DİSK'e bağlı Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiye ve Antrepoculuk İşçileri Sendikası (Limter-İş), işçi sorunlarına karşı yeni mücadele yöntemleri tartışmak ve daha geniş işçi kesimlerini örgütlemek için kurultay düzenledi.
Limter-İş Sendikası'nın Tuzla'da bulunan Genel Merkez binasında gerçekleştirilen kurultay salonuna işkencede öldürülen komünist işçi önderi Süleyman Yeter'in fotoğrafının yanı sıra "301 can katliamı unutmayacağız, Soma için adalet" yazılı pankart asıldı. Kurultay saygı duruşuyla başladı. Kurultaya Limter- İş Genel Başkanı Kanber Saygılı, DİSK Uluslararası İlişkiler Uzmanı Kıvanç Eliaçık, Limter-İş Eğitim Uzmanı Hilmi Toy ve Genel Sekreteri Hakkı Demiral katıldı.
İşçilerle yeni bir işçi meclisinin oluşturulması, bölgede yürütülecek çalışma biçimleri, yeni işkollarıyla buluşma yöntemlerinin tartışıldığı kurultayda, Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği'nin uygulatılması gündeme getirildi. Kurultay'da Adore'de sendikalı oldukları için işten atılan işçiler, zaferle sonuçlanan kazanımlarını anlattı.
ŞEYH BEDREDDİN'DEN SPARTAKÜS'E HER AYAKLANMA EVRENSELDİR
Toplantıda ilk sözü DİSK Uluslararası İlişkiler Uzmanı Kıvanç Eliaçık aldı. Türkiye'deki işçi sınıfı hareketi ile uluslararası sendikal faaliyetler arasında kopukluk olmadığını belirten Eliaçık, işçi sınıfı hareketliliğinin başladığı andan itibaren ortak özellik gösterdiğini söyledi. Eliaçık, "Şeyh Bedreddin uluslararası bir ayaklanmadır. Spartaküs'ün ordusu çok farklı ülkelerden kölelerin olduğu bir ayaklanma başlatır" diye konuştu. Eliaçık, "Dünyanın bütün işçileri birleşin" ile başlayan işçi parolasının enternasyonelle devam ettiğini ifade etti.
Yasalar ve iş kanunlarının sermaye çıkarına göre çıkarıldığını kaydeden Eliaçık, "Türkiye'de ilk yasa 1946'da çıkarıldı. Yasalar, çalışma koşullarına göre şekillendi. Ama işçiler yüzyıllardan beri var ve çalışıyor. Kimse durup dururken biz bu işleri yoluna koyalım diye bu düzenlemeleri, kanunları yapmadı. Kendi çıkarlarına göre yaptı" dedi.
Kıbrıs'ta işçilerin "Sendikasız işçi çalıştırılmasın" talebini yasalaştırmaya çalıştığını ifade eden Eliaçk, şunları söyledi: "Bu kanunların işçilerin talepleriyle geliştirilebilir. Halkalı'da hiç bir sendikanın olmadığı bir fabrikada işçiler kendilerini örgütledi ve taleplerini kabul ettirdi. Ya da Bursa'daki metal işçilerinin yaptığı bir cesaret örneğidir. Cesaret kanunlardan aldığımız bir şey değil."
'BİR FAY HATTI KIRILIYOR TEK YOL ÖRGÜTLÜ MÜCADELE'
Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı, örgütlü mücadelenin gücünü dikkat çekti. Saygılı, "Dünyanın neresinde olursanız olun, dünyanın en zeki insanı ya da en cesur insanı olabilirsiniz ama bir işçi olarak patronun karşısına tek başına çıktığınız zaman hakkınızı almanın yolu yoktur. Bir şey başaracaksak bir, on, ya da on bin kişi yeter ki örgütlü olalım. Programlı ve örgütlü ve sistematik bir şekilde, meclisler ile yol alalım" sözleriyle konuşmasına başladı. İstanbul'un bir çok ilçesinin yanı sıra bazı illerde yürütülen kurultay çalışmalarını hatırlatan Saygılı, bunların arttırılabileceğini ancak bu görevin sadece sendikaya ait olmadığını söyledi. Acil taleplerini "Taşeronluğun yasaklanması, sigortaların alınan ücret üzerinden ödenmesi, ücretsiz servis hakkı, yıllık izin ve sosyal hakların giderilmesi, referandum hakkı, işçi sağlığının korunması, itibari hizmet yasasının uygulanması" şeklinde sıralayan Saygılı, bu taleplerin süreklileştirilmesi gerektiğini ifade etti.
İşçilere meclisler oluşturma ve katılım çağrısı yapan Saygılı, şöyle devam etti: "İş cinayetlerini durduracağız diyoruz ama şu an bunu durdurma gücümüz yok. Genel geçer şeylerden öte, can alıcı konuları, kabul ettirebileceğimiz konulara odaklanalım, işçi meclisleri oluşturmak bunun ilk adımı. Tuzla'da 44 tersanede binlerce işçi var. Herbirinden biraraya getirerek oluşturacağımız meclislerle beraber tartışalım, kararlaştıralım. Coğrafyada çok önemli gelişmeler oluyor. Bir fay hattı kırılıyor. İşçileri daha iyi bir hayat istiyor. Metal işçilerinin sıçraması var. Ki bunun bir buçuk yıl içerisinde tersanelere de yansıyacağını düşünüyorum. Yapmamız gereken ilk şey buradan kalkarak taleplerimizi dile getirmek ve bir omurga oluşturmak. Bizim çözümümüz yok mudur? Adore direnişinde 39 gün içerisinde her türlü yasal süreci takip ettik. Bu mahkemelerdeki süreç deveye hendek atlatmaktan zor. Biz Adore'de kazandık. Ama baz almamız gereken şey bu yasaların bir gecede değiştirebildiğini görmek. Buna inanmalıyız. Bir sonraki hedefimiz işçilerin tekrar işe iade edilmesi olmalı. Bunun için komisyonlar, meclislerle hareket etmeliyiz."
'İŞÇİ MÜCADELESİNİN EN ÖNEMLİ AYAĞI SENDİKAYA GÜVENMEK'
Limter-İş Eğitim Uzmanı Hilmi Toy ise sınıf mücadelesinin en önemli ayağının işçiye ve sendikaya güvenmek olduğunu vurguladı. Patronların "sendikalara güvenmeyin, siz satar" algısını yaratmaya çalıştığını belirten Toy, "Bizim bunu kırmamız lazım. Kendi güvendiğimiz sendikayla, örgütlülükle yenilmez bir güce dönüşeceğimizi görmemiz gerekiyor. Limter-İş'in tarihi bunun örnekleriyle doludur" diye konuştu.
İşçilerin çalışma koşullarını ve örgütlenme sorunlarını anlattığı soru-cevap kısmının ardından meclis seçimi yapıldı.