ADALET MÜCADELESİNDE ISRARLILAR

İş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını yere seren İş Cinayetlerinde Hayatlarını Kaybedenlerin ve Yaralananların Yakınları adına İdris Çabuk açıklama yaptı. Sevdiklerini ihmaller zinciri nedeniyle kaybettiklerini söyleyen Çabuk, "Bir daha olmaması için, sorumluların yargılanması için çaba göstermeye devam edenleriz. Adalet mücadelemizde ısrarımız hepimiz içindir" dedi.

Çabuk, geçen haftadan bu yana 12 işçinin daha iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini, 112 işçinin yaralandığını söyleyerek iş cinayetlerinin önlenmesi için gerekli önlemler alınmadığı için ölümlerin sürdüğüne dikkat çekti.

İş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin öykülerini paylaşmak ve her pazar vicdan nöbeti tutmak istemediklerini söyleyen Çabuk, verdikleri mücadele sonucu yetersiz de olsa çeşitli önlemler alındığına dikkat çekti. Çabuk, "Gelin görün ki ne mümkün? Biz burada olanlar ve burada olmadığı halde kalbi de vicdanı da bizimle olanlar, artık duyduğumuz her işçi ölümüne alışmamak için buradayız. Biz ısrar ettikçe, yetkililerinde işverenlerinde 'işçi güvenliğini' daha önemsediğini gördük. OSTİM'li aileler adalet mücadelelerini sürdürmeseydi, patlamalardan ve 21 işçinin hayatını kaybetmesinden sonra OSB yönetimi 15 maddelik 'işçi güvenliğine' dönük işyerlerine sıkıyönetim genelgesi yayınlamazdı" diye konuştu.

'28 NİSAN YAS GÜNÜ İLAN EDİLSİN'

28 Nisan'ın diğer ülkelerde olduğu gibi "İş Kazalarında Hayatını Kaybedenler İçin Anma Yas Günü" ilan edilmesini isteyen Çabuk, açılmış ve açılacak olan iş kazası davalarında kamusal sorumluluğu bulunanların yargılanmalarına izin vermeme tutumunun terk edilmesi şeklindeki taleplerini dile getirdi.

Çabuk diğer taleplerini de şöyle sıraladı: "İşçi güvenliği ve sağlığına dönük yasal mevzuat etkin uygulansın. İş müfettişlerinin sayısı artırılarak, görevlerini yerine getirirken özerklikleri korunsun.
Meclis gündeminde taslak halinde bulunan 'İş ve İşçi Güvenliği' yasa tasarısı görüşmelerine biz ailelerin, avukatlarımızın, diğer ilgili sendika, meslek odası, üniversite gibi kuruluşların katılımı sağlansın.
Ceza Kanunu'ndaki iş kazalarıyla ilgili açılan davalarda uygulanan ceza maddelerindeki ceza miktarları artırılsın."

ERKAN KELEŞ'İN HİKAYESİ ANLATILDI

Açıklamanın ardından 10 Eylül 2010 tarihinde BEDAŞ'a bağlı taşeron Alkama şirketinde çalışırken 35 bin voltluk elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren Erkan Keleş'in cinayet hikayesi anlatıldı.

Erkan Keleş'in kardeşi Haydar Keleş, 31 yaşındaki abisinin 2 çocuğu olduğunu söyledi. Alkama şirketinde 2 yıldır çalışan abisinin BEDAŞ'ta daha önce de değişik işler yaptığını belirten Haydar Keleş, "Kazma kürek işçisiyle, ama 35 bin voltluk direklere çıkarıldı" dedi.

Haydar Keleş, bayramın ikinci günü çalıştırılırken yaşamını yitiren abisinin, 24 saat boyunca çalıştırıldığını, yüksek gerilim hatlarına çıkma ve tamirat yapma yönünde bir eğitim almamasına rağmen bu işin yaptırıldığını söyledi. Direğe çıkmasını sağlayan vinci kullanan kişinin de vinç operatörü ehliyeti bulunmadığına dikkat çeken Keleş, abisine yüksek gerilim hattına çıkarken verilmesi gereken izole eldiven, tulum, maske, istanka gibi teçhizatların verilmediğini vurguladı.

2 LİRALIK İNŞAAT ELDİVENİYLE YÜKSEK GERİLİME ÇIKTI

Keleş, "Abim kendisi 2 liralık inşaat eldiveni alarak direğe çıkmış" dedi. Teknisyenin ihmali sonucu yüksek gerilim hattında elektriğin kesilmeden abisinin direğe çıkarıldığını söyleyen Keleş, elektrik akımına kapıldıktan sonra ehliyetsiz vinç şoförünün ne yapması gerektiğini bilmediğini, paniklediğini ve herhangi bir müdahalede bulunmadığını belirtti. "30-35 dakika bekletiliyor orada. Çevrede bekleyenlerin müdahale etmesine de izin vermiyorlar. Şirket yetkilileri gelecek diyorlar. Ambulans bile çağrılmıyor. Şirketin arabasıyla hastaneye kaldırılıyor. Fakat hastaneye gittiğinde aradan bir saat gibi bir zaman geçmiş oluyor" diye anlattı.

'ABİMİN ÖLÜMÜNDEN BEDAŞ SORUMLU'

Abisinin ölümünden ve yaşanan iş cinayetlerinden aslolarak BEDAŞ'ın sorumlu olduğunu söyleyen Keleş, "BEDAŞ hiçbir şeyi kontrol etmiyor. Her şeyi taşerona devrediyor. Yüklenici firmanın işinden BEDAŞ sorumludur" dedi.

Abisinin ölümünün ardından hazırlanan bilirkişi raporunda sadece üç kişinin olaydan sorumlu tutulduğunu belirten Keleş, bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini bunun üzerine 21 kişinin sorguya çağrıldığını söyledi. Aradan geçen 20 aya rağmen halen dava açılmadığına dikkat çekti.

Vicdan nöbeti eyleminin ve kendileriyle aynı acıları paylaşan ailelerle bir araya gelmenin güç verdiğini söyleyen Haydar Keleş, "Biz isterdik ki bu insanların hesabını devlet sorsun" diyerek devletin sermayedarları koruduğuna işaret etti. Keleş, kendileriyle aynı acıları yaşayan ailelere eylemlerine katılma çağrısı yaptı, "Hukuk mücadelemizi sonuna kadar sürdürüp, sonuna kadar direneceğiz" dedi.

'İŞ CİNAYETLERİNDEN TAŞERON SİSTEM SORUMLU'

Erkan Keleş'in ailesinin avukat Berrin Demir ise hukuki sürece ilişkin bilgi verdi. Yürüttükleri mücadele sonucunda soruşturma başlatılanlar arasında BEDAŞ ve Alkama şirketinin üst düzey yetkilileri de olduğunu söyleyen Demir, taşeron sistemin iş cinayetlerine büyük zemin hazırladığını belirtti. Demir, "Ana şirkette çalışan 5 birime, taşeron şirkette çalışan 2 birime maloluyor. Aradaki fark iş güvenliği tedbirlerinin alınmaması sonucu ortaya çıkıyor" dedi.

Avukat Demir, tersanelerde verilen mücadele sonucu yaşanan ölümlerin azaldığına dikkat çekti. Yapacakları eylemler ve yürütecekleri hukuk mücadelesi sonucunda elektrik hatları tamir işlerinin taşeron şirketlere verilmesini engelleyebileceklerini söyledi.

Konuşmalar sırasında Galatasaray Lisesi önünden geçenler ailelere ilgi gösterdi, konuşmaları dinledi, alkışladı.

ETHA
" /> Aileler vicdan nöbetinin 3. haftasında - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

Aileler vicdan nöbetinin 3. haftasında

İş Cinayetlerinde Hayatlarını Kaybedenlerin ve Yaralananların Yakınları, vicdan nöbetinin 3. haftasında Galatasaray Lisesi önünde bir araya geldi. Aileler bu hafta BEDAŞ'ın taşeron şirketi Alkama'da çalışan 35 bin voltluk elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren Erkan Keleş'in hikayesini anlattı. Galatasaray Lisesi'nin duvarına "İşçiler ölüyor vicdanımız nöbette", "İş kazası değil bu bir cinayet" pankartlarını açan aileler, iş cinayetleri ve kazalarının yaşandığı "Erzurum TEDAŞ", "İstanbul Davutpaşa", "Van Bayram Otel", "Zonguldak Karadon", "Ankara OSTİM-İvedik", "Bursa Kemalpaşa", "Adana Kozan", "HES-iniz batsın", "Sorumlular yargılansın", "Adalet istiyoruz" yazılı dövizler taşıdı.