Görünmeyen emeğin sahibi ev işçisi kadınlar Türkiye'de güvencesiz ve kayıt dışı çalışıyor. İMECE ev işçileri sendikasından Serpil Kemalbay, mevcut yasaların içinde barındırdığı çelişkilerin ev işçilerinin durumunu daha da zorlaştırdığı görüşünde
1 Mayıs'da tüm dünyaki kadın ve erkek işçiler alanlara çıkarak emek sömürüsüne 'hayır' dediler. 1 Mayıs alanlarında sermayenin ve erkek egemenliğinin saldırılarının hedefinde olan kadınlar ucuz, güvencesiz ve köle koşullarında çalıştırılmaya karşı isyanını yükseltti.
Sayıları 1 miyona yakın olduğu tahmin edilen ve tamamına yakını güvencesiz ve kayıtsız olarak çalışan ev işçisi kadınlar ise en fazla sömürüye maruz kalan kesimlerden. Biz de görünmeyen emek ev işiçisi kadınları biraz daha görünür kılabilmek adına İMECE ev işçileri sendikasından Serpil Kemalbay ile ev işçilerini ve taleplerini konuştuk.
- Öncelikle Türkiye'de ev işçisi kadınların koşullarından biraz bahsedebilir misiniz?
Türkiye'de yaklaşık 1 milyon ev işçisi olduğu tahmin ediliyor ama resmi yayınlanmış istatistikler yok. Bunların bir kısmı göçmen ev işçilerinden oluşuyor ve yüzde 90'ı kayıtsız, güvencesiz çalışıyor. Bunun nedeni ise Türkiye'de ki iş kanunun ev işçilerini istisna hükmünde bırakmış olması. Yani iş yasası kapsamına almamış. Ev işçilerini işçi olarak görmeyen bir sosyal güvenlik sistemi var. Bir diğer neden ise; sosyal sigortalar kanununa göre eğer ev işçileri sürekli ve ücretli çalışıyorlarsa sigortalamak zorunlu ama mevcut durumda bu neredeyse imkansız.
İşçi değil ama sigorta yap!
Yani Türkiye bir yasasaında ev işçilerini işçi olarak görmüyor diğer yasasında ise sigorta yapmak zorunlu diyor. Burda bir çelişki ortaya çıkıyor. Ve sigorlamakta fiiliyatta o kadar kolay değil. Bunun nasıl yapılacağını da kimse doğru dürüst bilmiyor. İşçiyi sigortalamak isteyen işverenin karşısına da oldukça karmaşık olan o sigartalama prosedürü çıktığı için işveren bunu yerine getirmek istemiyor. Hem bürokrasi çok karmaşık, hem de SGK primi ödemek istemiyor. Bir diğer ayrımcılık ise iş sözleşmesi olan herkesin işçi olarak tanımlanmasına rağmen ev işçilerinin yasalarda sürekli ve ücretli çalışan olarak tanımlanması. Buraya böyle bazı şartlar koymak ayımcılıktır. Dolayısıyla ev işçilerinin görünmezliği iş yasasındaki statüsüzlüklerinden kaynaklanıyor.
Devlet güvencesiz çalışmaya mahküm ediyor
Onun yerine ikame eden 5510 sayılı yasada sigortalama durumu ise iş yasasındaki bütün haklarını kullanamıyor. Yani sigortalı oldukları zaman kıdem hakkını, izin hakkını kullanamıyor sadece sigortalı oluyor ama o da fiiliyatta mümkün değil. Dolayısıyla devletin ev hizmetlerine yönelik politikaları ev işçilerini güvencesiz çalışmaya mahküm ediyor. Bu yasalardaki çelişkiler, bu uygulanamazlık işçi olarak ayrımcılığa uğramak gibi nedenler ev işçilerini dezavantajlı duruma getiriyor.
Türkiye C189'u imzalasın!
- Peki dünyadaki ev işçilerinin koşulları nelerdir? Emsal olabilecek bir örnek var mı?
Dünyadaki ev işçilerinin şartları hemen hemen Türkiye'deki ile aynı. Ama 2011 yılında uluslararası çalışma örgütü İLO, C189 nolu sözleşmeyi ilan etti. Ve İLO'ya üye olan ülkeleri C189 nolu sözleşmeyi imzalamaya çağırdı. C189 diğer işçiler gibi ev işçilerinde eşit haklarda çalışmasını savunan bir sözleşme. Bunu dünyada 8 ülke imzaladı. Genellikle ev hizmetleri kadınlara mahsus bir alanmış gibi görüldüğü ve değersizleştirildiği için bütün dünyada bu emeğe köle emeği olarak bakılıyor. Fakat ev işçilerinin örgütlenmesi ve hakları talep etmesi üzerine son yıllarda bin uyanış var ve bu mücadele ülkeleri yasalarını düzenlemek ve ev işçilerine bu ayrımcılığı ortadan kaldırmak için zorlayıcı oluyor. C189 da ev işçilerinin mücadelesinin önemli bir kazanımı.
- Türkiyeli ev işçileri ne istiyor?
Ev işçileri öncelikle iş yasası kapsamına alınmak istiyor. Aynı zamanda iş sağlığı ve güveliği yasası var 6331 sayılı 2012 yılında çıktı. Bu yasa çıkarken bizden görüş alınmsına rağmen ev işçileri bu yasa kapsamına alınmadı. Bu yasa kapsamına da ev işçilerinin alınması gerekiyor. Çünkü ev işçileri de hem meslek hastalıkları hem de iş cinayetleri yaşanıyor. En son Rukeyi Şimşek arkadaşımızı yitirdik. Daha önce Fatma adal var ev işçileri açısından bir sembol isim haline geldi. En önemli taleplerden bir taneside bu sigortalılık işlemlerinin kolaylaştırılması. Mevcut sigortalama işlemi uygulanabilir değil. Ev işçisi akadaşlarımız hergün bir evde çalışıyorlar ve bir ay boyunca çalışıyorlar. Tek tek her bir evde sigortalı gösterilmesi bakımıından işvereni ikna edemiyorlar. Bunu için Fransada ki gibi çek sistemi olabilir. Ve bunun için devleten teşvik de istiyoruz. Genel bütçeden sigorta işlemleri için devlet ilk etapda teşvik primi vermeli.
Göçmen kadınların şartları daha zor
- Türkiyeli ev içilerinin yanı sıra göçmen ev işçileri artı olarak ne gibi sorunlar yaşıyorlar? Onların sorunları biraz daha fazla gibi.
Göçmen ev işçileri genellikle yatılı bakım hizmetlerinde çalışıyorlar. Bu çalışma biçimi eğer çalışma izninizde yoksa -ki bi çok ev işçisinde için yok- kayıtsız çalışma burda da çok hakim. Bu nedenle göçmen ev işçiliri en zor şartlarda çalışan işçiler. Genellikle pasaporlarına el konuluyor, ücretlerinin bir kısmı içerde tutuluyor. Ve bir takım milliyetçi söylemlerle göçmen ev işçilerine daha ucuz ücretler verilmesi gibi söylemlerde bulunuluyor. Göçmen ev işçisini ötekileştirerek onu daha kötü şartlara mahküm eden bir yaklaşım var. Hatta Hürriyet gazetesinin bir internet sitesinde göçmen ev işçilerine ne kadar ücret verilmesi, ne kadar saat çalıştırılması gibi bir tavsiye haber yayınlanmıştı. Ve biz İMC kadın sendikası olarak bununla ilgili bir basın açıklaması yaptık. Eylemden sonra kaldırdılar bu yazıyı ama genel olarak göçmen ev işçilerine karşı böyle bir yaklaşım var. Bunun yanı sıra taciz, mobing, tecavüz gibi risklerde var. Göçmen işçilerin başvurabileceği kurumlar olmadığı için, işçi bulma bürolarının insafına kalmış durumdalar. Göçmen ev işçileri Türkiyeli ev işilerinin ücretlerini düşürmek için de kulanılıyor. Biz bu yüzden şöyle düşünüyoruz; hem göçmen ev işçileri hem de Tükiyeli ev işçileri birlikte mücadele edip haklarını savunmalı.
- Sendikalaşmaya gittiniz. Biraz bundan bahsedebilir misiniz? İMC kadın sendikası bu konu ile ilgili neler yapıyor?
İMC 2001 yılından beri kadın emeği üzerine çalışmalar yürütüyor. İMC kadın dayanışma derneği olarak başladı. Bu çalışmanın içerisinden ev işçileri çalışma örgütü çıktı. Ve daha sonra da İMC ev işçileri sendikası kuruldu. 19 aralık 2013 tarihinde resmi olarak sendika kuruldu. İMC'nin ev işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını gündemleştirmeyi başaran bir çalışması oldu. Ev işçileri arasında dayanışma nasıl güçlendirebilir? Böyle başladı çalışmalarımız. Bu süreçlerin hepsinde ev işçileri kendileri üzerine derinleşdi ve birlik oluşturdu. Bu birlik iş cinayetlerine karşı tepki vermeye başladı. Tepeören villalarında 3 ev işçisi kadın işten çıkıp otobüs beklerken araba çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Ve ilk ev işçileri o zaman sokağa çıktı. Tepkisini vermeye başladı. Bu sürec ev işçilerinin sendikasını kurma mücadelesi ile devam etti.
Ev işçileri örgütlendi!
Burda ki amaç ev işçisi 'işçidir' mantığını savunmak. Kadın emeğinin görünmeyen kısmı olan ev içindeki emeğin yok sayılmasına karşı, ücretli ya da ücretsiz olsun bu emeğin bir şekilde sömürülmesine karşı seslerini çıkarmış oldular. Ev işçilerinin yaptığı iş basit, önemsiz, tehlikesiz değil. Hayatın çok önemli bir yükünü kaldırıyorlar ve hakları mutlaka verilmeli. Bunu ev işçileri sedika mücadelesi ile ortaya koydular. İlginç bir şey ev işçisi arkadaşlarımızın sendikası var ama iş yasasında işçi sayılmıyorlar. Devlet zaten ev hizmetleri konusunda oldukça çelişkili olan bu yasaları daha da çelişkili hale getirdi. Şimdi sigortalı olabiliyorsunuz işçi sayılmıyorsunuz ama sendikanız var. Bu düğümü çözecek olan çalışma bakanlığı. Çalışma bakanlığının bir an önce ev işçilerinin haklarını tanıyan yasaları çıkarması gerekiyor. Geldiğimiz aşamada evet ev işçileri sendikası kuruldu fakat ev işçilerinin sigortalanması konusunda kolaylaştırıcı bir formül ortaya konmadı ve hala işçi sayılmıyor. Ev işçileri bu konuda örgütlendi. Ev işçilerinin bu konuda ciddi bir güç vermesi gerekiyor ki bu adımı attıralım.
- Ev işçisi kadınlar diğer kadınların da gündemine girmeli. Bu anlamda diger kadın örgütleri ile sendikalar ile nasıl bir bağınız var?
En son ortak bir Kadın Emeği platformu oluştu. DİSK'in KESK'in TMOOB'un başı çektiği ve diğer kadın örgütlerininde yer aldığı platform Rukeyi Şimşek (Ev işçisi) yaşamını yitirmeden hemen önce oluşturulmuştu. O platformda ev işçilerinin sorunları gündemleşti. Rukiye Şimşek yaşamını yitirdiğinde sosyal güvenlik kurumu önünde Kadın Emeği Platformu olarak ortak tepki verildi. Böyle bir ortak hareket etme eylemi daha da güçlenmiş durumda. Bu dayanışmanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Burda önemli olan kadın emeği. Kadın emeğinin görülmemesi ve ucuz iş gücü olarak yedeklenme çabası var. Kadın emeğinin olabiliyorsa ücretsiz ücretli oluyorsa da kayıtsız güvencesiz bir şekilde el konulmak istemesinden kaynaklı bir problem ve diğer kadın sorunları ile çok bağlantılı.
Hayatımıza ve haklarımıza sahip çıkmak için
- 1 Mayıs işçiler alanlarda olacak. Peki ev işçisi kadınlar alanlarda kendilerini nasıl duyuracaklar?
İşçi Kadınların yaşadığı görünmeyen çok ciddi sorunlar var. Meslek hastalıkları diyoruz, İş cinayetleri diyoruz, kölelik şartlarında çalışma koşullarından bahsediyoruz. Bunlar kadınlar için iki kat daha derin çalışma acıları yaratan sorunlar. Bu sorunların gündemleşmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunlara karşı hayatımıza va haklarımıza sahip çıkmak için tüm emekçilerle birlikte meydanlarda olacağız.
Çalışma koşullarına ilişkin konuştuğumuz ev işçisi Ayten Kargın ise yaşadıklarını şöyle anlatıyor :
Taleplerimiz ilk başta bizim sigortalı olmamız. İş yasası kapsamına alınmamız. Sigartalı olmak için yasaların kolaylaştırılmasını istiyoruz. Bizim devletten beklediğimiz çok şey var. Ama devlet kendine gelince yapıyor bize gelince yaplıyor. Biz bu güne kadar gerçekten kendimizi işçi olarak görmüyorduk. Çünkü sen gidip yapıyorsun kimse seni görmüyor. Ev sahibi evde yok sen gidip yapıyorsun sihirli bir değnek gibi insanların hayatına değiyorsun. Yapıyorsun kapıyı çekip gidiyorsun. Kimse seni görmüyor. Senin orda yaptığın binlerce iş var. Kaç mesleği birden yapıyorsun. Ve aynı işe sen kendi evinde de devam ediyorsun. Bir evde erkek dışarda çalışır eve geldiği zaman koltuğuna geçer yemeği, çayı önüne gelir. Ama kadın öyle değil. Eve geldiğinde çantanı bir kenara bırakıyorsun mutfağa geçiyorsun. Bu çok zor, uyuyana kadar yatağa girene kadar aynı işe devam ediyorsun. Sabah kalktığında aynı işe evden başlıyorsun. Bizim şartlarımız gerçekten çok zor ve görünmüyor. Bütün emeğini en sonuna kadar harcıyorsun ama karşılığı yok. Benim tanıdığım 20 - 25 yıldır bu işte çalışan kadınların sigortası yok. Ve hepsinin elleri parmakları yamulmuş işten. Fizik tedaviye gidiyorlar, çaresi yok. Bu meslek hastalıkları ve birşeyde yapamıyorlar. Kime gidicekler, nereye gidecekler. Bunun içinde İMC gibi kadın örgütlerinin bu semtlere gidip bizleri bilinçlendirmesi lazım. Kadınların örgütlenmesi lazım. Bir de devletin çıkaracağı yasa içinde iş tanımımızın belirlenmesi lazım. İş görüşmesine gittiğinde iş verenin kuralları var. Senin kuralın yok. Benim de kurallarımın olması lazım. Bugün gittiğim zaman cam silinecek, toz alınıcak yer silinecek ama ütü de dahil olmaması lazım, yemek de dahil olmaması lazım, çocuk bakımının da dahil olmaması lazım. Bazı evlerde yaşlılar da oluyor onlarada hizmet ediyorsun. Gittiğimiz zaman herşeyi yapıyoruz. Duvar sil, koltuğu sil, halıyı sil, artık ne gücün kalıyor ne takatin. Başka bir şansın da yok. Ben kabul etmesem başkası kabul edecek. Ama bu tamamen çaresizlik değil insanlar bilinçlenseler, haklarını arasalar kolaylıkla haklarını elde edebilirler. Bu zor değil.