Eğer bu anlayış devam ederse iş kazalarında Avrupa şampiyonluğunu başka ülkeye bırakmayız. Günde ortalama beş işçinin ölümü ile şampiyonluğu yıllardır elimizde tutuyoruz. Şampiyonluk yetmezmiş gibi bir de dünya üçüncülüğü koltuğunda oturuyoruz.
İş cinayetlerindeki kötü sicil, ülkemizi uluslararası platformlarda baskılıyor, zorluyor.
Adeta iş cinayetine dönüşen iş kazalarında geçen yıl (2015) bin 730 emekçi can verdi.
Neredeyse trafik kazaları kadar can alan iş cinayetleri, bırakın yavaşlamayı, durmayı, her geçen gün ivme kazanarak günde ortalama beş emekçinin ocağına ateş düşürüyor, hayattan koparıyor.
Soma ve Ermenek’te 2014 yılında kitlesel ölümlere yol açan iş kazaları, uyarılara, önlemlere karşın çoğu ilkel maden ocaklarında, inşaatlarda, mevsimlik işçilerin çalıştığı tarımda acımasız yüzünü gösteriyor.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSGÜM) verilerine göre, 2015’te en az bin 1730 emekçi iş cinayetlerinin kurbanı oldu.
Çok korkunç ve ürkütücü bir rakam. Günde ortalama beş emekçi ekmek parası uğruna ilkel koşullarda, güvencesiz, sigortasız, düşük ücretle çalışmanın bedelini canlarıyla ödüyor.
Her gün can alan iş cinayetleri kitlesel olmadığından çoğu zaman medyaya yansımıyor, kamuoyunun haberi bile olmuyor.
Ancak kitlesel ölümler olduğunda iş cinayetleri gündeme gelebiliyor, anımsanıyor. Yetkililerin, her zamanki yasak savmadan ibaret açıklamalarıyla geçiştirilmeye çalışılıyor.
Yeni kitlesel ölümlere dek iş cinayetlerinin tehlikesi, can almaya yönelik tehdidi unutulup gidiyor, gündemden düşüyor.
Oysa bu toplumsal sorun o denli önemli ve yadsınamaz bir tehlike.
Soma’nın ardından hayata geçirilen bir dizi yasal düzenlemeler, önlemler, gözünü kar hırsı bürümüş bazı işverenler tarafından uygulanmıyor, ölüme yeniden davetiye çıkarılıyor.
Denetimler gereği gibi yapılamıyor, işyerindeki eksiklikler, hukuk dışı uygulamalar görülmüyor.
Kazanın ilk günlerindeki denetim duyarlılığı, gün geçtikçe yerini ihmale bırakıyor.
İşte bu anlayış, kar hırsı, denetim eksikliği, sarı sendikaların varlığı olduğu müddetçe iş cinayetleri daha çok can almaya devam eder, bu alandaki Avrupa şampiyonluğunu, dünya üçüncülüğünü yıllarca başka ülkeye kaptırmayız.
Eğer böyle devam ederse, dünya şampiyonu bile olabiliriz.
Yani bu sıralamayı yitirmemek için adeta çabalıyoruz.
İSGÜM’ün verilerine göre, geçen yıl bin 730 can alan iş cinayetleri en çok ilkel çalışma koşullarını bünyesinde barındıran maden ve kömür ocaklarında meydana geldi.
Bunun yanı sıra, inşaat, tarım, taşımacılık ve belediye işkollarında yoğunlaşan i ş kazaları buralarda da can aldı.
Madenleri bir yana bırakırsak, en çok ölümler inşaat ve tarım işkollarında gerçekleşti. Bu işkollarında işçiler en çok, trafik-servis kazaları , ezilme, göçük ve yüksekten düşmeden ötürü yaşamını yitirdi.
İş cinayetleri geçen yıl en çok Bursa, İstanbul, Samsun, Denizli ve İzmir’de meydana geldi.
İSGÜM’ün sıralaması Samsun’un bu alanda kötü bir sicile sahip olduğunu gösteriyor.
Kazalar geçen yıl en çok 177 ölümle eylül, 172 ölümle temmuz, 167 ölümle mayıs, 160 ölümle ağustos, 155 ölümle haziran aylarında oldu.
Rakamlar iş cinayetlerinin çoğunlukla yaz aylarında yoğunluk yaşanan inşaat ve tarım işkollarında can aldığını ortaya koyuyor.
Ekmek peşinde koşan emekçilerin işyerlerinden evlerine tabut içinde dönmemeleri için daha çok önleme, daha çok denetime, daha çok yaptırıma, daha çok yasal düzenlemeye ihtiyaç var.