ölümünden bu yana sağlıkta şiddeti önlemeye katkısı olabilecek hiçbir gerçek tedbir almamıştır. Çünkü Sağlık Bakanlığı sağlıkta dönüşüm için şiddete ihtiyaç duymaktadır. Şiddet, politikacılar tarafından yıllarca dönüşüm tramvayının güçlü bir motoru olarak kullanılmıştır.

"Yetkililerin 'iğne yapmayı bilmezler, doktor efendi, muayenehaneden geçmeden hastaya bakmazlardı, tuzu kurular, 150 dolara doktor getiririm' sözleri, miting meydanlarında kitlelere hekimlere yönelik çektirilen yuhlar, halen kulaklarımızda çınlamaktadır. 

"Bugün Sayın Cumhurbaşkanı ne diyor: "Doktora şiddet ülkemizin yüz karası. Sağlık personelimizin itibarı doğru yere oturtulmalı."

"Şimdi görevini yaptığı için katledilen Ersin, SABİM'le taciz ettiğiniz Melike size ne desin?

"Demez onlar, diyemezler!

"Biz söyleyelim o halde:

"Evet; bizce de YÜZ KARASI!

"Şiddet de yüz karası! Şiddeti meşrulaştıran politikacılar da!

"Sağlıkta dönüşüm dediğiniz politikanız da!" denildi.