Aslı Odman: İstanbul’un havasında dolaşan gizli kanser asbest

Mimar Sinan Üniversitesi’nden Dr. Aslı Odman, “Asbest Tehlike Haritası: Ortalık Toz Duman” makalesinde İstanbul’un Kadıköy ve Gaziosmanpaşa ilçelerindeki asbest tehlikesini ortaya koydu ve “Afet söylemi ve korkusu kullanılarak ilan edilen ‘riskli alanlar’, bir anlamda ‘asbest tehlikesinin riske dönüştüğü alanlar’ teşkil etmeye başlıyor” dedi.

Mimar Sinan Üniversitesi’nden Dr. Aslı Odman’nın “Asbest Tehlike Haritası: Ortalık Toz Duman” isimli makalesi Beyond İstanbul Dergisi’nin Kentsel Politik Ekolojik sayısında yayınlandı. Binalarda kullanılan ve maruz kalanlarda kanser ve akciğer hastalıklarına yol açan asbest maddesinin Odman, Gaziosmanpaşa ve Kadıköy ilçesi sakinlerini tehdit ettiğini ortaya koydu. Asbestin inşaatlarda yoğun olarak kullanıldığı 1970-1995 yılları arasında, ilçelerde yapılan binaları ve bu binaların olduğu bölgelerdeki kentsel dönüşümleri karşılaştıran Odman, ilçelerde yıkılan ve yıkılacak olan yerlerle ilgili şu ifadeleri kullandı: “İki ilçede de 1966 ve 1970'ten sonra muhtemelen asbestli malzeme kullanılarak inşa edilen yapı stoğunu gösteren kırmızı ile, günümüzde bu yapı stoğunun muhtemel hızlı yıkımına işaret eden mavi/sarı riski alanların çakıştığı kısım doğrudan/yoğun asbeste maruziyet tehlikesine işaret ediyor.

‘RİSKLİ ALANLAR ASBEST TEHLİKESİNE DÖNÜŞÜYOR’

“Bir başka deyişle afet söylemi ve korkusu kullanılarak ilan edilen ‘riskli alanlar’, bir anlamda ‘asbest tehlikesinin riske dönüştüğü alanlar’ teşkil etmeye başlıyor. Bu ‘gerçekten’ riskli alanlar, rüzgâr ile çevrede bulunan büyük konut projeleri, üniversite, okul, hastane, hal, AVM gibi yerlere yayılma potansiyeli taşıyor.”

FİKİRTEPE VE BAĞDAT CADDESİ ÖRNEK

Kadıköy’deki asbest tehlikesinin boyutunu ortaya koyan Odman, Bağdat Caddesi çevresinde 2012 ve 2017 yıllarında iki binden fazla binanın yıkılıp yeniden inşa edildiği belirtti. Fikirtepe’deki kentsel dönüşümde “tozu dumana katan” yıkımın olduğuna dikkat çeken Odman, “Asbest tehlikesinin bir fiil içinde yaşanılan bir mahal hâline gelmiştir. Fikirtepe kentsel dönüşümünde yarım bırakılan Brooklyn City projesinin hafriyat alanına çadır kuran eski Fikirtepeli, bugünün çadır kentlileri dört yanlarında devam eden inşaatlar ve toz duman içerisinde mağduriyet anlatılarına birde asbestin hikâyesini katmışlardır” ifadelerini kullandı.

‘RÜZGAR ASBESTİ ÇEVREYE TAŞIYOR’

Odman söz konusu yerlerdeki asbest tehlikesinin rüzgar nedeniyle çevreye yayılabileceği uyarısında bulunarak, “Bir adet lifin bile hastalıklara yol açabileceği düşünüldüğünde, haritada statik olarak gösterilen yoğun asbest tehlikesi içeren alanların, rüzgâr nedeniyle tehlikeyi hızla yayabileceğini göz önünde bulundurmak gerekmektedir” dedi.

YIKIM İŞÇİLERİ TEHDİT ALTINDA

Yıkım işçilerinin de asbest tehlikesi altında olduğuna dikkat çeken Odman, “İnşaat ve yıkım(çıkmacı, sökümcü ve hafriyatçı/nakliyatçı)emekçilerinin asbest kaynaklı olduğu tanısı koyulamayan meslek hastalıkları alanı kara bir deliktir” diye altını çizdi. Odman yıkım sonrası oluşan harfiyat ve molozlarda asbest bulunabileceğini ifade etti.

OKUL BİNALARINDA ASBEST TEHLİKESİ

Yenilenen kamu binalarındaki irili ufaklı yıkım ve tadilatlar konusunda da uyarıda bulunan Odman, konuya İngiltere’den örnek verdi: “Özellikle asbest içeren okullardaki tehlikenin büyüklüğünü karşılaştırmalı bir şekilde anlatmak gerekirse, Birleşik Krallık Ulusal Öğretmenler Sendikası’nın (NEU) araştırmalarına göre 2001'den beri iki yüzden fazla öğretmen mezotelyomadan hayatını kaybetmiş, okulların hâlâ yüzde 85'i asbest içeriyor.”

İÇME SUYU BORULARINDA BİLE KULLANILDI

İller Bankası'nın özellikle 1975-1995 yıllarında ve 2000'e kadar sürekli olarak içme suyu ve kanalizasyon tesislerinde ABÇ tabir edilen asbestli çimento boru kullandığını hatırlatan Odman, değişen su boruları sırasından asbest tehlikesinin bir kez daha ortaya çıkacağı uyarısını yaptı.

KENTSEL DÖNÜŞÜM ASBEST TEHLİKESİNİ DOĞURDU

Türkiye’de 1940-2010 yıllarında toplam 1milyon ton asbest ithal edilip tüketilmiş, 1929-1988 yıllarında ise 150 bin ton asbest üretilmişti. Öte yandan 2012 yılında başlayan kentsel dönüşümle eski binaların yıkılıp yenilerin yapılacağı gündeme gelmişti. 5 Ekim2012'de Esenler'de bir dinamitli yıkım şenliği akabinde resmen başlamış olan kentsel dönüşümle 7 milyon binanın elden geçirileceği gündeme gelmişti. Eski binalarda ise asbest tehlikesi vardı ve bunlar havaya yayıldıklarında o bölgede yaşayanları ve çevredekiler kanser riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

ASBESTİN BİNALARDA KULLANIM YERLERİ

1950'lerden 1990'lara kadar ciddi miktarda asbest içeren inşaat malzemeleri; eternit tabir edilen oluklu çatı kaplamaları, duvar kaplamaları, marley tabir edilen vinil ve yater moplastik yer kaplamaları ve tavan kaplamaları, yalıtım amaçlı püskürtme kaplamaları, yangına dayanıklı yalıtım panelleri, kaloriferler, yangından koruma için kullanılan malzemelerde, çelik yapıların elektrikli araçların yalıtımında kullanılan bazı kâğıt çeşitlerinde, borular, kazanlar, asbestli çimentodan imal edilmiş ürünler, conta elemanları, atık su boruları ve derzleri vb. malzemelerden oluşuyor.

ASBEST NEDİR?

Asbest, ısıyı ve elektriği yalıtma nitelikleri nedeniyle en yoğun 1930-1980 arasında, çıkarılıp, işlenip, büyük şirketlerce çeşitli şekillerde piyasaya sürülen, “mucizevi lif” denilen bir madendir. Bu maden binaların çeşitli yerlerinde kullanıldı. Asbestin liflerine çok kısa zamanlı bile maruz kalınması, maruziyetten 10 ila 40 yıl sonra asbeste bağlı mezotelyoma (akciğer ile zarı ve karın kanseri), asbestoz, yumurtalık gibi kanser türlerine ve başka solunum, sindirim ve cilt hastalıklarına yol açabilmektedir. Çevrecilerin girişimleri sonucu Avrupa’da 2005 ve Türkiye’de 2010 yılında tamamen kullanımı yasaklandı. 1999 yılında Avrupa Toplulukları (EC), Dünya Ticaret Örgütü'ne verdiği ilk yazılı sunumda, asbeste bağlı kanserlerin 2030'a kadar en az beş yüz bin insanın ölümüne yol açacağını ifade etti. Resmi rakamlara göre, Türkiye’de her yıl yaklaşık beş yüz kişi bilinen tek nedeni asbest tozlarının solunması olan mezotelyoma hastalığına yakalanıyor.

Makalenin PDF versiyonunu okumak için tıklayınız...

Tamer Arda Erşin / Anayurt Gazetesi