Son on iki yılda çalışırken hayatını kaybeden çocuk işçi sayısı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verilerine göre; bu yılın ilk iki ayını da ekleyince 750'ye ulaştı. Çocuklar, iş cinayeti sonucu hayatını kaybederken buna çanak tutan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) bir yandan lise düzeyinde açılmaya devam ederken bir yandan da ortaokula kadar indirildi. Geçtiğimiz gün ise İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, İzmir’e ortaokul öğrencilerine yönelik 10 mesleki ortaokul açılacağını müjde gibi duyururken MESEM’lerin ise sayılarının da arttırılacağını paylaştı. Eğitim-Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli, “MESEM’ler çocuk işçiliğini meşrulaştırma ve kılıfa uydurma halidir” dedi.
‘SERMAYE YARARI’
‘MESEM’ler çocuk işçiliğini meşrulaştırma ve kılıfa uydurma halidir. Öğrencilerimiz burada 4 gün işletmelerde çalışırken bir gün okula gidiyorlar’ diyen Danyeli, “Bu işletmelerde çalıştığı sürece asgari ücretin 3’te 1’ini alıyorlar ve sigortaları, ücretlerin bir kısmı kamusal kaynaklardan sağlanıyor. MESEM’lerde genelde de yoksul ailelerin çocukları çalışıyor çünkü ülke her geçen gün yoksullaşıyor. İnsanlar çocukların emeği sömürerek oradan gelen üç beş kuruşa ihtiyaç duyuyorlar. Çocuklar, o işletmelerde kendilerini ağır işlerde koruyabilecek bir düzeyde olmadıkları için ne yazık ki iş kazalarına ya da iş cinayetlerinde maruz kalabiliyorlar. İş kazalarında elimizde bir veri yok ama oldukça da açık. Kendisinden yaş olarak oldukça büyük insanların olduğu yerlerde çalışıyorlar. Çocuklar, işletmelerde fiziksel ya da sözlü şiddete açık olabiliyor. Bu kadar denetimsizlik söz konusuyken çocuklar için değil hem ruhsal hem bedensel gelişimi için bu kadar sorunlar yaşanacak ortamda tabii ki ortaokullara kadar indirgenmesi kaygı verici bir durum. Öğrenciler yani meslek liselerinde eğitim öğretim görürken tam donanımlı kendi atölyelerinde kendi öğretmenlerinin denetiminde bu mesleki eğitimlerini görmeli. Diğer türlü hem çocuk emeğinin sömürüsü hem oradaki kamusal kaynaklarının sermayedarları aktarılıyor. Burada Millî Eğitim Bakanlığı’nın ve aynı zamanda buna bağlı olarak Milli Eğitim Müdürlükleri’nin öğrencinin üstün yararı gözeten yerden değil daha çok sermayenin üstün yararı için oluşturulan sistemlerdir MESEM’ler “diye konuştu.
‘KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL’
Çocukların kendi akranlarıyla birlikte; laik bilimsel, demokratik ve toplumsal cinsiyet eşitlikçi bir eğitim alması gerektiğini dile getiren Danyeli, “Öğrencilerimizin bu şekilde çocuk işçiliği ile emek sömürüsünün çarkında olması bizim için kabul edilebilir bir durum değildir. Hele bunun ortaokul yaşındaki çocuklara hatta indirgenmesi kabul edilebilecek bir durum değildir. Bu yaştaki çocuklar tam da gelişim çağında. Siz kendi akranlarından koparıp işletmelerde sömürü altında, her türlü her türlü istismara açık bir ortamda çalıştırılması doğru değildir” ifadelerini kullandı.
Sıla Arabacıoğlu / Gazete Yenigün
