Koronavirüs sürecinde DİSK'in 11-13-17-19 Mart tarihli açıklamaları

“Koronavirüse karşı işçileri koruyun!”

Uluslararası bir kriz halini almış olan Yeni Koronavirüs Hastalığı’nın (COVID-19) ülkemizdeki varlığı, Sağlık Bakanı tarafından gece yarısı yapılan bir basın açıklaması ile resmen tanınmış oldu. Öncelikli olarak vurgulamak gerekir ki, bu süreçte başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere devletin ilgili tüm kurumları şeffaf davranmalı; kamuoyunu hızlı ve doğru bilgilendirerek spekülasyonlara fırsat vermemelidir.

Sağlıksız çalışma ortamı ve koşulları yüzünden her yıl yüzlerce işçinin hayatını ve sağlığını kaybettiği ülkemizde, işçilerin Koronavirüs salgını karşısında tehdit altında olduğunu düşünüyor, bu konuda alınması zorunlu olan önlemleri başta siyasi iktidar olmak üzere tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.

İşyerleri işçilerin topluca bir arada bulunduğu yerlerdir. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin bir parçası olarak işyerlerinin hijyenini sağlamak işverenin; bunu denetlemek ise devletin görevidir. İşverenleri, işçilerin bir arada bulundukları ortamların ve ortak kullanılan tuvalet, yemekhane, kantin gibi alanların hijyenini acilen sağlamaya, işçi sağlığı kapsamında alınması gereken tüm tedbirleri almaya, işyerlerinde koruyucu sağlık hizmetlerini uygulamaya, çalıştıkları sürede verilmesi gereken molalara saygı duymaya ve tüm işçilere koruyucu malzeme temini noktasında sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz. Tuvaletlerinde sabun ve peçete dahi bulunmayan, yemekhanelerinde böceklerin gezdiği işyerlerinin yarattığı tehdit bugün tüm ülkeyi, hatta dünyayı tehdit edecektir.

İşçilerin şüphe ya da tedavi durumunda işlerinden uzakta (karantinada ya da tedavi altında) geçirecekleri sürede geçimleri garanti altına alınmalı, ücretli izin ya da hastalık izni gibi hakları açık şekilde tanınmalıdır.

Tüm bu hakların ve sorumlulukların denetleyicisi ise kamu otoritesidir. İşçiler, işverenlerin “iyi niyetine” terk edilemez. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı, işyerlerinde denetimler yapmalı ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlamalıdır. İşçilerin yasal haklarını kullanmalarına engel olan işverenler kamu sağlığını tehdit ettikleri için yargılanmalı, “kriz” bahanesiyle alması gereken önlemlerden kaçınanlar cezalandırılmalıdır.

Virüsün yayılma hızına etki eden en önemli faktörlerden biri de yoksulluk ve buna bağlı sağlıksız yaşam koşullarıdır. Yeterli beslenme şansı olmayan, insan sağlığını tehdit edecek şekilde rutubetli ve bakımsız evlerde oturmak zorunda kalan, sağlık hizmetlerine erişim şansı olmayan/kısıtlı olanlar daha ağır bir tehdit altındadır. Başta sağlık olmak üzere kamusal hizmetlerin paraya tahvil edilmesi, ülke nüfusunun ücretleriyle geçinen dörtte üçünü virüs karşısında savunmasız bırakmak anlamına gelmiştir. Başta sağlık olmak üzere, kamusal hizmetlere erişim tümüyle parasız hale getirilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.

Hijyen ve ısınma bu virüsten korunmanın şartlarındandır. Her eve belli bir miktar içme suyu ve doğalgaz ücretsiz olarak sağlanmalı, geçmiş borçlar nedeniyle su ve doğalgaz kesintileri yapılmamalı ve kesilmiş olanlar derhal açılmalıdır.

Üyelerimizin ve işçilerin kişisel olarak da önlemlerini almaları zorunludur. En başta el hijyenine önem verilmeli, eller en az 20 saniye boyunca sabunla yıkamalıdır. Öksürme ve hapşırma sırasında tek kullanımlık mendil kullanılmalı, bulunamıyorsa dirseğin iç kısmı kullanılmalıdır. Tokalaşma ve sarılmalardan kaçınmalı, kirli ellerle yüze dokunulmamalıdır. İşyerleri gibi kapalı ortamlar sık sık havalandırılmalı, dengeli ve sağlıklı beslenmeye özen gösterilmelidir. Öksürük, ateş, nefes darlığı gibi belirtileri taşıyanlar derhal bir maske takarak en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

İşçiler, işyerlerinde alınması gereken kurumsal ve kişisel önlemleri sağlamak için işçi sağlığı ve iş güvenliği kurullarını acil toplantıya çağırmalı, yukarıdaki tedbirlerin eksiksiz olarak alınmasını sağlamalıdır.

Bu süreçte, başta Sağlık Bakanlığı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere sorumluluğu olan tüm kurumları hızlıca sorumluluklarını yerine getirmeye, işçilerin korunması için alınması zorunlu olan önlemleri derhal almaya çağırıyoruz.

DİSK

DİSK’in koronaya karşı acil önlem çağrısı

DİSK Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu’nun Koronavirüs salgınına karşı işçileri korumak için alınması gereken tedbirler ile ilgili açıklaması

Yeni Koronavirüs Hastalığı’nın (COVID-19) ülkemizde bir salgına dönüşme ihtimaline karşı hükümet tarafından yeni önlemler açıklanmıştır.

İşçi sınıfının bu salgından korunması, ağır mağduriyetler yaşamaması ve halk sağlığı için alınması gereken ek tedbirler vardır. Başta Sağlık Bakanlığı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere sorumluluğu olan tüm kurumları, işçilerin ve halk sağlığının korunması için alınması zorunlu olan aşağıdaki önlemleri ivedilikle almaya çağırıyoruz.

Okulların ve kreşlerin tatili süresince çalışan anne babalardan birine ücretli korona izni verilmelidir. Ücretli izin kararı gecikmeden alınmalıdır.

Hijyen ve ısınma bu virüsten korunmanın şartlarındandır. Her eve belli bir miktar içme suyu ve doğalgaz parasız olarak sağlanmalı, geçmiş borçlar nedeniyle su ve doğalgaz kesintileri yapılmamalı ve kesilmiş olanlar derhal açılmalıdır.

Korona virüsü özellikle yaşlı nüfus için hayati bir tehlike yaratmaktadır. Bu yaş grubunun daha iyi beslenerek korunabilmesi için, emekli maaşlarına belirli bir süre ek korona desteği verilmeli, emekli maaşları bu süre zarfında 3 bin liranın altında olmamalıdır.

65 yaş üstü yaşlılık aylığı alan kişilere de ek korona desteği ödenmelidir.

Genel olarak çalışma yaşamında konuya dair alınması gereken önlemlerle ilgili olarak işçi, işveren ve hükümet tarafının bir araya geldiği EKONOMİK SOSYAL KONSEY acilen toplanmalıdır.

DİSK

“Salgının sosyal tahribatına karşı acil önlemler”

Koronavirüs salgını halk sağlığını tehdit ederken çalışma yaşamı ve ekonomi üzerinde de olumsuz etkiler yaratıyor. Virüsle mücadelenin yaratabileceği sosyal tahribatı azaltmak ve çalışanların korunması için çalışma yaşamına ilişkin aşağıdaki önlemler acilen alınmalıdır.

1. Koronavirüs salgını süresince işten çıkarmalar (suçlu çıkarmalar dışında) yasaklanmalıdır.

2. Ekonomideki olumsuz gelişmelere paralel olarak işsizlikte yaşanabilecek artışlara karşı işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanma koşulları kolaylaştırılmalıdır. İşsizlik sigortası ödeneği alabilmek için son üç yılda 600 gün çalışma koşulu virüsle mücadele döneminde 90 güne indirilmelidir.

3. Koranavirüs salgını süresince işsiz kalanların ve gelir kaybına uğrayanların elektrik, su, doğalgaz, iletişim temel ihtiyaçlarına ilişkin faturaları ile kredi borçları ertelenmelidir.

4. Okullarının tatil süresine paralel olarak 15 yaşından küçük çocuğu olan çalışan anne babalardan birine kamuda idari izin özel sektörde ise ücretli izin verilmelidir.

Kamu ve özel sektör ayırımı olmaksızın risk grubu çalışanlara gelir kaybı olmaksızın izin verilmelidir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan hamileler, yasal süt izni kullananlar, engelliler, 60 yaş ve üzerinde olanlara verilen idari izin, özel sektörde de ücretli izin olarak uygulanmalıdır.

Koronavirüs kapsamında verilen ücretli izinler yıllık ücretli izin hakkından mahsup edilmemelidir.

Salgınla mücadele döneminde 14 gün olarak öngörülen karantina hali, SGK ve Bakanlık tarafından “hastalık hali” kapsamına alınmalı ve bu sürede çalışanların gelir kaybı önlenmelidir.

5. İşten çıkarmalar ve ücretsiz izinler yerine kısa çalışma ödeneği ve ücretli izin uygulaması yaygınlaştırılmalıdır. Çalışma sürelerini azaltmak zorunda kalan, salgın süresince kapanan, üretim veya hizmeti azaltan işyerleri için İşsizlik Sigortası Fonu kapsamındaki Kısa Çalışma Ödeneği uygulaması başlatılmalıdır. Mevzuatta yer alan zorlayıcı sebep tanımı koronavirüs için derhal uygulanmalıdır

6. Emekliler koronavirüse karşı en kırılgan gruplardan birini oluşturmaktadır. Emeklilerin düşük gelirleri virüse karşı korunmalarını zorlaştırmaktadır. Bu çerçevede asgari ücretten düşük gelir ve aylık alan emeklilere koronavirüsle mücadele döneminde aylık ek 1000 TL destek ödemesi yapılmalıdır.

Koronavirüsle mücadele kapsamında çalışma yaşamına ilişkin önlemleri görüşmek üzere Üçlü Danışma Kurulu başta olmak üzere üçlü mekanizmalar düzenli olarak toplanmalıdır.

DİSK

İŞ İŞTEN GEÇMEDEN UYARIYORUZ:

SERMAYEYE DEĞİL İŞİMİZE, AŞIMIZA, CANIMIZA KALKAN OLUN!

“Ekonomik İstikrar Kalkanı” adı verilen önlemlere dair DİSK Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu’nun açıklaması

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 18 Mart 2020 tarihinde koronavirüsle ilgili olarak Ekonomik İstikrar Kalkanı adı verilen önlemler açıklanmıştır. Durumun ciddiyetiyle örtüşmeyen bu önlemler sadece ve sadece “sermayeye kalkan” paketidir.

Sermayeye kalkan olan iktidar, emekçileri görmemiştir. Açıklanan pakette işçi yoktur, işini kaybeden yoktur, emekli ve dar gelirli yoktur. Ekonomik İstikrar Kalkanı adı verilen önlem paketinin her yerinden sermayenin sınıfsal şımarıklığı akmaktadır.

Pakette işverenlere vergi indirimleri vardır ama çalışanların büyük bir çoğunluğunu oluşturan asgari ücretli çalışanlara yoktur.

Paket ile şirketlerin vergi, sigorta ve kredi borçları için erteleme ve kolaylıklar öngörmüştür ama emekçinin kredi borcu, kredi kartı borcu ve faturaları dikkate alınmamıştır.

Paketin açıklandığı toplantıda katılımcılar üçer metre mesafeyle oturtulmuştur ama şu an fabrikalarda çalışan, sokakları süpüren, çöpleri toplayan, hastanelerde görev yapan, şantiyelerde çalışan işçilerin ve emekçilerin iş güvencesi ve sağlıkları bu pakette yer almamıştır.

Paket tüketici kredilerinin kolaylaştırılmasından söz etmektedir ama tüketicinin kredi borcu ve faturalarının ertelenmesi zorunluluğunu es geçmiştir.

Halkın eve kapandığı koşullarda uçuşlarda KDV indirimi gibi akıl dışı bir önlem pakette yer almıştır ama elektrik, su, doğalgaz ve iletişim faturalarını ertelemek ve bunlarda KDV’yi sıfırlamak akıllara bile gelmemiştir.

Böylesine vahim bir ortamda pakete konut kredisinin kolaylaştırılması gibi vicdanları sızlatan bir öneri dahi girebilmiştir ama halkın halk can derdine, iş ve aş derdine dair pakette sadece nasihatler yer almıştır.

Pakette yer alan en düşük emekli aylığının 1500 TL çıkarılması hedefi utanılması gereken bir itiraftır. Yıllardır asgari ücretin altında emekli aylığı olmadığını söyleyenler şimdi emekli aylıklarını 1500 TL’ye çıkarmaktan söz etmektedir.

Halk iş, aş ve can derdindeyken sermayenin şımarıklığını yansıtan bu paketin hazırlanma biçimi de içeriği de yanlıştır, eksiktir, hatalıdır. Bilime, akla, hukuka uygun değildir.Toplantıya DİSK, TTB, KESK ve diğer sağlık meslek örgütleri ile sağlık sendikalarının çağrılmamış olması Hükümet’in koronavirüs ile mücadelede dahi ayrımcı ve tarafgir bir zihniyete sahip olduğunu göstermiştir. Hükümet süreci tek adam zihniyeti ile şeffaf olmayan bir anlayışla yürütmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım hatalıdır. Koronavirüsle mücadele hep birlikte başarılabilecek bir mücadeledir ve halkın sağlığından daha kıymetli bir şey yoktur.

DİSK, korona virüsün yaratacağı sosyal tahribatla mücadele için bugüne kadar çok sayıda önlem açıklamıştır. Bu önlem önerilerini 17 Mart 2020 Salı günü Aile ve Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı’na da anlatmıştır. Çalışanların sağlığının korunması ve salgının yaratacağı sosyal tahribatı önlemek için yaptığımız öneriler toplumda geniş yankı bulmuş ancak ne yazık ki Hükümet, sınıfsal tercihleriyle ve ideolojik saplantılarıyla bu önerilerimizi görmezden gelmiştir.

Altını çizerek ifade etmek isteriz ki; kaynağı ve amacı belirsiz, hedefleri yanlış ve ilgisiz olan bu 100 milyar liralık paket, salgının kapsamlı etkilerini öngörmeyen ve hatta salgından fırsat yaratmaya ve günü kurtarmaya odaklı sakat bir anlayışla hazırlanmıştır.

100 milyar TL iş için, aş için; krizde işini ve aşını kaybedenler için ayrılmalıdır. Bu paket ile milyonlarca çalışana aylarca düzenli gelir sağlanmalı, halk sağlığını tehdit edecek gelir kayıpları önlenmelidir.

DİSK olarak bir kez daha tekrarlıyoruz: Koronavirüsle mücadele köklü kamusal tedbirleri gerektirmektedir. Halkın sağlığının ve çalışanların iş ve aş güvencesinin sağlanması için aşağıdaki önlemler acilen alınmalıdır:

Çok ciddi bir işsizlik dalgası tehlikesine karşı salgın riski devam ettiği sürece bireysel ve toplu işten çıkarmalar yasaklanmalıdır.

İşten çıkarmalar ve ücretsiz izinler yerine ücretli izin uygulamasına gidilmeli ve işçilerin ve çalışanların temel yaşam giderlerini sağlayacak gelirleri garanti altına alınmalıdır. 100 milyarTL’lik paket ile milyonlarca çalışana aylarca gelir güvencesi sağlanabileceği bilinmelidir.

Koronavirüs döneminde işyerleri kapanan işçilerin iş akdi sona erdirilmesin, bunun yerine işsizlik sigortası fonu, devlet ve işveren desteği ile gelirleri garanti edilsin. Salgını fırsat bilerek esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılmasına izin verilmemelidir.

Tüketici, konut ve taşıt kredileri ile kredi kartı borçları ve elektrik, su, doğalgaz ve iletişim faturaları salgın riski boyunca ertelenmelidir.

Mümkün olan işlerde ve işyerlerinde uzaktan çalışmaya geçilmelidir. Zorunlu mal ve hizmetlerin üretilmediği ve virüsten korunma koşullarının sağlanamadığı tüm işyerlerinde çalışanlar en az 14 gün boyunca ücretli izne çıkarılmalıdır. Çalışan ebeveynlerden birine ve risk grubunda olanlar ile 60 yaş üstü çalışanlara kamuda ve özel sektörde acil ücretli izin verilmelidir.

En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine çekilmelidir. Koronavirüsle mücadele döneminde bu miktara 1000 TL destek eklenmelidir.

Koronavirüsle mücadele kamu hizmetlerini geliştirme, sağlık hizmetlerinde ve eğitimde özelleştirmeleri durdurma ve kamusallaştırma yönünde bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Çok geç kalmadan işçiler ve emekçileri merkez alan kamusal ve halkçı önlemler alınmalı, köklü sosyal devlet uygulamalarına geçilmelidir.

DİSK