Bir iş cinayeti ve düşündürdükleri - Sait Şimşek

Fİ-Yapı’nın Esenyurt şantiyesinde üç emekçi daha, iş güvenliğinin olmamasından dolayı yaşamını yitirdi. 2015 yılının iş cinayetleri sayısı, tüyler ürperten cinsten olmasına rağmen, 2016 yılına iş cinayetleri bakımından ocak ayı içinde çok daha hızlı başlanmış oldu.

İş yeri adının ‘Fİ-YAPI’ olması, devleti iş güvenliği sorumluluğundan kurtarmıyor. Dahası Fİ-YAPI, üç yıl önce ‘iflas’ ettiğini belirterek şirket akdinin feshedilmesini istemiştir. Bunun üzerine devlet, inşaatı durdurma yerine, kayyum atayarak inşaatı devam ettirme kararı veriyor. Yani şantiyenin sorumlusu haline geliyor. Böyle olmasına rağmen devlet, ‘Fİ-YAPI’ tabelasını indirmeden işe devam ediyor.

Yani devlet, olmayan şirket tabelasını kullanarak şantiyecilik yapıyor. Tam bir AKP ve R.T. Erdoğan zihniyeti. Ne mevzuatı, ‘mevzuatı bir tarafa bırakın’ gitsin mantığı, can almaya devam ediyor. Bunu biz söylemiyoruz; istatistikler bunun böyle olduğunu söylüyor. 3 Kasım 2002 yılında iktidara gelen AKP’nin 2003 yılında gördüğü iş cinayeti günlük üç emekçi idi. Bu rakam 2015 yılında, istatistiklere göre günde ortalama beş (4.7 gibi görünüyor) iş cinayeti biçiminde yansıdı.

Yüzlerce konut kapasiteli bir şantiye alanında her şey ‘Allaha emanet’ biçiminde yürütülüyor. Daha inşaat halinde açığa çıkan bu hukuk dışılıklar devam edeceğe benziyor. Başta devlet olmak üzere, yüklenici firmasından mimarına, mühendislerinden taşeron şirketlerine kadar herkes, bu cinayetlerden sorumlu olmalarına rağmen, hukuk karşısında hiçbir sorumlulukları yok. Çünkü hukuk yok. Onlar, belki de bilerek gelecekteki düşmanlarını yok ediyorlar. Ama emekçiler, bu gerçeğin ne kadar farkında onu kestirmek hayli zor görünüyor. Üç emekçinin yaşamını yitirdiği yerde bir grup duyarlı, direnişçi insan, bir basın açıklamasıyla iş güvenliği hakkında kamuoyu yaratma çabası içindeydi. Basın metninin altında DİSK, KESK, TMMOB ve TTB imzası vardı. İki büyük Konfederasyon ve iki büyük Birlik imza atmıştı basın metninin altına. Ama açıklamaya katılan insan sayısı otuzu geçmezdi. Hiçbir yaptırım gücü olmayan, zamana yayılmış bir soykırım rejimine karşı duyarlılık gösteren birkaç duyarlı, vicdanlı insanın eylemi olarak tarih sayfasına düşmüştü. Emekçiler adına en acı durum, esas olarak burasıydı. Emek örgütlerinin bu gerçeği doğru analiz etmeleri gerekmektedir. Örgüt kuruyoruz ama örgütün ve örgütlenmenin neye yaradığını, bu pratikten sorgulamak gerekiyor. Bu sorgulama doğru yapılmadığında pratiğinde düzelme imkanı yoktur.

Bütün canlılar aleminin ortak özelliği olan savunma güdüsü Türkiye emekçilerinde yok gibi.  ‘Nasıl ki canlı varlıklar beslenme ve üreme olmadan yaşamlarını sürdüremezlerse, özsavunma olmadan da yaşamlarını sürdüremezler. Canlılar dünyasının özsavunmasından çıkarabileceğimiz diğer önemli bir sonuç, bu savunmanın sadece varlıklarını korumaya yönelik olmasıdır. Kendi türünden, hatta başka türlerden varlıklar üzerinde hâkimiyet kurma ve sömürgeleştirme sistemleri yoktur. İlk defa insan türünde hâkimiyet ve sömürge sistemleri geliştirilmiştir. Bunda sömürü olanaklarına yol açan insan türünün zihniyet gelişmesi ve buna bağlı olarak artık-ürün elde edilmesi rol oynar. Bu durum varlığını korumayla birlikte emek değerlerini savunmayı, yani sosyal savaşları da beraberinde getirir.î

Nitekim üç emekçinin katledildiği yerde basın açıklamasını okuyan temsilci, “Biz hakkımızı aradığımız zaman bize bölücü, hatta vatan haini diyorlar” diyerek aslında nasıl kendi hakkını savunma gücünden düştüğünü de itiraf etmiş oluyor. Kürt halkı, kendi doğal haklarından kaynaklı özgürlük mücadelesini her alanda geliştiriyor. Yani tarihten gelen hakları konusunda özsavunma yapıyor diye Türkiye emekçileri, Kürtlerle aynı kulvara düşmemek için kendi emeğini savunamıyor. Emeği bir yana bırakalım artık kendi özsavunmasını geliştiremiyor. Atom bombasını ilk icat edenler bile Hiroşima ve Nagazaki’nin ardından “Biz bilim için çalışmıştık. Böyle olacağını bilmiyorduk” demişlerdir. Ama bu, Hiroşima ve Nagazaki gerçeğini değiştirmedi.

Onun için emek hareketi özsavunmasını geliştirmediği müddetçe ‘iş cinayeti’ olarak haber olmaktan kurtulmayacaktır.
Sait Şimşek