Darphane işçileri topluca grevde. Dertleri salt Ücret artışı değil. İşçileri alçaltıcı uygulamalar, havasız ortam, görüşme kısıtı, abartılı güvenlik önlemleri, keyfi görev değişiklikleri artık işçileri isyan noktasına getirdi
İstanbul Beşiktaş Yıldız ve Kartal Cevizli'deki Darphane ile Damga matbaalarında üretimi hafta başında tamamen durduran ve topluca greve katılan 257 işçi, sadece ücretlerin yükseltilmesi için değil, meslek onuruna sahip çıkmak, işçileri alçaltıcı uygulamalara son verilmesini sağlamak ve huzur içinde çalışmak için grevde olduklarını söyledi.
YARI AÇIK CEZAEVİ
Cumhuriyet altınları, madeni paralar, madalyalar, mühürler gibi çeşitli ürünlerin imal edildiği Darphane'nin Beşiktaş'taki matbasında Basın-İş sendikasının İşyeri Baş Temscilcisi Ali Şimşek, işyerlerindeki şartların “Yarı açık cezaevi”nden farksız olduğunu, havasız ortamlarda çalıştırıldıklarını, içeride başka bölümde çalışan arkadaşlarıyla görüştürülmediklerini, aşırı güvenlik önlemlerinin ve keyfi görev değişiklilerininin grevin, ücret düşüklüğünün yanı sıra başlıca nedenleri olduğu söyledi.
AÇLIK SINIRINDALAR
Şimşek grevin nedenlerini ve işçilerin taleplerini şu şekilde sıraladı: "Darphane kar eden bir kurum. Geçen yıl 62 milyon kar elde edildi. Bu yıl sadece 6 ayda geçen yılın 2 katı üretim yaptık. Hepimiz 2 vardiya halinde özveriyle çalışıyoruz. Ancak bizlere verilen ücret yoksulluk sınırı 3 bin 242 TL'nin altında, açlık sınırının biraz üstünde, bin 564 TL. Ücretlerimizin ortalama 2 bin TL’ye yükseltilmesini istiyoruz. Çünkü geçinemiyoruz. Ücretin yanı sıra sosyal konularda da sıkıntılarımız var. Güvenlik uygulamalarından, işyerindeki işleyişe kadar."
KOŞULLAR KORKUNÇ!
Çalışanların meslek hastalıkları konusunda da sıkıntıları olduğunu belirten Ali Şimşek, şöyle konuştu: "Malzemeleri temizlemek için asitler kullanılıyor. Sürfirik asit, kezzap kullanılan yerlerde havalandırma ilkel koşullarda. Her yıl meslek hastalığına yakalanan işçi sayısı artıyor. Yapılan muayenelerde yatış verilse bile işin yoğunluğundan istirahat edemiyoruz. İş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili işçi temsilcisinin görüşü alınmıyor. Makinelerle dolu 40 kişilik atölyelerde çalışıyoruz. Gürültünün yanı sıra, yapılan havalandırma ve ısınma tertibatları işe yaramıyor. Yazın sıcaklık 40 dereceden aşağı düşmüyor. Kışın soğuktan donuyoruz. Bunlar makinelerin de randımanı düşürüyor. Sürekli makinelerin yeri değiştiriliyor, ortalık yap-boz tahtasına döndü. 15 yıldır Darphane’deyim, her taraf kırıldı, döküldü. Toz altında çılışıyoruz. Maden tozları için maske kullanımı yok. Bunun dışında doğrama sırasında en az 150 desibelin üzerindeki sese karşı sadece sorumluluktan kurtulmak için kulaklık veriliyor. Yeterli olmuyor. Biz bununla ilgili eğitimler gördük oysaki yapılması gereken şey kaynağı yok etmek. Kaynağı yok etmeden, ortada izolasyon sağlamadan, sadece kulaklıkla çözüm sağlanamaz. Rakamlara baktık, geçen sene Darphane işçisine verilenden çok, kırma dökme işlerine verilmiş. Makine alımlarını saymıyoruz. Yapılan muayanelerde arkadaşlarımızda fenol fazlalığı ortaya çıktı. Normalin 10 katı çıkıyor. Bu maddenin fazlalığı hekimlerden aldığımız bilgiye göre tek tek iç organların tükenmesine neden oluyor."
HIRSIZ MUAMELESİ
Ali Şimşek'in verdiği bilgilere göre, işçilerin 16 saat boyunca çift vardiya çalıştığı Darphane'de, çalışanlar sadece işten çıkarken değil, işe girerken de 'sıkı' aramadan geçiriliyor. Arama, yarım saat sürüyor! Şimşek, "Saat 7.00’de geliyoruz, didik didik aranıyoruz, 7.30’dan sonra işbaşı yapabiliyoruz. Şimdiye kadar hiçbir hırsızlık olayının olmadığı Darphane'de hırsız muamelesi görmek istemiyoruz" dedi.
SOSYAL ALANLARI YOK
Şimşek ayrıca şu bilgileri verdi: "Darphane içeride kırmızı, sarı, yeşil şeklinde 3 bölüme ayrılmış durumda. Bu bölgelerden birinde çalışan işçi, diğer bölümde çalışan arkadaşının yanına geçemiyor. Arkadaşlarımızla iletişim kuramıyoruz. Vardiyalı sistem kölelik, tamamen iş arkadaşlarımızdan kopuyoruz. Makine öğle paydosları sırasında durmasın diye birer birer yemeğe gidiliyor. Yemekhanemiz, kafetaryamız eskiden yan yanaydı, ayrıldı. Futbol, voleybol sahamız vardı, depo yapıldı. Paydoslarda biraraya geleceğimiz sosyal alanımız kalmadı."
YER DEĞİŞİKLİKLERİ
Ali Şimşek, KPSS ile işçi alınan Darphane'de 'yöneticinin kızdığı işçiyi uzmanlık alanı dışında işe gönderdiğini' ifade etti: "Matbaa ustasına altın bastırıyorlar, mühür ustasını alıp, altın bölümüne veriyorlar, şoföre kızıp matbaaya gönderiyorlar. Bu işyerinde uzmanlaşmayı, hiyerarşiyi bozuyor, hata riskini arttırıyor, iş güvenliğini riske atıyor."
SERVİS SIKINTISI
İşyeri temsilcisi Ali Şimşek ayrıca şu sorunları sıraladı:
-"Servisler işçi servisi olmasına rağmen en son biz faydalanıyoruz. Yeri geliyor, sen niye Sultanbeyli’de oturuyorsun, servis güzergahı oradan geçmiyor, 5 kilometre yürü deniyor."
-"Cep telefonlarının içeri sokulması yasak. Soyunma dolaplarında soyunuyoruz, cepleri olmayan mahkûmların giydiği gibi giysilerle çalıştırıyoruz."
-"Bizde tabak da yok, tabldotta yiyiyoruz. 1980’de varmış porselen tabak, şimdi yok."
***
Tüketicilere 'altın' uyarısı
Darphane işçileri altın alacaklara, BirGün aracılığıyla uyarılarda bulundu. Yurttaşlardan kendilerine destek vermelerini isteyen Darphane işçileri, “Tüketiciler tuzaklara dikkat etsinler. Altını güvenilir kuyumculardan alsınlar. Üretilmeyecekmiş gibi düşünüp, çok yüksek fiyatlardan almasınlar. Biz her an işe başlayabiliriz, içerideki altını basabiliriz. Yeter ki taleplerimiz yerine gelsin. Kimseye burada rant kapısı açılmasını istemeyiz" dediler. İşçiler ayrıca tüketicileri, kendilerine destek için bozuk paraları kumbaraya atma kampanyasına çağırdılar. 1988’deki grevde de jeton ve bozuk paraların kumbaraya atılmasını istediklerini hatırlatan işçiler, "O zaman piyasada bozuk para sıkıntısı yaşanmıştı. Meksika’da para basılmıştı. Oradaki işçiler de grevde olduğumuzu duyunca para basmayı reddetmişti. Herkesi kampanyaya desteğe davet ediyoruz” dediler.
***
Baskıdan bıktık
Darphane'de elektrik ustası olarak çalışan Erkan Avşar, greve çıkmalarının sebebini yöneticilerin baskılarına ses çıkarmak ve artık rahat nefes almak şeklinde yorumladı. Avşar, elektrikçi bir arkadaşının sırf yöneticinin talimatıyla görevinden alınarak, matbaaya gönderildiğini ifade etti.
***
Altın işi, incelik ister
Darphane'de altın atölyesinde usta olarak görev yapan Orhan Şengül, işinin önemini “Altın basmak çok riskli ve incelikli bir iş. En ufak bir hata üretim kaybına neden olabilir. Makineler çok ince ve hassas ayarlar ister. Onları özel tekniklerle ayarlıyoruz. Pilot olabilirsin ama Darphaneci olamazsın. En ufak hata milyonlarca kayba sebep olabilir. İşgücü ve zaman kaybı anlamında hurda mal tekrar eritilip üretime sokuluyor” diye anlattı. Şengül, işyerindeki görev değişimlerine değinerek, “Darphane’de herkes her yerde çalışabilir mantığı var. Önceden işinde uzmanlaşıyordu insanlar. Ancak şimdi ellerine bir kâğıt verilip sen bundan sonra matbaada değil altın bölümünde çalış deniliyor. Geliyor eleman, ona makine mi öğreteceksin, işini mi yapacaksın, iş kazası geçirme riski var, nasıl çalışacağını bilmiyor" diye konuştu. Şengül ayrıca, “Bu sene gelen altın darphane tarihinin rekorudur. 70 ton altın bizim bir aylık altınımızdır. Biz bunu 7 ay içinde verdik" dedi. Şengül, geçim ve çalışma zorlukları nedeniyle, Darphane'ye son alınan işçilerin yarısının işi bıraktığını bildirdi.
***
Kadın işçilerin sorunlarına duyarsız
Darphane'de kadın işçiler ise erkeklerden daha fazla sorun yaşıyor. Üstelik sorunları konusunda yöneticilerin duyarsız kaldıklarından şikayet ediyor. Darphane'de 15 yıldır çalışan İlknur Kuşçu her işgünü işe giriş sırasında yapılan aramalar nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını söyledi. Kuşçu, “İşyerinde, işyerinin kıyafetlerle çalışıyoruz. Ancak üstümüzü değiştireceğimiz bölüme geçmek için de aramadan geçiyoruz. Kadınlara daha zararlı olduğu söylenen, hamile arkadaşımızın bile geçmesi istenen X-ray cihazlarından ötmeden geçmemiz için iç çamaşırlara kadar değiştirmek zorunda bırakılıyoruz. Çantalarımız her şeyimiz aranıyor. Tel toka, küpe bile takamıyoruz. Bunları idarecilere ilettik ama bir şey yapılmayacağını söylediler" diye konuştu.
Darphane'de tuvaletin bile kadınlar için sorun olduğunu söyleyen Kuşçu, şu örneği verdi: “Bir arkadaşımızın bulunduğu atölyedeki tuvaleti kaldırıp, erkek çok diye erkek tuvaletini genişlettiler. Şikayet ettik, biraz yürüsün, spor olur dediler."
Diğer bir kadın işçi Ayten Ergenç ise, “Kadın tuvaleti olmadığından sürekli x-ray cihazından geçip tuvalete gittim. Bir arkadaşımız hamile kaldı, onu bile cihazından geçirdiler" diye konuştu.
***
Sanatçıya değer de yok
Tasarım atölyesinde çalışan Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu Nalan Yerlibucak ise arkadaşlarının sorunlarının yanı sıra Darphane'de sanatçıya önem verilmemesinden şikayetçi. Darphane'de 5 yıldır hatıra paraların tasarımlarını, madalyaların tasarımlarını, özel siparişlerin tasarımlarını yaptığını söyleyen, Yerlibucak, ücretinin 1500 TL civarında olduğunu belirterek, yapılan tasarımların özel olarak değerlendirilmesini istedi.
***
Çocuklar annelerini göremiyor
Darphane işçilerinin çocukları da kendileri açısından ane babalarının Darhane'deki çalışma şartlarından şikayetçi. Annesi Ayten'le birlikte grev çadırında nöbet tutan İrem, “Bahçede oynamak istemiyorum. Annemin çalıştığı yere de girebilmek istiyorum” diye konuştu. Çocuklarını Darphane'nin bahçesinde büyüttüklerini söyleyen işçilerin şimdilik bir kreş talebi ise yok.