Ülkemizde 15 yaşından küçüklerin çalışması İş Kanunu’na göre yasak. Devletin resmi bir kurumu olan Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 6 ila 17 yaş grubu arasındaki 893 bin çocuk ‘istihdam’ edilmekte. Aynı kurumun 2006 yılı verilerine bakıldığında bu rakam 890 bin olarak verilmekte. Bu yaş grubundakilerin yüzde 44.7’si tarım sektöründe çalışmakta. 2006 yılında bu oranın yüzde 36.6 olması kaçınılmaz olarak bunun nedeni üzerinde düşünmeye zorlamakta.
Ağustos 2014 tarihli TÜİK’in Hanehalkı İşgücü İstatistikleri’ne göre istihdam içinde tarımın payı yüzde 22,1’dir (5 milyon 815 bin kişi). Bu rakamın ne kadarının mevsimlik tarım işçisi olduğu yönünde kesin bir veri bulunmamakta. Ancak bu rakamın yaklaşık yüzde 40 veya yüzde 50’sinin mevsimlik tarım işçisi olduğu yönünde bir genel kabul vardır. Bu da kadın-çocuk-yaşlı-genç olmak üzere mevsimlik gezici ve geçici tarım işçilerinin sayısının 2 milyonun üzerinde olduğunu göstermektedir.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün -temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden birisi olan- 17 Haziran 1999 tarihinde kabul ettiği ve Türkiye’nin de 25 Ocak 2001’de onayladığı 182 No’lu Kötü Şartlardaki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Önlemler Sözleşmesi’nin 3. maddesinde en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliğini “doğası veya gerçekleştirildiği koşullar itibariyle çocukların sağlık, güvenlik veya ahlaki gelişimleri açısından zararlı olan işler” olarak tanımlamaktadır.
Bu bağlamda tarım sektöründeki çocuk işçiliği, çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinden birisi olarak değerlendirilmektedir. TÜİK Çocuk İşgücü Araştırması 2012’ye göre Türkiye’de 6-17 yaş nüfusun yüzde 5,9’u (893 bin çocuk) çalışmaktadır. Çalışan çocukların yüzde 44,7’si (399 bin çocuk) ise tarım sektöründe çalışmaktadır. Bu oran 2006 yılı için yüzde 36,6’dır (326 bin çocuk). Dolayısıyla bu süre zarfında çocuk işçiliğinde tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 8.1 puan, tarım sektöründe çalışan çocuk sayısı da 73 bin kişi artış göstermiştir.
Öte yandan gene aynı kurumun verilerine göre 1994 yılında tarımda çalışan çocukların sayısı 1.5 milyon iken, bu rakam 1999 yılında 1 milyonun altına düşmüştür. Aynı dönemde tarımda çalışanların sayısındaki azalmaya paralel olarak görülen bu gelişme 2006 sonrası tersine dönmüştür. Bir yandan tarımda çalışanların sayısı azalmaya devam ederken, tarımda çalışan çocukların sayısı artmıştır!
Mevsimlik Gezici Tarım İşçiliği 2014 Araştırma Raporu’na göre tarım işçisi çocukların ailelerinin yüzde 65’inin borcu bulunmaktadır. Sadece anne ve babaların çalışması bu borcu ödemeye yetmeyeceği için çocuklar da çalışma zorunda kalmaktadır. Gene aynı araştırmaya göre bu ailelerin üçte ikisinin anadili Kürtçe, beşte birinin anadili Arapça’dır.
Daha önceki yıllarda benzeri bir araştırma olmadığı için bir karşılaştırma yapmak oldukça zor. Ancak borcu olanların sayısında önemli bir artış olduğunu söylemek mümkün. Benzer şekilde anadili Türkçe olmayanların sayısında da bir artış olduğunu söylemek mümkün.
Ancak üzerinde durulması gereken önemli bir konu, yoksulluğun şehirlerde olduğu gibi kırlarda da yaygınlaştığı gerçeğidir. Tıpkı şehirlerde olduğu gibi yoksulluğun yanı sıra borçlanma kırlarda da artmaktadır.
HDP seçim bildirgesinde ‘Köy/kır/kent kooperatifleri ve işçi/emekçi özyönetiminde işletmeler ile dayanışma ekonomisi desteklenerek, kamu destekli bir toplumsal sektör geliştirilecek. Yerel yönetimler tarafından oluşturulacak işletmelerin “özyönetime” dayalı kooperatifler biçiminde örgütlenmesi sağlanacak’ diyerek bu sorunun çözümüne ışık tutmaya çalıştı. Bunların kağıt üzerinde kalmaması için somut adımlar atılması elzemdir.
Kürdistan halkı bölgede bu tür adımlar atmakta. Bu filizlerin tüm ülkeye yayılması için artık kolları sıvamak gerekiyor. İnsanlığın yüzkarası olan çocuk çalışmasını ortadan kaldırmak ancak bu şekilde gerçekleşecektir.