İşçilerin diri diri toprağa gömülmesi önlenebilir mi? - Gökhan Turan ile söyleşi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'nin verilerine göre 2020 yılında en az 39 işçi göçük nedeniyle yaşamını yitirdi. Göçükler çoğunlukla kamu işlerine yönelik çalışmalarda yaşandı. İşçilerin büyük bölümü en güvenilir çalışma koşullarının olması gereken yol yapım, su ve kanalizasyon gibi işlerde meydana gelen göçükler nedeniyle yaşamını yitiriyor.

Yaşanan göçüklerin haberlerinde ise fikri takip yapılmıyor. İşçiler herhangi bir nesne gibi kaç saat toprağın altında kaldığı üzerine kurulu başlıklarla yer alırken, haberlerin sonuna eklenen ‘olayla ilgili soruşturma başlatıldı’ ifadesinin akıbeti de olduğu yerde kalıyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Soma işçi katliamının ardından sarfettiği ‘kazalar olağan şeylerdir’ sözü yoğun tepki çekmişti. Göçüklerin olağan olup olmadığını İSİG Meclisi’nden İş Güvenliği Uzmanı Mühendis Gökhan Turan’a sorduk.

'GÖÇÜK MEYDANA GELMEDEN BELLİ OLUYOR'

Turan, ilk başta göçüğün tanımını yaptı ve göçüğün meydana gelebileceğinin gözlenebileceğini şöyle anlattı:

“Göçük tehlikesi nasıl oluşur? Açık kazı ve kanallarda birçok gerilme ve şekil bozuklukları oluşur. Kazı alanları bu gerilmelere dayanım gösterir. Dayanımın yüzey aleyhine bozulması sonucu göçük meydana gelir. Yani bu gerilim bozulması aslında kendini belli eder. Kazılan alan çevresindeki ağırlık, gözle görülür yüzey çatlakları ve yarılmalar, kazı sırasında küçük kopmalar, büyüklerin öncüsüdür. Bunlara dikkat edilmediği anda kazalar, can kayıpları meydana gelir. İnşaat, maden, belediye hizmetleri, yol yapım, tarım, kişilerin kendi özel işleri, arkeoloji genel olarak görülen iş kolları. Ancak zeminle çalışılan her iş kolunda görülme ihtimali göz önünde tutulmalı.

"Kazı işleri çevresel faktörlerin yoğun olduğu iş kollarındandır. Nem, hava durumu, zemin özellikleri, makine kullanımı, işin sirkülasyonunun fazla olması, yoğun bir çalışma temposunda spesifik yapılan bir iş olması, geniş alanda dağınık çalışma, çalışma alanında seviye farkı olması vb nedenlerden dolayı kazı işlerine diğer işler gibi dikkat edilmemektedir.”

“Göçüğe karşı önlem alınabiliyor mu?” sorusunu yönelttiğimiz Turan, işlerin hızlı yapılması ve maliyetinden dolayı önlemlere zaman ayrılmadığını belirtti.

Turan, alınabilecek önlemleri ise “Kazılan bölgede çevre koşulları sağlanacak. Açıkta bırakılan alanda yarılma olmaması için kuvvet bindirilmeyecek. İş makinası kullanılıyorsa zemin sağlamlaştırması yapılacak, zemin nem düzeyi kontrol edilecek. Bunlar her kazıda basit alınabilecek önlemlerdir. Bu önlemlerin dışında kazılar uygulama gereği eğimli yapılacak. Kazı derinliğine göre zemin göçüğe neden olmasın diye şevlendirilir.* Böylece akma düzlükte kalır. Bu da basit bir takip yöntemidir. Bu basit korunma ve önleyici takip yöntemlerin dışında madenlerde ve derin inşaat ve kanalizasyon kazılarında ek önlemler de alınır. Kazı yüzeyini sabitleyen bağlantı kirişi uygulaması yapılır. İksa** adını verdiğimiz kazı alanlarının yüzeylerinin akmaya karşı sabitlendiği uygulamalar kullanılır. İksa ile tüm yüzeyler korunaklı hale getirilir. Çalışma ortamı göçük tehlikesi açısından korunur. Tabii iksa yapınca da iş bitmiyor. Bu iksaların kontrolü, yıpranması takip edilmeli. Buna en güzel örnek İBB tarafından yeniden açılan metro kazıları dönemi- dayanımını kaybeden iksa çöktü.”

‘MADEN SEKTÖRÜ DEVLETİN TAŞERONLAŞTIRDIĞI SEKTÖR’

Yılın ilk haftasında Şırnak’ta bir kömür işletmesinde meydana gelen göçük nedeniyle bir işçinin yaşamını yitirdiğinin haberini aldık. Madenler, göçüklerin en çok yaşandığı sektörler arasında ikinci sırada yer alıyor. İSİG Meclisi üyesi Turan, Soma’daki katliamın ardından Devlet Denetleme Kurumu’nun raporunu hatırlatarak, iş kazalarının iki büyük nedeni olarak göçük ve grizu patlaması olduğunu söyledi.

Turan, maden kazalarının en çok yaşandığı ülkelerden biri olduğumuzu kaydederek, şöyle devam etti:

“Aslında birçok riski barındıran madenlerde kontrolsüz kazılardan kaynaklı göçükler oran olarak azdır. Burada kontrol edilmeyen grizu, yangın (kömürün olağan tutuşması dahil), sondaj kaynaklı göçükler yoğundur. Madenlerde iksa uygulaması yapılmadan çalışma yapılması söz konusu olmamalıdır. Maden kazalarında dünyada yalnızca Avrupa’nın önünde değil Çin ve Hindistan’ın da önündeyiz. Bu da maden sektörüne bakış açımızı gösteriyor.

"Bu sektör devletin taşeronlaştırdığı sektör. Siyasi ilişkinin yoğunluğu da vardır. 6331 Sayılı Kanun maddeleri uygulanmalı. Denetimler uygulanmalı. Buraların denetimi uzatılmamalı. Önlemleri hemen uygulanacak sektörler vardır. Burada öteleme olamaz. Denetim sonucu tespit edilen eksiklikte iş durdurma uygulaması yapılmalı.

‘DEPREM SONRASI MÜDAHALEYİ ÖĞRENDİK, İŞÇİLERİMİZİ KURTARMA BECERİSİNİ GÖSTERMEDİK’

"Biz depremde, deprem sonrası müdahaleyi öğrendik. Ancak su altında kalan işçilerimizi kurtarma becerisini göstermedik. 6331 Sayılı Kanuna göre ilkyardımcı, kurtarma ekibi, tatbikatların denetimi yerine getirilmeli. Kâğıt üzerinde yapılan uygulamalar sağlıklı olmaz. Bunları görünür kılmak önemlidir.”

‘İŞÇİYE YAZDIĞIMIZ CEZANIN KAÇTA KAÇINI İŞVERENE YAZDIK?’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Soma katliamının ardından yaptığı açıklamaları hatırlattığımız Turan, “İngiliz Ulusal Maden Sendikası Başkanı Nicky Wilson, Soma faciası konusunda yapılan bir röportaj sırasında aynı konuda kendisine yöneltilen bir soruyu 'Sizinki gibi bir faciayı 100 senedir görmüyoruz. Ve sebebi şanslı olmamız değil. İş güvenliğini sağlama alacak yasalar yaptık. Ölüm ve kaza madenciliğin normal bir parçası değildir' şeklinde yanıtlamıştır. Biz de 6331 Sayılı Kanun ile İSG’yi kâğıt üzerinde görünür kıldık. İşçiye yazdığımız cezanın kaçta kaçını işverene yazdık? Kanunun eksiği, uygulama ve denetim. Elbette eksiklikler olacaktır. Ancak kullanmadıkça eksiklikler fark edilmez” diye cevap verdi.

‘BİR KERE EKRANA GETİRİP UNUTTURMAK HOŞ DEĞİL’

Öte yandan toplum yaşanan kazaları basın aracılığıyla öğreniyor fakat yaşanan olayın sebebi ve sorumluluk sahiplerine ilişkin herhangi bir takip yapılmıyor. Turan, göçük ardından yapılan haberlere dair ise “Haber kanalları televizyon ve basılı yayın bakış açısını işverenin açısından kullanıyor. ‘Parayı veren düdüğü çalar’ gösterisi. İşin çarpıcı detayı para ediyor. Bunun için paylaşılıyor. Ancak işveren suçlu diyen görünür olmuyor. Gazetecilik yapmakla, habercilik yapmak aynı şey olmasa gerek. Görevini yerine getirenleri tenzih ederim. Bizler haber yapanların devrinde yaşıyoruz. İnternetin getirdiği yeni yapı diyelim buna gazetecilerimiz haber yaparak günü tamamlıyor. Bu süreçte yerinde haberi takip ederek gazetenin hamurunu orada yoğurmak devri bitti. Eleştiremiyorum, her şey geriden geliyor. Teknoloji ilerlerken bizler geriden geliyoruz. Eskiden böyle değildi. Ben genç eskiyim. Ben olsam takip ederim. Bir kere ekrana getirip unutturmak hoş değil. Basında görünür kılmak, dava sürecinin kontrolünü yapıp, buradan onların değerini ortaya koymak güzel olurdu. Dönemin bakışı böyle” değerlendirmesini yaptı.

*Şev: Şev, eğimli yüzey anlamında kullanılmaktadır.
**İksa: Çeşitli yapı işlerinde yapılan kazılarda zeminin kaymasını önlemek için beton veya demirden yapılan duvar.

İsa Uğur Erdoğan / Artı Gerçek