Sivas Zara’daki kömür ocağı için ÇED kararı iptal edildi: İş cinayeti ve çevre ihlalleriyle anılıyor

Sivas’ın Zara ilçesinde doğayı talan eden ve göçmen bir işçinin göz göre göre hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan tartışmalı kömür madeni projesine yargıdan “dur” kararı geldi. Sivas İdare Mahkemesi, 27 Şubat 2026 tarihinde aldığı kararla bu proje için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararını hukuka aykırı bularak iptal etti.

Köylülerin hukuk mücadelesi sonuç verdi
Dava, madenin yarattığı yıkımı bizzat yaşayan Bolucan ve Söğütözü köylerinden yedi yurttaşın başlattığı hukuk mücadelesiyle kazanıldı. Köylüler ve avukatları Abidin Tatlıpınar, HEM Grup Madencilik’in yürüttüğü kömür ocağının kapasitesini yıllık 600 bin tondan 2 milyon 540 bin tona çıkarmak için 2024 yılında Sivas Valiliği’nden aldığı onayın iptali için dava açmıştı.

Kopyala-yapıştır ÇED raporu ve gizlenen gerçekler
Köylülerin ve doğa koruma örgütlerinin isyan ettiği en büyük konulardan biri, sürecin son derece usulsüz bir şekilde ilerlemesiydi. Şirketin kapasite artışı için hazırladığı Proje Tanıtım Dosyası (PTD) öylesine masa başında ve “kopyala-yapıştır” yöntemiyle hazırlanmıştı ki, madenin bulunduğu adres Sivas yerine yanlışlıkla Van’ın Erciş İlçesi Doğancı Mahallesi olarak gösterilmişti. Hazırlanan bu baştan savma dosyada; bölgenin yaşamsal su kaynakları, köylülerin içme suları, 1700’lü yıllardan kalma tarihi Hamo Tuzlası ve nesli tehlike altındaki endemik canlılar tamamen yok sayılmıştı.

İran’dan ölüme çağrılan işçiler ve iş cinayeti
Madenin yarattığı denetimsizlik ve kâr hırsı, 26 Mayıs 2025’te korkunç bir iş cinayetine dönüştü. Sivas Valiliğinin olay sonrası “resmi olarak faaliyette değil” açıklamasıyla aslında denetimsizliği itiraf ettiği ocakta, kaçak ve sigortasız çalıştırılan göçmen işçiler vardı. İran’dan “kömür keseceğiz, sigortanızı yaptık” yalanıyla Zara’ya getirilen bu işçiler, hiçbir uzmanlıkları olmadığı halde sodyum klorat ve şeker karışımıyla patlayıcı hazırlamaya zorlandılar.

Meydana gelen patlamada 48 yaşındaki üç çocuk babası Ali Rıza Nesirzade hayatını kaybetti; aralarında 17 yaşındaki bir çocuk işçinin de bulunduğu iki göçmen işçi ağır yaralandı. İşin en vicdansız boyutu ise, patronların yaralıları hastaneye bırakıp kaçması ve yanık ünitesinde canıyla cebelleşen bir işçiye, tutuklanan şefi kurtarmak için “ifadeni değiştir” baskısı yapmasıydı.

Bilirkişi raporu madendeki skandalları belgeledi
Geçtiğimiz ay görülen davada mahkeme, madenin yarattığı bu tahribatı yerinde inceleyen bilirkişi heyetinin raporunu kararına dayanak yaptı. Rapordaki tespitler, köylülerin yıllardır dile getirdiği tehlikeleri resmi olarak kanıtlar nitelikteydi:

  • Madenin evsel ve katı atıkları, hiçbir atık sistemine dahil edilmeden kontrolsüzce doğaya atılarak halk sağlığı ve su kaynakları tehdit ediliyordu.
  • Ocağın sadece 300-500 metre ilerisinde tarım alanları ve köylülerin sürülerinin otladığı meralar vardı; maden tozunun buraları bitirmesi kaçınılmazdı.
  • Patlatmalı madencilik için hazırlanan eğim (şev) hesaplamaları iş güvenliği açısından oldukça tehlikeli bulunmuş, gerekli jeoteknik çalışmalar yapılmamıştı. Üstelik henüz resmi izin alınmadan sahada patlatma yapıldığı tespit edilmişti.
  • Asitli suların ve maden kimyasallarının yeraltı sularını, köylülerin içme sularını ve Hamo Tuzlası’nı kirletme ihtimali çok yüksekti ancak dosyada bu riskleri inceleyen ciddi bir hidrojeolojik rapor yoktu.
  • Başka bir bölgeden kopyalanan verilerle hazırlanan hatalı dosyalar yüzünden, Zara’ya özgü lokal endemik türlerin ve yaban hayatının sessizce yok olma riski göz ardı edilmişti.

Mahkeme kapsamlı ÇED raporunu zorunlu kıldı
Tüm bu gerekçeler ışığında Sivas İdare Mahkemesi; 97 yıllık ömür biçilen böylesine devasa ve çevresel etkileri kritik bir projenin sadece bir “Proje Tanıtım Dosyası” ile geçiştirilemeyeceğine, kapsamlı bir ÇED raporu hazırlanmasının zorunlu olduğuna hükmetti.

Özer Akdemir / Evrensel