“İnşaat işçileri örgütleniyor!”

OSB-İMES İşçileri Derneği (OSİM-DER) bünyesinde kurulan İnşaat İşçileri Komisyonu “İnşaat işçileri örgütleniyor!” başlığıyla bir panel gerçekleştirdi.

Saat 14.00’te OSİM-DER toplantı salonunda gerçekleştirilen etkinlikte İnşaat İşçileri Komisyonu üyesi ve Teknopark İstanbul İnşaatı direnişçisi Şevket Yalçınkaya, ÇHD MYK üyesi Av. Zeycan Balcı Şimşek, ÇHD üyesi Av. Bülent Şimşek ve İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi üyesi Makine Mühendisi Ertuğrul Bilir konuşmacı olarak yer aldı.

Bölgedeki çeşitli şantiyelerden öncü-ilerici inşaat işçilerinin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, kuralsızlığın kural olduğu inşaat sektöründe işçilerin karşı karşıya kaldığı sorunlar ele alınarak bu sorunlara karşı nasıl bir mücadele hattı izlenmesi gerektiği tartışıldı.

Somut örnekler üzerinden sömürü ve kölelik koşullarına karşı fiili-meşru bir mücadele örmenin gerekliliğine vurgu yapılan etkinlikte, inşaat işçilerine OSİM-DER İnşaat İşçileri Komisyonu çatısı altında örgütlenme çağrısı yapıldı.

“Sermaye hesaplı-kitaplı biçimde cinayet işliyor”

Etkinlikte ilk olarak İnşaat İşçileri Komisyonu adına açılış konuşması gerçekleştirildi. Komisyonun çalışmalarına değinilen konuşmanın ardından panelistlerin sunumlarına geçildi.

Panelde ilk olarak Ertuğrul Bilir söz aldı. Devletin iş kazalarına ve meslek hastalıklarına ilişkin gerçek bilgi ve rakamları sakladığını dile getiren Bilir, “Devlet gizliyor, kayda geçmiyor. Elbirliğiyle iş cinayetlerinin örtülmesi sorunu var. Patronlar işçilerin ölmesini göze alıyorlar. Sermaye hesaplı-kitaplı bir biçimde cinayet işliyor” ifadelerini kullandı.

İş güvenliği önlemlerinin patronlar tarafından külfet olarak görüldüğüne ve şantiyelerde en basit önlemlerin dahi çoğu zaman alınmadığına dikkat çeken Bilir, “İş Güvenliği Uzmanı” olarak görev aldığı şantiyelerde karşılaştığı somut örnekler üzerinden sunumunu sürdürdü.  Şantiyelerdeki kuralsızlığın iş güvenliği önlemlerinin alınmaması sınırında olmadığını söyleyen Bilir, patronların şantiyeleri çalışma ve yaşam açısından sağlıksız ve niteliksiz bıraktığını, çoğu zaman tuvalet yeri gibi ihtiyaçların dahi sağlanmadığını dile getirdi.

Birçok şantiyede hekimlerin işçileri görmeden “sağlıklı ve çalışabilir” raporu verdiğini, iş güvenliği eğitimlerinin de yapılmadan “verildi” şeklinde gösterildiğini belirten Bilir, “Kapitalizm koşullarında her şey hızla çürüyor. Bu nedenle bazı hekim ve mühendisler de cinayetlerin ortağı oluyor” dedi.

İş kazalarına ve cinayetlerine karşı her düzeyde örgütlenmek gerektiğine vurgu yapan Bilir sunumunu şu sözlerle sonlandırdı: “Sistem böyle de kurulsa, örgütlenerek bu zinciri kırmamız mümkün. İşçiler bu çarkı ancak böyle kırabiliriler.”

“Kapitalizmde hukuk da sermayenin lehinedir”

Bilir’in ardından Av. Zeycan Balcı Şimşek söz alarak işçilerin hukuksal yönden sahip oldukları haklara ve mücadelenin hukuksal yönüne ilişkin bir sunum yaptı.

4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde işçilerin sahip olduğu haklara değinen Şimşek, kıdem ve ihbar tazimatına ilişkin hukuksal açıdan ayrıntılı bilgilendirmelerde bulundu. İşçilerin işten atılmayla karşılaşmaları durumunda nasıl bir yok izlemeleri gerektiğine değindi.

İşçi hakları söz konusu olduğunda mevcut kanunların dahi çoğu zaman uygulanmadığına dikkat çeken Şimşek, patronlar düzeni olarak tariflediği kapitalizmde hukukun da sermayenin ihtiyaçları lehine kurgulandığına vurgu yaptı.
 
“Asıl çözücü olan fiili-meşru mücadele”

Daha sonra söz alan Av. Bülent Şimşek ise konuşmasına “Haklarımız bir yerde yazıyor, Hak gasplarını önlemek için öncelikle haklarımızı bilmeliyiz” sözleriyle başladı.

“İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği” konusunda işçilerin yasal düzenlemeler çerçevesinde sahip oldukları haklara ilişkin bilgilendirmede bulunan Şimşek, işçilerin güvenlik önlemlerinin alınmadığı, tehlikeli ortamlarda çalışmaya zorlanamayacağını dile getirdi.

İşçilerin hukuksal yönden haklarını bilmeleri ve sorunlarla karşılaştıkları zaman bu kanalları zorlamaları gerektiğini belirten Şimşek, asıl çözücü olanın ise hukuksal değil fiili-meşru mücadele yöntemi olduğunu vurguladı.

“Direniş ve örgütlü mücadele kazandırdı”

Panelde son olarak Teknopark İstanbul İnşaatı direnişçisi Şevket Yalçınkaya söz alarak kazanımla sonuçlanan mücadele deneyimlerini paylaştı.

Teknopark İstanbul İnşaatı projesine ilişkin bilgilendirmede bulunan Yalçınkaya, maruz kaldıkları ücret gaspına karşı OSİM-DER’in önemli katkısıyla fiili-meşru bir mücadele ördüklerini ve direnişe geçerek haklarını kazandıklarını vurguladı.

Direniş sürecinde gerçekleştirdikleri eylemlere de değinen Yalçınkaya konuşmasını şöyle sürdürdü: “İlk olarak İTO önünde Cuma günleri eylem yaptık, ardından aynı yerde direniş çadırı kurduk ve sürecimizi direnişe çevirdik. Ana firma olan Uzunlar patronlarının evlerinin önünde eylemler yaptık. Yani patronlara rahat vermedik, böyle yapmasaydık kazanamazdık.”

Teknopark işçileri olarak aynı zamanda Türkiye işçi sınıfı için de direndiklerini vurgulayan Yalçınkaya, direnişin zaferle sonuçlanmasının ardından mücadelelerini bitirmediklerini, daha uzun soluklu bir mücadele için OSİM-DER çatısı altında İnşaat İşçileri Komisyonu’nu kurduklarını belirtti. Komisyonun bugüne dek gerçekleştirdiği çalışmalara değinen Yalçınkaya, 1 Mayıs’ta Taksim’de olacaklarını söyledi.

Komisyonun çalışmalarını güçlendirme çağrısı yapan Yalçınkaya konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “Mücadele etmeliyiz, mücadeleyi büyütmeliyiz. Ancak birlik olursak haksızlıkların karşısında durabiliriz.”

İnşaat işçileri sorunlarını dile getirdi

Sunumların ardında soru-cevap kısmına geçildi.

Etkinliğe katılan işçilerin söz aldığı bu bölümde, fazla mesai, taşeron çalıştırılma ve meslek hastalıkları gibi başlıklara ilişkin anlatımlar yapıldı. Teknopark işçilerinin mücadele deneyimi üzerinde durularak, hak gasplarına karşı yalnızca hukuksal yollara başvurulduğunda kazanma olasılığının oldukça düştüğü ve sürecin alabildiğine uzadığı vurgulandı, kazanmak için fiili-meşru mücadele örmenin zorunluluğu olduğuna dikkat çekildi.

Etkinlik örgütlü mücadele etme ve 1 Mayıs’ta alanlarda olma çağrısıyla sonlandırıldı.

Etkinliğin ardından DLB’liler tarafından Nazım Hikmet’in “Kan ter içinde-yapıcılar türkü söylüyor” şiiri müzik eşliğinde okundu.