(1) Tarım işçileri için ölüm sezonu

Mevsimlik tarım işçilerini yaz aylarında sadece çileli yolculuklar, düşük ücretler karşılığında yorucu çalışma koşulları beklemiyor. Denetimsizliğin en fazla yaşandığı iş kollarının başında gelen tarım işçiliği aynı zamanda sık sık ölüm haberleriyle gündeme geliyor.

Hatırlanırsa 31 Ekim 2014’te Isparta’da tıka basa dolduruldukları kamyonette 18 tarım işçisi katledilmişti. 6 Temmuz 2015’te ise Manisa’da yine aynı şekilde 3’ü kadın 15 işçi öldü. Tabii ki bu son değildi. Sürekli yeni ölüm haberleri aldık tarım işçilerinden. En son olarak da Elazığ’ın Yurtbaşı beldesinde yaşandı. Mevsimlik tarım işçilerini taşıyan minibüs ile trenin sözde hemzemin geçitte çarpışması sonucu göçmenlerin de aralarında olduğu 9 işçi katledildi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi tarafından yapılan araştırma bu katliamların boyutunu bir kez daha gösterdi. Buna göre 3 yılda 912 tarım işçisi hayatını kaybetti. 2016’nın ilk üç ayında en az 59, 2013-14-15’te en az 912 tarım işçisi hayatını kaybetti. 

Raporda küçük üreticilerin yıkıma uğratılmasına değinilerek mevsimlik tarım işçilerinin karşı karşıya olduğu sorunlar anlatıldı. Bir mevsim boyunca bir bölgede kalıp çalışan tarım işçilerinin yanı sıra, en kötü koşullarda çalışanların gezici tarım işçileri olduğunu belirten raporda, bu durumun en çok Adana, Adıyaman, Urfa ve Düzce’de görüldüğüne dikkat çekildi.

Göçmen işçilerin karşılaştığı ırkçılığa da değinilen raporda kadın işçilerin durumu, dayıbaşılık, barınma ve ulaşım sorunları üzerine duruldu:

“1- Kadın işçilerin durumu: Tarımda kadın işçiler toplam istihdamın neredeyse yarıdan çoğunu oluşturmaktadır. Kadın tarlada çalışmanın yanı sıra ev içindeki işleri de üstlenmiştir. Ayrıca emeğinin karşılığı olan ücretinin denetimi kendinde değil aile otoritesi olan babaları ya da kocalarındadır. Ücreti erkekten düşüktür. Yine çocuk emeğini de değerlendirirken bu mevcut durumdan ayrı bakamayız.

 2- Dayıbaşılık: Mevsimlik tarım işçiliğinde yüzlerce işçiye aracılık yapan ve her işçinin yevmiyesinden ortalama yüzde 10 pay alan dayıbaşları esasen tarımdaki taşeronun adıdır. Dayıbaşı akrabalık, köylülük vb. ilişkiler vasıtasıyla işçilerle kurduğu feodal güven ilişkisi üzerinden tarımdaki üretim sürecinin denetimini gerçekleştirir.

3- Barınma ve ulaşım sorunu: Mevsimlik tarım işçileri kurulan çadır kentlerde kalmaktadır. Ancak çadır kentlerin durumu hiç de televizyonların verdiği gibi değildir. Yerel halkla görüşmesi engellenen, yani fiziksel olarak tecrit edilen tarım işçileri barınma, beslenme, altyapı gibi olanaklardan yoksun bulunmaktadır. Yine çocuklar eğitim imkânına sahip olamamaktadır. İşçiler kapalı kasa kamyonet, traktör römorku gibi uygun olmayan koşullarda taşınmakta ve her yıl yüzlerce tarım emekçisi yollara savrulmaktadır. Oysa mevsimlik tarım işçilerinin çalışma ve sosyal hayatlarının iyileştirilmesi, ulaşımı gibi genelgeler çıkarılmasına rağmen devlet kendi yasalarına uymamaktadır.”

Rapordan da anlaşıldığı üzere ne tarım işçilerinin can güvenliğine, insanca çalışma ve yaşama koşullarına dair, ne de tarım alanlarının korunmasına ve toprakların ekilip biçilebilir hale getirilmesine yönelik hiçbir düzelme, iyileşme yok.

Sermaye, rant hükümeti AKP vasıtasıyla tarım işçilerinin örgütsüzlüğünü fırsata çevirmeye devam ediyor. Hatta tarım işçilerinin kölelik koşullarının bir diğer nedeni olan “dayıbaşılık” sistemi sermeyeye ilham veriyor olacak ki, bu sistem kiralık işçi büroları ile yaygınlaştırılıyor. Önümüzdeki günlerde tarım işçileri hayatlarına kast eden sömürü çarkına karşı mücadeleyi yükseltmez ise, haber bültenleri tarım işçilerinin çileyle başlayan yolculuklarının ölümle sonlanmasını yazmaya devam edecek.