İnşaat İşçileri Sendikası olarak açıklamamıza öncelikle konferansın başlığına itiraz ederek başlamak isteriz. Doğru ifade ‘İş Sağlığı’ değil ‘İşçi Sağlığı’ olmalıdır. Başlıktaki bu temel ‘yanlışlık’ bile algı ve bakış açımızdaki farklılığı ortaya koymak için kafidir. Yasalarımıza göre “iş sağlığı” kavramı kullanılmaktadır. Ancak bu kavram işçinin değil işin sağlığını yani işletmenin verimliliğini, kârlılığını hedefleyen bir anlayışı ifade etmektedir. Oysa işçilerin sağlığı her türlü ekonomik çıkardan, büyümeden önce gelir.
8-11 Mayıs tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezinde gerçekleşecek olan ve resmi yetkililerin ev sahipliğini yapmaktan gurur duyduklarını açıkladıkları konferans ile ilgili detaylara geçmeden Türkiye’nin hiç de gurur verici olmayan asıl gerçeğine, son 4 ay ve geçmiş 3 senenin iş cinayetleri istatistiklerine bakalım:
2012:
2012 yılında en az 878 işçi hayatını kaybetti. İnşaat, tarım, maden ve enerji sektörleri iş cinayetlerinin en yoğun yaşandığı işkolları oldu. Türkiye ekonomisinin lokomotifi olarak pazarlanan inşaat sektöründe en az 279 inşaat işçisi can verdi…
2013:
2013 yılında en az 1235 işçi yaşamını yitirdi. İnşaat, Yol iş kolunda 294 işçi can verdi. İnşaat sektörü 2013 yılında işçi ölümlerinin en fazla yaşandığı işkolu oldu.
2014:
Soma, Ermenek, Torunlar, Isparta, Şırnak, Mersin ve Nice İş Cinayetleri… İşte Yeni Türkiye… 2014 yılında en az 1886 işçi yaşamını yitirdi. İş cinayetleri inşaat, maden, tarım ve taşımacılık işkollarında; mevsimlik çalışmanın, sendikasız, örgütsüz ve güvencesiz çalışma koşullarının hakim olduğu işkollarında yoğunlaştı. Toplu iş cinayetleri “bu işin fıtratında var” denilerek, Diyanet hutbeleri verilerek doğallaştırılmaya çalışıldı. Devlet ve sermaye yüksek fonlu sosyal projeler, mesleki eğitim, ödül-ceza gibi çalışmalarla “kriz yönetimi” mekanizmalarını devreye soktu. Artık katliam boyutuna varan iş cinayetlerinin üzeri örtülmek istendi.
2015:
İş cinayetlerine karşı Sendikalı Ol… Yaşamak için Direnİşçi… 2015 yılında en az 1730 işçi yaşamını yitirdi. 2015 yılında İnşaat, tarım ve taşımacılık işkollarında işçi ölümleri yükselişe geçti. İş cinayetleri mevsimlik çalışmanın, sendikasız, örgütsüz ve güvencesiz çalışma koşullarının hakim olduğu işkollarında yoğunlaştı. AKP iktidarıyla beraber “çılgın projeler”in bir sonucu olarak inşaat işçilerinin ölümü arttı.
2016:
Devlet ve sermaye işbirliği içinde iş cinayetleri rejimi sürdürülüyor… Nisan ayında en az 168, yılın ilk dört ayında ise en az 586 işçi yaşamını yitirdi. 2016 Nisan ayında gerçekleşen iş cinayetlerinde 3 çocuk ve 53 yaşlı işçi can verdi… İnşaat sektörü tarımın hemen ardından iş cinayetlerinin en fazla yaşandığı iş kolu oldu.
Bugün coğrafyamızda yaratılan savaş ortamı Kürt işçilere yönelik saldırıları arttırıyor. Örgütlü emek gücünden korkan devlet ve sermaye, işçileri birbirine kırdıran savaş politikalarına hız verdi. Görünmeyen emek kadın işçilerin ve çocuk işçilerin çalışma koşulları ağırlaştı, çocuk işçi sömürüsü hat safhaya ulaştı. Yapılan kirli anlaşmalarla ülkemize getirilen, savaştan, katliamlardan kaçıp ülkeye sığınan göçmen işçiler ucuz işçi deposu olarak kullanılmaya başlandı. Son üç yılda en az 144, Ocak ayında en az 5 göçmen işçi yaşamını yitirdi…
Devlet ve sermaye işçilere yönelik saldırılarına hız verirken polis 1 Mayıs’ta meydanlara çıkan işçilere saldırdı. İşçilerin örgütlü, kitlesel gücünden korkan hükumet 1 Mayıs’ı yasaklamaya kalktı. 231 kişi gözaltına alındı, 5 kişi tutuklandı, TOMA tarafından ezilen bir kişi de hayatını kaybetti.
Kölelik Yasasına Karşı Direnişi Örgütleyeceğiz
İşçiyi köleleştiren, güvencesiz ve esnek çalışmanın önünü açan ÖİB (Özel İstihdam Bürosu) yasa tasarısı Meclis’te kabul edildi. Kölelik yasasının meclisten geçmesi ile birlikte:
Özel istihdam büroları modern amele pazarları gibi çalışacak,
Tam zamanlı ve güvenceli çalışma ortadan kalkacak,
Düşük maaşla işçilerin kiralanmasının önü açılacak,
Kıdem tazminatı fiilen ortadan kalkacak,
İşçilerin örgütlenme ve sendikalaşma hakkı gasp edilecek,
Yıllık izin hakkı olmayacak,
Kadın işçiler doğum nedeniyle işten çıkarılacak,
Fazla mesai ücreti verilmeyecek,
Kiralık işçilerin emeklilik hakkı elinden alınacak,
İş cinayetleri artacak,
Küçük işletmeler dilediği kadar kiralık işçi çalıştırılabilecek.
Şimdi soruyoruz bu tablo gurur verici mi? ‘Yeni Türkiye’de ‘işçi sağlığı’ yerine ‘iş sağlığı’ ibaresinin kullanılmasına şaşmamak gerek…
İşçilerin bu tablo karşısında seçecekleri yol bellidir: Yaşamak için örgütlenmek ve direnmek…
Emeğimiz, onurumuz, hayatımız için örgütlenmeyi seçiyoruz!