Türkiye’ de işçi sınıfının en az bilinen aktörlerinden biri emeklilerin ve yaşlıların örgütlenmesi için çaba harcayan kurum ve kişilerdir, sanıyorum… Bir yazı dizisi olarak planladığım bu çalışma onların çabasını görünür kılmak amaçlı olacak!
Güncel pratiğimizden başlayarak, yakınlarımızın emeklilik ve yaşlılık süreçlerini deneyimliyoruz. Filmlerden, gazete haberlerinden bir miktar da olsa Dünyanın diğer ülkelerinde emeklilerin/yaşlıların nasıl yaşadığını izliyoruz. Türkiye’ de emeklilik özellikle bazı iş kolları açısından ölüme yürümekle özdeş sayılabilir. Madenlerde, gece çalışmasında, hastanelerin radyoloji bölümlerinde çalışan işçiler emekliliklerini ağır hastalıklarla baş etmeye çalışarak geçiriyorlar. Ve pek çok emekli/yaşlı ailelerinin desteğini alarak minnetle, başı önünde ömrünü sonlandırıyor. Üstelik geleneksel aile yapısının çözülmesi ile yalnızlaşan pek çok yaşlı duygusal olarak da özel bir şiddete (ağır yoksunluk duygusu) maruz kalıyor.
Kapitalist sistem açısından “beygir gibi” çalıştırılamayacak herkes, zaten iyice sönümlenen sağlık ve sosyal politikalardan yararlanamaz hale geliyor. Ekonomik, sosyal ve sağlık sorunları dışında “bakıma muhtaçlık” ile ateşe atılan herkes suskun ve çaresizlik içinde kıvranıyor.
Emekliler Dayanışma Sendikası bu tartışmalara dâhil olmak, emekliler ve yaşlılar arasında örgütlenmek için 2013 yılında kurulmuş bağımsız bir sendika… Ancak bu bağımsızlık devletten ve sermayeden bağımsız olmanın yanı sıra; emekten, barıştan, adalet ve özgürlükten yana bir sendika olarak taraf olan bir konuma da sahip… Ve emeklilerin mücadelesi içinde 1995 yılından itibaren bulunan kadroların DİSK/Emekli-Sen’ in kapatılmasından sonra kurdukları bir örgütlenme Emekliler Dayanışma Sendikası.
İşçi sınıfının halen çalışmakta olan kesimler için sorunlu/eksikli de olsa sendika yasası bulunmaktadır. Ancak çalışma yaşamı sağlık, emeklilik ve yaş sınırı gibi nedenlerle sona ermiş kişilerin örgütlenmesini ve sendikal yaşamını garanti altına alan bir yasası yoktur. Ayrıca Uluslararası Sözleşmelere imza atan ve Anayasanın 90/son maddesine göre “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir.” Bu sözleşmeye istinaden iç hukukta emekliler ve yaşlıların örgütlenmesi çerçevesindedüzenlemeleryapılması gerekmektedir. Ve bu süreç için hükümet 2 yıldır adım atmamış, geç kalmıştır.
Emekliler Dayanışma Sendikası’ nın hazırladığı yayınlarda emeklilik kapsamının yanı sıra yaşlılık da bir sorunsal olarak ele alınmış. Devletin yok saydığı emeklilerin dışında maaş bağlanmamış ve sağlık ve sosyal yardım/destek olanaklarından yoksun kalan yaşlılar da dâhil olmak üzere pek çok başlık bu örgütlenme deneyimi içerisinde mücadele perspektifi olarak yer alıyor. Çünkü emeklilik yaşlılığın güvencesidir. Emeklilik ve yaşlılık birbirinden ayrı iki kategori olarak düşünülemez. Devletin emeklilik ile ilgili attığı/atmadığı her adım yaşlılıkla direkt ilişkilidir.
Akdeniz Üniversitesi’ nin yaptığı Yaşlılık Haritası’ na göre 7,5 milyon yaşlı var ve bakıma muhtaç yaşlı sayısı 3 milyonun üzerine çıktı. Profesyonel olarak bakım gören yaşlı sayısı sadece 30.000… Yoksullukla mücadele eden yaşlıların genel toplam içinde ki durumu %75’ i bulmuş durumda… Devlet yaşlılara aileleri baksın, politikası uyguluyor. Toplumumuzda yaşlılara saygı gösterildiğine dair yaygın bir kanı vardır. Bakımevlerinde yaşlıların gördüğü şiddet, her yıl yüzlercesinin sokaklarda yaşamak zorunda kalışı ve evlerine kapanan bu insanların yaşadığı ağır yalnızlık, toplumsal olarak saygınlığın yitirildiğini de gözler önüne seriyor.
Emekliler Dayanışma Sendikası 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’ nde bu sorunları dile getirmeye ve dikkat çekmeye çalışıyor.
Emeklilerin ve yaşlıların örgütlenmesi için, çalışma yaşamı boyunca da bir sendikal/siyasal bilince sahip olması gerekmektedir. İnsan yaşamını çalışma üzerinden bölümlere ayıran kapitalist sistem, artık işe yaramaz olarak gördüğü bu kesimleri ancak seçim zamanlarında vaatlerine meze yapacak kadar duyarsız ve aymaz davranırken, işçi sınıfının örgütleri de hâlihazırda bir emeklilik/yaşlılık stratejisine/politikasına yeterli düzeyde sahip değiller.
Emekliler Dayanışma Sendikası’nı tanıtacağım bu yazı dizisinin ikinci bölümünde, sendikanın talepleri, örgütlenme perspektifi üzerine duracağım.