Kıdem tazminatında kırmızı çizgilerin belirli süreli sözleşme ile imtihanı - Alpaslan Savaş

Kıdem tazminatının ortadan kaldırılmasına yönelik bugüne kadar gündeme getirilen en ciddi paketle karşı karşıyayız. Bu kez tek değil, birbirinden bağımsız iki düzenleme söz konusu. Tamamlayıcı emeklilik sistemi (TES) adıyla sunulan kıdem tazminatı fonu bunlardan ilki. Ancak anlaşılan o ki TES konusunda, en başından bu yana fonu destekleyen patronlar da ikna değil. Onların iki talebi vardı. Birincisi kıdem tazminatı için ceplerinden daha az para çıkması, ikincisi bu paranın finans piyasasına sunularak kendileri tarafından kullanılabilmesi. BES ile entegre edilmiş kıdem tazminatı fonu girişimi olan TES, ikincisini fazlasıyla karşılıyor. Ancak hükümetin önerdiği TES formülünde patronların kıdem tazminatı için cebinden çıkan para azalmıyor. Türk-İş, Hak-İş, TOBB ve TİSK’in birlikte Beştepe’de yaptıkları görüşmede Erdoğan’ın “gidin anlaşın” demesi bundan. Bu gelişmeler, fonun patronların taleplerinin tümünü karşılayacak formül bulunana kadar erteleneceğini işaret ediyor.

Paketteki 25 yaş altı ve 50 yaş üzeri işçilerin belirli süreli sözleşmelerle çalıştırılmasının önünü açan ve başka bir dizi esnek çalışma dayatmasını gündeme getiren düzenleme ise şu anda kıdem tazminatına yönelmiş en gerçek tehlike. Patronlar buna bastırıyor. Bir taşla birçok kuş vuracaklar. En başta bu kategorideki işçilerin kıdem tazminatından tümden kurtulacaklar. Belirli süreli sözleşmeler ve kısmi (part-time) çalışmayı, yani esnek istihdamı yaygınlaştırmış olacaklar. Ayrıca işyerlerinde yıllardır yasayı çiğneyerek uyguladıkları bu sözleşmeleri yasaya uygun hale getirecekler.

Şimdi sizlerle paylaşacağım örnek patronların bu konuda ne kadar büyük bir iştaha sahip olduklarının da kanıtı. Şöyle:

Yıl 2015. Yaklaşık 50 bin metal işçisi ayaklanarak sarı sendika Türk Metal’den istifa ediyor. Öncülüğü yapan Oyak Renault işçileri istifadan kısa bir süre sonra Birleşik Metal’de örgütlenmeye başlıyorlar. Fabrikada çalışan 6000 işçinin çoğu genç. İşçiler akın akın yeni sendikaya üye oluyor ancak fabrikada işe bir yıl içinde başlamış olanlar aynı kararlılığı bir türlü gösteremiyor. Tedirginler. Nedeni ise kısa sürede anlaşılıyor.

Bu işçilerin tamamı belirli süreli sözleşmeyle işbaşı yaptırılmış. Bunlar 11 aylık sözleşmeler. Sendikaya üye olmak için “aman abi şu sözleşme sürem dolsun, kadroya geçeyim öyle üye olayım” diye beklemek istiyorlar. Süre sonunda sözleşmesinin yenilenmemesinden korkuyorlar.

Oysa fabrikada seri üretim yapılıyor ve bu işler yasanın “belirli süreli sözleşme” yapılabilmesine izin veren işler kapsamında bulunmuyor. Buna rağmen fabrika yönetimi işe yeni aldığı işçileri yasaya aykırı olarak 11 aylık sözleşmeyle işe başlatıp, süre bitince “beğendikleriyle” devam ediyor. Böylece 2 aylık deneme süresini yasaya aykırı olarak 11 aya çıkarmış oluyor. 11 ay sonra kapıyı gösterdiği işçiye ihbar vermiyor, kıdem ödemiyor.

Birleşik Metal-İş, o tarihte bu işçiler için bir inceleme talep etti. Fabrikaya müfettişler geldi, işçilerin yaptıkları işe ve sözleşmelerine baktılar. İnceleme sonucu fabrikada işe yeni alınan işçilerin belirli süreli sözleşmeyle çalıştırılmasının yasa maddesine ve iyi niyet kurallarına uygun olmadığı tespit edildi. Raporda bu şekilde çalıştırılan tam 1022 işçinin sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiği belirtildi. Müfettiş raporunun ilgili bölümünü burada paylaşıyorum:

Birleşik Metal-İş'in talebi üzerine fabrikaya gelen müfettişlerin raporundan bir bölüm...

Bu durum sadece Oyak Renault’da değil neredeyse tüm fabrikalarda yaşandı. Patronlar işe yeni işçi alırken yasaya aykırı olduğunu bile bile belirli süreli sözleşmeleri kullandılar. Bu şekilde işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarına el koydular, işe iade davası açmasının önüne geçtiler. Bugün de buna devam eden işyeri sayısı az değil.

Kıdem tazminatını ortadan kaldırmaya yönelik 25 yaş altı 50 yaş üzeri işçilerin belirli süreli sözleşmelerle çalıştırılabilmesinin önünü açacak düzenlemenin böyle de bir arka planı var. Patronlar yıllardır yasa dışı olarak yaptıklarını şimdi yasal hale getirmek istiyor. Bu girişim sadece kıdem tazminatını ortadan kaldırmayacak, örnekten anlaşılacağı üzere sendikalaşmayı da sabote edecek.

Kıdem tazminatının tasfiyesine yönelik mücadelede fon tartışması belirli süreli sözleşmelerin yaygınlaştırılması saldırısının hafife alınmasına neden oldu. Baraj yanlış yere kuruldu. Oysa konu birlikte ele alınmalıydı. Çünkü patronlar fondan daha fazla belirli süreli sözleşmeleri istiyor. Bu nedenle günlerdir soL gazetede bu konuyu gündeme getirmeye çalışıyoruz. Konfederasyonlar kıdem tazminatına karşı belirli süreli sözleşme saldırısına da fon konusunda olduğu kadar seslerini çıkarmalılar. İlan edilen kırmızı çizgilerin inandırıcılığı buradan geçiyor.

Sol.Org