Özkan Demir Çelik’te geçtiğimiz günlerde yaşanan iş cinayetinin ardından TOMİS Ege Bölgesi Geçici Yürütmesi, bu gündemli çalışmalarını yoğunlaştırdı.
Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası (TOMİS) Ege Bölgesi Geçici Yürütmesi, Özkan Demir Çelik'te yaşanan iş cinayetinin ardından bir açıklama yayınlayarak bu gündemli çalışmalarını yoğunlaştırdı. Demir çelik ve ağır sanayinin kalbi olan Aliağa Menemen hattında (Bakırçay Havzasında) bir imza kampanyası başlatılırken çalışmalar devam ediyor.
TOMİS, bu katliama sessiz kalmamak için 23 Ocak Cumartesi günü Özkan Demir Çelik fabrikası önünde yapacağını duyurduğu eylemin çağrılarını da sürdürüyor. İmza kampanyası, demir çelik işçilerinin yoğun olduğu servis duraklarında masalar açılarak sürdürülürken, konuşmalar eşliğinde imza toplanarak bildiriler dağıtılıyor.
Konuyla ilgili TOMİS tarafından yayınlanan açıklamanın tamamı şu şekilde:
Demir çelik fabrikaları can almaya devam ediyor! Kaza değil resmen katliam!
ÖZKAN DEMİR ÇELİK’TE İŞ CİNAYETİ!!!
Özkan Demir Çelik fabrikasında 14 Ocak günü saat 17.00 sıralarında 3 kardeşimizi sermayenin kirli çarklarına kurban verdik. Çeliği kanımızla sulamaya devam ediyoruz.
Arkadaşlarımızın kireç tankına düştüğü söyleniyor. Nasıl düşebilirler. Tabii yapılan işi bilmeyenler için düşmek doğal gözükecektir. Sonuçta düşersek sorun işçinindir, dikkatsizlik yapmışızdır ve hatalıyızdır. Ama gerçekler öyle olmuyor. Kireç Tankı denilen yaklaşık 8 metre yüksekliğindedir ve 15 günde bir numune alınır buradan. Çünkü bu tanktan, azot ile birlikte çelikhaneye kireç yollanır ve çeliğin kalitesinin ayarlanmasında işlevi vardır. 8 metre yükseklikten tankın içine, tahtadan yapılmış bir merdivenle halata bağlanarak inilir. Bir işçi de tankın tepesinde inene bakar.
Ama bu işlemi yaparken hiçbir şekilde can güvenliği için koruyucu bir önlem yoktur. Tankın içerisinde bulunan azot miktarı ölçülmez. Çünkü şimdiye kadar gerek duyulmamıştır, kaza(!) yaşanmamıştır, kimse ölmemiştir. Şimdi düşünün; arkadaşımız bu tankın içine giriyor ve anında etkilenip canından oluyor, sonra iki arkadaşımız giriyor ve onları da kaybediyoruz. AKUT görevlileri çağrılıyor ve AKUT görevlisi bile azot gazından etkilenerek hastaneye kaldırılıyor. Azotun etkisini düşünün. AKUT görevlisi güvenlik ekipmanlarıyla müdahale ettiği halde bu gaza maruz kalıp yaralanıyor. Oysa, can güvenliği ekipmanlarının tam teşekküllü bir şekilde sağlanması, her fabrikada eğitimli uzman, sağlık görevlileri ve ambulansların 24 saat hazır bulundurulması ve can güvenliği riski olan işlerde çalışmama hakkı yasal güvence altına alınmıştır.
Fakat örgütsüzlüğümüz yüzünden hayata geçiremiyoruz.
Sonuçta arkadaşlarımızı çıkarmak için tankın altı kesiliyor ve cansız üç arkadaşımızın gerçekliği ile en acı bir şekilde karşılaşıyoruz. Yasal güvence altında olan can güvenliği tedbirlerini aldıramayacak derecede örgütsüz olmamız bizi bu sonuca getiriyor.
İŞ CİNAYETLERİNE KURBAN GİTMEMEK İÇİN TALEPLERİMİZ!
*Ağır Sanayinin kalbi olan Aliağa-Menemen hattında (Bakırçay havzasında) tam donanımlı bir hastane,
*İşçi Sağlığı ve Güvenliği ile Teknik Emniyet birimlerinin patronlardan bağımsız olması ve işçi temsilcilerininde bu birmilerde belirleyici olması,
Arkadaşlar haklı ve olması gereken bu taleplerimiz yıllardır kan emici patronlar tarafından görmezden gelindi. Artık ölmek istemiyorsak bu talepler etrafında örgütlü mücadelemizi yükseltelim.