Hepiniz memleket dahilinde olanları takiptesiniz biliyorum. Kutulardaki paralar, yolsuzlukta dönen miktarlar yanında, asgari ücretimiz falan gibi ayrıntılar pek göze çarpmıyor haliyle. Ama izninizle bugün konumuz Kamboçya. Kamboçya’dan Palla’nın hikayesi: Palla, 15 milyon kişinin yaşadığı Kamboçya’nın başkenti olan Phnom Penh’de yaşıyor. Kamboçya’nın ihracatının neredeyse tamamını %95’ini oluşturan, hazır giyim ihracatını yapan fabrikalardan birinde çalışıyor. Bu ihracatı mümkün kılanlardan, parıltılı vitrinleri süsleyen giysileri üretenlerden biri yalnız. Onlu yaşlarının sonunda ve yirmili yaşlarının başında, kırdan kente göç etmiş Palla gibi hayatta kalmaya ve ailelerini ayakta tutmaya çalışan gencecik kadınlar. Genç omuzlarında ağır yükler. Ve üstelik halsizler. Fabrikalarda çalışırken fazla mesaiden ve açlıktan topluca bayılıyorlar. Zira kazandıkları 336.000 Riel-60 Avro ile doğru düzgün beslenmeleri mümkün görünmüyor. İhtiyaçları olan 3000 kaloriyi almaları için ayda 55 avro harcamaları gerekiyor ülke şartlarında. Eh geriye kalan 5 avro ev kirası giyecek yol...Herşeyi karşılamalı(!)..Dönelim Palla’ya. Palla 2012’de parça başı aylık 88 Avro’ya çalıştığı Kingland Garment Company kapandığında, beş kuruşsuz kapı önüne kondu. Ve üç arkadaşı ile paylaştığı evden de atılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Ancak pes etmedi. Hakları olanı almak için başlayan mücadelenin sözcüsü oldu. Karşısında H&M ve Wal-Mart gibi dünya devleri vardı. Bir yılı aşkın bir mücadelenin sonunda bu devler paşa paşa 151.000 avroyu kapanan fabrikanın işçilerine ödediler. Ancak ortada olan şu ki asıl mesele hala çözülmüş değil. Palla ve onun gibi mülyonlarca işçi aynı koşullarda çalışmaya devam ediyor. İşçilerin “normal” şekilde insan onuruna yakışır şekilde yaşamaları içinse Kamboçya’da aylık olarak ihtiyaç duydukları miktar 1.582.668 Riel-285.83 avro. Aldıkları asgari ücret ise ihtiyaçları olanın %21’i.
Peki bu ücreti kim ödeyecek? Avrupa ve Avrupa pazarına serbest bir şekilde ulaşmak için doksanlar boyunca ülkeye sökün eden ve bugün ülkedeki hazırgiyim sektörünün %85’ini oluşturan Çinli, Malezyalı, Tayvan’lı, Singapur’lu yatırımcılar mı? Yoksa burada mallarını ürettiren Türkiyeli kimi markalarında içinde olduduğu pek çok uluslararası marka mı? Daha da özele inelim. Kamboçya’da en çok üretim yapan ilk beş marka olan H&M, Gap, Lewi Strauss &Co., Adidas ve Target mı? Ya da tekrar ve tekrar iktidara gelen Hun Sen hükümeti mi? Evet, Kamboçya’da politikayı büyük oranda yalnız hazır giyim-ayakkabı sektöründe belirlenmekte bulunan asgari ücretin ne oranda yükseltileceği belirliyor. Muhalefet partileri, (Kamboçya Ulusal Kurtarma Partisi olarak bir ittifak kurmuş durumdalar) asgari ücreti 150 dolara çıkaracaklarını vaad ettiler. Ancak yıllardır hüküm süren Hun Sen (Kamboçya Halk Partisi) Temmuz’daki seçimi şüphe götürür şekilde kıl payı kazandı. Seçimdeki oy kaybını telafi etmek için asgari ücrete zam yapacağını açıkladı. Zaten büyük patron H&M de kendisini ziyaret ederek (tabii ki Kamboçyadaki çalışma ve üretim koşulları nedeniyle pek çok kampanyanın hedefi olması sebebiyle de) asgari ücretin yükseltilmesi gerektiğini Hun Sen’e söyledi. Evet sadece söyledi. Ancak yapılan artış, (asgari ücret 100 Dolara yükseltildi.) zaten memleket dahilinde her türlü baskıdan bunalmış insanları, ve açlık ücretleri ile yaşayan işçileri hiç bir şekilde tatmin etmedi. Bilmem Hun Sen’in ülkenin doğal kaynaklarını peşkeş çekmek konusunda türlü çeşit yolsuzluklara karıştığını, hatta bizzat bu yolsuzlukları yaptığını anlatmaya gerek var mı? Hazır giyim işçileri, 24 Aralık’tan itibaren sokağa çıkarak asgari ücretin 160 dolara çıkartılmasını istediler. Süregiden barışçıl protestolara yenileri eklendi. Askeri polis Özgürlük Parkını işgal etmiş işçileri ve protestocuları parktan “boşalttı”. Bu tür boşaltmaların şiddetini kendinizden ölçün. Şimdiye dek 5 işçi vurularak öldürüldü. Yaklaşık 40 kişi ise çok ciddi şekilde yaralandı. 23 kişinin polis tarafından nereye götürüldüğü belli değil ve gözaltında kayıp riski ile karşı karşıyalar. Ne için bütün bunlar?..Anlayacağımız dilde söyleyelim. Birkaç ayakkabı kutusu meselesi. Eh damdan düşenin halinden damdan düşer anlar. Ha Safinaz, ha Palla... Mesele nasıl kurtulacağımızda galiba.