Buradan yola çıkan OSTİM İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi, meslek hastalığının tespitinin yapılması amacıyla kolları sıvadı.

Galvaniz, metalin ömrünü uzatmak amacıyla yapılan kaplama işi olarak adlandırılıyor. Galvanizleme, metalin yaklaşık 400 ile 540 derecede çinko, kurşun ve alimünyum içeren madenlerin erimesinden oluşan ocağa daldırılması ve bekletilmesi sonucunda yüzeyini kaplanması şeklinde yapılıyor. Bu sektörde kaza ve hastalık riski yapılan araştırmalarla biliniyor. Ancak hala bilinmeyen yönleri var.

Ankara OSTİM'de galvanizleme işinin yapıldığı onlarca işyeri bulunuyor. İşyerlerinin fiziki şartlarının bu işi yapmaya uygun olmadığı belirtiliyor. Yani OSTİM yeni faciaların habercisi. Nitekim galvanizleme işlemi asit tanklarıyla ocakların yan yana olduğu çalışma ortamlarında yapılıyor. Bu işin bir başka yönü. Ancak işçiler, sürekli asit ve ağır metallarin bulunduğu çalışma ortamında ne tür meslek hastalığı riski taşıdıklarını tam olarak bilmiyor.

OSTİM REZİL DURUMDA

15 yıllık kaynak işçisi Halil İbrahim İlhan, uzun zamandır bu sektörde çalışan bir işçi. Kaynakçı olarak iş bulamayınca OSTİM'de galvanizleme işi yapan bir fabrikada çalışmaya başlamış. "Yeni gelişmekte olan ve sıkıntılar olduğunu gördüğüm" dediği sektörde yaşananların tanığı.

Önce galvaniz işini anlatıyor: "Metalin krozyonunun (oksitlenmesini), önlemek, doğada ömrünü uzatmak için yapılan bir iş. Yaklaşık 400 ile 540 derece erimiş çinkonun içerisine metalin daldırılması ve bekletilmesi sonucunda yüzeyine kaplanıyor. Metal galvaniz ocağına daldırılmadan önce asitte bekletiliyor. Sonra çok az bir şekilde kurutularak vinçler yardımıyla ocağa daldırılıp çıkarılıyor. Ocaklar yere sıfır olarak 3 ve 5 metre olarak değişiyor. Ocakların ana maddesi ise kurşun ve alüminyum gibi alaşımların kullanıldığı erimiş maden."

İlhan, bu işlemlerin yapıldığı yerlerin fiziki koşulları uygun olmadığını ifade ediyor: "Asit bölümüyle ocaklar yan yana. Birbirinden yalıtık olması gerekiyor. Araştırdık, daha büyük fabrikalar, (ÇAPAŞ, MİTAŞ, ŞARA) bu işler ayrı ayrı bölümlerde yapılıyor. Büyük fabrikalar alt taşeron dediğimiz şirketlere iş veriyor. OSTİM’deki atölyelere iş veriliyor. Büyük fabrikalarda da sorun yaşanıyor ancak OSTİM’deki atölyeler rezil durumda."

EMEK YOĞUN BİR SEKTÖR

Galvanizleme emek yoğun bir sektör. Madenin ısısının düşmemesi için ocaklar 24 saat yanıyor. Böyle olunca çalışma koşulları da buna göre belirleniyor. OSTİM'deki patlamadan önce 2 vardiya halinde çalıştıklarını anlatan İlhan, sonrasını şöyle özetliyor: "Kendi atölyemizde başlattığımız çalışmayla üç vardiyaya çıkarttık, işverenin de ceza almasını sağladık. Geriye dönük mesailerimiz verildi. Bu durum diğer atölyelere de sıçradı. Bu süreçte Bakanlık nezdinde girişimlerimiz oldu. Denetimler yapıldı. Üç vardiyaya çıkıldı. Önemli bir kazanım bizim için. Hatta bir atölyede iş müfettişleri gitmeden vardiya saatleri değiştirildi. Dönem dönem iki vardiyaya düşürme eğilimleri oluyor. Artık o da biraz zor."

Galvanizleme işi fiziki güç istiyor. Sürekli bir hareket hali. "Sürekli asite ve kimyasal maddelere maruz kalıyorsunuz. Örneğin ocağa giren malzeme sıcak oluyor. Bunu soluyoruz bir de yanma tehlikesi geçiriyoruz. Vinç kancasından çıkarırken elimiz yanabiliyor. Eldiven veriliyor ama çok kullanışlı olmuyor" diyor İlhan.

450 DERECEDE MASKE KULLANILMIYOR

"Sürekli asite maruz kalıyorusunuz maske verilmiyor mu" sorusuna, "OSTİM patlamasından sonra" karşılığını veriyor. Ama bunun bir de aması var: "OSTİM patlamasından sonra müfettişlerin denetimlerinden sonra maske verildi. Ama sürekli maske ile dolaşamıyorsunuz. Şimdi asitçi, dalışçı ve bakımcı ayrıdır. Maskeyi asitçinin kullanması gerekiyor. Ama daha büyük bir sorun var. Asit tankıyla ocak yan yana. Asil risk burası. Dalışçı, dalış yaparken o maskeyi kullanamaz. 500 derecelik ısının karşısında… "

TAHRİBATLARI SADECE KENDİMİZDEN BİLİYORUZ

Sürekli asit soluma, ağır metale maruz kalmanın meslek hastalığı riski taşıdığı biliniyor. Nitekim yapılan bazı araştırmalarda riskler şöyle sıralanıyor: "Metal duman ateşi hastalığı riski", "kurşuna maruz kalma", yüksek sıcaklığa sahip sıvılardan ötürü yanma riski" ve "yakıcı kimyasalara maruz kalma."

Ancak bugüne kadar yapılmış geniş kapsamlı bir araştırma yok. "Tabip odaları, Kimya Mühendisleri Odası’yla kimyasal maddelerin üzerimizde nasıl tahribata yol açtığını bilimsel anlamda raporlayacağız. Bugüne kadar yapılmış bir çalışma yok" diyor İlhan ve ekliyor: "Ama biz kendimizden biliyoruz."

"Kendinden bildiği" tahribatları şöyle anlatıyor: "Büyük bir kas, adale yorgunluğu. Kolların ve parmakların uyuşması. Asite maruz kalmamızdan olduğunu düşünüyoruz. Sürekli asit yanmaları oluyor. Yanma tehlikesi çok geçiriyoruz. Koruyucu elbise yok. 6 ayda bir elbise verir ama 2 günde yanar. Siz her hafta kendi cebinizden iş elbisesi almak zorunda kalırsınız. Yanma tehlikesini hemen hemen herkes geçirmiştir. Gözümüze asit kaçar."

KOT KUMLAMA İŞÇİLERİ NASIL DUYARLILIK YARATTIYSA...

İlhan, "Kot kumlama işçileri nasıl bir duyarlılık yarattıysa biz de bu konuda bir duyarlılık yaratılmasını gerektiğini düşünüyoruz. Bir 10-20 sene sonra, yaygın sektör haline geldiğinde iş cinayetleri ve meslek hastalıkları yaşanmaya başladığında elimizde bir veri olacak" diyor.

Oda ve meslek örgütlerinin bu çalışmaya sıcak baktığını da kaydeden İlhan, "Meseleye bilimsel yönden de bakmak zorundayız. Odalar, meslek örgütleri meseleni bilimsel yönünü biliyor, biz alandan biliyoruz. Bunu bir yerde buluşturmak lazım" diye belirtiyor.

MESLEK HASTALIKLARININ YARISI KİMYASAL MADDELERDEN

Dünyada her yıl 160 milyon kişi meslek hastalıklarına yakalanıyor. Her yıl, zehirli maddelerden dolayı 651 bin işçi yaşamını yitiriyor. 1970'lerden beri üretimi azalmasına rağmen her yıl asbest yüzünden 100 bin kişinin yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor. Dünya'da meydana gelen cilt kanseri hastalıklarının yüzde 10'unun işyerlerinde zehirli maddelerle temas yüzünden yaşanıyor.

Meslek hastalığı olgu sayısının çok düşük olduğu Türkiye'de yapılan bilimsel araştırmalar akciğer toz hastalıklarıyla kurşun zehirlenmeleri tüm meslek hastalıklarının yarıdan çoğunu oluşturduğunu gösteriyor.

Makina Mühendisleri Odası'nın güncellediği İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği raporunda meslek hastalıkları sınıflandırmasında "Kimyasal Nedenlerle Olan Meslek Hastalıkları" birinci sırada yeralıyor. Bu grupta kimyasal etkenlere bağlı olarak meydana gelen meslek hastalıkları 25 ana grupta toplanıyor. Raporda alt grupları ile birlikte 50'den fazla kimyasal maddeye bağlı olarak meydana gelen hastalıklara işaret ediliyor.

Raporda, galvaniz işçilerinin sürekli maruz kaldığı "kurşun ve kurşun bileşenleri ile civa, krom, karbon monoksit, arsenik ve bileşenleri, kükürt dioksit, karbon sülfüralkoller gibi maddeler meslek hastalıkları sayılabilir" ifadeleri yer alıyor.

TÜRKİYE'DE MESLEK HASTALIKLARI İZLENMİYOR KAYDEDİLMİYOR

Raporda, Türkiye'de 2008 yılında tanı konulan meslek hastalığı sayısı 539 olduğuı ifade edilirek bunların içinde 354 olgu ile (% 65,6) mesleki akciğer hastalıkları ilk sırada yer aldığı vurgulanıyor. Dünyada mesleki ve iş ile ilgili hastalıklar arasında ise ilk sırayı fiziksel etkenlerle oluşan hastalıklar (Yüzde 40 ile kas-iskelet sistemi hastalıkları) alıyor.

Dünya'ya göre Türkiye'deki bu farklılığın temel olarak iki nedeni şöyle sıralanıyor: "Birincisi ülkemizde işle ilgili hastalıklar izlenmemekte ve kaydedilmemektedir. Bu durum özellikle kas/iskelet sistemi ile ilgili rahatsızlıkların çalışanların sağlığı bağlamında değerlendirilmesinin önünde engel oluşturmaktadır. İkincisi ise, meslek hastalıklarına tanı koyma süreci de çok sancılıdır ve beklenenin çok altında olguya meslek hastalığı tanısı koyulabilmektedir."

Murat Selenoğlu / Emek Dünyası 

" /> Galvaniz; Yeni silikozis, asbest mi? - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

Galvaniz; Yeni silikozis, asbest mi?

12 işçiye mezar olan Ankara OSTİM'de kurulu bulanan galvaniz fabrikalarında, sürekli asitli ve ağır metallarin kullanıldığı işyerlerinde çalışan işçiler meslek hastalığı riskiyle karşı karşıya. Nitekim yapılan bilimsel araştırmalar, akciğer toz hastalıklarıyla kurşun zehirlenmelerinin tüm meslek hastalıklarının yarıdan çoğunu oluşturduğunu gösteriyor. Ancak, galvanizin yarattığı bu sonuçlara rağmen, işverenler tarafından işçi sağlığına ilişkin önlemlerin alındığından bahsetmek mümkün değil!