Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs günü 301 madencinin yaşamını yitirmesine neden olan maden kazasının bir benzerinin 18 Aralık 2007 günü yaşandığı ortaya çıktı. Alınan bilgilere göre kazanın yaşandığı dönem, madeni işleten Park Teknik, kazayı da gerekçe göstererek ocağı devretti. Park Teknik A.Ş.’den kazaya ilişkin TKİ’ye gönderilen raporda, +190 kodlu mekanize ayakta, karbonmonoksit gazının tespit edildiği, 10 saat içerisinde gazın 500 ppm’e ulaştığı, daha sonraki 1 saat içinde ise 2 bin ppm seviyesine geldiği belirtildi. Park Teknik A.Ş. tarafından hazırlanan raporda, karbonmonoksit gazı seviyesinin yükselmesinin ardından yapılanlar tek tek anlatıldı. Bir süre önce TBMM Soma Komisyonu’na bilgi veren kazanın tutuklu sanıkları, 13 Mayıs’taki kazanın dünyada eşi benzeri olmadığını, daha önce bir benzerinin yaşanmadığını iddia etmişti.
Bir süre önce TBMM Soma Komisyonu’na bilgi veren Soma faciasının tutuklu sanıkları, 13 Mayıs günlü kazanın daha önce bir benzerinin yaşanmadığını belirterek, bu kazaya ilişkin bir önlem alınamayacağını savunmuştu. Ancak CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in ulaştığı ve Milliyet ile paylaştığı belgeye göre, 13 Mayıs gününde yaşanın kazanın aynısı 18 Aralık 2007 gününde de yaşandı. O dönem madeni işleten Park Teknik A.Ş., kazaya müdahale edemeyince durumu 23 Ocak 2008’de Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu’na bildirdi. Şirket tarafından TKİ’ye gönderilen yazıda kaza ve kazaya neden olan karbonmonoksit gazının yükselmesi sorununun nasıl çözülmeye çalışıldığı da ayrıntılı bir biçimde anlatıldı. Raporda özetle, şunlar kaydedildi:
“...+190 kodlu mekanize ayakta, 18 Aralık 2007 tarihinde mekanize ayak arkasında karbonmonoksit gazı tespit edilmiş ve yaklaşık 10 saat içerisinde karbonmonoksit gazı 500 ppm’lere ulaşmış ve hemen arkasından 1 saat içinde 2 bin ppm seviyelerine gelmiştir. Ayakta gerekli çalışma ortamı kalmadığından ayak girişileri kapatılarak, beklemeye alınmıştır.
‘Daha önce uyarmıştık’
“...ELİ tarafından çalışılan Eynez sahasında üretim faaliyetleri en son +270 kotuna kadar devam etmiş ve ihalede +200 kotundan çalışmalara başlanması ve daha alt kotlara inilmesi öngörülmüştür. Şirketimiz tarafından alınan ihalenin hazırlık çalışmaları sırasında +270 ve +200 kotları arasında bırakılacak mökürün daha alt kotlarda büyük problemler çıkaracağı ve yangın tehlikesi oluşturacağı 15 Ocak 2007 tarihinde genel müdürlüğünüze bildirilmiştir. Ancak bu öneri, müesseseniz tarafından gönderilen +5 Haziran tarihli yazı ile kabul edilmemiştir...”
“...Gaz değerlerinin çok yükselmesi neticesi ayak 14 Ocak 2008 tarihinde tekrar kapatılmıştır. Halen azot gazı enjeksiyonu uygulaması devam etmekte, ayak içinde oksijen ve karbonmonoksit değerlerinin hızla düşürülmesi amaçlanmakta olup, gaz değerlerinin düşmesi halinde ayağın üretime açılması planlanmaktadır.”
Yazıda, şirketin bir kusur ve ihmali olmadığı gerçekleştirilemeyen üretim nedeniyle şirkete ceza uygulanmaması talep edildi. Şirket, 7 Ekim 2009 tarihinde bu kazayı da gerekçe göstererek şirketin mağdur olduğunu ve sözleşmeyi devretmek istediğini TKİ’ye bildirdi.
13 Mayıs günkü kazanın bilirkişi raporuna göre yaşanan kazadan günler önce sensörlerde ölçülen karbonmonoksit gazı, normal değerin üstüne çıktı. Park Teknik A.Ş.’nin raporuna göre, 2007 yılındaki kazada azot gazı enjekte edilerek karbonmonoksit gazı normal seviyesine gerilemişti. Söz konusu rapor, Soma A.Ş.’nin mayıs ayı yaşanan kaza öncesi benzer bir yöntemi uygulaması durumunda kazanın yaşanmayabileceği olasılığını gündeme getirdi.
"OLMAYACAK DUAYA AMİN DEDİK"
CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Milliyet’e şirket yetkililerini savunmalarını “Daha önce görülmemiş, bu madende yaşanmamış” olarak yaptıklarını ancak Park Teknik raporunda bu kazanın aynısının yaşandığının görüldüğünü ifade etti. Özel, “Park Teknik’in dediği oldu. Bu raporla da görülüyor ki bu kaza geliyorum dememiş, daha önceden de gelmiş. İki kaza birbirinin aynısı. Park Teknik bunu görmüş ve madencilikten çıkmış. Soma A.Ş. ‘Biz bu işi yaparız’ demiş ama böyle yapmışlar. O grafiği önemseyenler madenciliği bırakıyor. Soma A.Ş. yetkilileri, ‘Park Teknik yangınla mücadele etmeyi bilmiyor’ diyorlardı. Soma A.Ş. mücadele etmiş, mücadeleyi kimin kazandığı ortada. Sonuçta mücadeleyi yangın kazandı. Kim kaybetti, 301 can kaybettik, hepimiz kaybettik. Olmayacak duaya amin dedik” dedi.
Raporda oranlar açıkça görülüyor
Rapora eklenen ayak içerisindeki karbonmonoksit değerlerini gösteren grafikte, kazanın yaşanmasından sonra 29 Aralık-14 Ocak tarihleri arasında azot gazı enjeksiyonu yapıldığı dönemler görülüyor. Grafikte, azot gazının enjekte edildiği dönemlerde karbonmonoksit gazının seviyesinin düştüğü açıkça görülüyor.
Soma’nın korkusu gündemden düşmek
Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) tarafından, Soma’da meydana gelen maden faciasında hayatını kaybeden işçilerin yakınlarına yönelik yürütülen Soma Dayanışma Ağı (SOMADA) Projesi verilerine göre, işçi yakınlarında “öfke” devam ediyor ve kendilerini en çok “gündemden düşmek” endişelendiriyor.
Türkiye Kızılay Derneği, Türk Psikologlar Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği, Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derneği ile Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin bir araya gelmesiyle oluşturulan APHB ekipleri, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın koordinasyonu ve Borusan’ın desteğiyle maden faciasının yaşanmasından hemen sonra olay yerine giderek projeyi başlattı. Birlik üyesi 210 civarında gönüllü uzman, proje kapsamında yaklaşık 4 aydır madende hayatını kaybeden işçi yakınları, arama kurtarma faaliyetlerine katılan kamu çalışanlarıyla olayda yaralanan ya da aynı madende çalışanlara psikolojik destek veriyor. Proje koordinatörü Suat Özçağdaş, “4 ayda, üçte biri bireysel olmak üzere 1500 kişiyle doğrudan, bine yakın kişiye grup halinde görüştük” dedi.
Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu da olaydan sonra Soma’da kalmalarının, çevrede kalıcı olmalarının, işçi yakınları üzerinde olumlu etki yaptığını anlattı.