Yeni yayın dönemine başlayan Karşı Gazete görünmeyeni görünür kılma, gerçekleri tüm açıklığı ile kamuoyuna sunma vaadiyle okuyucuların karşısına çıkıyor. Yeni yazım hayatına başlayan bu köşe de toplumsal sınıf olma halinin bittiğini iddea edenler karşısında güçlü sınıfsal ilişkilerin varlığının ve devamlılığının sağlandığını, eşitsizliğin, adetsizliğin ve haksızlığın derinleştiğini, çalışırken ölen, hastalanan ve sakat kalan emekçi sınıfların gözüyle bakmayı vaat ediyor.
Çalışma eylemi; yaratıcı, degiştirici ve dönüştürücü güce sahiptir. Çalışma, aynı zamanda biz insanları gerçekleştirir ve kendimizi, iyi hissetmemizi sağlar. Ancak kapitalist düzende çalışma, kapitalist iştir. Kapitalist işin kurgusu ise en düşük maliyetle en yüksek kâr elde etmektir. Cansız maliyet kalemleri (makine, techizat, hammadde, bina, toprak, enerji vs.) arasında ücret ise canlı emeğin fiyatıdır. Canlı emeğin yemeğe, içmeğe, giyinmeğe, barınmaya, eğitime, sağlığa, kültürel ihtiyaçların vs. karşılanmasına ihtiyacı vardır. Diğer yandan stoklanamaz, yaşlanır, hastalanır ve ölür. Canlı emeğin onurlu ve insanca yaşamaya, zihin ve beden bütünlüğünü korumaya ve korunma hakkına sahiptir. Bu bir bütün olarak, yaşama hakkıdır. Çalışma koşullarının bir parçası olan ücret, canlı emeğin ihtiyacını karşılamaya yetmiyorsa iş ve işyeri dışında yaşam kaygısı, endişe, dikkatsizlik ve dalgınlık emekçinin sağlığını elinden alıyor demektir. Sağlıksız yaşam düzeyini yaşatan minimum ücrete razı olmanın nedenlerinden biri işsizlik tehtidir. “En kötü iş, işsizlikten iyidir” düşüncesi, sağlıksız koşullarda çalışmaya razı gelmeyi beraberinde getirir. Sağlıksız çalışma koşullardan biri de uzun sürelerde çalışmadır. Ayrıca kısa süreli veya tam süreli çalışmada sıkıştırılmış ve yoğunlaştırıcı çalışmayı dâhil ettiğimizde ve çok çıktı için çok kazancın yaratılmasına hizmet eden vardiya ve de gece çalışma insan metobalizmasını ters yüz etmesi ölüm, sakatlık ve/ veya bertaraf edilemez hastalıklara maruz bırakır.
Kapitalist iş için en az maliyet ile düzenlenmiş çalışma koşullarının yanısıra çalışma ortamının; fiziksel, biolojik, kimyasal ve teknik unsurların da en az maliyetle düzenlenmesi önem arz eder. Sağlıksız çalışma ortamında ise boğulma, zehirlenme, yanma, çarpılma, ezilme, düşme gibi risklerle karşı karşıya kalınır. Öte yandan kötü düzenlenmiş çalışma ilişkileri de (örgütsüzlük, iş güvencesinin olmaması ve istihdam biçimi) biz emekçilerin sağlığını tehdit eder. Oysa emekçilerin örgütlenmesi ve sınıf mücadelesini içeren yüksek sendikalaşma oranı, sermayenin en az maliyete bağlı kalan tek taraflı kural koyma yetkisini ortadan kaldırabildiği gibi aynı zamanda işten atılmaya karşı korunmayı ve düzenli istihdam halinin korunmasında da önemli katkı yaratır. Ancak yüksek sendikalaşma oranı, kâr üzerinde baskı yaratır. Güçlü emek politikaları, sermaye ve emek arasındaki mücadeleyi keskinleştirir, ancak bu keskinleşme emekçinin sosyal haklarından geriye düşüşüne set çeker. Öte yandan kâr havuzunun azalması sermaye politikalarında yeni arayışlara yöneltir. Bugün uygulanan yeni liberal politikalar ile örgütsüzleştirme, sınıf mücadelesinden kaçındırma, işten atılmaların keyfileştirilmesi, esnek çalışma, sözleşmeli çalışma, taşeron ve fason çalışma, evde çalışma, biçimleriyle baş başa bırakılmaktayız.
Sağlıksız, kötü ve düzensizleşen çalışma hayatının getirisi, SGK verilerine son on yılda en az 11 bin emekçiyi, önlenebilir ve engelenebilir iş kazasından dolayı yaşamdan koparmıştır. “Kaza” ifadesi öngörülemezliği içerir. Ancak çalışma hayatının tüm riskleri öngörülebilir ve engelenebilir. Böylece ölüme maruz bırakılma “kaza” değil, “cinayet”dir.
İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (www.guvenlicalısma.org) her ay düzenli olarak iş cinayeti raporu düzenler. Geçen yıl 2013’te en az 1235 emekçi yaşamını kaybetti. Ocak ayında da iş cinayeti hız kesmedi ve en az 87 emekçi yaşamını yitirdi. Günde ortalama en az 4 kişi iş cinayetinden hayatını kaybediyor. Öte yandan Türkiye’de iş cinayetinden ölen emekçilerin en az 6 katı fazlası meslek hastalığından yaşamını kaybediyor. Ancak ve ancak meslek hastalıklarına ilişkin gerçekçi kayıtlar tutulamıyor.
Bu köşede, önlenebilir ve engelenebilir iş cinayetinden ve meslek hastalığından yaşamını kaybetmiş emekçilerin sesi, geriye kalanlar için hak ve adalet arayışında sözü ve yarınlarımıza sahip çıkmak için kolektif çabayla hepimizin hikâyesi olan gerçek çalışma yaşamının hikâyeleri paylaşılacaktır.