Aileler adına söz alan avukat Murat Kemal Gündüz söz alarak, patlamaların meydana gelmesinde tutuklu ve tutuksuz sanıkların sorumluluklarının bulunduğunu, ancak sanıklara ek olarak birçok kamu kurumu ile OSTİM ve İvedik Organize Sanayi Bölgelerinin yönetimlerinin de ihmali olduğunu savundu. Patlamalardan birinin meydana geldiği Ersoy Gaz’ın sahibi sanık Kasım Ersoy’un, Sincan’da gaz ticareti yapan diğer bir firması bulunduğunu belirten Gündüz, Sincan’daki firmanın, EPDK’ya Aralık 2010′da CNG iletim ve dağıtım lisansı için başvurduğunu bildirdi. Gündüz, patlamadan 5 gün sonra firma başvurusuna onay verildiğini, emniyetin bildirmesi üzerine ise Nisan ayında başvurunun iptal edildiğini söyledi.
Kanıtlar, lisans başvurusunun patlamadan sonra yapıldığını ama aynı gün bu başvuru talebi geri çekildiğini gösteriyor. Patlama yaşanan işyerinde, uygun olmadığı halde 156 tüpe doğal gaz dolumu yapıldığı da ortaya çıktı.
Mahkeme, İTÜ’den bilirkişi raporu istenmesine, sunulan dilekçelerin gözden geçirilmesine ve tutukluların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı 13 Nisan 2012′ye erteledi.
Duruşma sonrasında aileler adına basın açıklaması yapıldı. Patlamada kardeşini kaybeden Sibel Kavak, şunları söyledi:
“Duruşmada yaşadıklarımız, duyduklarımız ve gördüklerimiz, acımızı daha da derinleştirdi. Yetkili kurumların denetimsizliği işverenlerin ucuz iş-işçi güvenliğini hiçe saymaları her sanık ve tanık ifadesinde tekrar tekrar anlatımış oldu. Bizler, OSTİM’de, İvedik’te canlarını,sevdiklerini kaybetmiş kişiler olarak başka canların yanmamasını, başka anne ve babaların ağlamamasını istiyoruz.Bir araya gelerek, bu memleketin geleceği için, işçi güvenliği için, sağlıklı yaşam koşulları için, kanun dışı çalışma koşullarını sona erdirmek için davalarımızın takipçisi olacağız. Memleketimiz insanının bütün bu sorumsuzluğa ve sonuçlarına layık olmadığına inanıyoruz. Davamızın bu ülkede yaşayan herkesin davası olduğunu haykırmak istiyoruz! ‘BİR DAHA OSTİMLER VE İVEDİKLER OLMASIN’ diyoruz. Bizler hayatta birer oyuncak, denek değiliz. Emek gücümüzü kiralıyor, bunun için hiçe sayılıyoruz. Bugün bizi hiçe sayan burjuvazi ve yandaşları ölülerimizin arkasından hala onları, bizleri,işçileri suçlamakta kılları bile kıpırdamıyor. Gelinen noktada görüyoruz ki hep aynı senaryolar oynanıyor, izleniyor. Kişiler mekanlar farklı olsa da sonuç aynı. SERMAYE BÜYÜYOR İŞÇİLER ÖLÜYOR ARTIK YETER!”
OSTİM ve İvedik OSB’de yaşanan patlamalar sonucu ölen 20 işçinin hayatını kaybetmesinin ardından açılan davanın 5. duruşması bugün Ankara Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yeni ve daha kapsamlı bir bilirkişi raporu hazırlanmasına karar veridi. Dava 13 Nisan tarihine ertelendi.
Duruşma öncesi patlamalarda hayatını kaybedenlerin yakınları yine her duruşmada olduğu gibi, “OSTİM ve İvedik’i unutmadık, unutturmayacağız” pankartı ile Adliye önündeydi. Aileler adına konuşan Sibel Kavak, OSTİM patlamalarında sorumluların açığa çıkmasının önemli olduğunu belirterek, “Bunun bizim payımıza düşen insani bir görev olduğunu düşünüyoruz” dedi. Kavak, patlamanın yaşandığı işyerlerinin sahiplerinin de tutuklanması ve sorumlu kamu kurumları adına açılmış soruşturma dosyası ile duruşması süren dosyanın birleştirilmesi talebini dile getirdi.
OSTİM OSB Yönetimi ise 20 kişinin öldüğü patlamaların üzerinden bir yıl geçtikten sonra kazalara karşı sıkıyönetim ilan etti. İş Sağlığı ve Güvenliği hizmetleri için özel bir birim kurdu. OSB’den yapılan açıklamada şu ifadeler yer alıyor: “OSTİM OSB, geçen yıl yaşanan iş kazalarından sonra işyerlerine yönelik denetim ve eğitim çalışmalarını kurduğu özel ekiplerle daha da sıkılaştırdı. OSB bünyesinde kurulan iş sağlığı ve güvenliği koordinatörlüğü eğitim, denetim ve kontrollerini yaparken, ruhsat verme ve yenileme kriterlerini de tavizsiz uyguluyor.”
‘ÖNCEKİ YÖNETİM GEVŞEK MİYDİ?’
OSTİM’de ve İvedik patlamalarında hayatını kaybedenlerin aileleri ve yaralanan mağdurların avukatları ise OSTİM OSB’nin sıkıyönetim ilanının, “önceki yönetimin ‘gevşek yönetim’ olduğunun kabulü ve tescili” olduğunu ifade etti. Avukatlar ayrıca bu önlemlerin bir lütuf değil görev olduğunu hatırlattı. Avukatlar, “Yeni OSTİM ve İvedik facialarının yaşanmaması için OSB yönetimlerinin asli görevlerini lütufta bulunur gibi değil, sorumluluk duygusu içinde yapmaları gerekmektedir. Bakanlıklar, belediyeler gibi diğer kamu kurumlarının da kamusal görevlerini yerine getirerek, OSB’lerin asli görevlerini gereği gibi yerine getirip getirmediklerini denetlemesi ve müdahale etmesi gerekmektedir. İşçilerimizin yaşamı, tek başına OSB yönetimlerinin insafına bırakılacak kadar değersiz bir konu değildir” dedi.
Ankara'daki OSTİM Organize Sanayi Bölgesinde geçen yıl meydana gelen patlamayla ilgili davaya devam edildi. Patlamadan 5 gün sonra patlamanın meydana geldiği işyerine EPDK tarafından doğalgaz iletim ve dağıtım lisansı verildiği ortaya çıktı.
OSTİM Organize Sanayi Bölgesi'nde 3 Şubat 2011'de meydana gelen, 20 kişinin ölümü ve çok sayıda kişinin yaralandığı 2 patlamada sorumluluğu bulunduğu iddia edilen 9 kişi hakkında açılan davanın görülmesine devam edildi.
Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanıklar Kasım Ersoy, Bahadır Esendik ve Burhan Koç ile tutuksuz sanıklar, patlamalarda hayatını kaybedenlerin yakınları ve tarafların avukatları katıldı.
Müşteki ailelerin avukatlarından Murat Kemal Gündüz, patlamaların meydana gelmesinde tutuklu ve tutuksuz sanıkların sorumluluklarının bulunduğunu, ancak sanıklara ek olarak birçok kamu kurumu ile OSTİM ve İvedik Organize Sanayi Bölgelerinin yönetimlerinin de ihmali olduğunu söyledi.
Patlamalardan birinin meydana geldiği Ersoy Gaz'ın sahibi sanık Kasım Ersoy'un, Sincan'da gaz ticareti yapan diğer bir firması bulunduğunu belirten Gündüz, Sincan'daki firmanın, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'na (EPDK) Aralık 2010'da CNG iletim ve dağıtım lisansı için başvurduğunu bildirdi.
Gündüz, 3 Şubat 2011'de patlamaların meydana geldiğini, 8 Şubat 2011'de ise firmanın lisans başvurusu talebine ''olur'' verildiğini anlatarak, ''Patlamadan 5 gün sonra, cesetler daha soğumadan, Kasım Ersoy hakkında soruşturma devam ederken firmanın başvurusu EPDK'da kabul ediliyor. Bu, görevi ihmalin de ötesinde, tam bir aymazlıktır. Ama, emniyetin bildirmesi üzerine EPDK, nisan ayında başvuruyu iptal ediyor'' diye konuştu.
BİLİRKİŞİ HEYETİNDEN RAPOR ALINACAK
Duruşmada, müşteki ve sanık avukatları, patlamaların oluşumu ve bunlarda kimlerin ne kadar sorumluluğunun bulunduğunun belirlenmesi için bilirkişi heyetinden rapor alınmasını istedi.
Tutuklu sanıkların avukatları, müvekkillerinin uzun zamandır tutuklu olduğunu ifade ederek tahliye talebinde bulundu.
Cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamı ile patlamaların sebebi ve kusur durumlarına ilişkin bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmesini istedi.
Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Sanıklar ile diğer kamu kurumlarının, patlamaların meydana gelmesinde kusurlu olup olmadıklarının ve kusurluysalar bunun ne oranda olduğunun belirlenmesi için bilirkişi heyeti raporu alınmasını da kararlaştıran mahkeme, duruşmayı erteledi.
'SAĞLIKLI, GÜVENLİ YAŞAM İÇİN DAVANIN TAKİPÇİSZİYİZ'
Duruşma öncesinde de patlamada yakınlarını kaybedenler basın açıklaması yaptı.
Patlamada hayatını kaybeden Dursun Kavak'ın kız kardeşi Sibel Kavak, adliye önünde toplanan grup adına yaptığı açıklamada, ''yetkili kurumların denetimsizliğinin, işverenlerin işçi güvenliğini hiçe saymalarının duruşmalarda her sanık ve tanık ifadesinde anlatıldığını'' kaydederek, ''Duruşmalarda yaşadıklarımız, duyduklarımız ve gördüklerimiz, acımızı daha da derinleştirdi'' dedi.
Ostim ve İvedik'te sevdiklerini kaybetmiş kişiler olarak, başka canların yanmamasını istediklerini dile getiren Kavak, ''Bir araya gelerek, bu memleketin geleceği için, iş güvenliği için, sağlıklı yaşam koşulları için, kanun dışı çalışma koşullarını sona erdirmek için davalarımızın takipçisi olmaya devam ediyoruz'' diye konuştu.
Ostim-İvedik davasının Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 5. duruşmasında bugün (17 Şubat) yaşanılanlar öncekilerden farksızdı. Sanık ve tanıklar suçu birbirlerine atmaktan ileri gitmiyor. Bugün gelinen aşamada kimse sorumluluğu üzerine almıyor. Duruşmada dinlenen tanık Ercan Şahin, söz konusu şirketin lisansı olmadığını ve bunun kendisine söylenmeyip internetten öğrendiğini, bunu belirttiğinde ise tutuklu sanıklardan Ali Bayındır’ın lisansın bir ay içinde onaylanacağını belirtiğini söyledi. Bayındır ise kendisinin orada patronun isteği üzerine konumlandığını, gaz dolumu ve satışı ile bir bilgisinin olmadığını, formalite icabı müdürlük yaptığını ve tahliyesini istediğini belirtti. Diğer tutuklu sanık Hüseyin Erdem resmi kayıtlarda tüp dolumu ve satışı ile bir sorumluluğunun olmadığını ve tahliyesini talep etti.