Bu hafta, barajı yıkıp AKP iktidarına son veren HDP'ye teşekkür borcumuzu yerine getirmekle yetinip seçimin gölgesinde neredeyse unutturulan Atatürk Havalimanı'ndaki (AHL) iş cinayetlerini konu edineceğiz...
Soma gibi, Ermenek gibi toplu katliamların yanında tek tek yitip gidenler kamuoyunda ne yazık ki yeterince dikkat çekmiyor. Oysa inşaat sektöründe her ay bir Soma kadar kardeşimizi yitiriyoruz. Havacılıkta da günlük 14 saat gibi uzun bir süre yoğun stres altında uçuşu yapıp otel odasında dinlenirken kaybettiğimiz kaptanların, kabin amirlerinin ölüm nedeni "doğal" kalp krizi sayılıyor!
Kabin amiri Ömür Günay 37 yaşında bir anneydi. THY'nin İstanbul-Helsinki uçuşunun dönüş yolunda tırmanış sırasında başlayan beyin kanaması sonucunda 2007 yılında yaşamını yitirmişti. THY patronları, ailenin açtığı davada ölüm nedeninin "ecel" olduğunu iddia etse de, neyse ki mahkeme "İş Kazası" olduğuna karar verdi. O günden bu yana havacılıkta iş cinayetlerinin artarak sürdüğüne tanık olduk. AKP iktidarıyla birlikte aynı inşaat ve tersanelerde olduğu gibi artan büyüme ve kâr hırsı nedeniyle hiç azımsanmayacak ölçüde can kaybı yaşandı. AHL içinde yerde gerçekleşen onlarca trafik kazasında yaralanan işçiler, hasarlanan uçaklar oldu. Sabiha Gökçen Havalimanı inşaatının çatısından düşerek yaşamını kaybeden iki kardeşimizin isimlerine bile ulaşılamadı.
THY bakım hangarlarında yaşamını yitiren teknisyen kardeşlerimiz, uçağa yanaşan körüğün tonlarca ağırlığı altında ayağını kaybeden Levent Sönmez kadar "şanslı" değildi! Ocak 2010'da Güven Alkan, "de ıce" aracının vincinde buzlanmaya engel olacak işlemi yaparken uçağın kanadının vince çarpıp devirmesiyle yaşamını yitirdi. Bu kazadan hemen sonra THY taşeronu HABOM işçisi Şentürk Çavuş geçici iş sözleşmesi ile, yani "kiralanmış işçi" olarak çalışırken Mart 2013 tarihinde uçakla foseptik aracı arasına sıkışarak yaşamını kaybetti. Bu cinayetin işlendiği aynı yerde, yani uçaklara bakım yapılan hangarın önünde, 16 Mayıs 2015 cumartesi günü bir cinayet daha işlendi. Uçak teknisyeni Tuğrul Tuna Beken kardeşimiz, THY’nin Boeing 777-300 ER uçağının üzerinde çalışırken, flapların aniden kapanması üzerine tonlarca basınç kuvveti altında sıkışarak 36 yaşında yaşamını yitirdi.
Uçak bakımlarının yapıldığı yerde insanları öldürecek boyutta "kazalar" yaşanıyorsa, bunun çok vahim bir anlamı daha var: Demek ki çeklistler uygulanmıyor, bakım işlemleri kurallarına uygun olarak yapılmıyor! Bu da sadece havacıları değil yolculuk yapan herkesi ilgilendiriyor.
Uçak üzerindeki en küçük bir işlemde bile çok katı kurallar, kontrol listeleri, çeklistler uygulanır. Emniyet tedbirleri de öyledir. Bir işleme başlanmadan önce gerekli tedbirlerin alındığını, işin kitabına uygun yapılıp yapılmadığını kontrol edecek mekanizmalar işletilir. Yer emniyet, uçak emniyet, uçuş emniyet birimlerinin varlık nedenleri budur. Bakım işlemlerinde zamana karşı doğal bir serilik söz konusu olsa da, adım adım ilerleyen işlemler zinciri, aceleye getirilemez. Patron veya vekilleri şefler bir an önce uçağı uçuşa vermek için işçileri zorlarsa, işler çığırından çıkar. Teknisyenler buna "hadi hadicilik" diyorlar ki AHL'deki manzara tam da budur.
Aslında daha öncekiler gibi bu son cinayetin de failleri bellidir. Uçak üzerinde çalışırken alınması zorunlu emniyet kurallarının göz ardı edilmesine neden olacak kadar gözünü kar hırsı bürümüş yöneticiler ve denetim görevini yerine getirmeyen SHGM asıl şüpheliler olarak yargılanmalıdır.
İnsan hayatının önemsenmediği bir yerde bakımı gerektiği gibi yapılmayan, aceleye getirilen uçaklar akla gelir. O nedenle yerdeki bu iş cinayetleri havadaki kazaların alarm zilleri olarak okunmalı ve tedbirler olay yaşanmadan alınmalıdır. .