Yoksulluğun dışında tutularak tartışılan çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Yedi yıldır açıklanmayan çocuk işgücü anketi 2019 yılında TÜİK tarafından açıklandı. Alım gücü azalan ailelerin tüm fertlerinin çalışarak geçimlerini sürdürebildikleri bir ekonomik ortamda özellikle mevsimsel işçilerin burada önemli bir yer tuttuğu görülmektedir.

Çocuk işçiliği sonuçları üzerinden tartışılırken, çalışma koşullarının kötülüğü ve aldıkları ücretin azlığı sürdürebilir aynı zamanda iyileştirilebilir koşulların yaratılıp çocuk işçiliğinin devamlılığı meşruluk ortamı sağlıyor. Bu anketin sonucunun güvenilirliği bir tarafa eldeki verilerin mücadele etmekte başlangıç noktası oluşturduğu ve önemli olduğu unutulmamalıdır.

Kapitalist devletler için bu veriler istatistik bilginin dışında bir anlam ifade etmiyor. Bir sorunun teşhiri o sorunun sona erdirecek siyasi iradeye sahip programda anlamlanıyor.

 

Sorunun çözümünde nedeni üzerine tartışmak çözüme götürücü adımlar atılmasına neden olur. Çocukların çalışmak zorunda oldukları birinci neden hane halkının ekonomisine katkı koymak. Bu durum bir tercih değil zorunluluktan kaynaklanıyor. Anketin bir konusu olmasa da patronların çocuk işçiliğini ucuz maliyeti olması aynı zamanda kolay yönetilebilmesi nedeniyle talep ve tercih ediyor olması çocuk işçiliğinin nedenlerinden ikinci sıraya patronları yazabiliriz.

Yoksulluğun artışında önemli uğrak noktaları vardır. Savaşlar taraf ülkelerin dışında bölgeleri de etkiler. Savaşın doğalında ortaya çıkan mültecilerin birinci amacı hayatta kalabilmektir. Gitmeyi başardıkları ülkede ucuz iş gücü olmayı en başından kabul etmek zorundadırlar.

TÜİK’in anketinde mülteci çocuk işçilerinin kapsam dışında tutulması gerçek verileri yansıtmadığının önemli bir göstergesidir. Türkiye son dönemde bölgesel savaşların etkisiyle çok fazla göçmene ev sahipliği yapmaktadır. Bu durumda çocuk işçilerin sayısında artışa neden olmaktadır.

Ekonomik kriz dönemleri de çocuk işçi sayısını artıran önemli uğrak noktalarıdır. Türkiye 2018 yılında kurlardaki dalgalanma ile başlayan kriz işçilerin alım gücünü azaltırken işsizliğin artmasına neden olmuştur. DİSK-AR’ın geniş tanımlı işsizlik araştırmasında krizin başladığı yıl olan 2018 Ağustos ayında 6 milyon 352 bin kişi iken 2019 Ağustos ayında ise işsiz sayısı 7 milyon 305 bin kişiye yükselmiştir.

Salgın dönemleri de yoksulluğun arttığı yaşamak ile çalışmak arasında kalınan olağanüstü süreçlerdir. Bugün bu salgın sürecinin sıcaklığını hissettiğimiz ölümlerin normalleştirilmeye çalışıldığı zamanlardan geçiyoruz. Salgın ekonomileri etkiliyor. İktidarlar önlem paketlerini açıklarken patron örgütlerinin temsilcilerinin yüzleri gülüyor. Emekçilerin ise gelecek kaygısı sürerken bugünü düşünmeleri kaçınılmazlık teşkil ediyor. Salgın sürecinde Türkiye’de işsiz kalan milyonlarla birlikte çocukların aile hanesine katkı koymak için çalışmak zorunluluğu iki kat artmış gözüküyor.

Birleşmiş Milletlerin 2025 yılında çocuk işçiliği sona erdirme hedefi gerçek dışıdır. Yoksulluk ve yoksulluğu artıran nedenler¬, Patronların daha fazla kar elde edebilmek için talep ettikleri çocuk işçiliği, savaşlar, ekonomik krizler, salgınlar kapitalizmin doğallığında vardır. Çocuk işçiliği ile mücadelede bu doğallıktan koparılıp değerlendirilemez.

Kaynaklar
http://disk.org.tr/wp-content/uploads/2019/11/DISK-AR-Kas%C4%B1m-2019-Istihdam-Issizlik-Raporu.pdf

http://disk.org.tr/2020/04/nisan-2020-issizlik-ve-istihdam-raporu-pandemi-oncesinde-issizlikte-vahim-tablo/

http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33807

http://bianet.org/bianet/insan-haklari/222236-5-17-yas-arasi-720-bin-cocuk-isci-var