(3) Emek örgütlerinden Kozlu cinayetine dair açıklamalar

'Madenciler aşırı kar kurbanı'
 
KESK Yürütme Kurulu ve DİSK Genel Başkanı yaptıkları açıklamalarda, Zonguldak Kozlu'daki iş cinayetinde yaşamını yitiren işçilerin ailelerine başsağlığı diledi ve bu cinayetlerin son bulmasi için cinayetlere kapı aralayan taşeron sistemine son verilmesini istedi.

İSTANBUL- Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Yürütme Kurulu ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı yaptıkları açıklamalarda, Zonguldak Kozlu'daki iş cinayetinde yaşamını yitiren işçilerin ailelerine başsağlığı diledi . Her iki konfederasyon cinayetlerin son bulması için cinayetlere kapı aralayan taşeron sistemine son verilmesini istedi. KESK ayrıca, Erzurum- Bingöl karayolunda kar temizleme çalışması yapan kepçenin üzerine çığ düşmesi sonucunda bir makine operatörünün de hayatını kaybettiğini belirterek ailesine başsağlığı diledi.

'İŞ CİNAYETLERİ AKP'NİN ESERİDİR'
 
KESK Yürütme Kurulu yaptığı açıklamada, iş cinayetlerinin AKP'nin taşeron düzeninin eseri olduğunu, Türkiye'de geçtiğimiz 10 yılda yaklaşık 11 bin işçinin benzer cinayetlerde yaşamını yitirdiğini ifade ederek, bunların kaza değil seri cinayet olduğunu belirtti.

Başbakan Erdoğan'ın, 2010 yılında Zonguldak'ta yaşanan iş cinayeti sonrasında, "Bu mesleğin kaderinde ölüm var" sözlerinin de hatırlatıldığı açıklamada,"Evlerini ısıtmak için kendi çıkardıkları kömürü bile para ile satın almak zorunda bırakılan maden işçileri aşırı kar hırsına kurban verilirken AKP iktidarı taşeron çalışmanın kapsamını daha da genişletmeyi hedeflemektedir" denildi.

Türkiye'nin iş cinayetlerinde dünyada üçüncü, Avrupa'da birinci olduğu da belirtilen açıklamada ayrıca şunlar söylendi:

"Oysa her zaman söylediğimiz gibi işçi cinayetleri gerçekten önlemek isteniyorsa yapılacak olanlar açıktır. Başta sendikal nedenlerle işten çıkarmalar, esnek, kuralsız, güvencesiz koşullarda çalıştırma yasaklanmalıdır. Sermayenin, taşeronların çıkarlarını değil işçinin sağlığını ve güvenliğini temel alan yasal düzenlemeler yapılmalı, çalışan sayısına bakılmaksızın bütün çalışanların bu düzenlemelerden faydalanması sağlanmalıdır. Tüm çalışanlara insan onuruna yakışır çalışma koşulları ve ücret verilmesi sağlanmalı, iş cinayetlerinin en başta gelen sebebi olan taşeron çalıştırma sistemine son verilmelidir. AKP iktidarı bu asgari koşullar yerine getirilmediği sürece yaşanan iş cinayetlerindeki sorumluluğundan kurtulamayacaktır."

'KÖMÜR KARASI ÖLÜM KARASI OLDU'
 
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici de yaptığı açıklamada cinayetin sorumlusunun "taşeron sistemi ve insan canını maliyet unsuru gören sermaye düzeni" olduğunu belirtti. Ekici, 2002 yılından bu yana kömür işletmelerindeki cinayetlerde yaşanan artışların tesadüfi olmadığı da belirterek yüksek maliyet içerisinde işçilik payının en yüksek gider olarak gösterildiğini, "işgücünün rehabilitasyonu, randımanı artırıcı çalışmalar" ve taşeronlaştırmanın yaygınlaştırılmasının amaç olarak saptandığını ifade etti.

Kömür madenlerinin işçiler için bir mezarlığa çevrildiğini, taşeron sistemi kaldırılmadıkça iş cinayetlerinin devam edeceğini de ifade eden Ekici şunları belirtti:

"Daha önce Elbistan’da göçük altında kalan ve cansız bedenleri toprağın altına terk edilen işçilerin ailelerinin yaşadığı ağır trajediyi, Kozlu’da göçük altında kalan işçilerin ailelerinin yaşamamasını ve işçilerin bir an önce sağ olarak çıkartılmalarını temenni ediyor ve iş cinayetlerinin artık son bulmasını istiyoruz!"
 
'Yasanın beklentilere cevap vermediği görüldü'

8 maden işçisinin yaşamını yitirdiği iş cinayetinin ardından açıklama yapan TÜRK-İş Başkanı Mustafa Kumlu, "Yaşanan facia, büyük umutlarla çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası'nın beklentilere cevap veremediği ve iş cinayetlerini önleyemediğinin de bir göstergesi sayılmalıdır" dedi.

TÜRK-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Kozlu'da 8 maden işçisinin yaşamını yitirdiği iş cinayetinin ardından açıklama yaptı.

İş güvenliği önlemlerinin alınmamasının en acı sonuçlarını, en tehlikeli ve riskli işkolu olan maden işçilerinin yaşadığına dikkat çeken Kumlu, "Maden iş kolu, riskli bir işkoludur ama bu riski asgariye indirmek işverenlerin görevidir. Taşeron uygulaması, aslında sadece madenler değil, diğer birçok iş kolunda da ölümlü iş kazalarını beraberinde getirmektedir" dedi.

Maden işkolunun taşıdığı riskler nedeniyle taşeron işçiliği hiç kullanmaması gerektiğine dikkat çeken Kumlu, "Ama Türkiye'de hemen her kuruma sokulan taşeron işçiliği sırf maliyetleri azaltmak için madenlerimize de sokulmuştur ve maalesef bu acı olayların yaşanmasına zemin hazırlanmıştır. Tüm bunlar tüm iş kollarında ama özellikle ağır ve tehlikeli işlerde taşeron işçilik uygulamasına artık son vermek gerektiğini göstermektedir" diye belirtti.

"Sendikal örgütlenmenin bulunduğu iş yerlerinde örgütlülük, işçilerimizi iş cinayetlerine karşı korumaktadır" diyen TÜRK-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: "Söz konusu iş yerinde işverenin sendikal örgütlenmeyi engellemek için gösterdiği çabalar dikkat çekicidir. Yaşanan facia, büyük umutlarla çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası'nın beklentilere cevap veremediği ve iş cinayetlerini önleyemediğinin de bir göstergesi sayılmalıdır. Facianın eğitim ve denetim eksikliği ile ağır ihmalin ürünü olduğuna inanan TÜRK-İŞ, hayatını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet, yaralı işçilerimize acil şifa, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilemektedir." 
 
YİNE TAŞERON, YİNE İŞ CİNAYETİ

Zonguldak Kozlu'da 7 Ocak 2013 tarihinde taş kömürü madeninde eksi 630 metrede metan gazının sıkışarak patlaması sonucu 8 işçi hayatını kaybetti.

Zonguldak Kozlu'da 7 Ocak 2013 tarihinde taş kömürü madeninde eksi 630 metrede metan gazının sıkışarak patlaması sonucu 8 işçi hayatını kaybetti. İlgililerden ve yöneticilerden yine bildik açıklamalar yapıldı ve işçilerin hayatını kaybetmesi sanki kadermiş gibi gösterildi.

Halbuki yapılan bütün araştırmalar ölümlerin kader değil, bütünüyle ihmalden kaynaklandığını gösteriyor. Maden Mühendisleri Odası'na göre, 2011 yılında 79 maden işçisi hayatını kaybetti. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'ne göre de 2012 yılında 81 maden işçisi hayatını kaybetti. Yani iki yıl içinde tam 160 madenci ailesinin evine ateş düştü. Bu hesaplamaya yüzlerce iş kazasında yaralanan, sakat kalanlar dahil edilmedi.

Son yıllarda giderek artan bu türden ölümlü kazaların ana sebebin özelleştirmeler ve bunun sonucunda yönetimlerin tercih ettiği taşeron işçiliği olduğu artık kanıtlanmış durumdadır. Madencilik gibi atılacak her adımda azami dikkat, özen ve işçi güvenliği gerektiren bir sektörde, işler ehil olmayanlara yaptırılırsa, çıkacak bu sonuçlar kimseyi şaşırtmamalıdır.

Daha geçen yıl 17 Mayıs 2012 tarihinde Karadon'da grizu sonucu (madende biriken gazın yanarak patlaması) 30 işçi yaşamını yitirmişti. Hem Karadon'da hem de Kozlu'da ölenlerin tümü taşeron işçisidir. Türkiye Taş Kömürü Kurumu TTK, özelleştirmelerin ardından, üretim öncesi hazırlık işlerini daha ucuza mal etmek için taşeronlara ihale etmektedir. Bu da denetimlerin daha az yapılması anlamına gelmekte ve açıkça kazalara davetiye çıkartılmaktadır. Denetimin eksik yapıldığı bir yerde kazalar tesadüfen olmaz, kaçınılmaz olarak karşımıza çıkar. O nedenle bu kazalar kader değildir, bile bile yaşanmıştır.

Kazayı yapan Star Madencilik adlı şirketin, işçilerini madenlerde çalıştırdığı halde kayıtlara yaptığı işi “inşaat” olarak geçirdiği ve bu yolla madencilik sendikalarının devreye girmesini engellemeye çalıştığı iddiaları ortadadır. Sadece bu kaza/cinayet bile sendikaların işçilerin hayatı için ne kadar önemli olduğunu göstermeye yeter.

Bir parça daha fazla kâr elde etmek için işçilerin hayatını hiçe sayanları, hırslarından dolayı 8 işçinin ocağını söndürenleri, taşerona izin vererek denetimleri yok sayan bütün ilgileleri protesto ediyoruz. Hüseyin Kürekçi, Hasan Bozacı, Muharrem Yapıcı, Yüksel Koca, Ahmet Şekerci, Köksal Kadıoğlu, Muhsin Akyüz ve Satılmış Arslan adlı kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz, yaralanan 1 işçi kardeşimize de acil şifalar diliyoruz.

Bizleri bir daha böylesi protesto metinleri yazmaktan kurtaracak tek şeyin taşeron işçiliğinin yasaklanması, özelleştirmelere son verilmesi, her işçinin sendikalarda örgütlenmesi ve işçilerin çalıştığı her alanda kesintisiz bir denetim yapılması olduğunu söylüyoruz.

Saygılarımızla

Petrol-İş Merkez Yönetim Kurulu adına
Mustafa Öztaşkın
Genel Başkan
 
İşçi Meclisi’nin açıklaması: Katil burjuvazi öldürdüğü işçilerin hesabını verecek!

“Sürdürülebilir iş cinayetleri yasası” geliyor
Yeterlilik Sizsiniz İşçi Sınıfı-II
Sınıfsal ve toplumsal sağlık reçetesi
Hüseyin, Hasan, Muharrem, Yüksel, Ahmet, Köksal, Muhsin ve Satılmış. Kozlu’da öldürüldüler!

Bir işçi neden ölür? Hüseyin, Hasan, Muharrem, Yüksel, Ahmet, Köksal, Muhsin ve Satılmış. Sınıf kardeşlerimiz… Acıyla haykırıyoruz: Bir işçi neden ölür? Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar? Mendilimde kan sesleri. Baretsiz başında kömürün isi, kanlı beziyle, ciğerleri metanla dolu bir işçi neden ölür?
Bir patron, bir sermayedar, bir burjuva, bir kapitalist, bir asalak değil de, işçiler neden ölür?

Büyürken sermaye büyür işçinin ölümü. İlik, kan, zehir dolan ciğer, ezilen et, kas, hayal; bir işçi neden ölür?

Gülemiyorsun ya, gülmek işçiler gülüyorsa gülmektir. Hepimiz ne kadar benziyoruz Türkiye’ye. Sınıf kardeşlerimiz, söyleyin bir mendil niye kanar? Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar? Bir işçi neden ölür? Kozlu’da metan gazıyla sekiz kere sekiz işçi ölür, peki işçiye patronluk edenler niye yaşar? Bu ücretli cinayet sistemi neden gözümüzün önünde sürer gider?

Çünkü burjuvazinin sömürü çarkları insan etiyle, işçi kanıyla dönüyor. Madenler kan, kemik, zehir! Artık yeter öğütülen işçi sinirlerine, kemiklerine! Artık yeter modern barbarlık sistemine!

Ve artık yeter, sendikaların, solun, devrimcilerin emeğin korunması mücadelesini, işçi sağlığı ve iş güvenliği için militan sınıf mücadelesi taleplerini ancak büyük çaplı iş cinayetleri olunca hatırlamasına, en fazla bir iki protesto açıklamasıyla görevini yaptığını sanma konformizmine, rahatlığına, alışmışlığına!

Kozlu’daki son iş cinayetinde sekiz sınıf kardeşimizi daha kaybettik. Aynı Kozlu’da 1992 yılında 263 işçi birden ocaklar üzerlerine kilitlenip diri diri yakılmıştı. 2012 yılında toplam 81 maden işçisi hayatını kaybetti. Yine aynı Kozlu’da daha geçen Temmuz ayında maden ocağında çalışan işçiler, yeraltındaki çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle işe girmeme eylemi yapmıştı. Sermayenin bakanı Çelik’in dediği gibi “asıl işveren, alt işveren netice itibariyle hepsi işveren”. Bu işverenler işçinin ailesine üç kuruş geçim parası karşılığında ölüm vermeye devam ediyorlar inatla. Cinayet göz göre göre geldi. Cinayeti, taşeronuyla esas patronuyla, özeliyle kamusuyla, devletiyle burjuvalar taammüden, göz göre göre, bilinçlice işledi. Son 11 yılda 11 bin işçiyi öldürdüler.

Artık yeter! Burdan geriye adım olmaz, ölüyoruz. Ölümün olduğu yerde işçi yaşamı dar bir protestoculukla korunamaz, hesap soran sesimiz çığlığımız büyümelidir.

Bize kimse “yeni iş sağlığı yasası çıkardık, ölümler azalacak” yalanını söylemesin. Sizin yaptığınız işçi sağlığını satışa sunulan bir mal gibi pazara açmak, iş güvenliği malzemeleri ve uzmanları pazarlama sistemiyle işçinin sağlığını ve yaşamını parayla takas etmek zorunda kaldığı kapitalist sisteminizi makyajlamaktır.

Biz hiç iş kazasında ölen bir patron görmedik. Bugün sizin ulusal istihdam stratejiniz, taşeronluk ve esnek/güvencesiz çalışma sisteminiz, uzun iş saatleri, örgütlenme ve eylem özgürlüğü vd. kadar, artık bizzat işçi sağlığı ve güvenliği talebi bir genel grev, genel direniş talebi haline gelmiştir. İşçinin yaşamını, işçinin sağlığını, işçinin güvenliğini bir mücadele talebi olarak görmeyen, buna gözlerini kapatan, bunu geçiştiren bir sendika bizim sendikamız değildir!

Biz işçiler birleşerek bu talebi yükseltmezsek, kendi örgütlülüklerimizi, işçi sağlığı ve güvenliği komitelerimizi oluşturmaz, kendi emeğimizi ve yaşamımızı kendimiz korumazsak kimse koruyamaz. Hüseyin, Hasan, Muharrem, Yüksel, Ahmet, Köksal, Muhsin ve Satılmış ilk olmadıkları gibi son da olmayacaklar. Biz öleceğiz, patronlar kanımız üzerinden sermaye biriktirecek. Biz bu kapitalist sistemi yıkmazsak, olacağı bu!

İşçiler ölüyor, sermaye büyüyor: Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni
Kaza-kader değil, bu bir katliam!
Katil burjuvazi öldürdüğü işçilerin hesabını verecek!
İnsanca Yaşam Sosyalizmde!

İşçi Meclisi
 
EMEP: Kader değil cinayet
 
Emek Partisi Zonguldak İl Başkanı Ateş Türeli'den yapılan açıklamada Kozlu'da gerçekleşen ve 8 maden işçisinin yaşamını yitirdiği iş cinayetine tepki gösterildi. Türeli, "8 maden işçisinin ölümü kader değil cinayettir" dedi.
 
Türeli'nin açıklaması şöyle:
 
"Her geçen yıl artan iş kazaları, yaralanmalar, sakat kalmalar, ölümler işçilerin alın yazısı mıdır? Elbette, bu durumun kader olmadığı açıktır. Esnek, kuralsız, taşeron çalışmanın, aşırı kar hırsının, rekabet adına işçinin hayatının yok sayılması bu ölümlerin önemli bir nedenidir.
 
Bu yaşananları kaza olarak, ya da takdiri ilahi diyerek gösterenler; gerçeği gizlemek, sorumluluktan kaçmak istemektedirler. Bu yaşananlar işçilere köle muamelesi çeken zihniyetin eliyle işlenmiş birer cinayetlerdir. Patlamalardan, göçük ve ‘kazalardan’ sonra bir mühendisi günah keçisi olarak gösterip tutuklamak, ya da göstermelik bir iki soruşturma sürdürmek bu cinayetleri engellemediği gibi yenilerine davetiye çıkarmaktadır.
 
30 maden işçisinin yaşamını yitirdiği Gelik beldesindeki taşeron firmadaki iş cinayetinin ardında hamasi nutuklar atılmıştı. Aradan geçen 3 yıl içerisinde Bilirkişi raporları, mahkemeler ölen işçileri suçlu bulmak için büyük çaba sarf etmişlerdir.
 
Tuzla Tersanelerinde, Ankara Ostim’de, İstanbul Davutpaşa’da, Esenyurt ve Zonguldak Maden Havzasında ve ülkemizin her karış toprağında yaşanan ölümlerden , patronların her istediğini iki etmeden yerine getiren, işçileri köle koşullarında çalışmaya mecbur kılan AKP hükümeti patronlarla el ele vererek, köleliği ve ölümleri olağan görmeye ve göstermeye çalışıyor

Ülkemizi 10 yıldır AKP hükümeti yönetmektedir. Bu 10 yılda 10 binden fazla işçi yaşamını iş cinayetlerinde yitirmiştir. İşçi katliamlarına dönüşen ölümlerin durdurulması ustalık dönemindeki AKP hükümetinin en acil görev ve sorumluluğudur.

TTK Kozlu Müesesinde yaşamını yitiren maden işçilerinin aile ve yakınlarına baş sağlığı diler aynı acıların yaşanmaması için emekten yana bütün partileri, sendika ve kitle örgütlerini bu davanın takipçisi olmaya çağrıyoruz."
 
ÖDP taşeronluğun kaldırılmasını istedi

Kozlu'daki metan faciasına ilişkin açıklama yapan ÖDP Eş Genel Başkanları, taşeronluk ve güvencesiz çalıştırmanın kaldırılmasını istedi.

ÖDP Eş Genel Başkanları Bilge Seçkin Çetinkaya ve Alper Taş, yaptıkları yazılı açıklamada, Kozlu'da yaşamını yitiren işçilerin ailelerine başsağlığı diledi.

Açıklamada, "Yaşanan ölümler, tıpkı bundan öncekilerde de oldugu gibi iş kazası degil iş cinayetidir" denildi.

Taşeron işçilerin hiçbir denetimin olmadığı koşullarda güvencesiz çalışmaya zorlandığı kaydedilen açıklamada, AKP'nin, şirketler üzerindeki denetimi özelleştirerek, taşeron çalışmayı yaygınlaştırarak daha fazla sömürünün yolunu açtığı ve ölümlerin kapısını araladığı ifade edildi.

Güvencesizliğin ve taşeronluğun yaygınlaştırılması sonucunda Türkiye'nin işçi mezarlığına dönüştürüldüğüne dikkat çeken Çetinkaya ve Taş, 2012 yılında 878 işçinin yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, ekledi: "İşte AKP'nin kaza deyip geçiştirmeye çalıştığı, kahrolasıca kader budur!"

Çetinkaya ve Taş, sözleşmeli ve taşeron çalışma biçimlerinden derhal vazgeçilmesi gerektiğini belirtti.
 
ESP: Katil taşeron sistemidir

Kozlu'daki işçilerin ölümünden AKP Hükümeti ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'i sorumlu tutan ESP, "Çünkü iş cinayetleri teknik bir sorun değildir. Bilakis çalışma politikası sorunudur. Bu nedenle Çalışma Bakanı Faruk Çelik istifa etmelidir. Taşeron sisteminin sınırlarını genişleten yasa tasarısı geri çekilmelidir" dedi.

ESP Genel Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamada, Kozlu'daki maden kazası hatırlatılarak, "İş cinayetlerinin en fazla taşeron şirketlerde yaşanması tesadüf değildir" denildi.

Sistemin, taşeron şirketin daha fazla kar etmesi üzerine kurulduğunu belirten ESP, "Daha fazla kar etmek isteyen taşeron şirket her türlü muafiyetlerden kurtularak, daha fazla ve daha yoğun işçi çalıştırmaya göre hareket etmektedir. Taşeron sistem ne işçinin iş güvenliği ne de çalışma ve yaşam koşullarıyla ilgilenmez" dedi.

Taşeron sistemini ortadan kaldırmadıkça bu gerçeğin değişmeyeceğinin altını çizen ESP, AKP Hükümeti tarafından çıkarılan İş ve İşyeri Güvenliği Yasası'nın işçinin güvenliğini garantiye alacak bir yasa olmadığını kaydetti.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bir yandan taşeron sistemi içerisinde işçiler kitlesel ölümlerle yüz yüze kalırken diğer yandan AKP Hükümeti asıl işin de taşerona verilmesini öngören yasa tasarısı hazırlığı içindedir. Taşeron sisteminin yaygınlaştırılması aynı zamanda sendikasız, güvencesiz ve esnek çalışmanın da yaygınlaştırılması, iş cinayetlerinin de yaygınlaştırılmasını getireceği açıktır."

Kozlu'daki işçilerin ölümünden AKP Hükümeti ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'i sorumlu tutan ESP, "Çünkü iş cinayetleri teknik bir sorun değildir. Bilakis çalışma politikası sorunudur. Bu nedenle Çalışma Bakanı Faruk Çelik istifa etmelidir. Taşeron sisteminin sınırlarını genişleten yasa tasarısı geri çekilmelidir. İşçiler istatistik, sayı, nesne değildir" dedi.

ESP, madencilerin ailelerine başsağlığı diledi. 
 
'Cinayetin hesabı verilmelidir'

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Kozlu'da 8 işçinin ölümünün cinayet olduğunu belirterek, sorumluların hesap vermesini istedi.
 
Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi, Kozlu'da 8 işçinin ölümünden sorumlu olanların hesap vermesini istedi.

Yazılı açıklama yapan TKP, Zonguldak Kozlu kömür ocağında 8 işçinin hayatını kaybetmesini cinayet olarak değerlendirdi.

Açıklamada, "Metan gazının yüksek olması uyarılarına rağmen, taşeron firmaya bağlı işçilerin çalıştırılması sonucu meydana gelen ölümler, bir kez daha, işçilerin hayatının hiçbir değeri olmadığını göstermiştir. Daha fazla kar için, işçilerin ücretli köleliği ve gerekirse ölüme gönderilmesi yaşadığımız düzenin acımasız gerçeğidir. Her ay onlarca işçinin iş kazalarında hayatını kaybetmesi, kapitalist düzenin kâr için her şeyi göze almasının bir başka örneğidir" denildi.

Ölen işçilerin ailelerine ve arkadaşlarına sabırlar dileyen TKP, "Bu cinayetin sorumluları hakkında yasal işlem başlatılmasını talep ediyoruz. Bu cinayetin hesabı verilmelidir" dedi. 
 
Madenci katliamının nedeni taşeron sistemi!

Sorumlusu sermaye ve AKP!

8 maden işçisinin hayatını kaybettiği Kozlu madeninde açığa çıkan tüm gerçekler, nedenin madenlerde kurulan taşeronluk sistemi olduğunu gösteriyor. Ancak bu sistemin bekçisi gibi hareket eden AKP hükümeti taşeron sistemini genelleştirecek adımlar atmaya hazırlanırken, katliamın yaşandığı ocağa giden Çalışma Bakanı Faruk Çelik işçilerin bedenleri soğumadan bu ölüm düzenine sahip çıkan açıklamalarda bulundu.

Katliamın nedeni taşeron sistemi

Zonguldak’ı adeta vahşi kapitalizm çağına götüren taşeronluk sisteminde, kuralsız ve güvencesiz çalışan işçiler ölümle burun buruna çalışıyorlar. Her an bir “iş kazası”nın yaşanma olasılığı yüksek ve zaten madenlerde ölümlü “iş kazaları” rutin olaylar haline gelmiş durumda.

Ama Çalışma Bakanı’nın “bu çok riskli bir sektör” diyerek meşrulaştırmaya çalıştığı gibi işçi ölümleri bir kader değil. Eğer işçi sağlığı ve güvenliğini üretimin merkezine koyan bir yaklaşım olsa, üretim planlamasını ve önlemlerini buna bağlı olarak yapılsa pekala ölüm ihtimali neredeyse ortadan kaldırılabilir. Keza bir dönem kamuoyunun baskısıyla TTK tarafından bizzat işletilen ocaklarda ölümlü iş kazaları neredeyse yok denecek seviyeye indirilebilmiştir.

Taşeronlaştırma sistemi vahşi sömürü sistemidir. Bu sistem ucuz işgücü, düşük üretim maliyetleri üzerine işler. Dolayısıyla sistem işçi kanı ve canıyla işler, bunun dışında çalışması onun mantığına aykırıdır.

Bunun için iki yıl önce yine Zonguldak’ta 30 işçi grizu patlamasında hayatını kaybettikten sonra bu kez de aynı biçimde 8 işçi hayatını kaybetmiştir.

İşçiler uyarmıştı

Zaten katliamın yaşandığı ocakta çalışan işçiler sık sık yaptıkları eylemlerle maruz kaldıkları çalışma koşullarını protesto ediyorlardı. Ancak onları ne hükümet ve ne de devlet duydu.

Kozlu maden ocağında çalışan işçiler geçtiğimiz temmuz ayında iş bırakmışlardı. İşçiler mazeret izinlerinin verilmemesini, rahatsızlıklarına rağmen doktora gitme taleplerinin karşılanmamasını, yedek kıyafet ve çizme verilmemesini protesto etmişlerdi. Ama TTK Kozlu Müessese Müdürü eylemi “yasadışı” ilan etmişti.

Yine aynı madende ve aynı taşeron şirkette çalışan 200 maden işçisi de 2011 Haziran ayında ücretlerinin verilmemesini, çalışma koşullarının kötü olmasını, gaz maskelerinin bile olmamasını protesto etmişlerdi. Eylemde konuşan işçiler “Sonumuz Karadon’da ölen 30 işçi gibi olmasın” demişlerdi.

Bu arada madenlerde örgütlü GMİS de taşeron şirketlerde örgütlenmenin zorluğunu anlatmıştı.

Çalışma Bakanı taşeron sistemini savundu

İşte yaşanan katliam bu kadar açıkken timsah gözyaşlarıyla facianın yaşandığı ocakta boy gösteren Çalışma Bakanı Faruk Çelik 2010’da ne dediyse onu söyledi. Bir yandan ölümleri meşrulaştırmaya çalışırken, öte yandan da teşeronlaştırmayı savunma arsızlığını gösterdi.

Bir gazetecinin Karadon katliamını hatırlatarak taşeron sistemiyle ilgili sorduğu soruya Çelik, asıl ya da taşeron hepsinin işveren olduğunu, asıl olanın kurallara uygun üretimin ve çalışma ortamının olup olmadığı olduğu biçiminde bir yanıt verdi. Ayrıca taşeronlaştırma ile ilgili yeni bir düzenleme yapmak için çalıştıklarını da ilave etti.

Oysa Bakan’ın bahsettiği düzenleme ile taşeron sistemi değil, önündeki son engeller de kaldırılmış oluyor. Durumun böyle olduğu konusunda DİSK başta olmak üzere bir dizi sendika da itirazlarını belirtiyorlar.

Demek ki, işçi katliamının sorumlusu olan AKP hükümeti ölüm düzenini pekiştirmek için çalışmalarını sürdürüyor. 
 
HARB İŞ: İŞ CİNAYETLERİ FACİAYA DÖNÜŞTÜ
 
Türk Harb İş Sendikası’ndan yapılan açıklamada da, ihmal ve tedbirsizliğin neden olduğu ve işçilerin ölümüne neden olan kazaların artık faciaya dönüştüğü kaydedildi. Harb İş Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun açıklamasında çalışanların işsizlik veya can güvenliği olmadan çalışmak arasında seçim yapmaya zorlandığının altı  çizildi.
Maden Mühendisleri Odası ise yarın düzenleyeceği basın toplantısında hem hükümetin politikalarına, hem de madenlerde yaşanan işçi cinayetlerinin geldiği boyuta dikkat çekecek. 
 
SGBP: NE BEKLİYORSUNUZ?
 
Sendikal Güç Birliği Platformu Dönem Sözcüsü ve Kristal-İş Genel Başkanı Bilal Çetintaş yaptığı yazılı açıklamada, Kozlu Maden Ocağında yaşamını yitiren 8 madencinin ölümünden AKP Hükümetinin sorumlu olduğunu dile getirdi.
 
Artık seri cinayetler halini almış, iş cinayetlerine yeni bir halkanın Kozlu Maden Ocağında eklendiğini belirten Çetintaş, “Bu canlar, daha çok kazanmak uğruna çalışma hayatına musallat edilen taşeronluk sistemine feda edildi. İnsan hayatını hiçe sayan piyasacılar bu ölümlerin yaşanmasına yol açarken, ölümleri işin doğası olarak gösteren Başbakan ve bakanlar da bu cinayetlere çanak tutuyorlar. Kozlu’da 8 insanın hayatına mal olan cinayetten taşeron şirket kadar, TTK ve hükümet de zincirleme olarak ve aynı düzeyde sorumludur. Akıtılan timsah gözyaşları kimseyi sorumluluktan kurtaramaz” dedi.
 
Taşeron şirketle birlikte bütün sorumluların hesap vermesini talep eden Çetintaş, “Sendikal Güç Birliği Platformu olarak, iş  cinayetinde yaşamını yitiren bütün kardeşlerimizin anısı  önünde saygıyla eğiliyor, ölen arkadaşlarımızın ailelerine, madenci kardeşlerimize ve işçi sınıfımıza başsağlığı diliyoruz” dedi.
 
TÜMTİS: SORUMLU HÜKÜMET
 
TÜMTİS tarafından yapılan yazılı açıklama ile TTK Kozlu’da yaşanan iş cinayetinden hükümetin sorumlu olduğu söylendi. Kâr hırsıyla hareket eden ve işçi sağlığını hiçe sayan taşeron uygulamasının can almaya devam ettiği belirtilen açıklamada “Kozlu’da taşeron şirket adına yaşamını yitiren maden işçilerinin, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığı ortam ve şartlarda çalıştırıldıkları bu kaza ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. Kaza sonrasında ortaya çıkan ihmaller zinciri, denetim mekanizmalarının işleyişi hakkında da yeterince bilgi vermektedir. Daha önce denetim yapılan işletmede tespit edilen kusurlara rağmen önlemler alınmamış ve işçiler adeta ölüme gönderilmişlerdir” denildi.
 
Kozlu’da ihmal sonucu meydana gelen ölümlerde taşeronlaştırmayı bir “ekonomi politikası” olarak gören hükümetin de sorumlu olduğu vurgulanan açıklamada, “Tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için kılını kıpırdatmayan TTK ve Enerji Bakanlığı bu iş cinayetinin işbirlikçisi, suç ortağıdır. Vahşi kâr hırsının, özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarının bir sonucu olarak artık kaçınılmaz hale gelen bu kazaların son bulması, işçi sağlığı ve güvenliği için ciddi adımların atılması gerekiyor. 8 işçinin ölümünde ihmali ve kusuru olan sorumluların yargı önüne çıkarılması, yaşanan iş cinayetlerinin hesabının sorulması, bu tür olayların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınmasını istiyor; Kozlu’da yaşamını yitiren işçilerin ailelerine baş sağlığı diliyoruz” denildi.
 
İŞÇİ SINIFI TAŞERONLUKLA HESAPLAŞACAK
 
EMEP eski Genel Başkanı ve İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmasında, “Zonguldak Kozlu’da 8 madencinin ölümü nedeniyle bütün işçi sınıfımıza başsağlığı diliyorum. ‘İyi öldüler’ diyemeyeceğiz, ‘kaderleri’ de diyemeyeceğiz. Bu ölümlerin, bu iş cinayetlerinin arkasında bir kez daha taşeron çalıştırma var ve işçi sınıfımız her gün canını tüketen bu vahşi kapitalizmle er geç hesaplaşacaktır diyorum. Ülkemizin barış ve demokratikleşme ihtiyacına yanıt verecek yeni bir dönemin başlaması da son derece olumludur, olumlu bir gelişmedir. Bu umudun başarıya ulaşması için tüm halkımızın görüşmeci taraflara çözümde ısrar etmeleri için barış çağrısını yükseltmelerini diliyorum” dedi.  
 
JFMO: ÖNLENMEYEN KAZALAR(!), SÖNEN OCAKLAR, YİTİRİLEN CANLAR,
BU KAZA SON OLSUN...

07.01.2013 Pazartesi günü Zonguldak‘ta Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessese Müdürlüğü kömür ocağında "Ani metan gazı püskürmesi" (degaj) sonucu oluşan göçükte sekiz maden emekçisi hayatını kaybetti.

Yaşamını kaybeden emekçileri saygıyla anıyor, ailelerine, yakınlarına ve ulusumuza baş sağlığı diliyoruz.

Uzun yıllardır uygulamaya konulan özelleştirme, taşeronlaşma, rodövans vb gibi yanlış uygulamalarla; kamu kurum ve kuruluşlarında uzun yıllar sonucu elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyimi yok edilmiştir. Maden ocaklarının; kamu kurum ve kuruluşlarının yerine, mühendislik tekniği ve teknolojik alt yapısı yetersiz, deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı şirketlere bırakılması, kamusal denetimin yeterli ve etkin bir biçimde yapılmaması, iş kazalarının artmasına neden olmaktadır. Kozlu Müessese Müdürlüğü kömür ocağında meydana gelen patlama bunun somut kanıtıdır.

Madencilik sektörü, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de yüksek risk taşıyan bir yatırım ve üretim alanıdır. Ancak, çağdaş ülkelerde; deprem sel, heyelan gibi afetlerde olduğu gibi maden ocaklarında da kazalar ve işçi ölümleri en aza indirilmiştir. Bunu başaran ülkeler teknolojiden, bilimden ve her şeyden önemlisi yerbilim mühendisliklerinden gerektiği kadar yaralanmaktadırlar. Az yatırımla çok kâr etmeyi ilke edinen taşeron firmalar, bilimden, teknolojiden ve mühendislik uygulamalarından bihaber üretim yapmaya devam etmekte ve işçi ölülerine davetiye çıkarmaktadırlar.

Maden ocaklarında meydana gelen kazalarda, emekçilerin, üretenlerin, alın teri dökenlerin ölümleri, kârdan başka bir şey düşünmeyen taşeron şirketlerin sorumluluğu olduğu kadar, yeterli denetimi yapmayan, madencilik mevzuatını emekçilerin lehine düzenlemeyen kamunun da o ölçüde sorumluluğu vardır.

Binlerce Jeofizik, Jeoloji ve Maden Mühendisinin işsiz, boş gezdiği ülkemizde, maalesef madencilik sektöründe mühendis istihdamı çok düşük seviyede tutulmaktadır. Maden arama, işletme ve üretim faaliyetlerinin tüm safhalarında mühendislik hizmetlerinden kaçınan, özelleştirmeci, taşeronlaştırmacı anlayışlar daha nice ocağın sönmesine, emekçilerin ölümlerine neden olmaya devam edecektir. Zaman geçirmeden, derhal TAŞERONLAŞMAYA son verilmelidir.

Madensiz sanayi, sanayisiz kalkınma mümkün değildir.

Madenlerini özelleştiren, işçisini taşeronlaştıran ve kamusal denetimi yapmayan ülkeler, bilime, teknolojiye ve mühendisliğe önem veren ülkelere bağımlı olmaktan kurtulamazlar.

Madencilik sektöründe kazaların önlenmesi için; kamusal denetim artırılmalı, taşeronlaşma uygulamaları durdurulmalı, ucuz işgücüne dayalı ve örgütlenmeyi engelleyen çalışma anlayışına son verilmeli, Jeofizik, Jeoloji ve Maden Mühendisliği bilim ve tekniğinden uzak arama ve işletme anlayışı biran önce terk edilmelidir. Bu felaketin gerçek sorumluları biran önce bulunarak yargının önüne çıkarılmalıdır.

KAZALAR ÖNLENSİN, OCAKLAR SÖNMESİN, CANLAR YİTİRİLMESİN, BU KAZA SON OLSUN...

Bu kazanın son olması dileğiyle, yaşamını kaybeden emekçileri saygıyla anıyor, ailelerine, yakınlarına, madencilik camiasına ve ulusumuza baş sağlığı diliyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

TMMOB JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI
XIV. DÖNEM YÖNETİM KURULU
08 Ocak 2013
 
JMO: ZONGULDAK KOZLU`DA 8 MADENCİMİZİ KAYBETTİĞİMİZ FACİA, BİR KAZA VE KADER DEĞİLDİR!

Türkiye Taşkömürü Kurumu`nun Kozlu Müessese Müdürlüğü`ne ait kömür ocağında 7 Ocak 2013 tarihinde meydana gelen metan gazı püskürmesi sonucu 8 madencimiz hayatını kaybetmiş, 1 madencimiz de ağır yaralanmıştır. Öncelikle, tüm halkımıza ve kaybettiğimiz madencilerimizin yakınlarına baş sağlığı diliyor, yaralı madencimize geçmiş olsun diyoruz.

Facia, eksi 630 kotunda galeri açma ve diğer yer altı hazırlık işlerini yürüten taşeron firma Star Madencilik şirketine bağlı işçilerin çalıştığı 14 m2 kesitte sürülmekte olan galeride meydana gelmiş; ani metangazı degajı (püskürmesi) sonucu boğulma ve akabinde galeride meydana gelen göçük nedeniyle madencilerimiz hayatlarını kaybetmiştir.

Galeri açma çalışmaları sırasında, ilerleme yönünde degaj sondajları yapılarak kömürün bünyesinde veya yan kayacında birikmesi muhtemel gazın kontrollü şekilde tahliye edilip arın rahatlatıldıktan sonra çalışmaların sürdürülmesi gerekirken; belirli bir basınç altında bulunan metan gazı (CH4) püskürmesinin meydana gelmiş olması, bu işleme uyulmadığına veya yeteri kadar degaj sondajının yapılmadığına dair kuşkuları arttırmaktadır.

Aynı kömür işletmesinde 3 Mart 1992 yılında meydana gelen grizu patlamasında 263 madencimiz yaşamını yitirmişti. Bu olay maalesef ülkemiz kömür madenciliği tarihinin en büyük ‘kaza`larından birisi olmuştur.

Jeoloji Mühendisleri Odası olarak, kömür ocaklarında yaşanan bu ölümlü olayların kaza ve kader olmadığını sürekli vurguladık; maden ocaklarında hemen her yıl yaşanan, artarak devam eden "kaza"ların bilimsel ve teknik alt yapı eksikliği kadar madencilik alanında uygulanan yanlış politikaların bir sonucu olduğunu ifade ettik.

Çünkü, 30 yıldır uygulanan özelleştirme, taşeronlaşma, rödevans vb. yanlış uygulamalar ile kamu madenciliği küçülmüş, kamu kurumlarının elinde bulunan sahalar ya devredilmiş, ya kiraya verilmiş ya da taşeronlar tarafından işletilmeye başlanmış veya bazı hizmetler taşeron firmalarca verilmeye başlanmıştır. Bu durum, üretim ve hazırlıklarının; teknik alt yapı olarak yetersiz, deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlerce işçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik tedbirlerin alınmadığı, yeterli mühendislik hizmeti olmaksızın bilim ve teknik dışı işletmeciliği ortaya çıkarmıştır. Nitekim, Kozlu`da 8 işçinin yaşamını yitirdiği galeri açma ve hazırlık işini yapan taşeron şirket Star Madenciliğin sektörde deneyimi olmadığı bilinmektedir. Sayıştay raporlarında dahi bu şirketin bir inşaat firması olduğu ve bugüne kadar herhangi bir kömür madeninde galeri açma faaliyetinde bulunmadığı vurgulanmıştır. Aynı raporda, "firmanın iş güvenliğine yönelik alınması gereken önlemler konusunda da hassasiyet göstermediği, vahim bir olayla karşılaşılmamasının tamamen tesadüf olduğu" vahim tespitleri yapılmıştır.

Tüm bu gelişme ve değerlendirmeler,  bu facianın bir kaza ve kaderimiz olmadığını bir kez daha göstermektedir. Denetimsiz, kuralsız, sendikasız, maksimum üretim ve kâr hırsı odaklı, bilimsel ve teknolojik gelişmelerden uzak, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı  özelleştirilmiş veya taşeronlaştırılmış madenciliğin ölümlere davetiye çıkardığı acı bir şekilde maalesef yeniden yaşanarak görülmüştür.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak, insan hayatının özelleştirmelerden, taşeronlaşmadan daha değerli olduğunu; artık, ölümlerin ardından sıradanlaşmış söylemlere son verilerek yeni yaşamların yok olmaması için bu uygulamalardan bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini kamuoyuna ve yetkililere bir kez daha duyuruyor, yaşamını yitiren madenci ailelerinin acılarını paylaşıyor ve yaralı madencimize acil şifalar diliyoruz.

08.01.2013
TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI
 
METALURJİ MO: "Bu mesleğin kaderinde bu var..." DİYENLERE SESLENİYORUZ: BU MANTIĞIN SAHİPLERİ İŞ CİNAYETLERİNİN SORUMLULARIDIR!

7 Ocak 2012 Pazartesi günü, Türkiye Taş Kömürü Kurumu‘nun Kozlu Müessesesi‘ne ait kömür ocağında metan gazı patlaması sonucu meydana gelen göçükte taşeron firmaya ait çalışan 8 işçimizin yaşamını yitirdiği iş cinayetini üzüntüyle karşılıyoruz.

30 Haziran 2012 tarihli resmi gazetede yayınlanan 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu kademeli olarak yürürlüğe giriyor. Fakat biliyoruz ve görüyoruz ki; iş kazalarının yasalar, yönetmelikler, kanun hükmünde kararnameler ile çözülemeyeceği çok açıktır.

Gerekli önlemler işverenler tarafından alınmadıkça, işverenler gerekli iş sağlığı güvenliği çalışmalarını maliyet arttırıcı yük olarak görmekten vazgeçmedikçe, devletin ilgili kurum ve kuruluşları gerekli denetimleri yapmadıkça, taşeronlaştırma anlayışı terk edilmedikçe Türkiye, iş kazalarında Avrupa da birinci, dünyada üçüncü sırada yer almaya devam edecektir.

Önemli KİT‘leri özelleştiren, özelleştirilemeyen yerlerde, özel hizmet adı altında, taşeron kullanımını ve güvencesiz çalışmayı başlatan, bilimi ve tekniği yok sayan anlayış zamanla, ağır sonuçları çalışanların ve bölge halkının yaşamına yüklemiştir.

Olan kazanın hemen arkasından basında yer alan TBMM KİT Komisyonu‘na gönderilen müfettiş raporlarında, "Sayıştay tarafından işletme ile ilgili 2010 ve 2011 yıllarında yapılan tüm resmi denetimlerde hayati risk tespit edilmiştir", "Vahim bir olayla karşılaşılmamasının tamamen tesadüf olduğu görülmektedir..." cümleleri kazanın neden iş cinayeti olduğunun kanıtı niteliğindedir.

Çalışma Bakanı‘nın "bilinmeyen bir nedenle gaz oranı binde 4‘ten yüzde 4‘e çıkmış" açıklaması bu ülkeyi yönetenlerin tekniği ve bilimi nasıl hiçe saydıklarının açıkça ifadesidir.

Meydana gelen iş cinayetleri için "kader" demekten çekinmeyen hükümet yetkililerini, "bu mesleğin kaderinde bu var" anlayışı ile ülke yönetenleri,  televizyonlara çıkıp "güzel öldüler" diye açıklama yapanları bir kez daha kınıyor, bu cinayetin sorumlularını istifaya çağırıyoruz.

Hayatlarını kaybeden işçilerimizi saygıyla anıyor, ailelerine, yakınlarına ve tüm işçilere başsağlığı diliyoruz.

TMMOB METALURJİ MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU 
 
SES: "Taşeron ölüm demektir"
 
Kozlu'da sekiz madencinin iş cinayetinde yaşamını yitirmesi üzerine Sağlık Emekçileri Sendikası'nın yaptığı açıklamayı yayınlıyoruz


30 yılı aşkın süredir kar amaçlı emeği ucuzlatmak adına başlatılan “TAŞERON” çalıştırma her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Daha fazla kar etmek ve maliyeti düşürmek için alınmayan tedbirler sonucunda “taşeron çalıştırma” can almıştır. Zonguldak Kozluk Kömür ocağında Taşeron şirkete bağlı çalışan 8 Taşeron maden işçisi yaşamını yitirdi.

En yaygın uygulamasını “Sağlıkta Dönüşüm Programı” ile sağlık alanında gördüğümüz “TAŞERON” çalıştırmanın olumsuz sonuçları neredeyse her gün görülmektedir. 1 Ocak 2013 tarihi itibarıyla gerek Üniversite Hastaneleri, gerekse Kamu Hastane Birlikleri şeklinde yeniden yapılanan hastanelerde görevli Taşeron Sağlık İşçileri yaygın biçimde işten çıkarılmışlardır. Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde çalışan sağlık işçilerinden 70’e yakın taşeron sağlık işçisi, tasarruf tedbirleri gerekçesiyle işten çıkarılmıştır. İzmir, Konak Doğum Hastanesi’nden 63 Sağlık İşçisi, Silifke Devlet Hastanesi’nden de Sağlık İşçileri işten çıkarılmıştır. Buna benzer işten çıkarmalar Türkiye’nin her yerinde yaygın olarak devam etmektedir. 
Bu uygulamalar sonucunda ki iş cinayetleri hakkında söylediklerimizde, ne kadar haklı olduğumuzu göstermektedir.

“Sağlıkta Taşeron Ölüm Demektir” şiarıyla bu alanda “Esnek ve kuralsız Çalıştırma”, “Taşeron şirketlere bağlı güvencesiz Çalıştırma” ortadan kaldırılması için mücadelemiz devam etmektedir. Bu SES’i duymazlıktan gelen hükümet, Güvencesiz-Taşeron çalıştırmayı yasaklamak bir yana bu şekilde çalışmayı hukuki bir zemine oturtmak için yasal düzenleme hazırlığı yapmaktadır.

Siyasi iktidar, Sermayeye kaynak aktarmak için, başta Sağlık ve Sosyal Hizmet olmak üzere, Eğitim ve Sosyal Güvenliği sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda düzenlemektedir. Hükümet, bu uygulama ile emeği ucuzlatmakta, kar oranlarını, işgücü maliyetlerini düşürerek arttırmaya çalışmaktadır. Bu yöntemin sonuçları, her alanda çalışanlara “işten atılma”, “iş kazası ile sakat kalma” ve “ölüm” olarak karşımıza çıkmaktadır.

Zonguldak-Kozlu’da maden işçilerinin ölümü bu açıdan değerlendirilmelidir. Bu ölümlerden dolayı tüm toplumun ve ailelerinin acısını paylaşıyor, ölenlerin aileleri ve maden işçileri camiasına başsağlığı, yaralıların bir an önce iyileşmesini diliyoruz. 

Tüm çalışanların, esnek, kuralsız, güvencesizlik ve ölüm getiren taşeron çalışmaya karşı, birlikte mücadele için çağrıda bulunuyoruz. Hükümetten bu şekilde çalışmanın yasaklanması için gerekli girişimleri başlatmasını talep ediyoruz. 

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası olarak, diğer tüm emek ve meslek örgütleri başta olmak üzere, toplumun tüm kesimleriyle birlikte bu tür çalıştırma biçimine karşı mücadeleyi yükselterek sürdüreceğimizi ve bu mücadeledeki karalılığımızın kamuoyu tarafından bilinmesini istiyoruz. 09.01.2013

MERKEZ YÖNETİM KURULU  
 
Samsun HDK, iş cinayetlerini kınadı

İş cinayetlerine karşı açıklama yapan HDK Samsun İl Meclisi, iş cinayetlerinden AKP'nin sorumlu olduğunu belirtti, işçi sınıfının yanında mücadele edeceğini vurguladı.


SAMSUN- Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Samsun İl Meclisi, Kozlu'da 8 işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetine ilişkin açıklama yaptı.

Konak Sineması önünde yapılan açıklamada, “İş kazası değil cinayet”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek”, “Katil AKP hesap verecek” sloganları atıldı.

HDK adına açıklama yapan Elif İçigen, 2012 yılında madenlerde 132 iş kazasının yaşandığını, 77 işçinin yaşamını yitirdiğini, 216 işçinin de yaralandığını hatırlattı.

İş cinayetlerine, taşeron ve güvencesiz çalıştırmanın neden olduğunu kaydeden İçigen, cinayetlerden AKP'nin sorumlu olduğunu vurguladı.

İçigen, HDK olarak, iş cinayetlerine ve hak gasplarına karşı iş sınıfının yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti. 
 
Sosyal İş: 'Can alan sistem kaldırılsın'

Sosyal İş Sendikası, taşeronlaşma politikasının, beraberinde daha fazla açlık, iş cinayeti getirdiğini belirtti, can alan bu sistemin uygulamadan kaldırılmasını istedi.

Etkin Haber Ajansı / 09 Ocak 2013 Çarşamba, 19:54

ANKARA- Sosyal İş Sendikası, Kozlu'da yaşanan iş cinayetine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Taşeronlaşma politikasının, daha fazla açlık, yoksulluk, daha düşük ücretler, kötü çalışma koşulları gibi sonuçlarla birlikte, daha fazla iş cinayetini beraberinde getirdiği belirtildi.

DİSK-AR'ın verilerine göre, 2002 yılından bugüne madenlerde yaşanan iş kazalarında yüzde 40 oranında artış yaşandığını hatırlatan Sosyal-İş Sendikası, taşeronlaştırma politikalarının sadece madenlerde değil, çalışma yaşamının her alanında yaygınlaştırılmaya çalışıldığını kaydetti.

Açıklama, şöyle devam etti: "Ülkemizi adeta taşeron cumhuriyetine çeviren, çalışma yaşamını güvencesizleştiren, işçileri açlık ve sefalete mahkum eden, işçi güvenliği kurallarını hiçe sayan, ölüm kusan taşeronlaştırma politikalarına derhal son verilmeli. Artık can almaya da başlayan taşeron uygulamaları tümüyle kaldırılmalıdır." 
 
GMİS: 'Bundan sonrası taammüden adam öldürme'

GMİS Genel Başkanı Alabaş, uyarılara rağmen madenlerde taşeron sistemin uygulandığını söyledi. Bugüne kadar yaşananları "felaket" ve "iş cinayeti" olarak değerledirdiklerini belirten Alabaş, "Eğer aynı uygulama sürerse bundan sonrasının 'taammüden adam öldürme' aşaması olacağını da önemle belirtiyoruz" dedi.


ZONGULDAK- Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Eyüp Alabaş, Kozlu'da 8 işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetine ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Taşeron şirketlere yeraltında ihale verilmesi gündeme geldiğinde sendika olarak karşı çıktıklarını, yetkilileri uyardıklarını belirten Elebaş, uyarılarının dikkate alınmadığını söyledi.

17 Mayıs 2010'da TTK Karadon Müessesesi'nde yaşanan iş cinayetinde 30 madencinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Alabaş, bu kazanın ardından da yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığını söyledi.

Taşeron çalıştırmanın 8 madencinin de yaşamını yitirmesine neden olduğunu söyleyen GMİS Başkanı Alabaş, "Tüm bu uyarılarımıza rağmen akıl almaz bir duyarsızlıkla bu uygulamayı sürdürenler ve taşeron şirketlerin başarısızlıklarına rağmen ısrarla süre uzatımına gidenler bu kazadan birinci derecede sorumludurlar" dedi.

Alabaş, "Yaptığımız uyarılar nedeniyle 2010'daki kazaya, göz göre göre geldiği için 'facia' demiştik. Şimdi tüm uyarılarımıza rağmen yaşanan bu son olayı açıkça bir 'iş cinayeti' olarak tanımlıyoruz. Eğer aynı uygulama sürdürülürse bundan sonrasının 'taammüden adam öldürme' aşaması olacağını da önemle belirtiyoruz" şeklinde konuştu. 
 
TMMM: 'Kozlu’da kaybedilen canların hesabı sorulacak mı?'

Zonguldak Kozlu'da 8 maden emekçisinin hayatını kaybettiği iş cinayetiyle ilgili Toplumcu Mühendisler ve Mimarlar Meclisi açıklama yayınladı. TMMM, "İş cinayetinin hesabı siyasi iktidardan ve iş güvenliği önlemini almayan firmalardan sorulmalıdır" dedi.

Toplumcu Mühendisler ve Mimarlar Meclisi (TMMM), Zonguldak Kozlu'da 8 maden emekçisinin hayatını kaybetmesiyle yaşanan iş cinayetiyle ilgili açıklama yayınladı. TMMM, "Yaşananlar Bakanın ve yetkililerin ifade ettiği şekilde özetlenemez, iş güvenliği kurallarına uyulup uyulmadığına indirgenemez" diyerek madencilikte iş cinayetlerinin başlıca nedeninin taşeron çalışma ve TTK'nın tasfiyesi olduğunu belirtti.

Açıklamada, "Zonguldak Kozlu’daki iş cinayetinin hesabı, başta bugünkü çalışma koşullarının yolunu açan siyasi iktidardan ve iş güvenliği önlemini almayan firmalardan sorulmalıdır" denildi.

TMMM'nin "Kozlu’da kaybedilen canların hesabı sorulacak mı?" başlıklı açıklaması:

"Kamuoyunda infial yaratan, adına kaza denmemesinin mümkün olmadığı, 8 cana mal olan bir cinayet daha… Yine Bakanlar konuşuyor, bildik açıklamaları yapıyorlar. İşçi sağlığı ve iş güvenliğini yasalaştırıyoruz diyerek bu alanı piyasaya devreden, taşeronlaşmayı kural haline getirenler konuşmayı bırakmalı, hesap vermelidir!

Zonguldak'ta, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessesesi'nin bir kuyusunda yeraltı hazırlık işlerini yürüten Star Madencilik isimli taşeron firmanın dokuz işçisinden sekizi metan gazı boşalması sonucu oluşan göçükte hayatını kaybederken, bir işçi ise ağır yaralandı.

Yaşanan facianın akabinde olay yerine gelen Çalıma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, madencilik işinin riskli olduğunu, gaz çıkışının ani olması sebebiyle yapılacak çok bir şeyin olmadığını, olayın öngörülemez bir kaza olduğunu ima eden açıklamalarda bulundu. Daha önce Karadon Müessesesi’nde yaşanan ve 30 taşeron firmada çalışan işçinin ölümüyle sonuçlanan olayın hatırlatılması üzerine ise "Netice itibariyle hepsi işverendir. Asıl olan iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyup uymamadır. Sistem boyutu ayrı bir şeydir. Alt işverenlerde nasıl olmalıdır, şu anda bizim mutfakta çalıştığımız, siyasi partilerin, sivil toplum örgütleri de dahil oluyor. Kurallara uyulup uyulmadığı çok önemlidir" dedi.

DİSK’e bağlı Dev. Maden-Sen ise açıklamasında, galeri açmak için en az 20 metrede bir sondajla kazı yapılacak bölümün içinde biriken gazın alınması ve bu gazın tamamı boşalıncaya kadar beklenilmesi gerekirken, Star Madencilik işletmesinde buna uyulmadığına dair iddialar bulunduğunu, gazın tamamen boşalmasını beklemeden hazırlık çalışmalarının sürdürülmesi sonucu gazlı basıncın degaj patlamasına (kömürün basınçla püskürmesi) neden olduğunu belirtmiştir.

Bilindiği üzere taşeron firmalar, yasal olarak bir işyerinin asli faaliyet alanlarında çalışamıyorlar. Bu sebeple TTK’ya ait ocaklarda, galeri açma gibi hazırlık işleri taşeron firmalar tarafından gerçekleştiriliyor. Yasal mevzuat bu zorunluluğu getirse bile yine bilindiği üzere kamu işletmelerinde taşeron işçiler asli işlerde de çalıştırılıyorlar. Kaldı ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da taşeron firmaların çalışmalarına ilişkin bu sınırı kaldırmak için hazırlık yaptığını belirtiyor.

TTK’nın Karadon Müessesesi’nde yaşanan grizu patlamasına maruz kalan ve 30 taşeron işçisinin ölümüyle sonuçlanan olayda ve Kozlu’da yaşanan olayda görüldüğü üzere yukarıda tarifi yapılan ayrıntıların herhangi bir önemi kalmamaktadır. Yaşananlar, Bakanın ve yetkililerin ifade ettiği şekilde basit bir şekilde özetlenemez, asıl üzerinde durulması gerekenin iş güvenliği kurallarına uyulup uyulmadığına indirgenemez.

Çünkü kapitalizmin açgözlülüğü bugün Türkiye’de kömür madenciliğini 19. Yüzyıl’ın ilkel şartlarındaki çalışma biçimi ile çalışan küçük ve kaçak işletmelerin eline teslim etmiştir. 1980’lerden itibaren kömür ocaklarının yanı sıra limanı, tersanesi, maden makineleri fabrikası, lojmanı, sosyal tesisleri, kampları, sineması, okulu, hastanesi olan ve 40 bin işçinin çalıştığı dev bir kurum olan TTK işlevsizleştirilmiş ve tasfiye edilmektedir. İşçiler taşeron, rödovans vb. çalışmalarla parçalanmış ve iş güvenliğinin en önemli dayanağı olan sendikal örgütlülükleri zayıflatılmıştır. Esnek çalışmanın sonucu kolektif hareket edebilme ve güvenliğin en önemli unsurlarından olan deneyim oluşturma durumları ortadan kaldırılmıştır. Yine güvenliğin önemli unsurlarından biri olan kaydetme süreci, küçük, parçalı, kayıtsız ve kayıt dışı çalışmayla yok edilmiştir.

Maden Mühendisleri Odası’nın 2010 yılında yayınladığı rapora göre Zonguldak havzasında özel işletmelerde yaşanan ölümlü iş kazalarının oranının kamuda yaşananlara göre 5-6 kat fazla olduğu görülmektedir. Ayrıca, Kozlu Maden Ocağı’nda çalışan işçiler, çalışma koşullarının ve iş güvenliği önlemlerindeki yetersizlikler nedeniyle geçen yıllarda iki defa iş bırakmışlardır.

Madencilik faaliyetinin tehlikelerinin daha fazla olması, madencilikteki iş kazalarını normalleştiremez. Taşeron çalışma ve TTK’nın tasfiyesi, madencilikteki iş cinayetlerinin başlıca nedenleridir. İşçi sağlığının ve iş güvenliğinin zeminini ortadan kaldırdıktan sonra sorunu iş güvenliğine uyup uymama meselesine indirgemek suça ortak olmaktan başka bir şey değildir.

İşte bu nedenle, Zonguldak Kozlu’daki iş cinayetinin hesabı, başta bugünkü çalışma koşullarının yolunu açan siyasi iktidardan ve iş güvenliği önlemini almayan firmalardan sorulmalıdır."