Kapalıçarşı restorasyonu çatıdan kanser riskli başladı

Birçok kez tadilattan geçen Kapalıçarşı'da yıllar süren proje hazırlığının ardından restorasyon çalışmaları iş güvenliği önlemi ve kanserojen asbeste tedbir alınmadan başladı.

Bugün Kapalıçarşı’nın tepesine çıkan işçilerin düşmelere karşı güvenlik tertibatı olmaması dikkatli gözlerden kaçmadı.

Konuyla ilgili görüştüğümüz İnşaat İşçileri Sendikası Başkanı Mustafa Adnan Akyol işçilerin can güvenliğini riske atan 4 temel eksikliğe dikkat çekti.

Akyol ilk olarak çatı sökümlerinde işçilerin mutlaka çatının altından tutturulmuş güvenlik kemerleri takmaları gerektiğini belirtti.

Çatıda çalışan işçilerin düşmelere karşı çivili iş ayakkabıları giymesinin şart olduğu uyarısında bulundu.

Akyol  5-6 metreden yüksek yerlerde çatının altına ağ gerilmesi gerektiğini de vurguladı.

Mustafa Adnan Akyol son ama belki de en çarpıcı eksiklik olarak, Kapalıçarşı gibi çatısında kansere yol açan asbestli yalıtım malzemeleri kullanılan eski yapılarda mutlaka işçilerin maske takmaları gerektiğini ikazında bulundu.

SADECE İŞÇİLER DEĞİL ÇEVREDEKİLER DE KANSER RİSKİ ALTINDA
 
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi üyesi Doç. Dr. Emre Gürcanlı ise sadece maskenin yeterli olmayacağı görüşünde...

Asbestin Türkiye’de  özellikle çatılarda yalıtım malzemesi olarak 2011 yılına kadar yoğun  kullanıldığını belirten Gürcanlı bloğunda yer alan konuyla ilgili yazısının sonuç bölümünde şunları ifade etti:

“Asbestin sadece çalışanlar için değil, çevredeki halk için de büyük bir risk olduğu unutulmamalıdır. 6.5 milyon konutu yıkacağız diyen bir Kentsel Dönüşüm süreci karşımızdayken, çevre güvenliğinden ve sağlığından söz etmemek kabul edilemez. Mahallelerdeki her yıkıntı, toz demek, asbest demek, kanser riski demektir, bu konular üzerinde durulmalıdır. Yıkıntı, hafriyat asbestli malzemeden ayrıştırılıyor mu sorusunun yanıtı maalesef olumsuzdur. Bunun için ciddi ciddi bir risk analizi yapılması ve uzmanların, yalnızca asbest maruziyeti konusunda uzmanların yıkımlarda hazır olması gerekmektedir.  Söz gelimi bir işçinin asbeste maruz kalmaması için neredeyse bir astronot gibi giyinmesi gerekir. Peki çevrede yaşayanların tahliyesi, korunması, kendilerine yer sağlanması gibi koşullarda ne yapılacağına dair hususlardan hangi yönetmelikte söz edilecektir. Maalesef yönetmelik kapsamında böyle bir şey yoktur ve şu an binlerce inşaat işçisi ile birlikte binlerce de mahalle sakininin asbeste maruz kalması, 15-20 yıl sonra ülkemizde kanser patlamasına yol açabilir.”

Asbestin kentsel dönüşüm projelerinde gerekli önlem alınmazsa binlerce insanı etkileyecek kanser dalgasına yol açağını yıllardır panellerde yaptığı konuşmalarda belirten verdiği röportajlarda ifade eden Gürcanlı, “Türkiye’de yeni yasaklanmakla birlikte evlerimizin çatılarında ve tesisatlarda hala bulunmakta olup tamir ve bakım işlerinde ortaya çıkabilecek riskler hala yerinde durmaktadır. Kentsel Dönüşüm yağmasıyla birlikte yıkılacak binlerce binanın yaratacağı risk sadece işçiler için değil, toplum için de yeni bir kanser dalgasının habercisi olacaktır” şeklinde uyarılarda bulunuyor. 
 
 
 
20 YIL SONRA ETKİSİNİ GÖSTERİYOR
 
Asbest konusunda 2013 yılında Birgün gazetesi için görüşüne başvurduğum Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doktor Coşkun Canıvar ise, “Solunum yoluyla vücuda giren asbest, mezotelyoma (akciğer zarı kanseri), plevral plak (akciğer zarında lezyonlar), zarlar arası sıvı toplanması ve asbestozis (akciğer dokusunun birikime bağlı sertleşerek yapı ve fonksiyonunun bozulması) gibi bir dizi hastalığa neden olmaktadır. Bunlar arasında mezotelyoma maruziyete bağlı en önemli neden olup, hastaların son dönemlerinde göğüs duvarı ağrıları nedeniyle son derece ıstıraplı bir ölüme neden olmaktadır”diyor.  Canıvar asbestten kayaklı hastalık belirtilerinin 20 yıl içinde ortaya çıkacağını da sözlerine ekliyor.

BELEDİYE BAŞKANI ŞOVUNDA BUNLARI ATLADI
 
Fakat bugün Kapalıçarşı’nın çatısından yapılan törende bunların hiçbiri konuşulmadı. Güvenlik önlemlerinden, asbeste karşı tedbirlerden söz edilmedi.
Restorasyonun başlaması nedeniyle Kapalıçarşı'nın çatısında düzenlenen törende konuşan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, İstanbul açısından çok önemli bir anı yaşadıklarını dile getirdi.
Demir, Kapalıçarşı restorasyonu için ön çalışmaların 2009'da başladığını anlatarak, "Bizim için bir rüyaydı. Her şeyden önce şu bulunduğumuz manzarayı hayal ederek başladığımız bir rüyaydı. 2009 yılında Kapalıçarşı'nın hem kendisini hem de etrafındaki 21 hanıyla birlikte yaklaşık 110 bin metrekarelik alanın röleve, restorasyon ve restitüsyon proje çalışmalarını başlattık. 4 Nolu Anıtlar Kurulu ve yenileme kurulları ilk defa böyle büyük bir projeyle karşı karşıya kaldılar. Doğrusunu söylemek gerekirse onlar için de son derece önemli ve meşakkatli bir dönemdi." diye konuştu.
 
 
 
RESTAROSYON BİTMEYECEK!
 
İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın finans desteği ve bu süreçte karşılaştıkları engellerin aşılması konusunda katkıda bulunduğunu ifade eden Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kapalıçarşı esnafı, restorasyon çalışmalarından etkilenmeyecek. Bitmez bu restorasyon yani restorasyon 10 yıl sürer diyebilirim ama 10 yıl bittikten sonra Kapalıçarşı'nın başka bir yerinde bir daha problem olabilir. Projesi 6 yıl aldıysa, restorasyonu rahatlıkla 10 yılı geçer."

Kapalıçarşı'nın restorasyonunu, çatı, alt yapı ve güçlendirme olmak üzere üçe ayırdıklarını belirten Demir, "Kapalıçarşı'nın çatıyla ilgili projesi kurul tarafından onaylanmıştı. Şubat ayında ihaleye çıktık, nisan ayı itibarıyla ihale neticelendi ve yer teslimini gerçekleştirdik.  2017'nin Aralık ayında çatının bütün problemleri bitmiş olacak. İSKİ de alt yapıyla ilgili bir çalışma yapıyor." şeklinde ifadeler kullandı.
 
Haber: Burak Öz