Çocuk işçiliğe hayır - İSİG Meclisi

Yoksulluk en çok çocuklarımızı etkiliyor, savaşlar en çok çocuklarımızı vuruyor, çocuklarımız iş yerlerinde en kötü koşullarda çalıştırılıp perişan ediliyor. Ülkemizde milyonlarca çocuk işçi bulunmaktadır. Çocuklarımızın yarısı tarımda diğer yarısı ise sanayi ve hizmet sektöründe çalışmaktadır.

Devlet kendi yasalarına dahi uymamakta, çalışan çocuklar korunmamakta ve çalışması yasak olan işkollarında çalışmanın yanında 15 yaşın altında da çocuklar çalışmaktadır. Ayrıca çocuk işçi sağlığı ile ilgili bir çalışma yapmamakta ve öyle ki çocuk işçi ölümlerine dair de çelişkili açıklamalarda bulunmaktadır. Örneğin eski Çalışma Bakanı Faruk Çelik, bir önergeye verdiği cevapta 2013 yılında 21 ve 2014 yılında 16 çocuğun çalışırken yaşamını yitirdiğini belirtip bu sayının 2002-2014 yılları arasında 127 olduğunu açıklamıştır.

Devlet ya çocuk işçiliğin durumunu bilmiyor ya da doğruyu söylemiyor. Ya da her ikisi de. İSİG Meclisi olarak son dört yılda en az 232 çocuğun çalışırken yaşamını yitirdiğini açıklıyoruz.

Çocuk işçilik konusunda devlet politikalarının bir ortağı AB’dir. AB yetkilileri, çocuk işçilik konusunda bir yandan devletin attığı adımlarla olumlu bir çizgide olduğunu söyleyerek övmektedir. Bu noktada kendi eliyle kurdurduğu ve mali olarak milyonlarca Euro aktardığı dernekleriyle sosyal bir imaj çalışması çizmektedir. Oysa Türkiye’de çocuk işçiliğin artışında sizin uygulattırdığınız tarımı çökerten ve sanayiyi daha da bağımlılaştıran politikalar bulunmaktadır. Yine örneğin Türkiye ile imzaladığınız Mültecilerin Geri Kabul Anlaşması sonrası göçmen çocuklar hızla tarım ve sanayinin pençesine atılmıştır.

Söz göçmen çocuklardan açılmışken hemen belirtelim. 2013 yılında çalışırken yaşamını yitiren hiçbir göçmen çocuk tespit edememişken, 2014 yılında 5 Suriyeli çocuk, 2015 yılında 12 Suriyeli çocuk, 2016 yılında 6 Suriyeli ve 1 Afgan çocuk olmak üzere 24 göçmen çocuk iş cinayetlerinde katledilmiştir. Genel olarak çocuklar içinde iş cinayetlerinin yüzde 12,5’inde göçmen çocuklar kurban edilmiştir. Bu durum yukarıda açıkladığımız Türkiye-AB politikalarının doğrudan yansımasıdır.

Çocuk işçilerin neredeyse yarısı tarımda yaşamını yitirmiştir. Bu durumun bir yönünü tarımın çökertilmesi ve aile emeği içinde görmeliyiz. Diğer yönü ise mevsimlik işçiliktir. Çocuklar mevsimlik işçiliğin kadınlar ile birlikte omurgasını oluşturmaktadır ve ‘çocukları çekip alırsanız mevsimlik işçilik kalmaz’…

Metal, inşaat, konaklama, genel işler, ticaret, gıda ve tekstil işkollarında da hatırı sayılır oranda çocuk işçi çalışmaktadır. Çocuk işçiler kalıcı olarak, yaz sürecinde ya da çırak ve stajyer olarak yani sermayenin “meslek lisesi memleket meselesi” ilkesi kapsamında işyerlerinde çalışmaktadır. 4+4+4 eğitim sistemi ya meslek lisesine gidişi teşvik etmekte ve böylece sermayeye ucuz teknik eleman sağlanmakta ya da çocukları eğitim dışına itmekte ve vasıfsız işgücüne katmaktadır. Özellikle eğitim dışında kalan çocukların yaşamı daha da zorlaşmaktadır. TÜİK’in 2013 yılı açıklamasına göre okula devam etmeyen çocuklar için haftalık fiili çalışma süresi 54,3 saat ile Türkiye ortalamasının üstündedir. Üçte birine işyerinde yemek verilmemektedir. Yüzde 36’sının haftalık izni, yüzde 89’nun yıllık izni yoktur. Ve İSİG Meclisi olarak tespitlerimize göre daha fazla iş cinayetine maruz kalmaktadır.İş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocukların yüzde 12,5’i kız çocuğu/genç kadındır. Bu oran genel olarak iş cinayetlerinde tespit ettiğimiz kadın işçi ölümünün iki katıdır…

Türkiye’de çocuk işçilik “ilkel birikim” döneminin bir özelliği olarak çok küçük yaşlarda başlamaktadır. Çocuk işçi ölümlerine 6 yaşından itibaren rastlamaktayız. Türkiye’de 14 yaş ve altında çocukların çalışması yasak olmasına rağmen bu yaş grubunda 18 çocuğun ölümü Türkiye’deki çocuk işçiliğin en çıplak göstergesi durumundadır. Özetle çocuk işçiliğin önlenmesi için mücadele etmeliyiz…