İşçi sağlığı ve sendikal haklar açısından koşulların en kötü olduğu alanların başında geliyor inşaat sektörü. İş cinayetleri haberlerinin eksik olmadığı, örgütsüzlüğün ise bir o kadar az olduğu bu sektörde örgütlenme faaliyeti yürüten İnşaat İşçileri Sendikası Girişimi yöneticileriyle, hem çalışma koşullarını hem de neler yaptıklarını konuştuk.
Devlete ait TOKİ konutlarının yapımında, Koç, Sabancı, Ağaoğlu, MESA, Nurol, Dumankaya, Teknik Yapı gibi büyük holding ve şirketlerinin bünyesinde çalışan inşaat işçileri, insanlık dışı koşullarda çalıştırılıyor. Hemen hemen hiçbir hak ve hukukun olmadığı bu sektörde işçilerin emekli olma şansı ise; yok gibi. Zaten işçilerin yüzde 60’ı sigortasız.
İnşaat İşçileri Sendikası Girişimi Başkanı Mustafa Adnan Akyol, günde ortalama 2 inşaat işçisinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini söyleyerek başlıyor. Resmi rakamlarına göre inşaat sektöründe 1.5 milyon, gerçekte ise 2.5 milyon işçinin çalıştığını belirten Akyol, “Kentsel dönüşüm, 2/B yasasından kaynaklı yeni rant alanlarının açılımı ile konut yapımı hızla artıyor. Bu da sektördeki işçilerin sayısını hızla arttırıyor. Fakat bu durum işçilerin lehinde bir gelişmeye yol açmıyor. İşçilerin tamamı çok sağlıksız koşullarda cezaevlerini aratmayan barakalara, konteynerlere mahkum ediliyorlar. Ücretleri gasbediliyor, zamanında verilmiyor. Ölümlü kazaların yanında ciddi yaralanmalara sebep olan iş kazalarının haddi hesabı yok. İşte biz bunları yaşayanlar olarak bu sendika girişimini başlattık. Sendikamız bağımsız bir sendika olacak. Bürokratik sendikacılığa bulaşmak istemiyoruz. Ufak ufak yol alsak da 6 ilde örgütleniyoruz. İstanbul, Ankara, Kayseri, Sakarya, Samsun, Van gibi illerde bir örgütlenme atağımız var. Bunu büyüteceğiz.” diye konuştu.
FİİLİ MEŞRU SENDİKACILIK YAPACAĞIZ
Girişimin yöneticilerinden Serdar Ben, 3-4 bin inşaat işçisiyle sendika fikrini tartıştıklarını, fakat sektörün özelliğinden kaynaklı örgütlenme çalışmalarında sıkıntılar yaşadıklarını söyledi. Pilot bölgelerden başlayarak örgütlenme çalışması yürüttüklerini anlatan Ben, “ Bu koşullarda yine de çeşitli işyerlerindeki işçi arkadaşlarımızın sorunlarının çözümünü başarıyoruz. Hatta yurt dışındaki işçi arkadaşlarımızın sorunlarını bile çözdük. İnşaat patronları ile temas kuruyoruz, sorunları çözmediklerinde kapılarına dayanıp eylem yapıyoruz, iş bırakıyoruz. Bu da etkili oluyor.” diye konuştu.
İnşaat işçilerinin çalışma koşulları dolayısıyla örgütlenme ihtiyacını en çok duyan kesim olduğunu kaydeden Ben, şunları ifade etti: “Sektörde taşeronlaştırma yaygın, iş güvencesi yok. Bu da bizim fiili meşru sendikacılık yapmamızı gerektiriyor. Profesyonel sendikacılığa karşıyız. Şimdi 2.5 ay sürecek bir imza kampanyası başlattık. Toplayacağımız binlerce imzayla birlikte TBMM önünde basın açıklaması yapacağız. Sendikamızı 1 Mayıs 2014’te ilan etmek istiyoruz.”
DEĞERİMİZ BİR SOKAK KÖPEĞİ KADAR BİLE DEĞİL
20 işçinin çalıştırıldığı bir inşaatta çalışan İsmail Temiz, kendilerine verilen değerin bir sokak köpeğine verilen değerden daha az olduğunu söyledi. Ücretlerini hiçbir zaman, zamanında alamadıklarını, emekliliği zaten düşünemediklerini belirten Temiz, “Kürt’sen, doğudan gelmişsen vay haline, gelen vuruyor, giden vuruyor. Ne kemerimiz var, ne de baret. Kapıda ne yazıyor. ‘Önce iş güvenliği’... Bu söz laftır. Arkadaşımız ikinci kattan düştü, şans eseri ölmedi. Bacağı kırıldı. Tek kuruş verilmedi, üstelik hastane parasını biz karşıladık. Ben de arkadaşlarım da bu sendika fikrini doğru buluyoruz.” diye konuştu.
Ümraniye Esenşehir Mahallesi’nde inşaatta çalışan Ordulu İşçi Temel Adanır da inşaat sektöründe hiçbir hakkın hukukun olmadığını ifade etti. “Her şey inşaatı yapan patronunun iki dudağı arasında” diyen Adanır; şunları kaydetti: “3-4 ay ücretlerimizi alamadığımız zamanlar oluyor. Günlük ücretlerimiz 50 lira bile değil. Usta isen belki biraz fazla olur. Sigorta primlerimiz yatırılmıyor. Bize başta bunu dayatıyorlar. İş kazalarında bugüne kadar 2 arkadaşımı kaybettim. Sırf kemer ve asansör olmadığı için. Sendikayı destekliyorum. Ama bir şartım var. Öteki sendikalara benzemesinler.”
İNŞAAT İŞÇİLERİNİN DE EMEKLİ HAKKI OLSUN
Ataşehir Kayışdağı bölgesinde inşaatta çalışan işçilerden Muşlu Hayrettin Elmas da sendika fikrini benimsediğini, fakat sendikalara kuşku ile baktığını anlatarak “Hep görüyorum, dinliyorum falan sendikacı bu kadar servet edinmiş, şu sendika işçilere sahip çıkmamış gibi durumları görünce insan soğuyor sendikadan. Ama bu yeni arkadaşlarımızın çabası doğru ve yerindedir. Hatta geç bile kalınmış. 30 yıldır çalışıyorum, normalde emekli olmam gerekiyordu. Olamıyoruz. Tüm arkadaşlarım bu durumda. En az sakat kalan 10 arkadaşım var. Yazık” diye konuştu. Samsun’dan gelip Kayışdağı’ya yerleşen inşaat işçisi Harun Geçmez ise, mecbur kalmasalar İstanbul’a gelemeyeceklerini, memleketlerinde iş bulamadıklarını anlatarak şunları söyledi: “Doğrusu Kürtlerle, Lazlar tüm bu sektörün cefasını çekiyor. İnsan muamelesi görmüyoruz. Kıdem ihbar tazminatı yok, Emekli olma şansımız yok. Bu olunca patronlara caydırıcı bir hüküm yok. Hakkın hukukun olmadığı yerde sendika olması lazım. Ben bu sendikayı destekleyeceğim. Gönüllü çalışanı olacağım. İşyerlerimizde de imza kampanyasını yürüteceğiz.”
İNŞAAT İŞÇİLERİNİN TALEPLERİ
İnşaat işçilerinin 21 Şubat 2014 günü yaptıkları yürüyüş ve eylemin ardından başlattıkları imza kampanyasının talepleri ise şunlardır:
1- Yasal düzenlemeyle taşeronlaşmaya son verilsin
2- Emekli olmak için yaş sınırı kaldırılmalı, primi dolan herkesin emekli olmasının önü açılmalı.
3- İnşaat işçilerinin sigorta, işsizlik maaşı, asgari geçim indirimi, tazminat hakkı gibi her türden sosyal hakları güvenceye alınmalıdır.
4- Ölümlü iş kazalarının ( iş cinayeti) yaşandığı şantiyelerin çalışma izinleri derhal iptal edilmelidir. İnşaat sektöründeki faaliyet yürütmeleri engellenmelidir.
5- İşsizlik sigortasından bizler yararlanmamaktayız. Bizim son dört aylık primimiz kesintisiz olarak yatırılması söz konusu değildir.Bu düzenleme kaldırılmalı işsizlik sigortasından bizim de yararlanmamızın önü açılmalıdır.