İnşaat İş'in adı Zorlu, Torun Center ve son olarak Başakşehir Temapark'taki inşaat işçisi eylemleriyle duyuldu
Radikal okurları tespit etti, İnşaat İş değerlendirdi... Neden bu kadar kolay ölüyoruz?
Radikal'in inşaatlardaki iş cinayetlerini hep birlikte durdurmak için başlattığı kampanyaya Radikal okurlarının gönderdiği görüntüleri İnşaat İş'in gözüyle değerlendirdik. İnşaat İş'in adı Zorlu, Torun Center ve son olarak Başakşehir Temapark'taki inşaat işçisi eylemleriyle (ki istediklerini aldılar) duyuldu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binası’nın tam karşısı... Ve bizzat bir İş Güvenliği Başmühendislik Binası... Radikal okurlarının yolladığı görüntüler arasında bu inşaatlar da yer aldı. İnşaat İş’ten başkan Mustafa Adnan Akyol, genel sekreter Remzi Yılmaz ve örgütlenmeden sorumlu Serdar Ben değerlendirdi:
1) Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Batman Bölge Müdürlüğü’nün İş Güvenliği Başmühendisliği inşaatı
SERDAR BEN: Bu iskele derhal sökülüp yeni baştan yapılmalı. Bir kere dikkat ederseniz iskele yamuk. Ayrıca iskelelerde kereste kesinlikle kullanılmamalı. Kayar. İnşaatlarda Alman iskele dediğimiz, demirden, geçmeli iskeleler kullanılmalı. İskelenin etrafı file veya brandayla kaplanmalı.
2) Gayrettepe Erdemli Sokak’taki inşaat:
S.B: Bu tip dış kaplama işlerinde asma iskele kullanmamak gerek, riskli. Ya vinç gelmeliydi. Ya da iskele kurulmalıydı.
3) Mecidiyeköy, Dereboyu Caddesi inşaatları:
S.B: Metal iskele kurulmuş ama ara bölümlerde (işçinin üzerinde ayakta durduğu bölümler) metal yok. Burada metalden, iç içe geçmeli malzeme olmalı ki çıkma-kayma riski olmasın, kereste veya başka malzeme değil. Ayrıca iskelenin içinde işçinin iskele içinde yukarı- aşağı çıkıp inebilmesi için kendi merdiveni olmalı. İnşaatın bir kısmında bir file var . Tüm inşaatın etrafı file veya brandayla doğru dürüst kaplanmalı. Ayrıca iskelenin ayaklarında da bir denge sorunu var gibi. Burası çok dar bir sokak. Güvenlik bandı yeterli olmaz. İskelenin yanında, üstü kapalı, tünel gibi bir güvenli geçiş olanı oluşturulmalı.
4) İstiklal Caddesi'nin göbeği
S.B: Çatı işi boyunca binanın etrafına güvenlik filesi olmalı, caddeye güvenlik şeridi çekmek yetmez. Fotoğrafta tam olarak göremiyoruz ama çatıda böyle çalışılıyorsa, orada file olduğunu hiç sanmam. Çatıya çıkan tüm işçilerde ‘paraşüt kemer’ olmalı. Paraşüt kemer bacakları, omzu ve beli saran kemer. Zaten inşaatta kemer kullanılacaksa mutlaka paraşüt kemer kullanılmalı. Oysa inşaatlarda işçiye kemer verildiğinde genellikle ucuz bel kemerleri veriliyor, o da kaza anında bel kırıklarına yol açıyor.
5) Kalas
S.B: Sözün bittiği yer! (Gülüyorlar)
6) Levent Kanyon’un yanındaki Dedeman Park Hotel İnşaatı:
S.B: Diyebilecek bir şey yok.... İnşaatlarda vinçle yük taşınırken ne üstünde ne de altında hiç kimse olmamalı... Vincin yük taşıdığı alanın altı da boşaltılmalı. Mustafa Adnan Akyol: Ağaoğlu’nun inşaatında (1453) böyle bir kaza oldu. Vinç çok yüksek, vincin üzerindeki kişi göremiyor, sepeti aşağıdaki işçinin üzerine indiriyor. İnşaatlarda vinç sepetiyle yük taşınırken o saha boşaltılmalı, aşağıda vinçle bağlantı kuracak telsizli biri olmalı. S.B: (Mesaiden kazanmak için mi saha boşaltılmaz sorusu üzerine..) Vinçteki ayrı taşerondur, aşağıdakiler ayrı taşeron. Büyük inşaatlarda 100 tane taşeron oluyor. İnşaatlardaki üretimde büyük bir kaos yaşanıyor.
7) İBB Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binası’nın karşısı
Çatılarda böyle serbest dolaşım kesinlikle olmamalı. Herkeste paraşüt kemer olmalı. (Paraşüt kemerlerin fiyatı 50-60 lirasında)
8) Ankara, 7 katlı bina
En ufak bir denge kaybında kazayla sonuçlanabilecek bir yanlış iskele daha. Ara bölmeler güvenli değil. İskelenin etrafı file veya brandayla kapalı değil. İskeleler bağlanırken 30 santimlik çelik çubuklar kullanılmalı. Tel kullanılması da kaza riski yaratıyor.
9) Harbiye Orduevi karşısındaki inşaat:
(İnşaatın etrafı reklamla da olsa kapatılmış. Bir çare olabilir mi?)
S.B: Yazın içerisi çok sıcak oluyor! Balık ağı gibi sağlam malzemeyle yapılmış fileler ve branda daha iyi.
İNŞAAT İŞİNDE SENDİKA MESELESİ, TAVUK -YUMURTA MESELESİNE DÖNMÜŞ! - İnşaat İş, 4 yıl önce İnşaat İşçileri Derneği olarak ortaya çıktı. Sonra İnşaat İşçileri Sendikası Girişimi oldular. 5 Ağustos’ta da resmi olarak kuruldular. Başkan Mustafa A. Akyol 30, genel sekreter Remzi Yılmaz 18, yönetimden Serdar Ben 3.5 yıllık inşaat işçisi.
- Ancak sendika kurulurken SGK’lı olan 5 yönetici, daha sonra sigortasız kaldıkları için yönetim düşmüş! Şimdi yeniden kurultay yapıp yeniden başvuracaklar. Serdar Ben “Taşeron olduğu sürece inşaat sektöründe sürekli sigortalılık olamayacağı için sendikacılık olamaz” diyor. Olsa da ‘fiilen’, bizzat inşaatlarda ter döken inşaat işçilerinin kurup yönettiği bir sendikanın ortaya çıkması zor görünüyor.
- Serdar Ben inşaat işine Akyol’un yanında, ‘çırak’ başlamış. Ondan önce 12 yıl tekstil ve 2 yıl tersane sektörlerinde çalışmış. Özetle uzmanlığı iş güvencesiz sektörler. Türkiye’de yaklaşık 1.5 milyon inşaat işçisi var. Biz güvenlikten söz ediyoruz, ama Serdar Ben, inşaatlarda öncelikle uğraştıkları konunun ‘kölelik düzeni’ olduğunu söylüyor. Yani çalışıyor, ancak emeklerinin bedelini alamıyorlar.
Ben’in verdiği bilgiye göre İnşaat İş, gönüllü avukatları, eylemler ve pazarlık yoluyla içinde Zorlu Center, Esenyurt belediyesi, Toki 1İstanbul olmak üzere çeşitli inşaatlarda 1000 kadar işçinin alamadığı ücretlerini almasını sağlamış.
- Esenyurt gibi inşaatı bol bölgelerde yolda yürürken bile göze çarpan bir diğer gerçek Türkmen, Özbek, Suriyeli işçiler. Yani ucuzun da ucuzu emek. İnşaat İş, bu işçilerle ilgili de çalışıyor mu? Veya bu işçileri bir tehdit olarak mı görüyorlar? Serdar Ben, TOKİ’nin Adapazarı’ndaki inşaatında ücretlerini alamayan işçilerle ilgili olarak yaptıkları girişim sonucunda bu işçilerin ücretlerini almasını sağladıklarını, aralarında Suriyeli işçiler de olduğunu söylüyor.