Türkiye’nin ekonomi ile olan sınavı artısı az-eksisi bol geçerken, sınav korkusu ve telaşı iş dünyasına kâbus yaşatırken, üretken eller üzerinde duran ekonomi Satiye’yi görmedi, duymadı ve dili tutuldu konuşmadı.
Satiye Gür, İstanbul’un çeperinde sanayinin yoğunlaştığı Tekirdağ/Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nde Basaş Ambalaj fabrikasında 14 Eylül 2013 günü gece vardiyasında çalışır. Vardiyanın bitimine 10-15 dakika kala yeni işi devralacak işçi için strafor üreten enjeksiyon makinesini durdurur. Makinenin içine girer temizlik yapmaya başlar. Satiye’nin boyundan büyük enjeksiyon makinesi aniden çalışmaya başlar ve arasına sıkışan Satiye, feci şekilde can verir. Satiye, çalıştığı fabrikada cansız bedenini, saçılan naylon terliklerini bırakır.
Basaş Ambalaj fabrikasında yaşanan bu durum “iş kazası” kapsamında soruşturulması gerekirken, olay gizemli hale getirilmeye çalışılır. Satiye’nin bir düşmanı olduğu ve özellikle makinenin düğmesine basıldığını, firma yetkilileri tarafından Satiye’nin esrarengiz bir cinayete kurban gitmiş olduğuna dair bir hava yaratılır. Yaratılan esrarengizlik karşısında, patron ve yetkililerin adı, soruşturma dosyasında geçmez. Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası’nın (BATİS) destegi ile Satiye’nin annesi savcılığa, patron ve “iş sağlığı ve güvenliği”nden sorumlu yetkili firma hakkında suç duyurusunda bulunur. Bu dosya, olayın gizem ve esrarengiz perdesini kaldırır ve “olası kast ile ölüme sebebiyet vermek” suçuyla iş cinayetinin yaşandığına dair açık kanıtlara yer verilir: İşyerinde iş güvenliği politikası yoktur… Ağır ve tehlikeli işler konumundaki işyerinde çelik uçlu ayakkabılar giyilmesi gerekirken Satiye’nin ayağında naylon terlikler vardır… Satiye, iki kişinin yapıcağı temizlik işini tek başına yapmaktadır ve makineye ait bakım eğitimi almamıştır… Satiye’nin ölümüne sebebiyet veren “acil stop düğmesi” içe gömük olması gerekirken, dışarıda bırakılmış olup makinenin hiçbir koruma kalkanı yoktur… Makinede ikinci bir emniyet kilidi de yoktur. Makinenin emniyet sistemi olmaması ya da çalıştırılmaması üretimin aksamaması ve yavaşlatılması için iptal edilmiş gerçeği açık bir şekilde belirtilir. Satiye ekonomik şiddetin kubanı olmuştur.
Satiye’nin yakınları, onun evde de ölümcül bir şiddetin pençesinde olduğunu, sık sık şiddetin iziyle işe gittiğini belirtirler. Evden uzaklaşmak, koca dayağından kurtuluşu olurken, iş yerindeki ağır koşullara rağmen uzun iş günlerini evdeki şiddete tercih ettiği ifade edilir. Satiye 40 yaşında ve bir çocuk annesiydi.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kadın Meclisi, Satiye’nin anısına sahip çıkmak ve faillerinin en ağır şekilde yargılanması için kamuoyu oluşturabilmek adına ikinci çalıştay etkinliğini Çerkezköy’de 22 Şubat’ta düzenleyecek. Kadın Meclisi, çalıştay öncesinde atölyeler düzenledi. İlki Çorlu-Çerkezköy, ikincisi Tuzla-İçmeler ve üçüncüsü Şişli-Çağlanyan’da farklı sektörlerden çalışan ve işsiz kadınlarla makine kazaları, uzun süre masa başı ve ayakta çalışma, zararlı kimyasallar, ağır yük kaldırma, uykusuz çalışma, psikolojik baskı, yüksek basınç, taciz, stres gibi konular paylaşıldı ve değerlendirildi. “Evde ve işte çalışıyor sağlığımızdan olmak istemiyoruz!” sloganı ana başlık, “kadın işçiler işçi sağlığı ve iş güvenliği konuşuyor” alt başlığında çalıştayda ilk olarak, Satiye’nin anısına drama gerçekleştirilecek. Daha sonra atölyeler sunumu yapılacak. Ardından işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, iş müfettişi, avukatlar ve sınıf mücadelesinden yana sendikalar kadınların işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin sorularına cevap olmaya çalışıcaklar. Eşitlik ve adalet için kapitalist çalışma koşulları ve onunla sarmal olmuş erkek egemen toplumsal ilişkilere karşı mücadele ve dayanışma araçları oluşturulmaya çalışılacaktır. Haydi, kadınlar Satiye “Gür” sesini her yer de duyuralım!