
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken, kadın işçilere dönük kapitalist terörü, fiziksel, duygusal, cinsel şiddeti, gözlerden ırak kalmış ama çarpıcı bir film üzerinden takip edelim. Ama yalnız verilen gözdağını değil, ona yenik düşmeyen kadın işçinin duruşunu da! Fransızca adı “La Syndicaliste / Kadın Sendikacı” olan 2022 tarihli film Jean-Paul Selomé’nin imzasını taşıyor. Başrolde deneyimli oyuncu Isabbelle Huppert var. Filmin İngilizce adı ise “Sitting Duck”. “Oturan ördek”, İngilizcedeki “sitting duck” ifadesinin “chicken translate” usulü yani kötü çevirisi. İfadenin birebir anlamı ise “kolay, savunmasız hedef”.
Filmin ana karakteri, “kolay hedefi”, Maureen Kearney, mücadeleci bir işçi sınıfı ailesinden gelen bir İngilizce öğretmenidir. Bir Fransızla evli olan İrlanda asıllı Maureen, Paris’te yaşamaktadır. 50.000 işçinin çalıştığı Areva isimli nükleer şirketinde Fransa dışında çalışmaya gönderilecek teknisyenlere İngilizce öğretmektedir. İşyerinde örgütlü CFDT sendikasına üye olur. Temsilci seçilir. Temsilcilik yaptığı 2011 yılında Avrupa işletmeleri komitesinin de sekreterliğine seçilir. 1996 yılında kurulan bu komite, şirketin Avrupa ölçeğindeki işçilerini temsil eden bir mekanizmadır. Kuruluş amacı ise işçilerin şirketin ticari faaliyetlerinin durumuna ve istihdam ve çalışma koşullarına etkide bulunabilecek Avrupa çapındaki kararlara ilişkin bilgilendirilmesi ve görüşlerinin alınması olarak tanımlanır. Hemen belirtelim ki CFDT, yönetimi ve Sosyalist Partiye yakın çizgisi ile Fransa’daki mücadelelerde ilk geri adımı atan sendikadır. Fakat Maureen’in CFDT üyeliği ne yapacakları ne de başına gelecekler için engel oluşturmayacaktır.
Maureen’in çalıştığı Areva firması Çin’le teknoloji transfer etme görüşmelerine başlar. 2009’da anlaşmaya varılacakken vazgeçilir. 2012’de ise konu yeniden gündeme gelir. Bu ise Fransa’daki işyerlerinde 50.000’e yakın işçinin işsiz kalması demektir. Maureen, komitedeki varlığı sayesinde görüşmelerin içeriğinden haberdar olur. Burada bir karar verir ve kendisine kapitalist yasalarca koyulmuş olan çizgiyi ihlal ederek gizli tutulması gereken bu bilgiyi patlatır, kamuoyuna duyurur.
İşçiler, sendikacılar hükümeti bu konuda sorgulamaya başlarlar. Elektrik şirketi EDF ve Çinli partneri CGNPC arasındaki anlaşmanın taslağından elde edilen bazı bölümler Le Nouvel Obs gazetesinde yayınlanır. Bilgi derhal yalanlanır ama ok yaydan çıkmıştır.
Maureen, kuralları çiğnemiş, kapitalist tekellerin sırrını açıklayarak tekelci burjuvaziyi öfkelendirmiştir. Burjuvalar için demokrasi, işçiler için diktatörlük olan burjuva devlet buna sessiz kalmayacaktır, Çok kullanılan deyimle derin devlet harekete geçer. İlk olarak Maureen’in kızı takip edildiğini farkeder. Kendisi de tehditler almaya başlar. Aynı zamanda onun bir mitoman (kendi uydurduğu yalana inanan) olduğu söylentisi yayılır. Psikoloğa gitmeye zorlanır. Geçmişi kurcalanır, üniversite yıllarına gidilir. O zamanlar da sözüne itibar edilmeyecek biri olduğu işlenir. Değil mi ki üniversitedeyken tecavüze uğradığını söyleyerek suç duyurusunda bulunmuş ama bir türlü ispatlayamamıştır...
Maureen sadece bu tür itibarsızlaştırmalarla değil tehditlerle de karşı karşıyadır. İçinde ölüm geçen mesajların arkası kesilmez. 17 Aralık 2012 günü evde tek başına olduğu sırada kar maskeli kişiler içeri girer. Maureen’i bir sandalyeye bağlarlar. Karnına bıçakla “A” harfini çizerler -bununla Areva mı demek ister, yoksa Avertissement (uyarı) mı, bilinmez. Saldırganlar onu ölümle tehdit eder ve bunun ikinci ve son uyarı olduğunu, bir daha da uyarmayacaklarını söyler. Saatler sonra eve temizliğe gelen kadın işçi Maureen’i alt katta bulduğunda elleri ayakları, ağzı bağlı vaziyettedir ve vajinasında bir bıçak kılıfı durmaktadır. Mücadele etmek isteyen bütün kadınlar gibi Maureen’e de mesaj bedeni üzerinden verilmiştir. Tehdit edilmiş, tecavüze uğramış ve bununla yıldırılmak istenmiştir.
Olay polise bildirilir ama eve gelen polisler hiçbir iz bulamazlar. Olayın gerçek olduğunu bilmeden filmi izlediğimiz ve kendimizi akışa bıraktığımız için hem saldırının şiddetine hem de kullanılan bu yönteme şaşırırız, ama iz bulunmamasına hiç şaşırmayız. Dahası polisler mizanseni onun hazırladığı konusunda baskı yapar ve bu yönlü ifade almaya çalışırlar. Dehşete düşen Maureen ilk sorgusunda polisin baskı ve didiklemeleriyle başa çıkamaz, onların istediği gibi ifade verir. Çıta aniden yükseltilmiştir ve olağan sendikal faaliyet bilinç ve kararlılığından daha fazlası gerekmektedir.
Çok geçmeden Maureen kendini toplar, ifadesini geri çeker ve saldırıya ve tecavüze uğradığı savında ısrar eder. Bunun üzerine hakkında yalan beyanda bulunarak devlet kurumlarını sebepsiz yere meşgul etmekten dolayı dava açılır. 2017’de kesinleşen kararla beş ay hapis ve 5000 euro para cezasına çarptırılır. Böylesi bir suçtan dolayı mahkumiyet cezasının çok nadir verildigi Fransa’da! Verilen ceza karşısında mücadelesinin haklılığına gitgide daha çok inanan Maureen etkin bir kampanya yürütür. Kendi işyeri ve sendikası ile sınırlı kalmayan bu çaba etkili olur. Soruşturmalarda kişiliği ile uğraşılmasına, değersizleştirilmeye çalışılmasına, korkuya göğüs gerer ve ısrarını sürdürür.
Maureen 2006 yılında aynı sebeplerden benzer bir saldırıya uğrayan bir diğer kadın işçiye ulaşır, ona da karnına A harfi çizme yöntemi uygulanmıştır. Israrı, direnci ve sınıf dayanışması ile karşısındaki sınıf düşmanlarının “Bu kadın yalan söylüyor” propagandasını etkisizleştirir. Sonunda eline geçirdiği delillerle de birlikte 2018 yılında bir karşı dava açar ve bu davayı kazanır.

Maureen Kearney yola çıktığında pek mücadeleci olmayan bir sendikanın temsilcisidir, ama sınıfının tehdit altında olduğunu görmesi ile attığı adım onu ön saflara iter. Belki bunun kadar önemlisi, tekelci kapitalistlerin çıkarlarına en küçük halel geldiğinde bile özel savaş yöntemlerine çok kolay başvurabilmesidir. Bugün devrimcilere karşı kullanılan çıplak arama ve diğer cinsel baskı, işkence yöntemleri, artarak yaşanan deneyimler her ülkede birbirini aratır niteliktedir. Film de kendi ölçeğinden bize gösteriyor ki, burjuva demokrasisinin gitgide tıkanan damarları, işçi sınıfının saflarında, kadın ve erkek çok daha fazla dayanışmayı, katılaşmayı ve bilinç açıklığını gerektiriyor. “Kolay hedef” olmak yerine bütün saldırıları boşa çıkaracak bir donanımı!