"1 milyon öğrenci okulu bıraktı"

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşanan çatışmaların eğitim emekçilerini olumsuz etkilediğine değinen Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası'nın raporuna göre, 15 Eylül'deki öğretmen atamalarının yüzde 67'si bölge çatışma bölgesine yapıldı. Bölgede yaşananların yeni atanan eğitim emekçilerini tedirgin ettiğini belirten Eğitim Sen raporunda 'Sokaklarda oynayan çocukların kurşunlandığı, 35 günlük bebeklerin, ilkokul çağındaki çocukların evlerindebile katledildiği bir ülkede eğitim-öğretimin sorunlarından bahsetmenin bir anlamı yoktur' denildi.

'TORPİL BELİRLEYİCİ'

AKP'nin 13 yıllık uygulamalarıyla kendisinden önceki siyasi iktidarların bile gerisinde kaldığına vurgu yapılan raporda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütün kademelerinde, bakanlık teşkilatından, okullara kadar her alanda yoğun bir siyasi kadrolaşma yaşandığı, eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde liyakat değil, siyasi referansın yani 'torpil'in belirleyeci olduğuna dikkat çekildi.

'1 MİLYON ÖĞRENCİ LİSEYE BAŞLAMADI'

300 bin öğretmen açığı olduğu vurgulanan raporda, atama bekleyen 300 bin öğretmenin devlet bütçesine yıllık maaliyetinin 14 milyar liraya yakın olduğu belirtildi. 

Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, liselerde okullaşma oranının yüzde 77 seviyesinde olduğu ileri sürüldü. Bu orana göre liseye gitmesi gereken 5 milyonu aşkın lise öğrencisinin 1 milyonluk kısmı okula devam etmiyor. 

Eğitim Sen'in raporunda öne çıkan maddeler şöyle:

Okul çağındaki her yüz öğrenciden 90’ı okula gitme şansına sahipken, okul sıralarında olması gereken çocuk ve gençlerimizin yüzde 10’u örgün eğitimin dışına itilmekte, tarlalarda, atölye ve fabrikalarda, sokaklarda çalışmaya zorlanıyor. 

Türkiye’de ilkokul birinci sınıfa başlayan çocuklar içinde en az 1 yıl okul öncesi eğitim alanların oranı iki yıl önce yüzde 59 iken, bugün bu oran yüzde 56’ya düştü.

OECD ülkelerinde derslik başına düşen öğrenci sayısı 21. Türkiye’de ilkokulda derslik başına düşen öğrenci sayısı 27, ortaokulda 34, liselerde 30. Türkiye’de özellikle yoksul halk kesimlerinin yaşadığı semtlerde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı açıklanan rakamların çok üzerinde. 

2015-2016 eğitim öğretim yılı itibariyle MEB tarafından alınan skandal bir kararla liselerde sınıf mevcudu 40’a çıkarıldı. Üstelik sınıfta kalan ve tekrar yapacak öğrenciler bu rakama dahil değil.
Okulda devam ve başarısızlıkla 9. Sınıf dikkat çekiyor. Lise öğrencilerinin yüzde 17’si 9. Sınıfta kalıyor ve sınıf tekrarı yapıyor. 

Okulda 20 gün ve üzerinde devamsızlık oranları ilkokulda yüzde 14,8, ortaokulda yüzde 35 liselerde ise yüzde 34.

Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması uygulamaları artarak sürüyor. Bu yıl 230 bine yakın öğrenci için özel okullara teşvik verildi. Çocuğunu özel okulöncesi eğitim kurumlarına ve özel kreşe gönderenlere 2.680 TL, özel ilkokula 3 bin 220, özel ortaokul ve liselere 3 bin 750, temel liselere gönderenlere ise 3 bin 220 lira “özel okul teşviki” verilecek. 


 
Dershanelerin temel liselere dönüştürülmesi süreci eğitimde bir süredir devam eden ticarileştirme ve özelleştirme sürecini hızlandırmış, devlet liselerinde 11. ve 12 sınıflar büyük ölçüde boşalırken, devlet liseleri öğrenci kaçışını engellemek için fiilen dershanecilik faaliyeti yapar hale getirilmiştir. 

Devletin kamusal eğitime ayırması gereken kamu kaynaklarını özel okullara aktarmasının somut bir sonucu olarak, halkın cebinden yaptığı eğitim harcamalarında son 13 yıl içinde 5 kattan fazla artış yaşandı. 

Eğitimde 4+4+4 uygulamasının başlatıldığı 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Türkiye’de sadece 45 özel meslek lisesi varken son üç yıl içinde kamu kaynaklarıyla yapılan doğrudan destek ve teşvikler sonucunda okul sayısı yaklaşık 10 kat, özel meslek liselerine giden öğrenci sayısı ise 17,5 kat gibi astronomik bir artış gösterdi. 

Göç alan büyük şehirler ile Doğu ve Güneydoğu’daki illerin çoğunda derslik başına düşen öğrenci sayısı ortalamanın çok üstünde. Güneydoğu'da derslik başına ortalama 42 öğrenci düşerken, bazı bölgelerde bu rakamlar 50’li 60’lı rakamlara ulaşıyor. 

MEB, okullarda mescit açılması için bütün imkanlarını seferber ederken, Türkiye’de kütüphanesi olan okul oranı 4+4+4 ile birlikte yüzde 41’den yüzde 39’a düştü. Bazı okulların kütüphaneleri ve laboratuvarları kapatılarak ya sınıf yapıldı ya da mescit haline getirildi. 

MEB, öğrencileri imam hatip okullarına yönlendirmek için bütün imkanlarını kullanıyor. İmam hatiplerin bütün ekonomik talepleri anında yerine getirilirken, diğer devlet okulları kaynak taleplerinin karşılanmaması nedeniyle ciddi sorunlar yaşıyor. 

2012-2013 eğitim-öğretim yılında imam hatip ortaokullarında okuyan toplam öğrenci sayısı 94 bin 467 iken, 2013-2014 eğitim öğretim yılında bu sayı 140 bin 15’e yükseldi. 2014-2015 eğitim öğretim yılında ise bir önceki yıla göre yaklaşık 3 kat artarak 385 bin 830 oldu. 

AKP’nin yıllarca her açıdan istismar ettiği imam hatip liseleri eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında önceki yıllarla kıyaslanamayacak kadar hızlı bir artış gösterdi. Türkiye’de imam hatip okullarında okuyan toplam öğrenci sayısı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın üstün gayretleri ve bütün imkânlarını seferber etmesi sonucunda imam hatip okullarında 2013-2014 eğitim öğretim yılında toplam 724 bin öğrenci varken, bu yıl bu rakam 1 milyonun üzerine çıktı. 

2013-2014’te açık öğretim lisesinde okuyan öğrenci sayısı 1 milyon 12 bin 349 iken, 2014-2015’te bu sayı yüzde 46 artışla (458 bin kişi) 1 milyon 470 bin 434’e çıktı. 

Sayıları 2 milyona ulaşan Suriyeli sığınmacıların çocukları okula gidememekte, sadece 65 bini kamplarda ve 7 bin 500'ü örgün öğretim içinde eğitim görebiliyorlar.

Eğitimde bir taraftan hala çözüm bekleyen norm kadro sorunu sürerken, MEB’in verilerine göre hali hazırda norm kadro doluluk oranı yüzde 81. Atama ve yer değiştirmelerde yapılan plansızlık, norm kadro sorununun giderek büyümesine neden olurken, çok sayıda öğretmen bu nedenle mağdur olmayı sürdürüyor ve sorunlarının çözülmesini bekliyor. 

2003-2015 yılları arsında KPSS’ye giren her yüz öğretmenden ortalama 16’sının ataması yapıldı. Her yüz öğretmenden 84’ü ya tekrar sınava girmek ya da başka bir alanda çalışmak zorunda bırakıldı. 

Bir öğretmenin devlet bütçesine yıllık ortalama maliyeti 40-45 bin TL civarındadır. 300 bin öğretmenin atamasının bütçeye getireceği yıllık yük 12-14 milyar TL arasında.